T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ticari satış kaynaklı menfi tespit davasında arabuluculuk eksikliği nedeniyle verilen usulden ret kararının istinafı.
Özet: Davacı şirket tarafından, müvekkilinin davalıya sattığı araç nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi ticari satımdan kaynaklanan uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmasına rağmen arabuluculuk son tutanağının süresinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiş; davacı vekili ise menfi tespit davalarının yasal olarak arabuluculuk şartına tabi olmadığını, buna rağmen başvuruda bulunduklarını belirterek karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2026
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'te bulunan adresinde servis ve turizm amaçlı çalışma yapan bir şirket olduğunu, 28.02.2025 tarihinde davalıya ... plakalı aracın İstanbul .... Noterinde düzenlenen satış sözleşmesiyle 142.000 bedelle satıldığını, müvekkilinin aracı sorunsuz olarak davalıya sattığını, ancak davalının kötü niyetli olarak müvekkil şirket aleyhine İstanbul 18.İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takip başlattığını iddia ederek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında 28.02.2025 tarihinde noter huzurunda yapılan araç satış sözleşmesi uyarınca, müvekkilinin ... plakalı aracı 275.000 TL bedelle satın aldığını, aracın satın alındığı gün İstanbul'dan Ankara'ya gelirken henüz 100 km aracı kullanmışken Kocaeli'nde müvekkilinin aracın motorundan bir takım sesler geldiğini ve aracın fazlaca hararet yaptığını farkettiğini, derhal aracı durdurup sanayiye götürdüğünü ve motorda ciddi hasar olduğunu öğrendiğini ve arızanın giderilmesi için bir takım masraflar yapıldığını, İstanbul 18. İcra Dairesi .... Sayılı dosyası nezdinde toplam 151.520,00 TL üzerinden ilamsız icra takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, reddine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar ve 16.07.2025 tarihli kararı ile; görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.Dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. (İstanbul 13 BAM Hukuk Dairesi █████/2020 tarih, █████████ E.-█████████ K. sayılı kararı) Somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesinde yer almadığı anlaşıldığından, █████/2025 tarihli mahkememiz ara kararı ile, davacı vekiline, arabuluculuk son tutanak aslını dosyaya sunması için 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekiline█████/2025 tarihinde tebliğ edilen ihtarlı tebligata istinaden süresi içerisinde arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmamıştır. (İstanbul BAM 13. HD. █████/2023 T., ████████ E.-█████████ K.) Dava dilekçesi ile birlikte ve verilen kesin süre içerisinde davacı yanın son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin sunulmadığı anlaşılmakla..."gerekçesiyle, TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu, kanunen arabuluculuğa tabi olmamasına rağmen zorunlu arabuluculuğa tabi şeklinde değerlendirme yapılmasının yanlış olduğunu, buna rağmen taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, mahkemeye bildirildiğini, bildirilen arabuluculuk numarası ile başvurunun yapıldığını, görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, mahkeme tarafından haksız şekilde davanın usulden reddedildiğini, müvekkilinin özellikle cebri icra tehdidi altında iken arabuluculuğa başvuru yapılmasının davanın özelliğinden kaynaklı olarak uygun görülmediğini, mahkeme tarafından davanın görülmesi yönünde karar verilmesi gerekir iken red kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın arabuluculuğa tabi olmaması nedeniyle kararın yanlış olduğunu, dava her ne kadar ticari nitelikte hizmet sözleşmesinden kaynaklı dava olarak ifade edilmişse de müvekkilinin normal bir aracını şahsa sattığını, ticari nitelikte bir ilişki olmadığını, müvekkili hakkında takip başlatıldığını, itiraz yapamadığı için takibin kesinleştiğini, ortada ticari ilişkinin mevcut olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı tarafça davacı şirket hakkında İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 26.03.2025 tarihinde faturalardan kaynaklanan toplam 151.520,00 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, takibe konu olarak ... plakalı araca ilişkin 28.02.2025 tarihli ayıplı mal satımının gösterilmiş olduğu, davacı tarafça 25.04.2025 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde menfi tespit davasının açıldığı, mahkemece Ankara Defterdarlığı Yeni Mahalle Vergi Dairesi Müdürlüğünün 29.05.2025 cevabı yazısında; bilanço usulüne göre davalının defter tuttuğu beyanı üzerine görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 10.09.2025 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık, menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi davalardan olup olmadığı ile davacının süresinde arabuluculuğa başvuru yapıp yapmadığına dairdir.Görevsizlik kararının kesinleşme tarihinden sonra davacı tarafça 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmamıştır. Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu dilekçesine ekli olarak, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasına ait son tutanağı ibraz etmiştir. Söz konusu tutanağın incelenmesinden, davacının arabuluculuğa başvuru tarihinin 14.10.2025 olduğu ve başvurunun görevsizlik kararının kesinleşip dosyanın asliye ticaret mahkemesine tevzi tarihi olan 11.09.2025 tarihinden sonra yapılmış olduğu anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin üst başlığı dava şartı olarak arabulucuktur. 18/A-2.bentte; "...Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." düzenlemesi mevcuttur. TTK'nın 5/A maddesinde ise, dava şartı olarak arabuluculuk başlığı ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Madde, 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir." Somut olayda, dava tarihi 25.04.2025'tir. Her ne kadar davanın ilk açıldığı asliye hukuk mahkemesinde dava şartı olarak arabuluculuk söz konusu değil ise de görevsizlik kararı ile birlikte arabuluculuk dava şartının yerinde getirilmiş olması gerekir iken yasal düzenlemeler kapsamında arabuluculuğa başvurunun yapılmamış olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda yer verildiği üzere arabuluculuk son tutanağından başvurunun dava tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olduğu görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!