Danıştay, sahte faturalar nedeniyle oluşan KDV tarhiyatı ve vergi ziyaı cezasının tekerrür uygulamasına ilişkin temyiz taleplerini reddederek bölge idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Bir şirketin sahte fatura iddialarıyla resen salınan Katma Değer Vergisi ve vergi ziyaı cezalarına karşı açtığı davada, ilk derece mahkemesi cezalı tarhiyatın büyük kısmını onaylarken tekerrürden kaynaklanan ceza artırımının bazı dönemler için hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş, Bölge İdare Mahkemesi ise ana tarhiyatı ve 2020 Aralık dönemi için tekerrür kaynaklı indirimi onarken 2021 Mart dönemi için tekerrürle artırılan cezanın tamamen kaldırılmasına karar vermiştir; yüksek mahkeme de yapılan temyiz başvurularını reddederek Bölge İdare Mahkemesinin ana vergiyi ve cezanın bir kısmını onayan ancak 2021 Mart dönemi için tekerrür nedeniyle artırılan kısmı kaldıran kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : ████████Karar No : █████████TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ: Av. ...İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2018 yılının Aralık döneminden devreden indirilecek vergi tutarı düzeltilmek suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2020 yılının Aralık ve 2021 yılının Mart dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ve tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı tarhiyatın 2018 yılından devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltılmasından kaynaklandığı, Mahkemelerince verilen ara kararı ile 2017 ve 2018 yılları tarhiyatlarına karşı dava açılıp açılmadığının sorulduğu, idarece verilen cevaptan 2018 ve 2017 yılları tarhiyatlarına karşı herhangi bir dava açılmadığı görüldüğünden dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, 2019 yılına ait olup 2020 yılı içerisinde kesinleşen vergi ziyaı cezasının 2021 yılının Mart dönemi için tekerrüre esas alınabileceği, 2020 yılının Aralık dönemi için ise tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrürden kaynaklanan kısmı ise azaltılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Vergi Mahkemesi kararının; bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile vergi ziyaı cezasının, 2020 yılının Aralık dönemi için tekerrür nedeniyle artırılan kısmına ilişkin hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. 2019 yılının Mart dönemine ait olup aynı yıl içerisinde kesinleşen vergi ziyaı cezasının, 2018 yılından devreden katma değer vergisinin azaltılması sebebiyle 2021 yılı için kesilen vergi ziyaı cezası için tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezasının, 2021 yılının Mart dönemi için tekerrür nedeniyle artırılan kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemi kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra vergi ziyaı cezasının 2021 yılının Mart dönemi için tekerrür nedeniyle artırılan kısmı kaldırılmıştır. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri gereğince artırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.Davacı tarafından, alımlarının gerçek olduğu, mal ve hizmet karşılığı ödemelerin yapıldığı, cezalı tarhiyatın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz istemlerinin reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tekerrür" başlıklı 339. maddesinde, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezasının yüzde elli, usulsüzlük cezasının yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Tekerrür halinde cezanın artırılmasında maksat, vergi ziyaına yeniden sebebiyet verilmesinin önüne geçebilmek adına, aynı veya farklı fiillerle gerçekleştirilmiş olmasına veya aynı vergi türüne ilişkin olup olmadığına bakılmaksızın, ilkinden daha ağır bir yaptırım uygulanmak suretiyle mükelleflerin vergi kaybına yol açacak eylemlerde bulunmaktan caydırılmasıdır.Vergi ziyaına yol açan eylemin, mükellef hakkında kesilen cezanın kesinleştiği tarihten, izleyen takvim yılı başına kadar geçecek süre içerisinde gerçekleşmesi ile bu fiilin izleyen takvim yılı içerisinde ya da daha sonra gerçekleştirilmesi arasında, ihlalin ağırlığı yönünden herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Ayrıca,Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinde yer alan "...cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere ..." ibaresi tekerrürün uygulanacağı iki veya beş yıllık sürenin sona ereceği tarihin tespiti ile ilgilidir. Bu itibarla, yukarıda anılan Kanun hükümleri amaçsal olarak yorumlandığında, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihten itibaren vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda kesilecek cezaların tekerrür nedeniyle artırılarak uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı adına kesilen ve tekerrür uygulamasına esas alınan ceza 2019 yılında kesinleşmiş olup, devreden katma değer vergisinin azaltılması nedeniyle uyuşmazlık konusu 2021 yılının Mart dönemine ilişkin kesilen cezanın tekerrür nedeniyle artırılarak uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmağından, 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik dikkate alınarak karar verilmek üzere davalı idare temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının sözü edilen cezanın ilgili kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Karara katılmıyorum.