İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari defter ve belgelerin zayi belgesi talebinin reddine ilişkin ilk derece kararının, su baskını ve ev sahibi müdahalesi iddiaları ile basiretli tacir ilkesi bağlamında yapılan istinaf incelemesi kararı.
Özet: Ticari defter ve belgelerinin 2019daki su baskını ve sonrasında mülk sahibinin eşyaları dışarı atması sonucu zayi olduğunu iddia eden davacının zayi belgesi talebi, ilk derece mahkemesince olayın üzerinden uzun süre geçmesi, zamanında tutanak tutulmaması, basiretli tacir gibi davranılmaması ve vergi incelemesinde belgelerin ibraz edilmemesi gerekçeleriyle reddedilmiştir; bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda, mahkemenin ilgili ceza soruşturmasındaki mülk sahibi müdahalesine dair beyanları ve belgenin irade dışı zayi oluşunu göz ardı ettiğini, basiretli tacir ilkesini hatalı yorumladığını, ilgili ceza dosyalarını celp etmeyerek resen araştırma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve mülkiyet hakkının korunması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi (HASIMSIZ) Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, İstanbul ili Tuzla ilçesinde bulunan adresinde bulunduğu ofisine 13 Ocak 2019 yılında su bastığını, meydana gelen bu su basması olayı nedeniyle işyerinin zarar gördüğünü, şirket merkez adresi olan ... Tuzla / İstanbul adresinde gerçekleşen su baskınında işyerinde bulunan 2018 Alış - Satış Faturaları, 2018 yılı Yemiye, Kebir ve Envanter Defteri olmak üzere bir kısım ticari belgelerin zayi olduğunu iddia ederek, zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Her ne kadar davacı tarafça zayi belgesi verilmesi talebi ile dava açılmış ise de davacının zayi belgesi istediği döneme ilişkin 2023 yılında vergi incelemesine tabi tutulduğu, vergi incelemesine tabi tutan ilgili idare tarafından tebligata rağmen davacının ilgili kurum tarafından istenilen bilgi ve belgeleri ibraz etmediği, █████/2019 tarihinde gerçekleştiği su baskınına ilişkin su baskın tarihinde tutulmuş bir tutanağın mevcut olmadığı, su baskını olduğu ileri sürülen tarihten yaklaşık 6 yıl sonra tutulmuş bir tutanağa istinaden zayi belgesi talep edildiği, vergi incelemesi döneminde iki farklı inceleme kapsamında davacı şirket temsilcisine tebligat çıkarılmasına rağmen davacının ilgili kuruma söz konusu belgelerin zayi olduğuna ilişkin her hangi bir yazılı bildirim veya savunmada bulunulmadığı gibi istenilen bilgi ve belgelerin ibraz edilmediği, █████/2019 tarihinde meydana geldiği ileri sürülen su baskını olayından 6 yıl sonra belgelerin zayi olduğunu öğrendiklerine ilişkin beyanların hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu haliyle davacının Yargıtayın müstekar kazanmış kararları kapsamında basiretli tacir gibi davranmadığı vicdani kanaati..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinde su baskını iddiası ile dava tarihi arasındaki zaman dilimi, basiretli tacir ilkesine aykırılık olarak nitelendirildiğini ancak bu nitelendirmenin yerinde olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi hakkında davadan önce bir ceza soruşturması kapsamında verilen resmi ifadelerinin tamamen göz ardı edildiğini, müvekkilinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ Soruşturma sayılı dosyasında 21.02.2024 tarihinde kolluk huzurunda verdiği ifadelerde; ticari defter ve belgelerin ofiste muhafaza edildiğini ancak işlerin bozulması nedeniyle ofisten ayrılmak zorunda kaldığını, mülk sahibinin tüm eşya ve belgeleri rıza dışı dışarı attığını, belgelere ulaşılamadığını açıkça beyan ettiğini, HMK 