İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, şirketin tescilsiz kullandığı markanın eski yönetici tarafından kötüniyetle tescil edilmesi iddiasıyla açılan hükümsüzlük ve davacı adına tescil davası.
Özet: Tıbbi medikal sektöründe 2016 yılından bu yana ... unvanı ve logosuyla tescilsiz olarak faaliyet gösteren davacı şirket, aynı markanın, şirket faaliyetlerinden bilgi sahibi olan ve aralarında tanışıklık bulunan eski çalışanı davalı tarafından 2020 yılında kötüniyetli bir şekilde kendi adına tescil ettirildiğini iddia ederek, Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tescilsiz markanın öncelikli kullanım hakkına sahip olduğunu, bu nedenle davalı adına tescil edilen markanın hükümsüz kılınarak sicilden silinmesini ve markanın gerçek hak sahibi olarak kendi adına tescil edilmesini talep eden bir dava açmıştır.

T.C.
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ : █████/2023Davacı vekili tarafından █████/2021 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2016 senesinden bu yana tıbbi medikal sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ana iştigal alanının diz, kalça vb protez malzemeleri alım-satımı olduğunu, 08.06.2016 tarihli ticaret sicil gazetesi ile şirket kuruluşunun olduğunu, şirketin 2016 senesinden itibaren sektörde '... ' şirket ünvanı ve logosu ile faaliyet göstermiş olduğunu, devlet hastahanelerine muhtelif implant ürünü satarak fatura kesmiş olduğunu, CE belgesinin alınmasının sayısız denetim ve uygunluk aşamalarından oluştuğu için oldukça zor olduğunu, birçok mal grubu için '...' isim ve logosu için bu sertifikayı almış olduğunu, CE işaretinin, şirketin standartlara uygun mal ürettiğini tespit eden bir sistem olduğunu tüm denetim sürecinin şirket üzerinde yapılmakta ve belgenin şirket adına çıkmakta olduğunu, bu işaretin anlatılan faaliyet alanında markalaşmak için şart olduğunu; uygunluk belgesinin sadece şirketin logo ve işaretini içeren marka için verilmekte olduğun, CE belgesinin, şirketin tespit edeceği marka, logo ve isim üzerine de tanımlanmakta olduğunu, müvekkili şirketin, marka üzerindeki hak sahipliğini tescilsiz olarak kazanmış olduğunu, Ancak müvekkili ... şirketinin 2016 senesinden bu yana kullandığı ancak tescil ettirmediği isim ve logonun, davalı tarafından 24.10.2020 tarihinde tescil ettirilmiş ve SMK çerçevesinde koruma elde edilmiş olduğunu, Davalı ...'ın, ...Protez Medikal adlı şirkette 2015 senesinden 31.03.2021 tarihine kadar sigortalı çalışan olarak yer almış olduğunu, ... şirketinin CEO' su ve temsil/ ilzama yetkili müdürlerinden birisinin de ... olduğunu, ... ile ...'ın, 14-15 seneden beri tanışmakta olduğunu ...'un ,... şirketinde yetkili müdür iken, aynı alanda faaliyet gösteren davacı ... şirketini 2016 yılında müdür ve kurucu/pay sahibi ortak olarak kurmuş olduğunu, 2019 senesinde şirketeki payını devretmiş, ancak ... şirketinin müdürü olarak kalmaya devam etmiş olduğunu, Halen de ortak... ile birlikte bu görevini devam ettirmekte olduğunu, bu itibarla ...'un uzun yıllardır tanıdığı ve aynı işyerinde çalışan arkadaşı olan davalının, kurulan ... şirketinin varlığından ve faaliyetlerinden bizzat bilgisi ve haberi olmuş olduğunu, davacı şirkette çalışmadığı ve ortak /müdür olmadığı halde aradaki tanışıklık sebebiyle ... firması için hastahenelerle birtakım görüşmeler yapmış olduğunu ; mal satımına aracılık etmiş olduğunu belirterek; davacı şirket tarafından 2016 senesinden bu yana tescilsiz/ fasılasız olarak kullanılan ve SMK uyarınca müvekkiline ait hak sahipliği bulunan '...' markasının davalı tarafından 24.10.2020 tarihinde... başvuru no ile kötüniyetli olarak TPE siciline tescil ettirildiğini, oluşan haksız ve yasaya aykırı durumun tespitini, ... adına tescil edilen markanın SMK'nın başta 6. ile 25. ve diğer mad. uyarınca 'Başvuru tarihinden önce tescilsiz marka için hak elde edilmesi' nedeniyle hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini, '...'markasının 3.kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını; Markanın gerçek hak sahipliğinin davacı şirket olduğunun tespiti ile '...' markasının ... Medikal Ticaret Ltd.