Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı inanç sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davasında, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması sebebiyle davanın usulden reddi kararının onanması.
Özet: Davacılar, murislerinin yurt dışında olması sebebiyle emaneten kardeşi üzerine kaydedildiğini ileri sürdükleri taşınmazın tapu kaydının iptali ve adlarına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi inanç sözleşmesinin yazılı delille ispatlanamaması nedeniyle davayı reddederken, bölge adliye mahkemesi talebi kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirip Kadastro Kanunundaki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiş, bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yahyalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda, Kayseri ili, Yahyalı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 2 86... parsel sayılı taşınmazın kök parselinin 2 86... parsel olduğu, kadastrosunun tespitinin 24.02.1987 tarihinde kesinleştiği, 2 86... parselin 10 parçaya ifrazından sonra 2 86... parselin oluştuğu, 28.09.2004 tarihli resmi senede göre yapılan taksim sonucunda 2 86... parselin ... oğlu ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazı davacılar murisi ...'ın satın aldığını ancak o dönemde yurt dışında olması sebebiyle tapu kaydının emaneten kardeşi ... üzerine yapıldığını, ... 'ın murisin emaneten vermiş olduğu taşınmazı uzun yıllar zilyetliğinde bulundurduğunu ve murisin mirasçıları adına tescil işlemi gerçekleştirmediğini, tarafların geçmiş zaman koşullarında aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak sözlü şekilde anlaştıklarını, ... 'ın 21.07.2022 tarihinde bir kısım muris ... mirasçılarına devir işlemi yaptığını ancak mirasçılardan ...'la aralarında husumet bulunduğundan hisse devri yapmadığını, yine anne ...'a da hissesinin verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacıların miras payları oranında adlarına tescilini istemiştir.
Davalı ... vekili; husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın müteveffa ... adına alınması için herhangi bir sözleşme, vekalet veya göndermiş olduğu bir para da bulunmadığını, davalının dava konusu gayrimenkulü dava dışı ... 'dan pazarlık usulü bedeli ödenerek gerçek bir satış işlemi ile satın aldığını, bedelini de nakden ve peşinen ödendiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talebine yönelik olduğu, davacı yanın inançlı işlem iddiasını herhangi bir yazılı delil ya da delil başlangıcı yanında tanık delili ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, tapu kaydında davalı ...'ın malik olmadığı gerekçesiyle davalı ...'a karşı açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının talebinin kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, dava konusu 2 86... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının 24.02.1987 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.08.2022 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak, 6100 sayılı HMK’nın 353/1/b-2. maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmuş ve davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!