Suriyedeki Fırat Kalkanı Harekatı sırasında mayın patlamasıyla yaralanan piyade uzman onbaşının maluliyet, bakıcı gideri ve manevi tazminat taleplerinin Danıştayca temyiz incelemesi.
Özet: Fırat Kalkanı Harekatında mayın patlaması sonucu malul kalan piyade uzman onbaşı, kalıcı maluliyet, bakıcı gideri ve manevi tazminat talepleriyle açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri tarafından, davacının önceki yardımlar nedeniyle büyük ölçüde maddi zararının oluşmadığına hükmedilirken, sınırlı bakıcı gideri ve talep edilenin altında manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Her iki tarafın da aleyhlerine olan kısımları temyiz etmesi üzerine, davacının efor kaybı tazminatı ile manevi tazminatın yetersizliği ve faiz başlangıcı, davalı idarenin ise sorumluluğu olmadığı yönündeki iddiaları Danıştay tarafından değerlendirilmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA .VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, ...Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken, Fırat Kalkanı harekatı kapsamında Suriye'de icra edilen operasyonda █████/2016 tarihinde Al Bab Hastane Bölgesinde zırhlı muharebe aracının üzerinden geçmesi nedeniyle mayın patlaması sonucu yaralanarak malûl kaldığından bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık fazlaya dair hakları saklı tutularak kalıcı maluliyeti nedeniyle 15.000,00 TL, bakıcı gideri için 15.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay nedeniyle uğranılan zararların kusursuz sorumluluk ilkesine göre karşılanması gerektiği, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın... tarih ve ... sayılı Adli Tıp Kurul Raporu'nda davacının maluliyetinin %7.3 oranında sayılacağının, tedavilerinin devam ettiği dönemde iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin ve bu süre zarfında %100 malul sayılacağının, ayrıca yaralanması nedeniyle 1 ay süreyle gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bakıcıya muhtaç olduğunun belirtildiği, maddi tazminat istemi yönünden, davacıya tütün ikramiyesi ödendiği, 3713 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlandığı, derece ve kademesinin 30 katı üzerinden 70.138,13 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, bu süreçte ayrıca tüm maaşlarının da davacıya ödendiği, 2330 sayılı Kanun uyarınca 25.780,63 TL nakdi tazminat ve bayram ikramiyesi ödendiğinden aktif ve pasif dönemde herhangi bir maddi zararının oluşmadığı; bakıcı gideri yönünden, dosya kapsamında yer alan sağlık kurulu raporunda 1 ay süreyle bakıcıya muhtaç olacağı belirtildiğinden olay tarihinde yürürlükte olan, █████/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı ile aylık brüt asgari ücret 1.647,00 TL olarak belirlediğinden bu tutarın bakıcı gideri zararı olarak ödenmesi gerektiği; manevi tazminat istemi yönünden, davacının gerçekleşen olayda kusurunun bulunmayışı, olayın oluş şekli, davacıdaki sürekli işgücü kaybı oranı, yaralanmış olması ve geçirmiş olduğu bir dizi ameliyatlara rağmen davacının uğramış olduğu zararın niteliği dikkate alındığında 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, meydana gelen olay nedeniyle daha fazla efor sarf ettiği, fazladan harcanan efor kaybından doğan zararın tazmininin istenildiği, tedavi süresi devam ettiğinden zararın gelişmekte olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu, reddedilen manevi tazminat nedeniyle idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, faiz başlangıç tarihinin olay tarihi olması ve Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, kusursuz sorumluluk ilkelerine göre de tazmin sorumluluğunun olmadığı, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.TARAFLARIN_SAVUNMASI: Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü kısmen reddi ile kararın manevi tazminat ve bakıcı gideri yönünden onanması, efor tazminatı yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından ... Komutanlığı bünyesinde Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin DAEŞ, PKK/YPG başta olmak üzere sair terör örgütleri ile mücadele kapsamında yürüttüğü Fırat Kalkanı harekatına zırhlı muharebe aracı sürücüsü olarak iştirak ettiği, █████/2016 tarihinde terörist unsurlar tarafından yerleştirilen mayın ve el yapımı maddenin patlaması sonucu vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı, olay sonrasında uzun süre tedavi gördüğü, olay sonrasında duyduğu elem ve ızdıraba karşılık olmak üzere maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, dava açıldıktan sonra dava konusu eylemden kaynaklı olarak vazife malulü olduğuna karar verildiği ve emekliye ayrıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat talebinin efor kaybı yönünden reddine yönelik kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: Davacının görevinin neden ve tesiriyle yaralandığı ve meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Uyuşmazlıkta; davacıya 3713 sayılı Kanun uyarınca 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesine göre ek ödeme tahakkuk ettirildiği, 25.780,63 TL nakdi tazminat ödendiği görülmektedir. Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.Bakılan uyuşmazlıkta dava konusu olay nedeniyle davacının yaralandığı dolayısıyla çalışma gücü kaybına uğradığı açık olup, davacıda meydana gelen bu çalışma gücü kaybı oranının █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi gerekmektedir.Buna göre anılan Yönetmelik uyarınca alınacak sağlık kurulu raporuyla tespit edilecek maluliyet oranında davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.Bu durumda davacının aktif dönemdeki, (geçici iş göremezlik süresinin bittiği tarihinden yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete yukarıda belirtilen sağlık kurulu raporuyla belirlenecek olan meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir.Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle ( AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece, davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişi marifetiyle hesaplanıp davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat talebinin efor kaybı yönünden reddine karar verilmesinde ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat ve bakıcı gideri istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yargılama giderleri konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesinin 2. fıkrası manevi tazminat davaları yönünden Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile iptal edildiğinden, manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davalarda, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi halinde anılan iptal kararı uyarınca reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada söz konusu hususun dikkate alınması gerektiği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,2.... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat isteminin efor kaybına ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, manevi tazminat istemi ile maddi tazminat isteminin bakıcı giderine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde reddedilen manevi tazminat nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine ilişkin kısım yönünden oy çokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." hükmü bulunmaktadır.Anayasa'nın metnine yer verilen hükmünde çok açık bir biçimde vurgulandığı üzere, iptal edilen kanun hükümleri, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacaktır. Şayet Anayasa Mahkemesi, verdiği iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi kararında ayrıca belirlemişse, iptaline karar verilen hüküm(ler) bu tarihte yürürlükten kalkar. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi belirlediği durumlarda, yürürlükten kalkmayan hükümlerin derdest dosyalar yönünden uygulanması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmiştir. Anılan kararda, iptal hükmünün Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği görülmektedir. Buna göre, iptal edilen hükmün, █████/2025 tarih ve 32841 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, bu tarihten dokuz ay sonra, yani █████/2025 tarihinde yürürlüğe gireceği dikkate alındığında anılan tarihten önce verilen kararlarda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlıkta temyiz incelemesi üzerine karar verilen tarih, iptal kararının yürürlük tarihi olan █████/2025 tarihinden önce olduğundan, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilen hükmün iş bu davada uygulanamayacağı oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.