İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bu istinaf kararı, derdest haksız fiil tazminat davası sebebiyle sicilden terkin edilen şirketin sicil kaydının sınırlı ihyası kararına karşı tasfiye memurunun yaptığı başvuruyu incelemektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, aleyhine haksız fiil davası devam eden ve sicilden terkin edilmiş bir şirketin, söz konusu davanın sürdürülmesi amacıyla sicil kaydının ihyası talebini ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, şirketin dava ve infaz süreçleriyle sınırlı olarak ihyasına ve yeni bir tasfiye memuru atanmasına karar vermiş olup, bu kararın davalı tasfiye memuru tarafından yapılan istinaf başvurusunun değerlendirildiğini göstermektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:18.12.2025NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:Şirketin sicil kaydının ihyasıTaraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketçe terkin edilen ... Şirketine karşı 20.07.2021 tarihinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile haksız fiile dayanan tazminat davası açıldığını, dosyanın halihazırda derdest olmasına rağmen, anılan şirketin tasfiyesinin tamamlanarak sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, mahkemece davalı şirketin ihyası için süre ve yetki verildiğini ileri sürülerek, sicil kaydı 16.12.2022 tarihinde terkin edilen ... Şirketinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; husumetini yalnızca yasal hasım olan müvekkiline yöneltildiğini, tasfiye memuruna da husumet yöneltilmesi gerektiğini, ihya davalarında işlemi yapan ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olduğunu, müvekkilinin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34.maddesine uygun işlemler yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanmasının gerektiğini, bu yapılmadan tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtılarak şirketin terkin edildiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumlu olmadığını savunarak, müvekkili aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir.Davalı tasfiye memuru, mernis adresine gönderilen tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, ihyası istenen şirketin ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin sonlandırılmasına ilişkin karar alınarak sicilden terkin edildiği, İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E.sayılı dosyasında görülen haksız fiile dayalı tazminat davasında dava dışı ihyası istenen şirketin anılan mahkemede yargılamanın devam etmesi için ihyasının zorunlu olduğu, davacının ihya davası açmasında hukuki yararı olduğu gözetilerekİstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nolu ... Şirketinin ihyasına ilişkin açılan davanın kabulüne, davacı yanın ihyası istenilen ... Şirketi'nin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyasında ve işbu kararın infaz aşamasına yönelik işlemlerle sınırlı olmak kaydıyla İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyası yönünden ihyasına, şirketin ticaret siciline tescil ve kararın özetinin ticaret sicil gazetesinde ilanına, yine aynı yasa 549/1 'Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.' hükmü çerçevesinde dahili davalı ...'ın dava ve taraf ehliyeti tasfiye memuru olmasından dolayı mevcut olduğundan TTK.md.547 ile birlikte değerlendirildiğinde tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmadığından bahisle aleyhine yargılama gideri ve ücreti vekalet takdirine, vaki hiya kararının ticaret siciline tescil ve kararın özetinin ticaret sicil gazetesinde ilanına, TTK'nın 547/2.maddesine göre, davanın niteliği dikkate alınarak Av. ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için aylık 10.000-TL ücret takdiri ile davacı tarafından 6 aylık 60.000-TL tasfiye ücreti avansının karar kesinleştikten sonra 2 hafta içerisinde mahkememiz veznesine depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin işbu ücretin depo edilmesinden sonra başladığının ilgili tasfiye memuruna bildirilmesine, tasfiye memuru ücretlerinin tasfiye memuru atanan şirketten dava sonunda tasfiye sırasında davacıya yana ödenmesine..." gerekçesiyle kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nolu ... Şirketinin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında ve bu kararın infazına ilişkin işlemlerle sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, kararın ilanına, TTK'nın 547/2.maddesine göre ve niteliği dikkate alınarak Av. ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için aylık 10.000 TL ücret takdiri ile davacı tarafından 6 aylık 60.000 TL tasfiye ücreti avansının karar kesinleştikten sonra 2 hafta içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesine, tasfiye memurunun görevinin ücretin depo edilmesinden sonra başladığının ilgili tasfiye memuruna bildirilmesine, tasfiye memuru ücretlerinin tasfiye memuru atanan şirketten dava sonunda tasfiye sırasında davacıyaödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkiline dava dilekçesi, tensip zaptı, tevzi formu ve ara kararların usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, usulsüz tebligat ile yürütülen yargılama sonucunda karar verildiğini, mahkemenin 11.09.2025 tarihli ara kararı ile müvekkilinin MERNİS adresine dava belgelerinin 10.10.2025 tarihinde tebliğe çıkarıldığını, ancak tebligatın 13.10.2025 tarihinde tanınmadığı erekçesiyle iade edildiğini, müvekkilin tebligatın gönderildiği adreste tanınmasının mümkün olmadığını, bu adresin müvekkiline ait olmadığını ve müvekkilinin bu adreste ikamet etmediğini, mahkemenin tebligatın müvekkilinin ikamet etmediği yanlış bir adrese gönderildiğini ve yanlış adrese gönderilen tebligatın iade edildiğini, bu nedenle tebligatın müvekkilinin bilinen güncel adresine gönderilmesi gerektiğini, müvekkilinin daha önce tebligat