İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satımdan doğan zirai ilaç bedeli alacağına yönelik itirazın iptali davasında, davacının alacağının bilirkişi raporuyla sabit görüldüğü yargılama özeti.
Özet: Ticari bir satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı, ödeme yapmasına rağmen zirai ilaçların teslim edilmediğini ve bu nedenle 125.400 TL alacağı bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise borcun varlığını ve davacı delillerinin yeterliliğini reddetmiştir; mahkemenin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun ve delil niteliğinde olduğu, davalının ise defterlerini incelemeye sunmadığı belirtilerek, davacının talep ettiği 125.400 TL asıl alacağı ile ticari avans faizine hak kazandığı tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete çeşitli tarihlerde çek ve havale yoluyla ödemeler yaptığını, son olarak 25.03.2025 tarihli 125.400 TL bedelli çek karşılığında zirai ilaç sipariş ettiğini ancak sipariş konusu ürünlerin teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Bu nedenle davalıya ihtarname gönderildiğini, sonuç alınamaması üzerine ... 22. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirtmektedir. Davacı taraf, ticari defterler, banka kayıtları, çek bilgileri ve diğer deliller incelendiğinde alacağın sabit olacağını savunarak davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının en az %20 oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmektedir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın açtığı davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların yeterince somutlaştırılmadığını ve delillerin usulüne uygun şekilde sunulmadığını savunmaktadır. Davalı şirketin davacıya takip konusu alacak nedeniyle herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının iddia ettiği alacağın varlığının sabit olmadığını ve ancak ticari defterler ile bilirkişi incelemesi sonucunda değerlendirilebilecek nitelikte olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle davacının talep ettiği icra inkâr tazminatı şartlarının da oluşmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca davacının dayandığı WhatsApp görüşmelerinin ve bir şirket çalışanına ait iletişim bilgilerinin alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, taraflar arasında davacının iddia ettiği şekilde geçerli bir mal veya hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, icra takibine dayanak yapılan belgelerde müvekkil şirket yetkililerine ait geçerli imzaların da yer almadığını savunmaktadır. Sonuç olarak davanın tamamen reddine, davacının haksız ve kötü niyetli dava açtığı gerekçesiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ticari satımdan kaynaklanan ... 22. İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasına konu 2004 sayılı İİK madde 67'ye göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, trafik kayıtları, tramer kayıtları, hasar dosyası ve ... 22. İcra Dairesi ...Esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Mahkememizce █████/2025 tarihli ara karar ile dosyanın tarafların ticari defterlerinin SMM aracılığı ile incelenerek alacak ve dosya kapsamında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Tüm dava dosyası kapsamında bilgi ve belgeler ile davacı tarafın ticari defterleri, kayıtları ve dayanak belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; davacı ... Ltd. Şti.’nin incelenen 2024-2025 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK’un ticari defterlere ilişkin hükümlerine uygun olarak e-defter esasına göre tutulduğu, ticari defterlerin birbirini doğruladığı ve sahipleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenebilmesi amacıyla vekillerinin e-posta adreslerine mesaj gönderildiği ve telefonla iletişim kurulmasına rağmen ticari defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle davalı taraf kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında önceki dönemlerden kalan herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan ve incelenen WhatsApp yazışmalarında ise davalı şirket yetkilisi tarafından sipariş edilen ürün yerine başka bir ürün teklif edildiği görülmüştür. Bu tespitler doğrultusunda ve nihai karar Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere, davacı ... Ltd. Şti.’nin davalı ...Tic. A.Ş.’den 125.400,00 TL alacağının bulunduğu, tarafların tacir olması nedeniyle 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca davacının 125.400,00 TL asıl alacağına 06.05.2025 takip tarihinden itibaren %44,25 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporu bu şekilde düzenlenerek Sayın Mahkemenin takdirlerine sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4)Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Ayrıca bu durum HMK 222/5’te taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı şeklinde ifade edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. Maddesine göre; bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davacı tarafça ticari iş ve işlemler nedeniyle ticari satıma konu ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle takibe başlanıldığı yapılan itiraz üzerine süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı, mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davalı tarafça defter ve kayıtlarının sunulmadığı, teslim hususunda ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça haklılığı ispat edilemediği ve davalı tarafça da iadeye ilişkin ödeme olgusu ispat edilemediğinden; davanın kabulü ile; davalının ... 22. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın KABULÜ ile;Davalının ... 22. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin aynı koşullarla devamına,2-Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 8.566,07-TL nispi karar harcının, peşin alınan 2.141,52-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.424,55-18-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 2.844,42-TL (.Peşin Harç 2.141,52-TL Vekalet Suret Harcı 87,50-TL, Başvurma Harcı 615,40-TL) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yargılama aşamasından toplam 10.092,50-TL (bilirkişi ücreti 10.000,00-TL, tebligat posta ücreti 92,50-TL) davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL’nin davalıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA,9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip ... ¸ Hakim ... ¸