385.maddesi gereğince resen araştırma ilkesinin ihlal edildiğini, ceza dosyasının celp edilmediğini, müvekkili yetkilisinin aynı dönem ve belgelerle ilgili İstanbul Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında yargılandığının bilinmesine ve dosyalardaki belgelerden anlaşılmasına rağmen dosya ve soruşturma evrakının celp edilmediğini, dosyaya sunulan 20.02.2025 tarihli tutanakta; şirketin ticari defterlerinin zayi olma süreci ve bu süreçteki dış müdahaleyi tevsik eden en somut delillerden olduğunu bu tutanakta 13.01.2019 tarihindeki su baskınına atıf yapılmakla birlikte en önemli hususun mülk sahibi tarafından şirket merkezindeki zayi olan ticari defterlere ulaşılmasının engellendiği gerçeğinin şahitler huzurunda kayıt altına alındığını, irade dışı ve önlenemez bir durum olduğunu, ticari defterlerin üçüncü kişi müdahalesi ile zayi olmasında kusursuzluğun olduğunu, mülk sahibinin müdahalesinin mücbir sebep ve irade dışı ziya olarak değerlendirilmesi gerektiğini, zayi belgesi verilmesinin sadece doğal afetlerle sınırlı tutulmasının hukuki hata olduğunu, basiretli tacir ilkesinin hatalı yorumlandığını, vergi incelemesi sürecindeki hukuki imkansızlığın olduğunu, süreye dayalı ret kararının ziyayı öğrenme tarihi ve hak düşürücü süre yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, hayatın olağan akışı karinesinin somut olay ile örtüşmediğini, mahkemenin çelişkili gerekçelerle savunma hakkını kısıtladığını, mülkiyet hakkı ve ticari itibarının korunması gereğince kararın kaldırılmasını gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, dosyanın eksikliklerin giderilmesi ve yeniden yargılamanın yapılması için mahkemesine iadesine, aksi halde ise müvekkili şirkete ait 2018 yılı alış-satış faturaları ile 2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterleri hakkında zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. Dilekçeye ek olarak, davacı şirket yetkilisinin şüpheli olarak yer aldığı, İstanbul Anadolu Ceza Mahkemesine hitaben , vergi usul kanununa muhalefet suçu nedeniyle düzenlenen 08.07.2024 tarihli iddianame örneği ve 21.02.2024 tarihli polis merkezindeki ifade tutanağı ibraz edilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı tarafça 03.03.2025 tarihli dava dilekçesinde; 13.01.2019 yılında ofisin su bastığını, su basması nedeniyle iş yerinin zarar gördüğünü, iş yerinde bulunan 2018 yılı alış satış faturaları, 2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defteri ile ilgili zayi belgesi verilmesini talep ettiği, talep dilekçesine ekli olarak kira sözleşme örneğini ve ayrıca adi yazılı şekilde düzenlenen 20.02.2025 tarihinde tutulduğu anlaşılan tutanak örneğini ibraz ettiği, söz konusu tutanakta 13.01.2019 yılında ofiste su baskını gerçekleştiği, 2018 yılı alış satış faturaları, 2018 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin su baskını nedeniyle zayi olduğunu, ticari defterlerinin aranmasına rağmen mülk sahibi tarafından şirket merkezindeki zayi olan ticari defterlere ulaşmasınında engellendiği, su baskını nedeniyle ticari defterlerin 13.01.2019 tarihinde zayi olduğuna dair dava dışı şahitle birlikte tutanak düzenlendiği, davalı şirket hakkında vergi müfettiş yardımcısı tarafından 25.12.2023 tarihinde vergi suçu raporu düzenlendiği, raporun, davacı şirket temsilcisi ...'un 2018 hesap dönemi belgelerini 2022 yılında ibraz etmemesi ve 2018 hesap döneminde bilerek sahte fatura kullanmak suretiyle 213 sayılı VUK'nın 359.maddesinin a ve b bendinde yazılı kaçakçılık suçuna ilişkin olduğu, 17.10.2023 tarihli vergi inceleme tutanağınında 2018 