Mirasçılar arasındaki anlaşmaya aykırı vekalet görevinin kötüye kullanılması sonucu yapılan tapu işlemlerinin iptali, tescili ve taşınmaz bedeli istemine dair hukuki içtihat.
Özet: Davacı, müşterek miras bırakanlarından kalan taşınmazların miras taksimi sürecinde, kendisini temsil eden vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak, mirasçılar arası anlaşmaya aykırı biçimde taşınmazları diğer davalıya ve üçüncü kişilere devrettiğini ileri sürerek tapu iptali, tescil ve bedel talebinde bulunmuştur. Davalılar ise, vekalet işlemlerinin tüm mirasçıların rızasıyla gerçekleştiğini, bazı taşınmazlardaki yapıların davalı tarafından inşa edildiğini, davacının kendisine düşen payı uzun süre kullandıktan sonra açtığı davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Dava, tarafların iddia ve savunmaları ile tanık beyanları doğrultusunda değerlendirilmekte olup, bölge adliye mahkemesi aşamasında duruşma yapılmıştır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil ve bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalı ...'ın müşterek murisi ...'ın 04.03.2010 tarihinde ölümüyle geriye davacı, davalı, dava dışı kardeşleri ... ve anneleri ...'nın kaldığını, ...'nın da 03.07.2012 tarihinde öldüğünü, muris ...'dan intikal eden taşınmazların miras payları nispetinde paylaşım hususunda tüm mirasçıların anlaştıklarını ve davalı ...'ın yönlendirmesiyle yakın arkadaşı ve diğer davalı ...'i vekil tayin ettiklerini, vekilin 14.11.2011 tarihinde davacı adına ancak mirasçılar arasındaki anlaşmaya aykırı olacak şekilde miras taksim sözleşmesi akdettiğini, miras taksiminden önce de bir kısım taşınmazların vekil ... tarafından davalı ...'a ve dava dışı üçüncü şahıslara temlik edildiğini, davacının söz konusu işlemlerden ancak 2016 yılında haberdar olduğunu ve bu tarihten sonra davalılar tarafından hakkının verileceği vaadiyle oyalandığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 1 87... parsel sayılı taşınmazdaki 1, 14... numaralı bağımsız bölümlerin, 2 95... parsel sayılı taşınmazın ve 2 95... parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4, 5, 9, 10 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ... adına olan tapu kaydının miras payı oranında iptaline, 2 95... parsel sayılı taşınmazda dava dışı ... lehine tesis edilen üst hakkının terkinine, davalı tarafından elden çıkartılan 2 95... parsel sayılı taşınmazda A blok 3, 4, 5, 6 numaralı bağımsız bölümler ile B blok 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bağımsız bölümler yönünden miras payı oranında bedele hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, intikal ve taksim işlemlerinde tüm mirasçıların bir arada bulunmasının zorluğu nedeniyle davacı ve diğer mirasçılar tarafından tarafların aile dostu davalı ...'in vekil tayin edildiğini, muristen intikal eden 2 95... parsel sayılı taşınmazda davalı ... tarafından iki bloklu bir site inşa edildiğini, A blokun murisin sağlığında tamamlandığını murisin inşaattan kendisine düşecek daireleri sağlığında dava dışı üçüncü şahıslara devrettiğini, bu kapsamda anılan bağımsız bölümlerin, gerçek sahiplerine iadesi amacıyla devredildiğini, B blokun inşaat aşamasında murisin öldüğünü, murisin ölümü üzerine inşaatı davalı ...'ın tamamladığını, bunlar dışında kalan taşınmazların taksimi hususunda mirasçıların anlaşması üzerine vekilin tarafların iradesi doğrultusunda taksim işlemini gerçekleştirdiğini, mirasçıların devraldıkları taşınmazları on yılı aşkın bir süredir nizasız şekilde kullandıklarını, muristen intikal eden 1 87... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binaların davalı ... tarafından inşa edildiğini ve bu husustaki tüm masrafların davalı ... tarafından karşılandığını, 2 95... parsel sayılı taşınmazın murisin ölüm tarihi itibariyle arsa vasfında olduğunu ve mirasçılar arasındaki taksimde 3/4 payın davalı ... 1/4 payın dava dışı kardeşleri ... adına tescil edildiğini, taşınmazın yaklaşık sekiz yıl boyunca boş kaldığını, müteahhitlik yapan davalı ...'ın söz konusu taşınmazda on adet bağımsız bölüm içeren bir bina inşa ettiğini, bu bağımsız bölümlerin bir kısmının üçüncü şahıslara haricen devredildiğini, taksim ve temliklerin tüm mirasçıların onayıyla gerçekleştirildiğini, davacının taksimle kendisine devredilen iki bağımsız bölümü uzun yıllar kullandıktan sonra eldeki davayı açmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının yalnızca davalılar arasındaki arkadaşlık ilişkileri hususunda bilgi sahibi olduğu bunun dışında taksim ve vekalet hususlarında bilgi sahibi olmadıkları, davalı tanıklarının beyanlarında davalı ...'