İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, satış sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında tahkim şartının geçerliliği ve usulden ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belgede, tarımsal araç ve yedek parça alım satımından kaynaklanan alacak davasında, davacı, davalıya yaptığı ödemelere rağmen malların eksik teslim edildiğini iddia ederek tazminat talep etmiş; davalı ise uyuşmazlığın sözleşmedeki tahkim şartı gereğince Rusyada tahkim yoluyla çözülmesi gerektiğini ileri sürerek davanın usulden reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi tahkim itirazını kabul ederek davayı usulden reddederken, davacı vekili istinaf başvurusunda, mahkemenin dayanak aldığı tahkim şartını içeren sözleşmenin 31.12.2023 tarihinde sona erdiğini, ihtilaf konusu ödemelerin bu tarihten sonra yapıldığını ve tahkim iradesinin yeni ticari ilişki için geçerli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:09.12.2025
NUMARASI:████████ Esas - ███████ Karar
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 21.03.2022 tarihli tarımsal araç ve yedek parça alımına ilişkin sözleşme uyarınca, davalının belirlenen takvim içinde nitelikleri belirlenen makineleri teslim etmeyi üstlendiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında 17.05.20204 tarihinde 1.400.000 Euro, 23.05.2024 tarihinde 1.400.00 Euro ve 14.06.2024 tarihinde 434.578,41 Euuro olmak üzere toplam 3.234.548,41 Euro ödeme yaptığını, ancak davalının sözleşmede belirlenen mal teslim yükümlülüğünü kısmen yerine getirdiğini, davalının 1.165.940,95 Euro tutarındaki malları 26.11.2024 tarihine kadar teslim etmesi gerekirken teslim etmediğini, müvekkilince keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 11.07.2025 tarihli ihtarı ile 7 günlük sürede teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesinin istendiğini ileri sürerek, şimdilik 20.541,52 Euro bedelin yasada düzenlenen faiziyle birlikte tahsiline ve borçlunun yeterli mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; uyuşmazlığın dayanağı olarak sunulan sözleşmenin 9.maddesinde tahkim şartı bulunduğunu ve uyuşmazlığın alıcının adresi olan Rusya'da tahkim yoluyla çözülmesi gerektiğini, tahkim ilk itirazı doğrultusunda davanın esasına ilişkin incelenmeksizin reddin gerektiğini, sözleşmede herhangi bir teslim tarihi bulunmadığını, toplam sipariş miktarı dikkate alındığında tedarik ve nakliye süreçlerinin parça parça ve makul sürede gerçekleştirilmesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun olduğunu, siparişin 2/3'lük kısmının teslim edildiğinin davacının kabulünde olduğunu, müvekkilinin gecikme veya kusuru bulunmadığını, sözleşmenin 8.maddesinde mücbir sebeplerin düzenlendiğini, teslim döneminde Rusya Ukrayna savaşı ve ambargo koşullarının ürün tedariğini imkansız hale getirdiğini, davacı tarafça sunulan delillerin HMK'nın194.maddesine uygun şekilde herhangi bir vakıayla ilişkilendirilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında tarım makineleri ve yedek parçalarının alım satımına ilişkin █████/2022 tarihli sözleşme akdedildiği, söz konusu sözleşmenin 9.2 maddesinde 'Taraflar bir anlaşmaya varamazlarsa, tüm anlaşmazlıklar ve farklılıkların çözümü için Alıcının bulunduğu yerde Tahkime sunulacaktır.' şeklinde tahkim şartına ilişkin düzenlemenin bulunduğu, dosya kapsamında ve sunulan sözleşmeye göre davacı alıcı şirketin faaliyet adresinin ise Omsk/Rusya olduğu, açıklanan nedenlerle taraflar arasında imzalanan sözleşmede uyarınca ihtilafların tahkim yoluyla çözüleceğinin hükme bağlanmış olduğu ve davalı tarafından usulüne uygun şekilde yasal süresi içerisinde tahkim ilk itirazında bulunulmuş