İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasında ticari ilişki, cari hesap ve haksız takip iddialarının incelenmesi üzerine verilen istinaf kararı.
Özet: Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacının ticari ilişki kapsamında davalıya verdiği 500.000 dolarlık "malen" kayıtlı bononun, davalının sunduğu delillerle cari hesap borcuna teminat olarak düzenlendiği kabul edilmiş; yapılan incelemede davacının icra takibi tarihinde davalıya 421.013,01 TL borcu bulunduğu, bu miktarı aşan kısım için ise davalının alacak hakkının olmadığı belirlenerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı taraf ile arasındaki ticari ilişkin sebebiyle 03.09.2018 düzenleme tarihli, 02.06.2021 vade tarihli, 500.000 $ bedelli “malen” kayıtlı bono düzenlendiğini, davalının malı teslim borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin aleyhine haksız hukuksuz bir şekilde .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasını başlattığını, davalının amacının müvekkilinin işletmesine el koymak olduğunu ve ticari hayatını bitirdiğini, yapılan haksız ve hukuksuz bu işlemin adeta ekonomik terör ve katliam niteliğinde olduğunu, müvekkilinin davalıya icra dosyasındaki bonodan kaynaklı borcunun olmadığını, davalının mal teslim borcunu yerine getirmeden müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin iş hacminin oldukça yüksek olan yaklaşık 50 yıllık köklü bir tacir olduğunu, davaya konu icra dosyasında müvekkilinin fabrikasındaki 40.000.000,00 ₺ tutarındaki iş ve üretim makinelerini, 2 adet taşınmazı ve 6 adet aracı haczettiklerini, hazcedilen iş ve üretim makinelerin değerinin icra dosyasındaki bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davalının müvekkilinin işletmesine el koymak ve iş yaşantısını bitirme gayesi bulunduğundan ileride telafisi güç sorunların önüne geçmek adına icra dosyasına yapılacak ödemelerin alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra dosyasına yapılacak ödemelerin alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız ve kötü niyetli davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının her ne kadar malen kaydıyla 500.000,00 $ bedelinde senet düzenlemiş olsa da yine müvekkili şirkete vermiş olduğu ıslak imzalı bizzat kendisi tarafından hazırlanmış belge ile senedin cari borcuna istinaden ikame edildiğini belirterek senedi talil ettiğini, davacının cari hesap ekstresinden de tespit edileceği gibi müvekkili şirkete nakden borcu bulunduğunun sabit olduğunu, bu kapsamdaki cari hesap ekstresinde de görülen aynı zamanda huzurdaki davayı da esastan ilgilendiren haksız işgalden doğan ecrimisil bedeline ilişkin dava da ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyası ile ikame edildiğini, ecrimisilie ilişkin dava belirsiz alacak dava niteliğinde olduğunu huzurdaki davanın gerekli incelemelerin yapılabilmesi için ... Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, huzurdaki davanın reddini, borcun kesinleşmesini, müvekkilinin mağduriyetine sebep vermesinin alacağın geç almış olması nedeniyle %20’den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava, malen bedeli ödendiği yazılı olan senetle ilgili menfi tespit istemine ilişkindir.Malen kayıtlı senedin davalı tarafça cari hesap borcuna karşılık verildiği beyan edilmiş ve bu konuda da davacının inkar etmediği █████/2018 tarihli belgeyi delil olarak göstermiştir. Davalı tarafın senedi cari hesaptan kaynaklı olarak verildiğini beyan etmesi nedeniyle sebepten mücerretlik ilkesi ortadan kalkmış ve mahkememizce cari hesap kaydı incelenmiştir. Davacı, █████/2018 tarihli imzalı belgeyi inkar etmeyip başka bir senetle ilgili olabileeğini ilerini sürmüş ise de bu konuda başka belge ve senet sunulmadığından beyanına itibar edilememiş, senetle aynı düzenleme tarihli belge ile senedin aynı alacak nedeniyle verildiği anlaşılmıştır. İncelenen cari hesapta takip tarihi itibariyle davacının davalıya 421.013,01 TL borcu bulunduğu, bu senedinde bu borcun teminatı amacıyla verildiği, dolayısıyla bu kısmı aşan miktar yönünden davalının alacak hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı taraf asıl alacak yanından ayrıca işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de, takip tarihi itibariyle bakiye cari hesaba konu asıl alacak dışında henüz işlemiş bir faiz borcu olduğuna dair bir hesap kesim veya ihtarname belgesi sunulmadığı görülmüş ve işlenen faiz yönünden davalının alacağı olmadığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede yapılan incelemede, davacının davalıya 421.013,01 TL borçlu bulunduğu, bunu aşan miktar yönünden davanın haklı olup, davanın kısmen kabulüne davacının .... İcra Müd. ... E. Sayılı takip