İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ihtiyati hacze itirazın reddine dair ilk derece kararını muacceliyet ve yetki gerekçeleriyle istinafta inceliyor.
Özet: Bir ihtiyati haciz talebi üzerine, alacaklının ticari bir protokol uyarınca muaccel olduğunu iddia ettiği borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile haklarına 20.122.121,53 TL alacak için ihtiyati haciz kararı verilmiş, borçlunun bu karara itirazı üzerine ise ilk derece mahkemesi, borcun vadesi ve alacağın belirli olup olmadığına ilişkin itirazları reddederek, yetki itirazını da tarafların tacir olmaması nedeniyle yetki sözleşmesinin geçersizliğini belirterek kabul etmemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:30.04.2026 ek kararNUMARASI:████████ D.iş - ████████ KararDAVA :İhtiyati Haciz Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati hacze itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan talep dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; taraflar ile tarafların ortağı olduğu şirketler arasındaki ticari ilişki sebebiyle, borçlunun ortağı olduğu ... Şirketi ile müvekkilinin ortağı olduğu ...Şti., .... AŞ., ... AŞ ve ... arasında 21.10.2025 tarihli protokol imzalandığını, bu protokolle ticari alacak ve borçlara ilişkin anlaşma sağlandığını, protokolün 5.3. maddesinde, borçlunun 15.04.2026 tarihinde 448.246,00 USD'yi müvekkiline ödemeyi taahhüt etmesine rağmen bu ödemenin yapmadığını, Bakırköy ...Noterliğinin 17.04.2026 tarihli ihtarı ile borcun ödenmesinin istendiğini ve borçlunun ihtarnameye cevap verilmediğini, İİK'nın 257. maddesindeki ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, şimdilik 20.122.121,53 TL alacağın tahsilini teminen borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 22.04.2026 tarihli kararla; ihtiyati haciz talebinin kabulü ile talebe dayanak 21.10.2025 tarihli Protokol kapsamında 20.122.121,53 TL alacağı teminen, borçlunun yeter miktardaki mal ve haklarının %15 teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmiştir.İİK'nın 265.maddesi uyarınca, borçlu tarafından bu ihtiyati haciz kararına yasal süresi içinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz için muaccel ve belirlenebilir bir alacak bulunması gerektiğini, belirsiz veya kesin olmayan alacak için ihtiyati haciz talep edilemeyeceğini, talep dilekçesinde dayanılan 21.10.2025 tarihli Protokolün 5.3. maddesinde şarta bağlı bir düzenleme bulunduğunu, bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve borcun varlığının bu aşamada belirli olmadığını, protokolden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, ihtiyati haciz talep edilebilmesi için muaccel hâle geldiği iddia edilen alacak miktarının belirlenmiş olması gerektiğini, tutarı kesin olmayan bir alacak iddiası ile ihtiyati hacze başvurulamayacağını, ödeme için verilen üç günlük süre dolmadan ihtiyati haciz istendiğini, müvekkilinin alacaklıya muaccel olmuş ya da olacak borcu bulunmadığını belirterek, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 30.04.2026 tarihli ek kararla; "...İtirazda belirtilen hususlar; talebin yetkili ve görevli olmayan mahkemede açılması ve alacağın muaccel olmaması olarak belirtilmiştir. Sözü edilen itirazların tek tek değerlendirilmesi sureti ile gerekçe tamamlanmalıdır.