Kooperatif ortaklığından çıkarma kararının iptali isteminde ihtar tebligatındaki usulsüzlükler, üyenin aidat takibi konusundaki iyiniyet yükümlülüğü ve önceki taahhütnamenin hukuki etkisi üzerine temyiz incelemesi.
Özet: Bir kooperatif üyesinin aidat borcu gerekçesiyle üyeliğinden ihraç edilmesi kararının iptali talepli davada, ilk derece mahkemesi ihraç kararının dayanağı olan ihtarların usulsüzlüğünü tespit ederek kararı iptal etmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, davacının uzun yıllar kooperatifle ilgilenmeyip borçlarını takip etmemesini ve ihracından 12 yıl sonra dava açmasını iyiniyet kurallarına aykırı bularak üyeliğin zımnen sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz aşamasında davacı, borcunun olmadığını, borç olsa dahi eski başkanın taahhütname ile sorumlu olduğunu ve kooperatifin sorunları dikkate alındığında eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesinin bulunmadığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını istemektedir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatif hissesini dava dışı ...'dan devraldığını, kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğini öğrendiğini, kooperatife herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının kooperatife borcu bulunduğunu, borcunu ödemesi için kendisine 2 ihtar çekildiğini, ihtarlara rağmen borcunu ödememesi nedeniyle yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiğini, davacının 15 yıldır kooperatife uğramadığını, 2011 yılında yapılan ihtara karşı 2023 yılında dava açtığını, yasal dayanağı bulunmayan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının borcundan dolayı ihracına konu edilen birinci ihtarnamenin TK 21.maddesine göre usulsüz olarak tebliğ edildiği, ikinci ihtarnamenin ise davacıya tebliğ edilmeyip mercine iade edildiği, davalı kooperatifin davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının, iki haklı ihtar koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle 11.05.2011 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı kooperatif üyesi olduğu, üyeliğinin başlangıcında aidat ödemelerini yerine getirdiği, ancak daha sonra kendisine ulaşılamadığı, davacının aidat ödeme yükümlülüğünün yerine getirmesi amacıyla davalı kooperatif tarafından davacıya 02.03.20 11... .04.2011 tarihlerinde ihtarname gönderildiği, ihtarnamelerin davacıya tebliğ edilemediği, davacının 11.05.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarıldığı, davacının aidat ödeme yükümlülüğü bulunduğu, kooperatife uğramadığı, aidat borcu bulunup bulunmadığını takip etmediği, bu nedenle üyeliğinin sonra erdiğini zımmen kabul ettiği, yani eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı, bu durumda davacının 28.07.2023 tarihli dava dilekçesi ile 11.05.2011 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin eldeki davayı açmasının TMK m. 2 de öngörülen iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kooperatif hisesi devir sözleşmesinde devir bedeli 10.000.000,00 TL olarak belirtilmiş ise de gerçekte 500.000.000,00 TL ödendiğini, kooperatife borcu bulunmadığını, bir borç ya da yükümlülük söz konusu olsa dahi, müvekkilinin üyelik hissesinden mütevellit her türlü kooperatife yönelik yükümlülüklerinden kooperatif yönetim kurulu başkanı ...’nın sorumlu olduğunu, bu hususta dava dışı ...’dan 12.12.1995 tarihli taahhütname alındığını, noter huzurunda alınan düzenleme şeklinde taahhütnamede ...’nın kooperatifteki görev ve konumu gereği her türlü ödemeyi ve talebi ihtar ve ihbara gerek kalmadan muttali olmuş sayarak yerine getireceğini, bu taahhüdün taşınmaz tam olarak teslim edilinceye kadar devam edeceğinin kararlaştırıldığını, bu durumda müvekkilin sürekli olarak kooperatif üyeliği peşinde koşmasının, gidip gelmesinin, aidat borcu bulunup bulunmadığını takip etmesini beklemenin iyiniyet kuralına aykırılık teşkil edeceğini, kooperatifin bir kısım yapıları kaçak yaptığını, üyeleri mağdur ettiğini, 30 yıldır dairelerine kavuşamadıklarını, hiçbir gerekçe olmaksızın zımnen üyelikten vazgeçmesinin söz konusu olmadığını, kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİDava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptaline ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise başvurunun kabulü ile davanın reddine karar vermiştir. Sayın çoğunluk tarafından bu karar onanmıştır.Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, uzun süre dava açılmaması halinde TMK 2. Maddesinde düzenlenen objektif iyi niyet kuralının uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.Davanın ret gerekçesi “uzun yıllar kooperatifle ilişki kurmamış olmaktır”. Çözümlenmesi gereken husus, Davacı uzun süre üyesi bulunduğu kooperatifle ilişki kurmamasının, borcu olup olmadığını takip etmemesinin, üyelik hakkından vazgeçtiği anlamına gelip gelmediği noktasında toplanmaktadır.Bilindiği üzere bir haktan zımnen feragat mümkün değildir. Feragat açık ve tereddütsüz olmalıdır. Diğer yandan 6100 sayılı HMKnın 24.maddesi ile düzenlenen “Tasarruf ilkesi” gereğince “hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.” Bunun istisnası zaman aşımı veya hak düşürücü süredir. Somut olayda her iki sınırlayıcı süre de söz konusu değildir. Tartışılması gereken bir diğer husus ise, üye ile kooperatif arasında uzun yıllar ilişki kurulmaması halinde yükümlülüğün kimde olacağı konusudur. Bir başka deyişle, üyenin aidat borcu olup olmadığının takibi kooperatife mi üyeye mi ait olacaktır. Hiç tereddüt etmeden bu sorunun cevabı kooperatif olmalıdır. Zira kooperatif bir tacirdir ve basiretli bir şekilde davranmalı, alacağını borcunu takip etmelidir. Kooperatif yönetim kurulunun görevlerinden biri de budur. (K.K.27.m) Bu nedenle, üyelikten usulünce çıkma veya çıkarılma olmadığı sürece üyeliğin devamı esastır. Kooperatifin tüzel kişiliği halen devam etmektedir. Yasa Koyucu üyelikten çıkarılmayı çok sıkı şekil kuralların bağlamıştır. Bu nedenle ihtaratlardan birinde bile borcun miktarındaki küçük bir hata, ihraç işleminin iptali sonucunu doğururken, ortada usulünce alınmış hiçbir karar yokken, borcun varlığı dahi tartışılmamışken, kooperatifin ihmalinin sonuçları üyeye yüklenmek suretiyle uzun yıllar sonra dava açılması haktan feragat olarak değerlendirilip, üyelik hakkının sonlandırılması adil olmamış, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurmuştur.Diğer yandan Kooperatif ile uzun süre irtibat kurmayan üyenin akibetini araştırıp adına tebligat çıkarmak kooperatifin görevi ve sorumluluğundadır. Eğer kooperatifin bu yönde çıkardığı tebligatlar usulünce tebliğ olsaydı böyle bir durumda kendilerine usulünce yapılan tebligata rağmen kooperatifle uzun yıllar irtibata geçilmemesi halinde Bölge adliye Mahkemesinin gerekçesi doğru olabilirdi.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu █████████ E, ████████ K sayılı ilamında “2709 sayılı Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca herkes, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğüne sahip olup, bu özgürlüğün en yaygın kullanılma şekli dava açma hakkıdır. Anayasa’nın 13. maddesine göre de temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.38. Her hak gibi dava açma hakkı da kötüye kullanılabilir. Ne var ki, somut olayda Anayasa tarafından güvence altına alınan ve aynî hak niteliğinde olduğu için her zaman herkese karşı ileri sürülebilen mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açılmıştır. Bu nedenle kanunun kişiye tanıdığı mutlak bir hakkın aradan uzun süre geçtikten sonra ileri sürülmüş olması, dava hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez” diyerek bu hususa adalete uygun bir çözüm getirmiştir.Ayrıca Davacı, kooperatif üyeliğini devralmak suretiyle kooperatife üye olmuştur. Devraldığı tarihte kooperatif başkanı olan şahıs tarafından her türlü sorumluluğun başkanda olacağına dair güvence verilmiştir. Yani bir başka ifade ile üye olarak kendisinden bir şey istenmeyeceği bildirilmiştir. Böyle bir sözleşme her ne kadar geçerli değilse de bu sözleşmenin sonucunda, üyenin kooperatife borçlu olup olmadığı yönünde araştırma yapmamasının hayatın olağan akışını da nazara aldığımızda anlaşılabilir olduğunu kabul etmek gerekir. İşte bu nedenle üyelik hususunda bir sorun çıktığında takip yetkisi ve görevi tacir olan kooperatifin yetkililerinde olmalıdır.Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.