İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, bir şirketin kaybolan pay defteri için zayi belgesi talebinin, ilk derece mahkemesince "irade dışı kayıp ispatlanamadı" gerekçesiyle reddi kararının istinaf incelemesini yapmaktadır.
Özet: Bir şirketin, rutin muhasebe işlemleri sırasında kaybolduğunu iddia ettiği pay defteri için zayi belgesi verilmesi talepli davasında, ilk derece mahkemesi kaybın irade dışı ve önlenemez bir sebeple gerçekleştiğinin ispatlanamadığı, ceza soruşturmasının bulunmadığı ve zayi belgesi talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurarak, kaybın dava dilekçesinde belirtildiği gibi irade dışı olduğunu, mahkemenin hatalı değerlendirmeler yaptığını, suç duyurusu zorunluluğunun olmadığını ve pay defterinin şirketin kuruluş tarihinde zorunlu defterlerden olmadığı için açılış tasdikinin bulunmamasının normal olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve talebin kabulünü istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2025
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi (Hasımsız)
Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 1999 yılında kurulmuş olup uzun yıllardan beri ticaretle uğraştığını, firmaya ait iş yerinin Taksim'de olduğunu, müvekkili firmanın türkü bar olarak hizmet verdiğini, konumu ve sektörde eski olması nedeniyle de türkü barın sürekli olarak kalabalık olduğunu,müvekkilinin ticari kayıtlarını muhasebe aracılığı ile tuttuğunu, firma yetkililerinin de her basiretli tacir gibi üzerine düşen edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Haziran ayı sonuna doğru ilgili döneme ait rutin olarak muhasebeye verilmesi gereken fatura, beyanname, ticari defter ve diğer tüm ticari kayıtlarını sunmak için önceki günden evrakların iş yerine getirildiğini, muhasebeci ile 25.06.2025 tarihinde görüşüldüğünde diğer defter ve evrakların tam olduğu ancak pay defterinin eksik olduğunun anlaşıldığını, iş yerindeki kalabalık müşteriler varken aynı gün içerisinde ve sonrasında yapılan tüm aramalara ve araştırmalara rağmen pay defterinin bulunamadığını iddia ederek, müvekkili şirkete ait pay defterinin zayi olduğuna dair belge verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı şirket tarafından pay defterinin bulunamadığı ileri sürülmekte ise de; ne şekilde kaybolduğunun belli olmadığı, iş yerinde veya muhasebeciye nakli esnasında kaybolmuş olabileceğinin belirtildiği, zayii olayının kanunda yazılı sebeplerle, davacının iradesi dışında önlenemez bir sebeple meydana geldiğinin ispatlanamadığı, kaybın ne şekilde gerçekleştiğinin belirsiz olduğu, kaybolma olayı ile ilgili olarak yürütülen bir ceza soruşturması bulunmadığı, davacı bakımından iradesi dışında bir sebeble gerçekleştiği ispat edilemediği, zayii belgesi talep koşullarının bulunmadığı kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtildiği gibi, müvekkili şirketi tüm resmi evraklarını muhasebe aracılığıyla tuttuğunu, rutin olarak muhasebeye verilmesi gereken evraklar için inceleme yapıldığında tüm belgelerin tamam olduğu ancak pay defterinin eksik olduğunun anlaşıldığını, gerekli araştırmalar yapılmasına rağmen pay defterine rastlanılmadığını, dava dilekçesinde davacının iradesi dışında pay defterinin ziyaya uğradığının açıkça ortaya konulduğunu, ancak mahkemenin hatalı bir şekilde dava dilekçesindeki belirtilen sebep ile kanunda sayılan sebeplerin uyuşmadığı gerekçesiyle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, gerekçenin hiçbir hukuki zemine dayanmadığını, müvekkilinin mağduriyetinin devamı dışında hiçbir amaca hizmet etmediğini, ayrıca kaybolma olayına ilişkin yürütülen bir ceza soruşturması bulunmadığı da belirtilmiş ise de suç duyurusunda bulunulmasının zorunlu olmadığı gibi suç duyurusunun yapılmış olmasınında hırsızlık olgusunun olmadığı anlamına gelmeyeceğini, bir diğer hatanın zayi belgesi verilmesi istemine konu pay defterinin niteliği olduğunu, noter açılış tasdik belgeleri istenmiş ise de 26.11.2025 tarihli dilekçede belirtildiği gibi müvekkili şirketin kuruluş tarihinin 1999 olduğunu, o tarihte TTK'ya göre pay defterinin zorunlu defterler arasında olmadığından açılış tasdikinin yapılmadığını, TTK'nın 64/3. maddesinde düzenleme yapıldığını, mahkeme tarafından TTK'nın 82/7. maddesinde örnekseme yoluyla sayılan durumların sınırlı sayı şeklinde değerlendirilerek davacı iradesi dışında gerçekleşen ve dava dilekçesinde anlatılan olayın davacının iradesi dışında önlenemez bir sebeple meydana geldiğinin ispatlanamadığına dair gerekçesiyle red kararı verildiğini, kararın eksik ve hatalı değerlendirmeye tabi olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince, davacı şirkete ait pay defteri için zayi belgesi verilmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür."TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, "Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür." Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü hâlinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren bir ay içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanunda “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7).Zayi belgesi talebi çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK'nın 385/2.maddesi uyarınca, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça resen araştırma ilkesi geçerlidir.Davacı vekili dava dilekçesinde; Haziran ayı sonuna doğru rutin döneme ilişkin muhasebeye verilmesi gereken fatura, beyanname, ticari defter ve tüm ticari kayıtların sunulması için evrakların iş yerine getirildiğini, muhasebeci ile görüşüldüğünde 25.06.2025 tarihinde diğer defter ve evrakların tam olduğunu ancak pay defterinin eksik olduğunun anlaşıldığını, aynı gün içerisinde yapılan tüm arama ve araştırmalara rağmen bulunamadığını belirterek zayi belgesi verilmesi talebinde bulunmuştur.TTK'nın 87. maddesinde zayi belgesi verilebilmesi için aranan zayi halleri tahdidî olarak sayılmamıştır. Zayi olayının, tacirin engelleyemeyeceği bir olaydan ve tacire atfedilecek bir muhafaza kusuru olmaksızın gerçekleşmiş olması yeterlidir. Dosya içerisinde, davacının muhafaza kusuru sebebi ile somut olayın meydana geldiğin dair herhangi bir delil mevcut değildir. Yani talep edenin ticari defter ve belgelerini koruyup gözetme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine, kısacası basiretli bir tacir gibi davranmadığına dair bir kanıt yoktur. Diğer taraftan TTK 64/4.fıkrasında; " Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir. (Ek cümleler:█████/2020-███████ md.) Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Yasal düzenlemeden pay defterinin işletmenin muhasebesi ile ilgili olmayan ticari defterler arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, somut dosya kapsamına göre talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu karanının kaldırılmasına, talep hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede zayi belgesi verilmesi talebinin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca davanın kabulüyle, davacı şirketin pay defterinin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesine,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan, peşin alınmış olan 615,40 TL'nin mahsubu ile 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından;
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının, talebi halinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç maddesi uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!