olduğu..." gerekçesiyle, tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Mahkemenin tahkim şartı olduğunu belirttiği sözleşmenin 31.12.2023 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasındaki daha önceki ticari ilişkiyi düzenleyen bu sözleşmeden sonra, başkaca alım satımların olduğunu, dolayısıyla bu tarihten sonra ticari ilişkinin devam etmesinin tahkim iradesinin de devam ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, 31.12.2023 tarihinden sonra sözleşme süresinin uzadığına veya tahkim iradesinin yenilendiğine yönelik yazılı bir anlaşma bulunmadığını, bu nedenle geçerli bir tahkim şartının var olduğundan söz edilemeyeceğini,
Tahkim anlaşmasının açık ve kesin olması gerektiğini, müvekkilince dosyaya sunulan sözleşmenin 10. maddede sözleşme süresinin açıkça kararlaştırıldığını ve bu bu sürenin 31.12.2023 tarihinde sona ereceğinin belirlendiğini, sözleşmenin süresinin uzatılacağına ilişkin hiçbir anlaşma bulunmadığı gibi davalının da bu yönde bir iddiası bulunmadığını, uyuşmazlığın özünün, taraflar arasında, 31.12.2023 tarihinde süresi sona eren önceki ticari faaliyetleri referans alan, ancak tamamen ayrı, müstakil başkaca ticari alımlar olduğunu, uyuşmazlığa konu alım bedellerinin 17.05.2024, 23.05.2024 ve 14.06.2024 tarihlerinde davalıya gönderilmesinin yeni bir ticari ilişkiyi doğruladığını ödeme tarihlerinin dahi tahkim şartı iddiasına dayanak edilen sözleşmenin, akit tarihi bir yana, sona erme tarihinden dahi aylar sonra olduğunu, dolayısıyla uyuşmazlığın 21.03.2022 tarihli olup, 31.12.2023 sona erme tarihli olan sözleşmenin kapsamına dahil edilerek, tahkime tabi tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin bu alım satıma dair tahkim iradesinin bulunduğunu açık ve kesin olarak ortaya koyan bir delilin davalı tarafından sunulmadığını, sunulan Yargıtay kararlarına göre süre bitimi nedeniyle sona eren sözleşme sonrasındaki ticari ilişkinin devam etmesi, doğrudan tahkim anlaşmasının da devam ettiği anlamına gelmediğini, bu konuda tarafların açık ve ortak iradelerinin arandığını, sözleşme süresinin bitiminden sonra tahkim iradesinin oluşmadığını, bu hususta açık veya örtülü bir kabul bulunmadığını, mahkemece şeklen tahkim şartının varlığının kabul edildiğini, 21.03.2022 tarihinde imzalanıp 31.12.2023 tarihinde sona eren sözleşmenin esas alınması suretiyle uyuşmazlığın tahkime tabi olduğuna ilişkin savunma baki kalmak üzere, bu sözleşmede yer alan tahkim şartının açık ve kesin olmadığını, 9.maddedeki tahkime ilişkin ibarenin uygulanmasının imkansız bir kayıt olduğunu, tahkim iradesinin açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde olması gerektiğini, maddede tahkimin hangi kurum nezdinde (...,..., ... vb.) yürütüleceği veya hangi tahkim kurallarına (..., ... vb.) tabi olacağının belirtilmediğini, tahkim merkezinin belirsiz olduğunu, sadece bir coğrafi konuma "Alıcının bulunduğu yer" atıf yapıldığını, ancak bu konumda hangi tahkim mekanizmasının işletileceği belirsiz bırakıldığını, alıcının bulunduğu yer olan Rusya Federasyonu'nda birden fazla tahkim kurumu bulunduğunu, tarafların hangi kurumun kuralları üzerinde mutabık kaldığının anlaşılmadığını, tahkim sözleşmesinin en temel unsuru olan "belirlenebilirlik" kriterinin ihlal edildiğini, ayrıca bu yerin sözleşmenin kurulduğu andaki adres mi, uyuşmazlığın doğduğu andaki adres mi, yoksa tahkim davasının açıldığı andaki adres mi olduğunun da belirlenmediğini, alıcının merkezini başka bir şehre veya ülkeye taşıması halinde yetkili yerin de değişecek olması, tarafların sözleşme anındaki iradelerini sakatlar ve öngörülebilirliği ortadan kaldıracağını, tahkim yargısının devlet yargısına alternatif olması nedeniyle dar yorumlanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın mahkemece görülmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözlemesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın uluslararası tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre taraflar arasında 21.03.2021 tarihli satım sözleşmesi imzalanmış ve sözleşme kapsamında davalının, nitelikleri belirlenen tarım makineleri ile yedek parçalarını davacıya teslimi ve davacının ücret ödemesi kararlaştırılmıştır. Davacı vekili, bu sözleşme kapsamında ödeme yapıldığını belirtmiş ve davasını bu sözleşmeye dayandırmıştır. Dava dilekçesinin ilk iki sayfasında bu husus açıklanmıştır. Nitekim mahkemece hükme esas alınan sözleşme dava dilekçesinin ekinde mahkemeye sunulmuştur. Bu durumda davacı, davasını mahkemenin değerlendirdiği 21.03.2021 tarihli sözleşmeye dayandırmış ve bu sözleşme kapsamında talepte bulunmuştur. Mahkemece basit usule göre yapılan yargılamada, ön inceleme aşamasında karar verildikten sonra, davacının istinaf aşamasında bu sözleşmenin temel sözleşme olduğu ve bu sözleşmenin 10. maddesindeki düzenleme gereğince 31.12.2023 tarihinde sona ermesinden sonra yeni ticari ilişki kapsamında ödeme yapıldığını ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davacı vekili, ödemelerin yeni sözleşmeye ilişkin olduğu hususunun ödemelerin, sözleşmenin soa erme tarihinden sonra olmasından da anlaşılabileceğini ileri sürmektedir. Ancak hukuk yargılamasına esas olan ve HMK'nın 24 ve devamı maddelerinde düzenlenen temel ilkelere göre hukuk davası taraflarca hazırlanır ve vakıalara taraflarca ileri sürülür. Mahkemece tarafların ileri sürmediği bir vakıa dikkate alınamaz. Davacı vekilinin, dava dilekçesinde açıkça 21.03.2021 tarihli sözleşmeye dayanıp, bu sözleşme kapsamında yapılan ödemeler karşılığı mal teslim edilmediğini ileri sürerek, avansın iadesini istemesi karşısında mahkemece bu sözleşmenin dikkate alınarak uyuşmazlığın çözülmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 9/2.maddesinde, "Taraflar bir anlaşmaya varamazlarsa, tüm anlaşmazlıklar ve farklılıkların çözümü için Alıcının bulunduğu yerde Tahkime sunulacaktır." şeklinde tahkim şartına ilişkin düzenlemenin bulunmaktadır. Anılan maddede taralar arasındaki uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözüleceği belirlenmiş ve takhkim yerinin alıcının/davacı bulunduğu yer olduğu belirtilmiştir. Davacı şirketin yabancı şirket olması nedeniyle sözleşmede yabancılık unsuru bulunmaktadır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunun 1.maddesinin 3. fıkrasına göre bu Kanun, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır. Dolayısıyla mahkemece bu yöndeki bir tahkim itirazının incelenmesi gerekir. Ancak tahkim sözleşmesinin geçerliliği tarafların seçtiği hukuka göre belirlenecek olup eğer seçtikleri bir hukuk yoksa bu MÖHUK 7.ve 24. maddelerine göre belirlenir. 4686 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise tahkim anlaşmasının geçerlilik şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 5. maddesinde; "Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder." taraflar arasında yazılı şekil şartları yerine getirilerek geçerli bir tahkim sözleşmesi yapıldığı, tahkim yerinin belirli olduğu, sözleşmede tarafların adreslerinin gösterildiği ve bu kapsamda davacının bulunduğu yerdeki tahkime başvurulabileceği, alıcı olan davacının kendi yerleşim yerinde tahkime başvurmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Hakem seçimi ve tahkime ilişkin usulü itirazlar ile uygulanacak hukukun tahkim yerindeki usul kuralları ile kanunlar ihtilafı kurallarına göre belirlenmesi mümkün olması karşısında ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!