yılı ticari defter ve belgelerine ilişkin olduğu, raporun 11.paragrafında, mükellef kurum temsilcisinin inceleme kapsamında 2018 hesap döneminde tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamına giren tarh edilecek vergiler ve kesilebilecek cezalar için uzlaşma talep ettiğinin belirtildiği, davacı şirket temsilcisinin 21.02.2024 tarihinde şüpheli sıfatıyla vermiş olduğu Orhanlı Polis Merkezindeki ifadesinde; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosunun █████████ nolu dosyası hakkında bilgi sahibi olduğunu, şirket faaliyetinin, ikamet amaçlı binaların inşaatının yapımı olduğunu, taşeron olarak yapımını üstlenmiş oldukları inşaatların ilgili işlerle malzemelerini tedarikini sağladıklarını, işlerin iyi gitmemesi ve yeterli kar elde edememeleri sebebiyle kullanılan ofisten ayrıldıklarını, ticari defter ve belgeleri ofiste muhafaza ettiklerini ancak ayrıldıkları dönemde mülk sahibinin tüm eşya ve belgeleri attığını, belgelere ulaşamadığını, kesilen tüm faturaların ticari defterlere işlendiğini, gerçek bir mal alış satışına dayandığını beyan ettiği, davacı şirket yetkilisi hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosunun █████████ Soruşturma nolu dosyasında VUK'ya muhalefet suçundan dolayı 08.07.2024 tarihinde asliye ceza mahkemesine kamu davasının açıldığı, iddianame içerisinde şüphelinin 2018 dönemine ait defter ve belge ibrazı için belge isteme yazısının gönderildiği, yasal mazeret belirtilmeksizin defter ve belgelerin ibraz edilmediği, bu şekilde 213 sayılı VUK'un 359/a-2 maddesinde tanımlanan suçu işlediği ifadelerine yer verildiği, kamu davasının İstanbul Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesinde ████████ Esas sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bilgi ve belgeler dosya içerisine celp edildikten sonra duruşma açılmıştır. Davacı vekili duruşmada zapta geçen beyanında; 2018 yılında ticari defterlerin su baskını ile zayi olduğunu, tanıkların dinlenilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür."TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür." Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü hâlinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren bir ay içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanunda “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7).Zayi belgesi talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK'nın 385/2.maddesi uyarınca, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir.Somut olayda, zayi olayının nasıl meydana geldiğine dair tutanak ibraz edilmiştir. Ancak ilgili vergi dairesi taraından dosyaya ibraz edilen vergi suçu raporu ve istinaf dilekçesine ekli davacı şirket yetkilisi hakkında 2018 yılına dair düzenlenen VUK'un ilgili maddesi kapsamındaki iddianame içeriğinden, iddiaların soyut olduğu kanaatine ulaşılmıştır. İstinaf dilekçesinde de önceki iddiaları tekrar edilmiştir. Söz konusu iddialar defterlerin zayi olduğuna dair iddiayı ispatlar nitelikte değildir.Çünkü sadece şirketin elinde olmayan sebeplerden dolayı kaybolduğuna dair soyut ifadeler kullanılmıştır. Yapılan açıklamalar dosya kapsamı ile uyumlu bulunulmamıştır. Talep dilekçesinde ofisin su bastığı iddiasında bulunulmuşken, istinaf dilekçesinde mülk sahibinin taşınma sırasında eşyaları attığı iddiası da eklenmiştir. Bu durumda, yasal düzenleme kapsamında iddianın muhafaza kusuru niteliğinde bir davranış olduğunun kabulü gerekmiştir. Tacir davacının defterlerinin muhafazası konusunda gerekli özeni gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç. maddesi uyarınca, karar kesindir.