dosyasına yönelik 421.013,01 TL dışında borcu olmadığının tespitine, ve takibin sadece bu miktar üzerinden devamına "karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf huzurdaki dosyayı senedin mal karşılığı verildiğini buna karşılık kendilerine mal teslim edilmediğini iddia ederek tamamen müvekkili şirket ticari kayıtları dayanmak suretiyle huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı tarafından düzenlenen senet cari borcuna istinaden ikame edilmiş olup ilk derece mahkemesi tarafından da bu hususun tespit edildiğini, ancak yapılan incelemenin eksik kaldığını, buna göre ... Mah. ... Cadde No:... .../İstanbul adresine mukim taşınmaz davacı tarafın mülkiyetinde iken 2016 yılında dava dışı ...'e sattığını, davacı ilgili taşınmazda faaliyetlerine devam ettiğini, verilen senet buradaki işgali de dahil olmak üzere müvekkili şirkete olan borçlarına istinaden verilmiş olup teminat niteliğinde olmadığını, bununla birlikte davacı tarafça geçen süre zarfında müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapılmadığını, bu sebeple öncelikle 13.12.2016- 07.07.2018 tarihleri arasında taşınmazı haksız şekilde işgal ettiğine ilişkin ...... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, dava dışı ... 13.12.2016-07.07.2018 tarihleri arasına ilişkin ecrimisil bedeli hususunda alacak ve ferilerine ilişkin tüm haklarını müvekkili şirkete devrettiğini, bu kapsamda ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile ikame edildiğini, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasını bekletici mesele yapılması talep edildiğini ancak mahkeme tarafından bu husus göz ardı edilerek yargılamaya devam olunduğunu, ancak ecrimisil ve kira bedelleri de cari hesaba dahil tutarlar olup değerlendirme yapılırken bu kayıtların da dikkate alınması gerektiğinin açık olduğunu, bu sebeple eksik inceleme yapılırak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2022 tarih, ████████ E. ████████ K. sayılı ilamının incelenerek, istinaf yoluna başvurularının kabulünü, kısmen kabul kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılarak davanın tam bedel üzerinden reddine karar verilmesini, borcun kesinleşmesini, müvekkilinin mağduriyetine sebep vermesi alacağını geç almış olması nedeniyle %20’den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, kararın icrasının ertelenmesi bakımından İcranın Geri Bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf yargılama devam ederken kötü niyetli olarak müvekkilinin ailesi ile ikamet ettiği taşınmazının satış işlemlerine devam ettiğini, müvekkili haciz tehdidi altında kaldığından Mahkeme kararı doğrultusunda icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme gerçekleştirdiğini, davaya istirdat davası olarak devam edilmesini talep ettiklerini, taraflarınc davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin talep edildiğini, mahkemenin bu taleplerini reddettiğini, Yargıtay kararlarında ve İİK 72/5'te açıklandığı üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi şartlarının karşı tarafın "haksız" ve "kötü niyetli" olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından da görüleceği üzere huzurdaki davada, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinin tanzim tarihi ile ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı ecri misil davasının dava tarihlerinin aynı olduğunu, davalının gerçeğe aykırı dava ve belgelerle yargıyı meşgul etmekte, lehine delil elde etmeye çalıştığını, ayrıca davalının, müvekkili aleyhine %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiğini, müvekkilinin huzurdaki davayı açmakta haksız olmadığını, nitekim yapılan yargılama sırasında icra takibi konusu bonodan kaynaklı müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edildiğini, devamla, dava değerinin yüksek olması sebebiyle müvekkilinin ihtiyati tedbir kararını maddi sebeplerden ötürü infaz edemediğini, bu sebeple davalının bu talebinin mesnetsiz olup reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle mahkeme kararının kaldırılarak ve düzeltilerek talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, davalının istinaf başvurusunun reddine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı tarafından davacı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 500.000 USD bono bedeli, 2.328,77 USD işlemiş faiz, 1.000 USD bono komisyonu olmak üzere toplam 503.328,77 USD alacağın tahsili istemiyle 06.07.2021 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesi uyarınca takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dava konusu 03.09.2018 keşide tarihli 02.06.2021 ödeme tarihli bonoda davacı keşideci, davalı lehtar olup, ihdas nedeninde “malen” kaydı bulunmaktadır.Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır. bonoda şekil şartları; “bono” ya da “emre muharrer senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedirSenette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). “Bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarih, ███████-1622 E. ve █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir. Kambiyo senetleri, tacirler arası hukuki ilişkilerden dolayı düzenlense dahi ticari defter ve kayıtlara işlenmesi zorunluluğuna dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu tür belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer bir belgeyle ispatı gerekir. Malın teslimini bonolardaki malen kaydı ile ispat eden davalının ayrıca ticari defterlerinde teslime ilişkin belgenin kaydının bulunup bulunmaması önem arz etmemektedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 tarih, ██████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı).Somut olayda davacı, ticari ilişki sebebiyle davalı lehine “malen” kayıtlı bono düzenlediğini, davalının mal teslim borcunu ifa etmediğini ve hakkında icra takibi başlattığını beyan ederek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı ise davacının ıslak imzalı bizzat kendisi tarafından hazırlanmış belge ile senedin cari borcuna istinaden düzenlendiği belirterek senedi talil ettiğini, davacının nakden borcu bulunduğunu, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyası ile davacı hakkında ikame ettiği ecrimisile ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davacı, münhasıran davalı ticari defterlerine dayanmış olup, incelenen davalı ticari defterlerine göre; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2011 yılına kadar dayandığı, davaya konu senedin düzenlendiği 03.09.2018 tarihinde davacının davalıya 2.203.560,98 TL borcu olduğu, bu tarihten sonra da ticari ilişkinin devam ettiği, davaya konu bononun davalı ticari defterine kaydedildiği tarihten önce davacının davalıya 421.013,01 TL borçlu olduğu, davalının dava ve takip konusu bonoyu kayıtlarına alarak davacıya 3.722.336,99 TL borçlu duruma geldiği , dava dışı temlik eden ... ile imzalanan temlik sözleşmesine konu edilen ecrimisil alacağının 01.07.2021 tarihinde davalının ticari kayıtlarında yer aldığı ve ecrimisil bedelleri düşüldükten sonra 31.12.2021 tarihi itibariyle davalının davacıya 1.534.120,85 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda davalı tarafça sunulan ve davacının imzası bulunan ve içeriğinde "cari hesaba mahsuben 500.000 USD senet verilmiştir" yazılı olan 03.09.2018 tarihli belgenin davacı tarafından inkar edilmemiş olup, davalı tarafça bononun cari hesap alacağına ilişkin verildiğinin savunulması karşısında taraflar arasında başkaca bir bononun varlığının iddia ve ispat edilmemesine göre TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükü davalı üzerindedir. Davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekli olup, bu kapsamda mahkemece taraflar arasındaki cari hesap ilişkinin incelenmesi yerindedir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davalıya ait ticari defterlerde bonoya dayalı herhangi bir tahsilat kaydının bulunmadığı -nın ve davacının davalıya cari hesap yönünden takip tarihi itibariyle 421.013,01 TL borçlu olduğunun tespit edildiği gözetildiğinde mahkemece bu miktarı aşan kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ayrıca her ne kadar davalı ticari defterlerinde ecrimisil bedeline ilişkin cari hesapta kayıt bulunmakta ise de bu tutar, dava ve takibe konu bononun davalı ticari defterlerine kaydedildikten sonra hesaplara alınmış olup, ecrimisil ile ilgili taraflar arasında ayrı bir davanın görülmekte olduğu da gözetildiğinde mahkemece ecrimisil bedelinin dikkate alınmamasında ve taraflar arasında görülmekte olan ecrimisile ilişkin davanın bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur.Davacı vekili her ne kadar davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf sebebi ileri sürmüş ise de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/5. Maddesinde davanın borçlu lehine hükme bağlanması ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılması halinde talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiş olup, somut olayda davacı hakkında başlatılan takibin kötüniyetli olduğunun ispatlanmamasına göre davacı yararına kötüniyet tazminatına karar verilmesinin şartları oluşmamıştır. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştirHMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 67.846,31 TL harcın, alınması gerekli olan 271.385,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 203.538,89TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026