Şti adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış, davalı tarafça cevap dilekçesi verilmemiş ancak yargılama safahatında davalı vekilince davanın reddi savunulmuştur. DELİLLERTpmk kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDavacı vekili, müvekkilinin tıbbi medikal sektöründe 2016 yılından itibaren faaliyet gösterdiğini, faaliyeti esnasında "..." şeklindeki ticaret ünvanı ve logoyu kullandığını, bir çok mal grubu için bu isim ve logoyu içeren sertifika ve CE belgesi alındığını, davalı tarafça bu isim ve logonun █████/2020 tarihinde marka olarak tescil ettirildiğini, davalının 2015 - 2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette sigortalı çalışan olduğunu, tescilin davalı tarafça kötü niyetle yapıldığını ve müvekkilinin marka üzerinde önceki hak sahibi olduğunu iddia ederek markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin davacı şirket çalışanı olduğunu, davacı şirket çalışmalarının müvekkili idaresinde yürütüldüğünü, müvekkilinin davacı şirketin basit bir çalışanı olmadığını, şirketin üst düzey yöneticisi olduğunu, davacı tarafça müvekkili hakkında şirket mallarının kaçırıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı şirketin kağıt üzerinde bir takım kurucu, müdür, ortak ve pay sahipleri bulunsa da şirketin kurucusu, sevk ve idaresinden sorumlusunun müvekkili olduğunu, müvekkili tarafından tescil ettirilen markanın herhangi bir itiraza uğramadığını, markanın 10 ve 35. Nice kodunda kayıtlı olduğunu, davacı şirketin iştigal alanının ise sadece 10. Sınıfta bulunduğunu, 35. Sınıf ile ilgisinin bulunmadığını, "..." ibaresinin davacı tarafça markasal olarak kullanılmadığını, sadece ticaret ünvanı olarak kullanıldığını, bu marka adı altında herhangi bir ürün satışının davacı tarafça yapılmadığını, markanın müvekkili tarafından bulunulduğunu, kullanıldığını ve tasarlandığını ileri sürerek davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, haksız ihtiyati tedbir talep eden davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini savunmuştur. Dava, önceki hak sahipliği ve kötü niyetli tescil iddialarına dayanan markanın hükümsüzlüğü ve terkin taleplerine ilişkindir. Somut olayda, davalı adına... sayılı "... + şekil" şeklindeki markanın 10 ve 35. Sınıflarda █████/2020 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket söz konusu marka ve logonun, markanın tescil tarihi olan █████/2020 tarihinden önce 2016 yılından bu tarafa kullanıldığını, bu isim ve logonun tescil ettirilmediğini, ancak bu isim ve logoda 6769 sayılı SMK kapsamında müvekkilince hak elde edildiğini, diğer yandan davalının daha önce müvekkili şirket çalışanı olduğunu, tescilin kötü niyetli yapıldığını iddia etmektedir. Davalı taraf ise davacı şirketin basit bir çalışanı değil üst düzey bir yöneticisi olduğunu, markanın kendisi tarafından tasarlandığını, kullanıldığını ve tescil edildiğini, davacı tarafın kullanımının markasal nitelikte olmadığını, davacı şirketin kurucusu, yöneticisi ve gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu ileri sürmektedir. Dosya kapsamındaki uyuşmazlık, davalı adına tescilli... sayılı markanın davacı tarafça tescil tarihinden önce kullanılıp kullanılmadığı, bu kullanımın markasal mahiyette bulunup bulunmadığı, marka üzerinde davacı şirketin önceye dayalı hakkının bulunup bulunmadığı, marka tescilinin kötü niyetle yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır. Mahkememizce dosya marka ve sınai mülkiyet uzmanı ve sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor ve ek raporlar aldırılmıştır, söz konusu rapor ve ek raporlarda davalı adına tescilli markanın 10 ve 35.sınıflarda tescilli bulunduğu, davacı şirketin ortak ve yöneticileri ile çalışanlarından bağımsız bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, markanın davacı şirket tarafından ticaret ünvanı olarak kullanıldığı, ancak █████/2016 tarihli bir takım faturalarda şirket ticaret ünvanı yanında "...