İnançlı işlemle teminat verilen taşınmazın tapu iptali ve tescil talebinde, dava değerinin eksik tespiti nedeniyle bozulan kararın, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda onanması.
Özet: Davacı müteahhit ile davalı arasında yapılan daire satış protokolüne istinaden, davalıya teminat olarak verilen bir taşınmazın tapu iptali ve tescili istemiyle açılan davada, davacının taahhüdünü yerine getirmesine rağmen davalının teminatı iade etmemesi üzerine, mahkeme taraflar arasındaki işlemin inançlı işlem olduğunu, davalının ödeme iddiasını kanıtlayamadığını ve sözleşme koşullarının tamamlandığını belirterek taşınmazın davacı adına tesciline karar vermiş; bu karar, önceki bozma ilamına uygunluğu ve hukuka aykırılık içermemesi nedeniyle Yargıtay tarafından onanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müteahhit olarak inşaat sektöründe hizmet veren davacı ile davalının 430 63... parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı bağımsız bölümün davalıya devri hususunda 30.07.2007 tarihli daire satış protokolü ile anlaşma yaptığını, davalının taşınmaz karşılığında ödediği bedeli garanti altına almak için teminat verilmesini talep etmesi üzerine 430 84... parsel sayılı taşınmazdaki 40 numaralı bağımsız bölümün tapusunun teminat olarak davalıya verildiğini, davacı inşaat şirketinin 4 numaralı bağımsız bölümü tamamlayarak davalının yakını ... 'e teslim ettiğini, ancak davalının teminat olarak aldığı 40 numaralı bağımsız bölümün tapusunu iade etmediğini ileri sürerek 40 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili;taraflar arasında inançlı işlemin söz konusu olmadığını, davalının taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve Avusturya'da işçi olduğunu, davacı Şirketin taşınmaz alım-satımı konusunda insanları mağdur ettiğini, Ankara 3. Tüketici Mahkemesinin ███████ 12... /518 Karar sayılı ilamından anlaşılacağı üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesinin adi şekilde tanzim edilmesi nedeniyle davanın reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2020 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davalı tarafça bedelin ödendiği savunulmuş ise de bu hususta makul bir delil ibraz edilmediği, protokoldeki açık ifadeler gereğince taraflar arasındaki işlemin inançlı işlem olduğu ve şartları yerine getirilmiş olduğundan davanın kabulünün gerektiği belirtilerek çekişmeli 40 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve █████████ E- █████████ K sayılı kararı ile; davalının inanç sözleşmesi niteliğini taşıyan sözleşme altındaki imzasına itiraz etmediği, davacının inanç sözleşmesinde belirtilen temlik sözleşmesine konu taşınmazı davalı adına tescil ettiği, bu durumda davalının da teminat olarak aldığı taşınmazı iade ile yükümlü olduğu, verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 28.03.2024 tarihli ve █████████ E- █████████ K sayılı kararı ile; tapu iptali ve tescil talebi yönünden dava dilekçesinde herhangi bir dava değerinin belirtilmediği, tazminat talebi yönünden dava dilekçesinin ilk sayfasında 1.000,00 TL sonuç kısmında ise 5.000,00 TL değer belirtildiği, davaya konu taşınmaz değerinin Mahkemece keşfen belirlenmediği ve yargılama sırasında eksik harcın tamamlanmadığı, bu haliyle dava değerinin temyiz kesinlik sınırı üstünde kalıp kalmadığının denetlenemediği, temyiz sınırının ve kanun yolunun açık olup-olmadığının denetlenmesi bakımından Mahkemece taşınmazın değerinin keşfen belirlenmesi, bundan sonra dava değerinin hesaplanması, bu değer üzerinden kanun yolu denetiminin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça bedelin ödenmiş olduğuna dair iddiada bulunulmuş ise de ödemeye dair makul herhangi bir delilin ibraz edilemediği, bunun yanı sıra protokoldeki açık ifadeler gereğince de taraflar arasındaki işlemin inançlı işlem olduğunun kabul edildiği ve şartlarının yerine getirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!