ın 1 87... parsel sayılı taşınmazdaki binanın müteahhitliğini yapması sebebiyle iki dubleks daire ve bir dükkanın ona bırakıldığını, yine 2 95... parselde bulunan binanın ... tarafından inşa edildiğini belirttikleri, davalı tanığı ve tarafların kardeşi ...'nın beyanında taksim neticesinde 3/4 payı davalı ...'a ve 1/4 payı kendisine bırakılan 2 95... parsel sayılı taşınmazın imar planında yeşil alandan konut alanına alınması neticesinde taşınmazda davalı ... tarafından bina inşa edilmesi üzerine davacının taksime itiraz ettiğini, 1 87... parsel açısından da davalı ...'ın bu parsel üzerindeki binanın müteahhitliğini yapması sebebiyle davalıya satış yapıldığı ve pay bırakıldığını, taksim sözleşmesinin tarafların arasındaki anlaşma kapsamında yapıldığını beyan ettiği, taksimde mutlak eşitlik aranmayacağı, taksim sözleşmesinin davacının iradesi hilafına akdedildiğinin ve dava konusu temliklerin davalılar tarafından davacıyı zararlandırma kastıyla el ve işbirliği içerisinde gerçekleştirildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ve davalı ...'ın müşterek murisi ...'ın 04.03.2010 tarihinde ölümüyle geriye davacı, davalı ..., dava dışı kardeşleri ... ve anneleri ...'nın kaldığını, ...'nın da 03.07.2012 tarihinde öldüğü, muris ...'ın ölümüyle; 1 87... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 11, 13, 14, 15... numaralı bağımsız bölümlerin, 2 95... , 3 ve 5 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazların, 2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan A blok 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve B blok 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bağımsız bölümlerin mirasçılarına intikal ettiği, davacının .... Noterliğinin 22.04.20 10... .11.2011 tarihli vekaletnameleri ile davalı ...'i vekil tayin ettiği, davacının vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayanarak murisi ... ve ...'dan gelen miras payına hasren eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, muristen intikal eden taşınmazlardan bir bölümünün, vekil ... ile davalı ... arasında imzalanan 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi öncesinde davalı ... ve dava dışı üçüncü şahıslar adına temlik edildiği, bir bölümünün taksim sözleşmesi ile davalı ... adına tescil edildikten sonra dava dışı üçüncü şahıslar adına temlik edildiği, bir bölümünün taksim neticesinde davalı ... adına tescil edildiği, bilahare kat irtifakı tesisi neticesinde oluşan bağımsız bölümlerin davalı ... tarafından dava dışı üçüncü şahıslara devredildiği, bir kısım taşınmazların ise davalı ... uhdesinde kaldığı, bunlardan bazılarının yargılama sırasında dava dışı üçüncü şahıslara temlik edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle her bir parsel ve bağımsız bölüm yönünden ayrı açıklamalarda bulunulması faydalı olacaktır.
1 87... parsel sayılı taşınmazda; 1 numaralı bağımsız bölüm vekil ... tarafından 22.10.2010 tarihinde davalı ...'a temlik edilmiş, bilahare vekil ... tarafından akdedilen 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi neticesinde 11 numaralı bağımsız bölüm davacı ..., 13 numaralı bağımsız bölüm dava dışı ..., 15 numaralı bağımsız bölüm dava dışı ..., 14... numaralı bağımsız bölümler davalı ... adına tescil edilmiş, davalı ... adına kaydedilen 14 numaralı bağımsız bölüm yargılama sırasında 08.06.2023 tarihinde dava dışı üçüncü şahsa temlik edilmiştir.
2 95... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazda 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi neticesinde 3/4 pay davalı ..., 1/4 pay ise dava dışı ... adına tescil edilmiştir.
2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan A blokta; 4 numaralı bağımsız bölüm 26.05.2010, 5 numaralı bağımsız bölüm 26.10.20 11... numaralı bağımsız bölüm 01.07.2011 tarihlerinde vekil ... tarafından dava dışı üçüncü şahıslara temlik edilmiş, bilahare 14.11.2011 tarihli taksim işlemi neticesinde aynı taşınmazda kayıtlı 1 numaralı bağımsız bölüm dava dışı ..., 2 numaralı bağımsız bölüm davacı ..., 3 numaralı bağımsız bölüm davalı ... adına tescil edilmiş, davalı ... adına tescil edilen 3 numaralı bağımsız bölüm 21.02.2013 tarihinde dava dışı üçüncü şahsa temlik edilmiştir.
2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan B blokta; 3 numaralı bağımsız bölüm 19.08.2010, 4 numaralı bağımsız bölüm 30.03.2011, 5 numaralı bağımsız bölüm 14.07.2010 tarihlerinde vekil ... tarafından dava dışı üçüncü şahıslara temlik edilmiş, bilahare 14.11.2011 tarihli taksim işlemi neticesinde 1, 2, 6 ve 7 numaralı bağımsız bölümler davalı ... adına tescil edilmiş, davalı ... adına tescil edilen bu bağımsız bölümler dava tarihinden önce üçüncü şahıslara temlik edilmiştir.