+şekil" şeklinde kullanımların bulunduğu, 2016 yılı aralık ayından itibaren davacı şirketin bu marka ile çeşitli firmalara ait tıbbi medikal malzemeleri tüketicilere sunduğu, bu markasal kullanımların ciddi ve kesintisiz bir şekilde devam ettiği, davacı tarafça tescilsiz olarak kullanılan bu markanın davalı adına tescilli marka ile aynı olduğu, bu marka ile ilgili olarak ve 35. Sınıfta belirtilen ürün ve hizmetler yönünden davacının önceki tarihli hak sahibi olduğu, davalı tarafın marka başvurusundan önce davacının tescilsiz marka kullanımından haberdar olduğu, davacı şirketin tescilsiz kullanıma konu "...+şekil" markasını aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer bir şekilde ve davacı kullanımına konu hizmetlerin bulunduğu mal ve hizmetler için tescil edildiği, kötü niyet hususunda değerlendirmenin mahkemece yapılabileceği hususları değerlendirilmiştir. Dosyada mevcut █████/2022 tarihli rapor ile itiraz üzerine aldırılan █████/2023 tarihli ek raporlar mahkememizce dosya kapsamına ve bilimsel verilere uygun bulunarak benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamından davalı adına tescilli...sayılı "...+şekil" şeklindeki markanın, tescil tarihinin █████/2020 olduğu, bu tarihten önce 2016 yılından itibaren bu markanın birebir aynısının davacı şirketçe ticaret ünvanında kullanıldığı, bunun yanında 10. Nice koduna ilişkin ürün ve hizmetler yönünden markasal olarak kullanıldığı, bu kullanımın yoğun ve ciddi bir nitelik arz ettiği, bilirkişi raporunda tespit edilen ve 2016 yılı ile sonrasına ait faturalarda bu marka ile ürün satışlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Konuya ilişkin 6769 sayılı SMK'nın 6/3.maddesinde başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş ise, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusunun reddedileceği, kanunun 25/1.maddesinde ise 5. Veya 6.maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlemeleri yer almaktadır. Bahsi geçen bu yasal düzenlemeler ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde, SMK 6/3.maddesinde düzenlenen önceki hak sahipliği halinin somut olayda mevcut olduğu, davalı adına tescilli markanın birebir aynısının davacı tarafça tescil tarihinden çok önce ve markasal nitelik arz edecek şekilde kullanıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Burada davacının önceki hak sahipliği kapsamında kullanımlarının nice 10 koduna ilişkin ürün ve hizmetler yönünden olduğu, 35. Nice koduna ilişkin ürün ve hizmetler yönünden bir kullanımın tespit edilmediği hususu belirtilmelidir. Bu kapsamda SMK 6/3, 25/1 maddeleri yönünden hükümsüzlük talebi sadece 10.nice koduna ilişkin ürün ve hizmetler yönünden söz konusu olmalıdır. Davada önceki hak sahipliği yanında kötü niyetli tescil iddiasına dayanan hükümsüzlük talebi de ileri sürülmüştür. Dosya kapsamında davalının davacı şirketin çalışanı olduğu, bu nedenle davacı şirketin yukarıda bahsedilen şekilde tescilsiz marka kullanımlarından haberdar olduğu, buna rağmen aynı ibare ve logoyu içeren markanın davalı tarafça davacı kullanımına konu hizmetlerin de dahil olduğu çeşitli mallar ve hizmetler yönünden tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Konuya ilişkin 6769 sayılı SMK'nun 6/9 ve 25.maddelerinde düzenlemeler bulunmaktadır. SMK'nun 6/9 madde ve fıkrasına göre kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, 25/1.maddesine göre ise 5. Veya 6.maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde; davacının söz konusu markayı tescilsiz bir şekilde ve tescil tarihinden yaklaşık 4 yıl öncesinden itibaren kullandığı, davalının söz konusu şirkette çalışan olduğu, bu şekilde kullanımları bildiği veya hayatın doğal akışına göre bilmesi gerektiği, bu bilişe rağmen markayı davacı kullanımının birebir aynısı isim, harf, renk ve logo ile marka olarak tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Marka sahibinin markasını tescil ederken markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde iyiniyetli 3. Kişileri baskı altında tutma veya engelleme amacı gütmesi gibi subjektif unsurların tespiti mümkün olmasa da markayı tescil edenin kötü niyetli olduğuna ve az önce değinilen şekilde hareket