gönderilen adresi ile mernis adresinin bir birinden farklı olduğunu, bu nedenle tebligatın mernis adresi yerine tespit edilen yeni adrese yapılması gerektiğini, önceki adres ile mernis adresinin farklı olması nedeniyle doğrudan mernis adresine tebligat yapılmasının hatalı olduğunu, Ayrıca davacının ihya talep etmekte hukuki yararı bulunmadığını, ihya için tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun ortaya konulması gerektiğini, davacının bu konuda somut bir bilgi ortaya koymadığını, yalnızca başka bir dosyada yargılamanın sürdürülebilmesi gerekçesiyle ek tasfiyeyi gerektiren somut olgular ortaya konulmaksızın şirketin ihyasına karar verildiğini, müvekkilinin davada tasfiye memuru olarak taraf gösterildiğini, davacının iddiaları bakımından müvekkiline atfedilebilir herhangi bir kusur veya sorumluluk bulunmadığını, davacının ihya yoluna başvurmaksızın da genel hükümler çerçevesinde iddialarını ileri sürebileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili ihyası istenilen ... Şirketinin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında açılmış olan tazminat davasının devam ettiğini, bu sırada şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, bu dava dosyasında mahkemece şirketin ihyası için taraflara süre verildiğini, şirketin ihyası davasının bu sebeple açıldığını ileri sürerek adı geçen şirketi ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Ticaret Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlara göre; ihyası istenilen ... Şirketine ait tasfiyenin sona erdiği hususun16.12.2022 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, terkin sebebinin genel kurul olduğu, TTK'nın 547.maddesi uyarınca sicil kaydının silindiği, şirketin son ortağının ve yetkilisinin ... olduğu anlaşılmaktadır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 16.12.2022 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.İhyası istenen dava dışı Tasfiye Halinde ... Şirketinin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı tazminat davası açıldığı, dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davacıya verilen süre içinde eldeki ihya davasının açıldığı görülmektedir. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Aleyhine dava bulunan şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiye memuru kusurludur. Tasfiye ile terkin edilen şirkete karşı açılan davanın sonuçlanması mümkün değildir. Şirket ihya edilmedikçe davanın sürdürülmesi veya başka bir hukuki yolla terkin edilen şirkete karşı açılan bu davanın görülüp sonuçlanması mümkün değildir. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, şirketin tek hissedarı, münferit tek yetkilisi ve aynı zamanda son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...'in, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği, ancak mahkemece verilen 11.09.2025 tarihli ara karar üzerine davacı vekilinin sunduğu 07.10.2025 tarihli dilekçe ile taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. Mahkemece tasfiye memuru dışında bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması ve ücret takdir edilmesi istinaf nedenlerine ve istinaf edenin sıfatına göre incelenmemiştir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davalı tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması yerindedir. Mahkemece davalı tasfiye memurunun dahile dava dilekçesinde bildirilen ... Arnavutköy/İstanbul adresine gönderilen tebligat tebliğ edilmeden iade edilmiştir. Bunun üzerine mahkemece davalı tasfiye memurunun mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanun'unun 21.maddesine göre tebligat yapılmıştır. Anılan tebligat zaptında davalının adreste tanınmadığı belirtilmiş ve tebligat parçası yasaya uygun şekilde muhtara bırakılmıştır. Bilindiği gibi 7201 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre mahkemeler, elektronik ortam da dâhil tüm tebligatlarını bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yaparlar. 7201 sayıl Kanun'un 21.maddesinde ise, "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.(Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar." düzenlemesi bulunmaktadır. Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.YİBGK'nın 20.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2019/2 Esas 2020/3 Kara sayılı içtihadı birleştirme kararında, muhatabın bilinen son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki adresinin bu adresten farklı olması halinde; adres kayıt sistemindeki bu adresine "Mernis şerhi" verilerek Tebligat Kunun7unun 31/2.maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkarılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkarılmasının gerekmediğine karar verilmiştir. Anılan karar tüm mahkemeleri bağlayıcı olduğundan, mahkemece yapılan tebligat işlemlerinde usule aykırı bir yön bulunmamaktadır. Tebligatın, muhatabın bilinen adresinde yapılabileceğine ilişkin yasa hükmü ve dava dilekçesinde bildirilen ve bilinen adres olarak kabul edilmesi gereken Arnavutköy/İstanbul adresine gönderilen tebligat parçası Tebligat Kanun'unun 21/2.maddesine göre tebliğ edilmiştir. Mahkemece, davalının bildirilen adresine gönderilen tebligat parçasının tebliği delmeden dönmesi halinde yeniden adres araştırmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece yapılan işlem yerindedir. Esasen gerekçeli kararda aynı adreste davacını tebligat almaya yetkili yakınına yapılmış ve süresinde de istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece yapılan tebligat işlemi ile taraf teşkilinin sağlandığı, davalıya delil sunma ve savunma hakkı verilerek hukuki dinlenilme hakkı tanındığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olup, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı tasfiye memurunu vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç maddesi uyarınca karar kesindir.