İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde eski çalışan tarafından kötü niyetle tescil edilen markanın hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı şirket, eski çalışanı olan davalının, müvekkiline ait 2012 yılında tescilli "..." markasıyla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer "..." markasını kötü niyetli olarak aynı hizmet sınıfında tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve kendi adına tescilini talep ederken; davalı ise kendi markasının ayırt edicilik vasfının yüksek olduğunu, davacı markasından farklı olduğunu ve tescil sürecinde itiraz gelmediğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkeme ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 5/1-ç maddesi kapsamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği hükmü çerçevesinde durumu değerlendirmiştir.

T.C
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ : █████/2023Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından 2012 senesinden bu yana... numarası ile tescilli markası olan , yapay organ ve protez imalatında müvekkiline ait gerçek hak sahipliğinin oluşmuş olduğu; '...' markası ile aynı hizmet sınıfında birebir aynı olan '...' markasının davalı tarafından 28.10.2020 tarihinde ... tescil no ile kötüniyetli olarak ... adına tescil edildiğini, aynı markanın S.M.K. 5, 6. ve 25.mad. uyarınca hükümsüz kılınarak sicilden terkinini, telafisi imkansız zararların önüne geçmek maksadıyl...escil numaralı '...' markasının 3.kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiıyatı tedbir konulmasını; markanın gerçek hak sahipliğinin müvekkili olduğunun tespiti ile '...' markasının -Mal Ve Hizmetler kapsamına 'Yapay organlar ve protezler, Tıbbi ortopedik malzemeler dahil edilmek suretiyle müvekkili şirket adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, 2012 yılında TPMK sicil kayıtlarında yalnızca "..." markasını 10. Hizmet sınıfında tescil ettirmiş olduğunu, emtia grubunun ise "Cerrah Tıbbi Ve Diş Hekimliği, Vet. İçin alet cihaz ve mobilyalar, ameliyathane giysileri ve streil örtüler, cinsel amaçlı malzemeler, biberon emzik ve diş kaşıyıcı " olduğunu, müvekkili ...ın ise 28.10.2020 tarihinde "... " marka ve logosunu 10. Sınıf mal ve hizmetler için tescil edilen markanın emtia grubunun ise "Yapay organlar ve protezler, tıbbi ortopedik malzemeler, tıbbi korseler, ortepedik ayakkabılar, bandajlar, bilezik ve yüzükler" olarak belirtildiğini, Müvekkilinin tescili yapılan markanın, başvurusu sonrası TPMK tarafından, 20.02.2020 tarihinde şekli incelemesi tamamlanması sonrası uzman benzerlik araştırmasından da geçmiş olduğunu, Karşı yanca süresi içerisinde herhangi bir itiraza uğramamış olduğunu ve 28.10.2020 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, "..." markasının yaratıcısının müvekkili olduğunu, bu markının müvekkili tarafından bulunmuş ve ilk defa müvekkilce kullanılmış olduğunu, Davacı şirket tarafından "..." ismi tescili 2012 yılında yapılmış olduğunu ama TSE kayıtları incelendiğinde logo kaydının tescilinin yapılmadığının görüldüğünü, logo tescilinin yapıldığından bahisle hak iddia etmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilini yapmış olduğu marka ünvanının "..." olduğunu, davacının tescilini yapmış olduğunu, markanın ise "..." olduğunu, Birbirinden farklı ibarelerdir. ..., tek başına ayırt ediciliği yüksek bir ibare olmayıp müvekkilin markası implat kelimesini de taşımakta, iki kelimenin birleşmesiyle yüksek ayırt edicilik kazanmıştır. Dolayısıyla karşı yanın ... markası hükümsüz olup bilindiği gibi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre, marka olabilecek işaretlerin ayırt edici (distinctive) olması gerektiği hükme bağlanmıştır.DELİLLER TPMK Kayıtları, bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı vekili, davalı adına █████/2022 tarihinde...numara ile tescilli "..." şeklindeki markanın, davalı tarafından kötü niyetli olarak tescil edildiğini, müvekkiline ait "..." ibareli markanın 2012 yılında ... numara ile tescil edildiğini, davalı tarafça markanın aynı işaret ve logonun da aynı olmak üzere şirket çalışanı olan davalı tarafça tescil edildiğini iddia ederek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve müvekkili adına sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin basit bir çalışan gibi kabul edilemeyeceğini, müvekkili tarafından yaptırılan tescile davacı tarafın herhangi bir itirazda bulunmadığını, logo tescilinin yapılmadığını, markaların birbirinden farklı olduğunu, davacıya ait "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olmadığını, müvekkilinin markasında implant kelimesinin de bulunduğunu, müvekkiline ait markanın ayırt edicilik vasfının yüksek olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Dava, tescilli markanın hükümsüzlüğü ve terkin talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından davacı adına kayıtlı... sayılı "..." ibareli markanın 10. Sınıfta kayıtlı bulunduğu, davalının bir dönem davacı bünyesinde çalıştığı, davalı tarafından aynı işaret, şekil ve harflerden oluşan "..." ibarelerini içeren markayı █████/2020 tarihinde başvurmak suretiyle 10. Sınıfta ve...sayı ile kendi adına tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç bendi kapsamında aynı ve aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihteki tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durum aynı zamanda bir hükümsüzlük sebebi de kabul edilmelidir. Bu madde kapsamında markaların ve markaların tescilli olduğu mal veya hizmetlerin aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu kapsamda markaların aynı olması veya ilk bakışta fark edilemeyecek düzeyde ve ayırt edilemeyecek derecede yüksek bir benzerlik taşıması gerekmektedir. SMK 6/1 