2 95... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazda 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi neticesinde 3/4 pay davalı ..., 1/4 pay ise dava dışı ... adına tescil edilmiş, taşınmazda 21.05.2018 tarihinde dava dışı ... lehine üst hakkı tesis edilmiş, bilahare 16.03.2021 tarihli kat irtifakı tesisi neticesinde taşınmazda 10 adet bağımsız bölüm oluşmuş, 19.03.2021 tarihinde dava dışı ... lehine kurulan üst hakkı terkin edilmiş, taşınmazda bulunan 6, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümler dava dışı ... adına 1, 2, 3, 4, 5, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümler davalı ... adına tescil edilmiş, davalı ... adına tescil edilen 2, 3, 5 ve 10 numaralı bağımsız bölümler yargılama sırasında dava dışı üçüncü şahıslara temlik edilmiştir.
Bilindiği üzere; Türk Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan; vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni .... Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce, kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Diğer taraftan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK), "Dava Konusunun Devri" başlıklı 125. maddesinin ilgili bölümü şöyledir; " (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.”
Hemen belirtmek gerekir ki, üst hakkının terkini istemi yönünden üst hakkı lehdarı ...'ın davalı olarak gösterilmemesi gözetildiğinde bu talebin değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil ve bedel istemi yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi öncesinde vekil ... tarafından tarafların murisi ...'dan intikal eden dava konusu bağımsız bölümlerden 6 tanesinin dava dışı üçüncü şahıslara 1 tanesinin davalı ...'a temlik edildiği, davacı ve diğer mirasçılar adına vekil ... ve davalı ... arasında akdedilen 14.11.2011 tarihli taksim sözleşmesi kapsamında davalı ... adına 8 bağımsız bölüm ve 2 95... ve 5 parsel sayılı taşınmazların 3/4 payının tescil edildiği, bilahare 2 95... parsel sayılı taşınmazda kat irtifakı tesisi neticesinde meydana gelen 10 adet bağımsız bölümden 7 tanesinin de davalı ... adına tescil edildiği, dava dışı kardeş ... adına taksim sözleşmesi neticesinde 2 bağımsız bölüm ve 2 95... ve 5 parsel sayılı taşınmazların 1/4 payının tescil edildiği, bilahare 2 95... parsel sayılı taşınmazda kat irtifakı tesisi neticesinde meydana gelen 10 adet bağımsız bölümden 3 tanesinin de dava dışı kardeş ... adına tescil edildiği, davacı ve davalı ...'ın annesi ... adına taksim sözleşmesi neticesinde 1 bağımsız bölümün tescil edildiği, davacı adına ise taksim sözleşmesi kapsamında yalnızca 2 bağımsız bölümün tescil edildiği, vekil ... 'in davalının yakın arkadaşı olduğu, davacının vekili sıfatıyla davalı ...'in imzalamış olduğu 14.11.2011 tarihli miras taksim sözleşmesi gereğince davacı adına tescil edilen taşınmazlar ile diğer mirasçılar adına tescil edilen taşınmazların miktarı nazara alındığında vekilin vekil edenin iradesine uygun davranmadığı ve davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket etmek ve vekaletnameyi kötüye kullanmak suretiyle davacıyı zararlandırdığı, taksim sözleşmesinden önce vekil tarafından davalı ve dava dışı şahıslara temlik edilen bağımsız bölümler yönünden ise toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle vekalet görevinin kötüye kullanılması yoluyla davacının zararlandırıldığı, davalı tarafça dava konusu taşınmazların bir kısmının davalı ...'ın emeği karşılığında adı geçen davalı adına tescil edildiği ve bir kısım taşınmazların da hakkın teslimi kapsamında üçüncü şahıslara temlik edildiğine ilişkin savunmanın ise usulünce ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Bunların yanında; dava konusu 1 87... parsel sayılı taşınmazda bulunan 14 numaralı bağımsız bölüm ile 2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan 2, 3, 5 ve 10 numaralı bağımsız bölümler yargılama sırasında dava dışı üçüncü şahıslara temlik edilmesine rağmen re'sen nazara alınması gereken HMK’nın 125/1. maddesi göz ardı edilerek sonuca gidildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca, dava konusu 1 87... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1 ve 16 numaralı bağımsız bölümler, 2 95... parsel sayılı taşınmazda 3/4 pay ile 2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 4 ve 9 numaralı bağımsız bölümler yönünden tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi; dava konusu 2 95... parsel sayılı taşınmazda A blok 3, 4, 5 ve 6 numaralı bağımsız bölümler ile B blok 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 numaralı bağımsız bölümler yönünden bedel isteminin kabulüne karar verilmesi; yargılama sırasında dava dışı şahıslara devredilen 1 87... parsel sayılı taşınmazda bulunan 14 numaralı bağımsız bölüm ile 2 95... parsel sayılı taşınmazda bulunan 2, 3, 5 ve 10 numaralı bağımsız bölümler yönünden ise HMK'nın 125/1. maddesi gereğince davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak bu taşınmazlar yönünden davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde ve yetersiz gerekçeyle hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden davacının miras payı oranında harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirilme neticesinde davacı aleyhine fazlaca vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Temyiz eden davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!