Öncelikle yetki itirazı değerlendirilmelidir. Bu kapsamda alacak talebinin kaynağının, sözleşmeye dayalı olduğu vurgulanmalıdır. HMK 17'ye göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Somut olayda ise tarafların tacir olmadıkları anlaşılmaktadır. Her iki taraf vekili de, tarafların gerçek kişi tacir olduklarına dair beyanda bulunmadıkları gibi buna dair bir belge de sunmamışlardır. Bu sebeple, açık ve emredici kanun hükmü gereğince tacir olmayan taraflar açısından yetki sözleşmesi hukuki sonuç doğurmadığından yetki itirazı yerinde bulunmamıştır.Göreve yönelik itirazın değerlendirilmesinde ise, alacak talebine dayanak gösterilen sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin talep dışı dört ayrı şirket, ... ve taraflar arasında düzenlenmiş olduğu, bununla birlikte karşı tarafın sözleşme içeriğine ve imzaya dair bir itirazının bulunmadığı, sözleşmenin konusunun 2. nolu kısımda düzenlendiği, buna göre ...'nun borçlulardan olan alacaklarının ödenmesine ilişkin usul ve esasların sözleşmeye konu edildiği, ayrıca sözleşmede, sözleşmenin tarafı olan şirketlerin bir kısım hisselerinin devri, bankaya olan borçlarının ödenmesi, yine bir kısım hisselerin borca karşılık olarak devir alınması, avukatlık mesleğini icra eden karşı taraf ...'un, şirketlerden biri adına yürütülen icra takipleri ve davalar sebebi ile oluşan alacaklarının tahsili konusunda muvafakat edilmesi, şirketler adına yapılan ödemeler konusunda muvafakatlerde bulunulması, şirketlerin hisse satışlarının feshedilmesi gibi, içeriğinde çok sayıda ticari terim ve ifadelerin bulunduğu göze çarpmaktadır. Sözleşmeye taraf olan sermeye şirketleri ve bu şirketlerin hisse devirlerinin sözleşmede kararlaştırıkmış olması ve karşı tarafın üstlenmiş olduğu edimlerin de sözleşmedeki ticari hükümler ile doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönü ile sözleşmeden doğan ihtilaflar bakımından alacaklı ile borçlular arasında mecburi dava ve takip arkadaşlığının mevcut olduğu değerlendirilmiş ve talep ile ilgili olarak mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılarak göreve dair itiraza kıymet verilmemiştir. Son olarak ise borcun muaccel olup olmadığı incelenmelidir. İİK 257'de belirtildiği üzere, ihtiyati haciz; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği gibi vadesi gelmemiş borçtan dolayı da kanunda belirtilen hallerde ihtiyati haciz talep edilebilir. İhtiyati hacze itiraz eden taraf, borcun henüz muaccel olmadığını ileri sürmektedir. Borcun muaccel olması, alacaklının borçludan borcun ifasını talep edebilmesi anlamına gelmektedir. Borcun muacceliyetiyle ilgili iki temel ilke söz konusudur. Bunlardan ilki, borcun muacceliyetinin taraflarca serbestçe belirlenebilmesi; ikincisi ise, sözleşmeden veya hukuki ilişkinin özelliğinden aksi anlaşılamayan hallerde, muacceliyetin yedek hukuk kurallarına göre belirlenmesidir. Borcun muaccel olacağı tarih, sözleşmede taraflarca serbestçe belirlenebilir. Bazen de bu tarih, taraflardan birinin yapacağı muacceliyet ihbarına bağlanabilir. Somut olay, belirtilen kurallar çerçevesinde incelendiğinde, aleyhinde ihtiyati haciz talep edilen ve alacağa konu sözleşmenin tarafı olduğu anlaşılan ...'un, sözleşmenin 3.5. maddesinde ihtiyati haciz talep edene 15 Nisan 2026 tarihinde 448.246 USD'yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir. Az yukarıda değinilen kural kapsamında, borcun muaccel olacağı tarihin taraflarca önceden kararlaştırıldığı, muacceliyet ihtarına dair sözleşmede hüküm de bulunmadığı gözetildiğinde ayrı bir ihtara gerek bulunmadığı ifade edilmelidir. Öte yandan, ihtiyati haciz talep eden, ödeme tarihi belirli olsa da karşı tarafa noterden ihtar göndermesinin akabinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Sonuç olarak, itiraz edenin itiraz sebep ve gerekçeleri mahkememizce yerinde görülmemiş ve itirazın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine, karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin avukat olduğunu, müvekkili ile ... ve ortağı olduğu .... Şti.'nin, alacaklı olduğunu iddia eden ...'tan ve bu kişinin ortağı ve yetkilisi olduğu ..., ..., ... unvanlı şirketlerden yüklü miktarda alacağı bulunduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden kişi ile şirketlerine ait bu borçların tasfiyesi amacıyla taraflar arasında 21.10.2026 tarihli Protokol imzalandığını, bu protokol gereğince müvekkili ve ortağı olduğu şirketin, alacaklı olduğunu iddia eden şahıs ve şirketlerinden alacaklı olduğunu, Protokolün 3.5 maddesinde, bir kısım borçların iadesinden sonra kalan miktarın alacaklıya ödeneceğine ilişkin şarta bağlı bir düzenleme bulunduğunu, alacaklının bu madde kapsamında gönderdiği Bakırköy ... Noterliğinin 17.04.2026 tarihli ihtarının 17.04.2026 tarihinde müvekkiline e-tebliğ olarak tebliğ edildiğini, ihtara Beyoğlu ... Noterliğinin 27.04.2026 tarihli ihtarı ile cevap verildiğini, ihtarda üç günlük süre verildiğini ve sürenin 28.04.2026 tarihinde dolacak olmasına karşın, müvekkili hakkında 22.04.2026 tarihinde ihtiyati haciz talep edildiğini, mahkemenin de aynı gün ihtiyati haciz kararı verdiğini, 21.10.2025 tarihli protokol uyarınca alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı ile ortağı olduğu şirketlerin müvekkiline ve müvekkilinin müvekkili ...'na yüksek miktarda borcu olduğunu, Protokolün 3.4. maddesinde de bu alacağın şarta bağlandığını, maddeye göre ...'nun muvafakati ile müvekkili ve ortağı olduğu ... Şirketinin "dava ve takiplerden kaynaklı ödemeler ve borçlularla olan diğer işlemlere ilişkin vergisel yükümlülükler" nedeniyle yapacağı ödemelerden bakiye kalması şartı bulunduğunu, her iki şartın da gerçekleşmediğini, ...'nun ödemeye muvafakat etmediğini, protokol hükümlerinde de yer aldığı üzere müvekkil ve ortağı olduğu şirket hakkında vergi incelemesi başlatıldığını ve denetimlerin devam ettiğini, müvekkili tarafından gerekli evrakların vergi dairesine sunulduğu hâlde henüz tahakkuk ve ödeme işlemleri tamamlanmadığını, bu süreç sonunda ...'ın protokolün diğer şartları, fazlaya ilişkin saklı tutulan diğer alacaklar yanında, protokolün 3.4 maddesi gereğince ayrıca ödemesi gereken başkaca borçlarının da çıkma ihtimali bulunduğunu, buna rağmen şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, ...'ın 3.4 madde gereğince alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı belli değilken ve protokol borçlarına ek olarak ayrıca 3.4 kapsamındaki yükümlülükler nedeniyle borç miktarının artma ihtimali varken mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, şarta bağlanan alacaklar yönünden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, Protokolün 3.4 maddesi kapsamında alacağın şarta bağlı olması, şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin, ortada bir alacak olup olmadığının, kabul anlamına gelmemek kaydı ile varsa miktarının, hatta bu madde kapsamında ...'ın borçlu olup olmadığının belli olmaması yanında, ortada muaccel bir alacak da bulunmadan verilen ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, Protokolün 5.2 maddesinde, ''İşbu protokol hükümlerinden kaynaklanan veya bu hükümler ile ilgili çıkabilecek her tür uyuşmazlıkta İstanbul Merkez Mahkemeleri yetkilidir.'' hükmü gereğince İstanbul Adliyesinin yetkili olmasına rağmen yetkisiz olan Küçükçekmece Adliyesinde ihtiyati haciz talep edildiğini, mahkemenin açık yetki şartını görmezden geldiğini, talep edenin adresinin talep tarihinde Bulgaristan'da olduğunu, talep edenin mahkemeyi yanıltarak adresini Küçükçekmece ilçesinde gösterdiğini, müvekkili ile ihtiyati haciz talep edenin tacir