maddesinde düzenlenen durumda ise markaların iltibas yaratacak düzeyde benzer olup olmadıkları aralarında karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı önem arz etmekte ve iki husus birbirinden farklı hususiyetler arz etmektedir. Bu kapsamda SMK 5/1-Ç maddesi yönünden yapılan değerlendirmede aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik kriteri aranmaktadır. Somut olayda taraflara ait markaların 10. Sınıf kodunda kayıtlı olduğu, aynı tür medikal mağazalarda satılan ve birbirini tamamlayan bağlantılı mallar olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla da taraf markaları ve bunların ilişkin olduğu ürünler arasında bağlantı ve benzerlik olduğu anlaşılmaktadır. Yine taraf markaları arasında aynı ibareler aynı logo ve aynı renkler kullanılmış olup, markanın aynı olduğu görülmektedir. Yine bu sebeple taraf markaları arasında, bu markalar ile üretilen ürünlerin sunulacağı ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketici kitlesinin büyük bir kısmının karışıklık yaşayabileceği, ürünlerin ve markaların aynı kişi ya da işletmeye ait olduğu algısına kapılabileceği, bu kapsamda taraf markaları arasında bağlantı kurulması, karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, bu ihtimalin yüksek seviyede olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafça, davalı tarafın marka tescilinde kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ve diğer hükümsüzlük talepleri yanında kötü niyete dayanan hükümsüzlük talebi de ileri sürülmüştür. Bu iddia mahkememizce değerlendirilmiştir. Bu iddia kapsamında 6769 sayılı SMK'nın 6 ve 25. Maddeleri kapsamında mahkememizce yapılan değerlendirmede markayı tescil eden kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığının tescili kötü niyetli kılmaya yeterli kabul edilebileceği, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesine rağmen tescil edilmesi ya da haksız rekabet saikiyle tescil başvurusunda bulunulması, kullanılması planlanmayan markanın bir başkasının piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil başvurusunda bulunulması gibi hususlar kötü niyet kapsamında göz önüne alınması gereken hususlar olarak mahkememizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde davacının markalarının birebir aynı ibarelerden, birebir aynı işaret ve logolardan oluştuğu, davalının davacı şirket çalışanı olduğu, dolayısıyla davacının markasından haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum davalının kötü niyetli olduğunu göstermektedir. Mahkememiz de bu yönde vicdani kanı oluşmuştur. Her ne kadar davalı bu markanın davacının markasından farklı olduğunu ve markanın yaratıcısının kendisi olduğunu ileri sürmüş ise de dosya kapsamında bu savunmalarını ispat edememiştir. Bu itibarla davalı tarafın bu yöne ilişkin savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Mahkememizce marka ve sınai mülkiyet uzmanı ile sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar aldırılmıştır. Söz konusu rapor ve ek raporlar bilimsel ve teknik verilere, dosya kapsamına uygun bulunarak mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. Yukarıda bahsi geçen kabuller ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafça tescil edilen...numaralı markanın, davacı tarafça daha önceden tescil edilmiş ... numaralı marka ile kelime, renk, logo yönünden birebir aynı olduğu, markaların aynı sınıf kodunda tescilli oldukları, bu kapsamda markaların 6769 sayılı SMK'nın 5 ve 6. Maddesinde belirtilen şekilde aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, iltibas oluşturacak şekilde benzer oldukları, tüketici kitlesinde karıştırma ihtimaline yol açacak şekilde benzer oldukları, yine yukarıda bahsi geçen yasal düzenleme ve gerekçeler karşısında davalının marka tescilini kötü niyetle yapmış olduğu yönünde mahkememizde oluşan vicdani kanı hep birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne ve davalı adına tescilli... numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan davalı adına tescilli markanın davacı adına tesciline karar verilmesi talebi mahkememizce kabul edilmemiştir. Zira bu husus idari bir işlem mahiyetinde bulunmakta olup, somut olayda marka veya patentin vasfı gibi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı tarafın bu tescil talebi kabul edilmemiştir. Kısa kararda, davanın kabulüne ve davalı adına tescilli ...başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilip bu husus kısa kararda belirtilecekken sehven ve yazım hatası nedeniyle "davacı adına tescilli" ibaresi yer almıştır. Burada kastedilen davalı adına tescilli markadır. Bu husus gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmiş ve bu yazım hatası gerekçeli karar hüküm kısmında düzeltilmiştir. Kısa kararın hüküm kısmında, sehven ve maddi yazım hatası nedeniyle "Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," yerine " davalıdan alınarak davalıya verilmiştir" şeklinde yazılmıştır. Bu husus da gerekçeli karar aşamasında fark edilmiş ve " davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmiştir. Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın Kabulüne, Davalı adına tescilli ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, Markanın davacı adına tescil talebinin reddine, Mahkememizce █████/2021 tarihinde verilen markanın 3. Kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde hükümsüz kalacağına, Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 179,90 TL karar harçtan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile eksik 120,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacı tarafça ödenen 59,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafça yapılan 2160,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2023 Katip ...eimza Hakim...eimza