Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, mirasbırakanın ölümünden sonra gerçekleşen muvazaalı tescil iddiasına rağmen, 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddi kararı onanmıştır.
Özet: Davacılar, dedelerinin vefatının ardından amcaları adına muvazaalı şekilde tescil edildiğini ileri sürdükleri taşınmazların tapu iptali ve kendi adlarına tescilini talep etmiştir. Ancak, hem ilk derece hem de bölge adliye mahkemeleri, kadastro tespitinin 1982 yılında kesinleşmesinden itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava açılış tarihinde dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, Yargıtay da alt mahkemelerin bu kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Emirdağ 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro sonucu; Afyonkarahisar ili, Emirdağ ilçesi, ... köyü 5 16... parsel sayılı taşınmazların 19.02.1982 tarihinde kesinleşen kadastro tutanaklarına istinaden ... oğlu ... adına tescil edildikleri, halen intikalen davalılar adına iştirak halinde mülkiyet olarak tescilli oldukları, davacıların eldeki davayı 18.04.2024 tarihinde açtıkları anlaşılmaktadır. Davacılar vekili; müvekkillerinin dedesi ...'un 07.10.1978 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu Afyonkarahisar ili, Emirdağ ilçesi, ... köyündeki 5 29... parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin dedesi ...'a ait iken, davalıların murisi ve müvekkillerin amcası ... tarafından diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla muvazaalı şekilde kendi adına tescil ettirildiğini; bu muvazaalı işlemin, ...'un 1978'deki vefatından sonra 1982 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında gerçekleştiğini ileri sürerek 5 29... parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile davacı müvekkilleri adına miras payı oranında tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; davacıların talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesi gereği hak düşürücü süreye uğradığını, muris ...'un kadastro tespitinden önce ölmüş olmasından dolayı mirasçıların muvazaaya ilişkin iddialarını kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürmeleri gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; aynı savunmaları tekrarla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazların kadastro tespitlerinin 19.02.1982 tarihinde kesinleşmeleriyle tapuya tescil edildikleri, muris ...'un 07.10.1978 tarihinde öldüğü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra "kadastrodan önceki nedenlere" dayanılarak dava açılamayacağı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların, muris ...'un öldüğü 07.10.1978 tarihinden sonra 19.02.1982 tarihinde kesinleşen kadastro tutanaklarına istinaden ... oğlu ... adına tescil edildikleri, eldeki davada davacıların belirtilen kadastro öncesi döneme ilişkin olarak mülkiyet hakkına dayandığı, dava tarihi itibariyle Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu anlaşılmakla Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.