Danıştay 10. Daire Başkanlığının, Fırat Kalkanı Harekatında yaralanarak malul kalan sözleşmeli erin sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat taleplerinin kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında temyiz incelemesi kararı.
Özet: Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görevli tankçı sözleşmeli erin, Fırat Kalkanı Harekatında yaralanarak %88 oranında malul kalması sonucu, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat talepleriyle açtığı davada ilk derece mahkemesince 2.328.417,49 TL iş göremezlik tazminatı ile 150.000 TL manevi tazminatın kabulüne, bakıcı giderinin reddine karar verilmiş; bu karar Bölge İdare Mahkemesince faiz başlangıç tarihi düzeltilerek onanmış olup, davacı manevi tazminatı yetersiz bularak, davalı idare ise hizmet kusuru olmadığını, tazminatın yüksek olduğunu, ödenen yardımların mahsup edilmesi ve faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA .VEKİLİ : Av. ...İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde... Komutanlığı emrinde Tnk. Söz. Er olarak görev yapmaktayken katıldığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Suriye topraklarında El Bab bölgesinde gerçekleştirilen sınır dışı askeri operasyonda █████/2016 tarihinde yaralanarak malul kaldığından bahisle uğradığı iddia edilen zararlara karşılık 95.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 2.328.417,49 TL) sürekli/kalıcı iş göremezlik tazminatı, 5.000,00 TL bakıcı gideri ve 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay nedeniyle uğranılan zararların kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanması gerektiği, Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin █████/2019 tarihli Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporunda davacının engel oranının %88 olarak belirlendiği, maddi tazminat istemi yönünden, davacının zararlarının tespit edilebilmesi için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda iş göremezlik tazminatının 2.328.417,49 TL olarak belirlendiği, bakıcı gideri yönünden, ara kararıyla istenilmesine rağmen davacı tarafça bu giderleri ortaya koyan herhangi bir belge sunulamadığı; manevi tazminat istemi yönünden, sözleşmeli er olarak görevli bulunduğu Fırat Kalkanı Harekatı esnasında Suriye topraklarında terörist saldırı sonucu Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak şekilde yaralanan ve bu yaralanması neticesinde 26 gibi çok genç bir yaşta %88 oranında sürekli olarak malul hale gelen davacının, yürüttüğü görev, yaralanması esnasındaki görev yeri, yaralanmanın terör saldırısı neticesinde meydana gelmesi, uğradığı zararın derecesi, sosyal durumu, statüsü, paranın alım gücü, olay nedeniyle duyduğu ve yaşamı süresince duyacağı üzüntü, elem ve ızdırap dikkate alındığında 150.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin iş göremezlik zararına ilişkin kısmının kabulüne, bakıcı giderine ilişkin kısmının reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurularının idare Mahkemesi kararının maddi tazminatın miktar artırımıyla artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilmesi suretiyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, maddi tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihinin davalı idareye başvuru tarihi olması ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusuru bulunmadığı, bağlanan aylıklar ile ödenen nakdi tazminatın ve davacıya Devletçe sağlanan tüm yararların zararlardan mahsup edilmesi, hükmedilen maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu, idarelerinin yargı harçlarından muaf olduğu ileri sürülmektedir.TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarenin maddi tazminata ilişkin iş göremezlik zararı yönünden temyiz isteminin kabulü ile kalan kısımlar yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; davacının TSK bünyesinde tankçı sözleşmeli er olarak görev yapmaktayken katıldığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Suriye'nin El Bab bölgesinde gerçekleştirilen askeri operasyonda yaralanarak malul kaldığından bahisle tazminat ödenmesi istemiyle idareye yapılan █████/2018 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine sürekli/kalıcı iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri ile manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin iş göremezlik zararı yönünden kabulüne yönelik kısmına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Davacının görevinin neden ve tesiriyle yaralandığı ve meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.Dava dosyasında yer alan Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinin █████/2019 tarihli, Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporunda, roketle yaralanma sonucu yüz bölgesinde ciddi derecede deformasyon mevcut olduğu, travma sonrası stres bozukluğu bulunduğu, görme duyusunun tam ancak sağ gözde 2 adet yabancı cisim bulunduğu belirtilerek iki yıl süreyle geçerli olmak üzere davacının engel oranının %88 olduğu belirtilmiştir. Ancak, davacının sürekli ve kalıcı efor/güç kaybı oranının █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" uyarınca ve bu Yönetmelikte geçen yetkili sağlık hizmeti sunucularından alınacak yeni bir rapor ile belirlenmesi gerekmektedir.Buna göre söz konusu alınacak raporda davacının sürekli ve kalıcı maluliyet oranının tespit edilmesi halinde davacının dava konusu olay nedeniyle bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarfederek sürdüreceği açıktır. Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı; Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşının sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yukarıda anılan Yönetmeliğe göre yeniden alınacak rapor ile belirlenecek çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarlar toplanarak hesaplanmalıdır.Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve varsa 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin düşülmesi gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Ayrıca, Bölge İdare Mahkemesince, işbu bozma kararına uyulması halinde yeniden yapılacak yargılama sonucunda hükmedilecek maddi tazminata işletilecek yasal faizin, artırılan miktar açısından da Dairemizin içtihadı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun █████/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı gereği idareye başvuru tarihinden itibaren işletilmesi gerekmektedir. Öte yandan, medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanun'da olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir. Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir. Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen karara karşı davacı tarafından sadece manevi tazminat ve faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf yoluna başvurulduğu, maddi tazminatın esası yönünden istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulmadığı için yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Bölge İdare Mahkemesince yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, İdare Mahkemesi kararı ile davacıya ödenmesine karar verilen tutarı aşamayacağı da açıktır. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE2.... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemi yönünden ONANMASINA, maddi tazminat isteminin iş göremezlik zararına ilişkin kısmı ile maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönlerinden BOZULMASINA,3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.