ettiğine emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı kötü niyetli tescilin tespiti açısından gerekli, önemli ve yeterli sayılabilecektir. Marka başvuru sahibinin niyet, kasıt ve bilme gibi içsel durumuna ilişkin hususların anlaşılabilmesi ve bu hususlara ilişkin bir yargıya varılabilmesi için her somut olayda bir takım ciddi belirtilerin değerlendirilmesi ve buradan hareketle sonuca ulaşılması mümkün ve gereklidir. Diğer bir ifade ile kötüniyetli tescilin varlığı hususunda genel bir kriter bulunmamaktadır ve her olay kendi içinde değerlendirilmelidir. Bu konuda başvuru sahibinin bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve hizmetler yönünden kullanılmakta olduğunu bildiği halde kullanılan o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmesi, söz konusu marka ve işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla tescil ettirmesi gibi hususlar doktrinde, yüksek yargı içtihatlarında ve adalet divanı kararlarında kötü niyetli tescil olarak kabul edilmektedir. Bu yasal düzenlemeler, yüksek yargı uygulamaları, adalet divanı uygulamaları ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde davalının, davacı tarafça tescil tarihinden çok daha önce markanın tescilsiz olarak ve markasal anlamda kullanıldığını bildiği, davalının davacı şirket çalışanı olduğu, tescil edilen markanın önceki hak sahibi olan davacı şirketce "...+şekil" şeklinde kullanılmakta iken davalı tarafça tamamen aynı olarak marka tescili başvurusunda bulunulduğu ve markanın bu şekilde tescil edildiği anlaşıldığından davalının davaya konu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiği hususunda mahkememizce vicdani kanı oluşmuştur. Bu kabul kapsamında ilgili marka ait olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüz kılınmalıdır. Yukarıda değinilen önceki hak sahipliği nedenine dayalı hükümsüzlük durumunda somut olaydaki markanın sadece 10.sınıfta kayıtlı ürün ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesine karşın, kötü niyetli tescil kabulü kapsamında verilen hükümsüzlük kararı markanın ilişkin olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü gerektirmektedir. Yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler ve somut olay birlikte değerlendirildiğinde davalı adına tescilli markanın önceki hak sahipliğinin davacı şirkete ait olduğuna, bu hak sahipliği kapsamında markanın 10.nice koduna konu mal ve hizmetler yönünden hükümsüz olduğuna, yine davaya konu markanın kötü niyetli olarak tescil edilmiş olduğu mahkememizce kabul edilmiş olduğundan markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafın söz konusu markanın davacı adına tesciline ilişkin talebi ise talebin idari bir işlem olması nedeniyle mahkememizce kabul görmemiştir. Kısa kararın hüküm kısmında, davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, karar verilmiş ancak sehven ve maddi yazım hatası nedeniyle "davacı adına tescilli" şeklinde yazılmıştır. Bu husus gerekçeli karar yazım aşamasında farkedilmiş ve "davalı adına tescilli" şeklinde düzeltilmiştir. Kısa kararın hüküm kısmında, sehven ve maddi yazım hatası nedeniyle "Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," yerine " davalıdan alınarak davalıya verilmiştir" şeklinde yazılmıştır. Bu husus da gerekçeli karar aşamasında fark edilmiş ve " davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmiştir. Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın Kabulüne, Davalı adına tescilli... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, Markanın davacı adına tescil talebinin reddine, Mahkememizce █████/2021 tarihinde verilen markanın 3. Kişilere devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde hükümsüz kalacağına, Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 179,90 TL karar harçtan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile eksik 120,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacı tarafça ödenen 59,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafça yapılan 2167,20TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2023 Katip ...E imza Hakim ...eimza