İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, sigorta şirketinin taşıma sözleşmesinden doğan emtia hasarı alacak davasında, avukat mazeretinin reddedilmesi üzerine açılmamış sayılan ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, sigortacı bir şirketin, uluslararası taşımacılık sırasında hasar gören emtia nedeniyle taşıyıcı firmadan CMR faizi ile 10.000 TLlik belirsiz alacak talebiyle açtığı davada, davalı tarafın zamanaşımı, kusursuzluk ve sınırlı sorumluluk iddialarına karşın, ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin duruşmaya geçerli mazeret sunamaması ve dosyanın süresinde yenilenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermesine yapılan istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2026
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU :Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortacılık işi ile iştigal eden Türkiye'nin önde gelen sigorta şirketlerinden olduğunu, müvekkilinin dava dışı .... AŞ 'ye ait emtianın taşıması sırasında doğabilecek rizikoları Nakliyat Abonman Sözleşmesi ile teminat altına alındığını, sigortalı ... firmasının, dava dışı .... Firmasından satın aldığı ahşap cinsi emtianın Hollanda'dan Türkiye'ye taşıması için davalı ... firması ile anlaştığını, sigortalı firma tarafından sigortalanan emtia ... firmasından satın alındığını, emtianın taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, emtia sevkiyatı sırasında ulusal güvenlik derecesinde gizlilik ve önem içeren emtianın hasarlanmış olduğunu ve söz konusu hasara ilişkin Danıştay uyarınca yasal belge niteliği taşıyan ekspertiz raporu ile sabit olduğu üzere emtianın hasarlandığını, dava konusu hasarın tümünden davalı tarafın üst taşıyıcı olarak sorumlu olduklarını, davalının tüm hasar tutarından sorumlu tutulması gerektiğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak tutarı olarak 10.000,00-TL tazminat tutarının ödeme tarihi olan 14.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek CMR faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; Öncelikle usule ilişkin itirazlarda bulunarak davacının talebini belirsiz alacak davası olarak ilesi sürmesinde hukuki yararı olmadığını bu nedenle söz konusu talepleri hakkında azami bir miktar belirlemeden açılmış davanın süre verilmeksizin hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı eksikliğinden usulden reddi gerektiğini, davacının iddialarının kabul anlamına gelmemek kaydıyla taleplerinin her halükarda zamanaşımına uğradığını, uluslararası kara yolu taşımalarında esas alınan CMR Konvansiyonu'nun 32. Maddesine göre malın hasarlı teslimine ilişkin tazminat talebinde zaman aşımının bir yıl olduğunu, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarını ispatlayamadığını ispat edilemeyen davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her halükarda iddia edilen hasarın meydana gelmesinde müvekkili şirkete yükletilebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin CMR 17/4-B/E hükmü gereğince ambalaj hatalarından ve CMR 17/4-C hükmü gereğince yükleme, yığılma ve boşaltmadan sorumluluğu bulunmadığını, bunun aksini ispatlamanın ise davacı sigorta şirketine düştüğünü, ancak davacı tarafın dilekçesinde hasardan müvekkilinin ne sebeple kusurlu olduğuna dair hiçbir beyanda bulunmadığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla somut olayda sınırlı sorumluluk kapsamında karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde hiçbir dayanağı olmaksızın müvekkilinin tüm hasardan sorumlu olduğuna dair iddiasının dinlenebilir tarafı olmadığını, müvekkili şirkete ait aracın CMR sigortası ile ... AŞ tarafından sigortalı olduğunu, davanın bu sigorta şirketine ihbar edilmesini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili duruşma günü saat 14.43' de göndermiş olduğu mazeret dilekçesinde Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ E sayılı dosyasının duruşmasına katılacağından ve e-duruşma sistemi hata verdiğinden mazeretli sayılmayı talep etmiştir. Duruşmaya saat 14.47 başlanmıştır. Duruşmaların devam etmesi nedeni ile duruşmada mazeret dilekçesi dosya içeriğine alınarak değerlendirilememiştir. Mazeret dilekçesinde bildirilen dosya UYAP sisteminden incelendiğinde anılan dosyanın duruşmasına mazeret bildiren vekilin katılmadığı görülmüştür. Yine duruşma henüz başlamadan e- duruşma sisteminin hata verdiği belirtilerek duruşma saatinde hazır bulunulmamıştır. Duruşma henüz başlamadan ve duruşma saatinde sistemde sorun olup olmayacağı henüz bilinmeden bildirilen mazeretin kabulü mümkün değildir. Bu nedenle duruşma saatinden sonra görülen mazeret dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden..." gerekçesiyle, dosyanın işlemden kaldırılma tarihinden itibaren üç ay içinde yenilenmemesi nedeniyle HMK'nın 150/5 uyarınca davanın █████/2026 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı ve açılmamış sayılması kararından, gerekçeli kararın tebliği ile haberdar olunduğunu, mahkeme tarafından tarih ve saati tebliğ edilmeyen 06.11.2025 tarihli duruşmada yokluklarında dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, daha sonra ise davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, YHGK 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hâkimin taraflara duruşmalarda hazır bulunmak iddia ve savunmalarını bildirmek için imkân vermesi gerektiğini, ayrıca usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmeleri gerektiğini, HMK'nın 147/2. maddesine ilişkin hükümet gerekçesinde de bu hususun belirtildiğini, mahkeme tarafından verilen kararın Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında