Konya BAM, ürün senedi düzenlenmeyen mısırın lisanslı depoculuk sistemindeki mülkiyet tespiti ve tazmin fonu sorumluluğu istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki belge, davacının lisanslı depoculuk şirketine teslim ettiği ancak şirket yetkililerinin yurt dışına kaçması ve senetlerin kaybolması nedeniyle ELÜS sistemine kaydedilemeyen veya ürün senedi düzenlenemeyen 837,479 ton mısır ürününün mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti talebiyle açtığı davada, davalı Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonunun mevzuata uygun ürün senedi bulunmadığı için davacının mudi sayılamayacağı ve dolayısıyla fondan tazminat talep edemeyeceği yönündeki pasif husumet itirazı ile birlikte, ilk derece mahkemesinin kararının hukuki değerlendirmesini konu almaktadır.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026
NUMARASI : ... Esas-... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ........
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVALILAR : 1-........
2-........
VEKİLİ : Av.....
İSTİNAF EDEN DAVALI : 3-........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ........ vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile ........ A.Ş. arasında, 05.11.2025 - 12.11.2025 tarihleri arasında 1.200,120 ton brüt, 1.140,799 ton net mısır ürününün ELÜS sistemine kaydedilmesi ve ürün senedi oluşturulması konusunda anlaşma sağlandığını ve mısır ürününün teslim edildiğini ancak, müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen karşı taraf şirketin oyalama yoluna gittiğini, uzun süre ürünün ELÜS sistemine kaydedilmediğini ve ürün senedi düzenlenmediğini, ........'na başvuru yapılacağının belirtilmesi üzerine 303,320 tonluk kısmının ELÜS sistemine kaydedildiğini, kalan 837,479 tonluk kısma ilişkin ürün senetlerinin karşı taraf şirket yetkililerinin yurt dışına kaçması nedeniyle ilgili lisanslı depoculuk şirketi tarafından müvekkiline teslim edilmeksizin kaybolduğunu, müvekkilinin ........'na yaptığı başvuruların da mağduriyetini gidermediğini, Bakanlık tarafından 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu 17/2. maddesi uyarınca mülkiyetin tespiti için mahkeme kararı alınması gerektiği bilgisi verildiğini, müvekkili tarafından ürün teslimine ilişkin fişler, şirket muhasebecisi ile yapılan WhatsApp konuşmaları ve şirket tarafından gönderilen alımları gösterir excel tablosunun sunulduğunu, bu belgelerle 1.140,799 ton ürünün teslim edildiğinin açıkça görüldüğünü, kalan kısım için ürün senetlerinin düzenlendiği söylendiği halde ne fiziki olarak teslim edildiğini ne de ELÜS sistemine kaydedildiğini, bu senetlerin şirket tarafından kaybedildiğinin açık olduğunu, Yunak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. numaralı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında karşı taraf şirketlere kayyum atandığını ve tüm malvarlıklarına el konulduğunu, bu kapsamda şirket kayıtlarına ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili soruşturma dosyasında yer aldığını, ........ ile ........ arasında organik bağ olduğunu, her iki şirketin yetkilisinin ........ olduğunu ileri sürerek, mahkemece bilirkişi incelemesi ile müvekkiline ait net 1.140,799 ton mısır ürününün ELÜS sistemine aktarılması ve ürün senedi verilmesi için karşı taraflar ........ A.Ş. ve ........'ye teslim edilmesine rağmen ürün senetlerinin düzenlendiği ve ELÜS sistemine kaydedileceği şeklinde oyalanması neticesinde, ürün senedi düzenlendiği belirtilen ve ELÜS sistemine aktarılmayan 837,479 ton mısır ürününün ilgili kanun hükümleri çerçevesinde mülkiyetinin müvekkile ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekili, mevzuattaki düzenlemelerde açıkça belirtildiği üzere, bir kimsenin mudi sayılabilmesi için mevzuata uygun olarak elinde ürün senedi bulundurması gerektiğini, Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonunun görevinin de elinde mevzuata uygun ürün senedini bulunduran mudilerin zararını karşılamakla sınırlandırıldığını, Bakanlıkları tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede de kanun ve yönetmeliklerde haiz olması gereken nitelikteki belgelere sahip olmayan davacının ilgili kanunlar çerçevesinde mudi olarak değerlendiremeyeceğinden davacı tarafça ihtilaf ileri sürülerek tespiti istenilen konulara ilişkin pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, konunun bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin olduğu ve bu kapsamda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında çözümlenmesi gerektiği için 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu çerçevesinde Bakanlıklarınca yapılabilecek herhangi bir işlem bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "...Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; dava konusunun 837,479 ton mısırın davacıya ait olduğunun tespiti istemiyle dermeyan edildiği, davalıların tacir oldukları, davacının yapılan tacir araştırmasında kendisinin █████/1994 tarihinde ticareti terk ettiği ve böylece tacir sıfatını kaybettiği, dosya içerisinde bulunan faturalardan uyuşmazlık konusunun 2025 yılına ait olduğu dikkate alındığında dava konusunun mutlak ya da nispi ticari iş kavramı altına da girmemesi sebebiyle davanın görev yönünden reddine...." gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, davaya bakmaya Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin T.C. ........ ile yaptığı görüşmeler neticesinde bakanlık tarafından şifahi olarak 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu 17/2. maddesi uyarınca teslim edilen ürünlerin mülkiyetinin tespitine ilişkin mahkeme kararı alınması gerektiği noktasında bilgi verildiğini, bu kapsamda işbu tespit talebinin yapıldığını, ilgili kanun maddesinde açıkça Türk Ticaret Kanununun makbuz senedinin kaybolmasına ilişkin hükümleri çerçevesinde bir karar alınacağının bildirildiğini, makbuz senedinin kaybolmasına ilişkin hükümlerin TTK'nun 849. maddesinde düzenlendiğini, TTK'nun 4. maddesi gereği makbuz senedinin kaybolmasına ilişkin hükümlerin açıkça TTK'da düzenlenmiş olması sebebiyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili, davacının somut uyuşmazlıkta hukuki menfaatinin bulunmadığını, talep her ne kadar çekişmesiz yargı işi olarak nitelendirilmeye çalışılsa da, somut olayda davacı mülkiyet iddiasında bulunmakta olup, bu durumun çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacının delil tespiti isteyebilmesi için delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ihtimal dâhilinde bulunması gerektiğini ancak, davacının ileri sürdüğü iddiaların ve delil tespiti için mahkemeye ibraz etmiş olduğu belgelerin kanunda yer alan şartları taşımadığını, öyle ki davacının zaten belgelerini yazılı olarak ibraz etmediğini, fiili durumun artık delil tespiti davası değil mülkiyetin tespitine ilişkin esas mahkemesince değerlendirilecek bir hukuki durum olduğundan davacının hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece verilen görevsizlik kararı usule uygun olsa da kanuna açıkça aykırı olduğunu, somut olayda taraflar arasında çekişme bulunmadığını, aleyhine delil tespiti istenilen ........'nın pasif husumet yokluğu iddiası ileri sürüldüğünden tespiti istenilen talebin çekişmesiz yargı işi olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, somut uyuşmazlığın davacının ticari işletmesiyle ilgili olmayıp, şahsi mülkiyet iddiasına dayandığını ayrıca, ilgili kanunda yer alan atfın, görev kurallarına değil, uygulanacak maddi hukuk hükümlerine ilişkin olduğunu, dolayısıyla 5300 sayılı Kanun’da yer alan atfın, görev kurallarını değiştiren bir düzenleme olmayıp yalnızca uygulanacak hükümlere ilişkin olduğunu, bundan dolayıdır ki, davacının salt bu hükümlere dayanarak Ticaret Kanunu hükümlerinden muhafaza istemesinin kabul edilebilir olmadığını, aksi kabulün, Türk Ticaret Kanunu’na yapılan her atfın uyuşmazlığı ticari dava haline getirmesi sonucunu doğurur ki bunun, görev kurallarının genişletilmesi anlamına geleceğini ve hukuken kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, mahkeme kararının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, mülkiyetin tespiti istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Ancak, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'nun, ''Ürün Senedinin Düzenlenmesi '' başlıklı 15/1 maddesinde '' Bir ürünün lisanslı depo işletmesine teslim ve kabul edilmesi halinde, söz konusu ürün için ürün senedi düzenlenir. Teslimat sırasında ürün senedi dışında düzenlenen tartım makbuzu ve delil niteliğini haiz benzer belgeler de ürünün mülkiyetinin ispatında kullanılabilir. Ürün senedi veya delil niteliğini haiz diğer belgeler; ürünün aynı miktar, cins, sınıf ve kalitede mudîye geri verilmesini garanti eder ve bu teslim satış değil vedia anlamındadır.
(Mülga ikinci fıkra: 6/███████-████████ md.)
Ürün senedinin içeriği, şekli ve muhafazasına ilişkin hususlar yönetmelikte düzenlenir.
Basılı ürün senetleri hükmünde olmak üzere elektronik ortamda da ürün senetleri oluşturulabilir. Elektronik ürün senetlerinin düzenlenmesine, muhafazasına, güvenliğine, bu hizmetleri yürütecek kuruluşların lisans almalarına, faaliyetlerine, denetimlerine ve diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla yönetmelikle düzenlenir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 17/2 madde ve fıkrasında '' Ürün senedinin kaybolması veya zarar görmesi halinde ürün senedi sahibi, mülkiyetin tespiti için Türk Ticaret Kanununun makbuz senedinin kaybolmasına ilişkin hükümleri çerçevesinde bir karar almak üzere mahkemeye başvurur. Mahkeme kararına istinaden lisanslı depo işleticisi yeni bir ürün senedi düzenler.'' hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın ''Senetlerin zıyaı'' başlıklı 849 maddesinde de '' Makbuz senedi veya varantı kaybeden hamil, bu senetlere malik olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle, mağazanın bulunduğu yerdeki mahkemeden alacağı izin üzerine, durumun kararda gösterilen o yer gazetelerinde ilanından ve itiraz için verilecek sürenin geçmesinden sonra ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın süresi geçmişse, hamilin istemi üzerine mahkeme aynı şekilde borcun ödenmesine izin verebilir. İzin, mağazaya ve varanta ilişkin ise, hem mağazaya hem de ilk borçluya tebliğ olunur. Alacaklının, mağazanın bulunduğu yerde bir de yerleşim yeri göstermesi gerekir. Mağaza sahibi ve borçlu izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkeme derhâl hükmünü verir. Hüküm alacaklı lehine ise, icranın geri bırakılmasına karar verilemez. Ancak, ilgililerin istemi üzerine, icra mahkemesi hüküm kesinleşinceye kadar tevdi olunan eşyanın satışından elde edilecek paranın icra veznesinde saklanmasına karar verebilir. '' düzenlemesi bulunmaktadır.
Ayrıca, hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında hükme bağlanmış ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemelerin, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. TTK'nın 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacaktır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Her ne kadar mahkemece yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiş ise de, uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen hususlara ilişkin olması nedeniyle mutlak ticari dava olduğu nazara alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre davalı ........ vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!