hukuki dinlenilme ile adil yargılama hakkının ihlalini teşkil ettiğini, mahkemeye erişim hakkının kısıtlandığını, tüm bunlarla beraber, dosyasının bilirkişiye gönderilmesine elverişli olduğunu, esasen bilirkişiye gönderilmesi gerekirken yargılama sürecinin uzadığını, mahkemenin öncelikle ara kararlarla bilirkişi atadığı dosyada taraflarına ödenecek bilirkişi ücretinin açık ve net ifade etmemekle birlikte bilirkişi ücretinin dosyanın talikine izin verilmeyecek şekilde yatırılmış olduğunu, mahkemece dosyanın bilirkişiye gönderilmeden davanın açılmamış sayılmasının adil yargılanma hakkını zedelediğini iddia ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, nakliyat abonman sözleşmesi kapsamında ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyandan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, mahkemece dosyanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılması ve devamında ise açılmamış sayılmasına dair karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; mahkemece 27.02.2025 tarihli celsede ön inceleme duruşmasının gerçekleştirildiği, duruşmaya davalı vekilinin fiziken katıldığı, davacı vekilinin ise e-duruşma ile katılmış olduğu, duruşmanın 26.06.2025 gününe ertelendiği, ön inceleme celsesinin 4 nolu ara kararı uyarınca celse arasında dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine ilişkin ara karar oluşturulduğu, bu karara istinaden mahkemenin 02.05.2025 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesine dair karar oluşturulduğu, 27.05.2025 tarihli ara karar ile bilirkişi seçiminin gerçekleştirildiği, ön inceleme duruşmasında belirlenen 26.06.2025 tarihli duruşmaya taraf vekillerinin katıldığı, davacı vekilinin zapta geçen beyanında; bilirkişi ücretinin duruşmanın ertelenmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yatırdıklarını, dosyanın bilirkişiye tevdini talep ettiği, davalı vekili ise bilirkişi ücretinin süresinde yatırılmadığını ve ara karar gereğince süresinde beyanda bulunulmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkemenin söz konusu duruşmanın 1 nolu ara kararı ile dosyanın bilirkişiye gönderilmesine ilişkin talebin bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmaması nedeniyle reddine, taraflara beyanda bulunmak üzere iki aylık süre verilmesine dair ara karar verilerek duruşmanın 06.11.2025 tarihine bırakıldığı, söz konusu 06.11.2025 tarihli duruşmaya davalı vekilinin e-duruşma ile katıldığı, davacı vekilinin e-duruşma talebinde bulunduğu, yapılan aramada bağlantının sağlanamadığının görüldüğü hususunun zapta geçirilmesi aşamasından sonra davalı vekilinin davacının duruşmaya katılmaması nedeniyle davayı takip etmediklerini, mahkemece davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin 06.11.2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile; "...Usulüne uygun şekilde duruşma gününden haberdar olan davacı tarafın duruşmaya katılmayarak davayı takip etmemesi, davalı tarafın ise davayı takip etmeyeceğini bildirmesi nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 150/1 Maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde yenilenmemesi halinde, üç aylık sürenin dolduğu gün itibariyle 6100 Sayılı HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca mahkememizce resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine..." karar verildiği anlaşılmıştır.Daha sonra davalı vekili tarafından mahkemeye hitaben 16.02.2026 tarihli dilekçe ile üç aylık sürenin dolmuş olduğu belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi talebi üzerine mahkeme tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın açılmamış sayılmasına dair istinaf konusu karar verilmiştir. 30/6/2021 tarihli ve ... sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik'in “e-Duruşma icrası” başlıklı 13. maddesinin 9. Bendinde, “(9) Taraf veya vekilin kusuru olmaksızın teknik sebeplerden dolayı e-Duruşmanın yapılamaması hâlinde, ilgili taraf veya vekil yönünden Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır. HMK'nın 149. maddede ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası başlığı ile 1.fıkrada, mahkemenin taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebileceği belirtilmiştir. 5.fıkrada; maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir. Somut olayda, davacı vekili tarafından 05.11.2025 tarihinde hazırlanan talep formu ile e-duruşma talebinde bulunulmuştur. Dilekçede; duruşmaya e-duruşma usulü ile katılmalarına kabulünün aksi halde mazeretli sayılmalarını talep ettiği, aynı duruşma için ayrı bir dilekçe ile davacı vekilinin aynı gün Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasının duruşmalarına katılacaklarından ve e-duruşma sistemi hata verdiğinden mesleki mazeretlerinin kabulü ile yatırılan bilirkişi ücreti uyarınca dosyanın bilirkişiye gönderilmesine, duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesini karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince mahkeme tarafından hatalı değerlendirme sonucunda dosyanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmış olması ve devamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usule aykırı bulunmuş ve kararın kaldırılması gerekmiştir. Kabule göre ise davacı vekilinin mazereti ile ilgili talebinin değerlendirilmemiş olması ile yargılama giderleri karara bağlanırken, kamudan harcanan arabuluculuk giderinin hüküm altına alınmaması da usule aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 
1-HMK'nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.04.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!