olmamasına ve aralarında her hangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen mahkemenin kendini görevli saymasının hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze yönelik itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu tarafın yaptığı itirazın reddine dair ek karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına İİK'nın 265. maddesi uyarınca borçlu vekilince yapılan itirazın reddine dair verilen ek karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilli tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Ayrıca, İİK'nın 258. maddesine göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması da gerekmektedir. İİK'nın 265/1. maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Somut olayda ihtiyati haciz talebinin dayanağı olan 21.10.2025 tarihli Protokolün incelenmesinde; protokolün taraflarının ... Şirketi ile ..., protokolde alacaklı olarak gösterilen ..., protokolde borçlu olarak gösterilen ve bu dosyada alacaklı sıfatı ile ihtiyati haciz talep eden ... olduğu görülmüştür. Ayrıca Protokolde borçlu olarak yazılan .... Şti., ... ... A.Ş ve ... AŞ'nin ortağı ve yetkilisinin ihtiyati haciz talep eden ... olduğu tarafların açıklamalarından anlaşılmaktadır. Protokolün 1. maddesinde ayrıca ..., ..., ... ve ...'ın protokolde borçlu olarak yer alacakları kararlaştırılmıştır. Protokolün konu başlıklı 2. Maddesinde, "Alacaklı ...'nun borçlu/ borçlulardan olan alacaklarının ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. ...'in borçlular ile vekalet ilişkisinden kaynaklı masraf/vekalet ücreti sair alacakları iş bu protokol kapsamı dışındadır" düzenlemesi bulunmaktadır. Protokolün 3.1.maddesinde, "10.2023 tarihli ... ile ... arasında imzalanan hisse satış sözleşmesinden ayrı olmak kaydı ile borçluların ...'na 4.500.000 USD daha borcu bulunmaktadır." düzenlemesi; 3.2 maddesinde, "Borçlulardan ...; gerek kendi gerekse ortağı ve yetkilisi olduğu diğer borçlu şirketlerin, alacaklıya olan borçlarına karşılık olarak iş bu protokolde düzenlenen borçlarından ayrı olmak üzere; 24.10.2023 tarihli hisse satış sözleşmesinde belirlenen borçlarına karşılık ...'na %10 hissesini devrettiği, ... AŞ'nin geri kalan %90 hissesinin hertürlü takidattan ari olarak devri için, iş bu protokolün imzalandığı tarihte eş zamanlı olarak hisse devir sözleşmesini imzalayacağını ve hissenin devri işlemlerinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip 3 gün içinde tamamlayarak devrin pay defterine işlenmesini sağlayacağını kabul ve taahhüt eder" düzenlemesi; 3.3. Maddesinde, "...'in 09.07.2024 tarihinde Alacaklı ... ile imzalamış olduğu sözleşme gereğince; borçluların da ayrı ayrı muvafakatı ile borçlulardan ....Ltd.'nin bankalara olan borçlarının bir kısmını gerek kendi nam ve hesabına, gerekse ortağı olduğu .... Şti. nam ve hesabına ödemeler yaparak temlik almayı, bu surette borçlu şirketin kredi borçlarına şahsi kefilliği bulunan ...'ın kefalet borcundan kaynaklı icra dosyalarında, ...'ın ... Aş. de bulunan hisselerini satışa çıkararak(hisselerin 3. Kişiye satılması ya da alacağa mahsuben alımı) ve sair icrai yollarla protokol konusu borçları tahsil etmesi planlanmıştır. Ancak borçlu ...'ın , ...'ın .... AŞ'deki hisselerini kendi nam ve hesabına devir alması nedeniyle, borcun ödenmesi yöntemi iş bu protokol ile güncellenmiştir" düzenlemesi; 3.4.maddesinde, "... ve .... Şti., borçlular hesaplarına doğrudan ödenen, borçlular adına borçlular tarafından bildirilen 3. Kişilere doğrudan borçlular adına ödenen, borçluların taraf olduğu dava ve icra takiplerinde yine borçlular adına yada kendi hesaplarından doğrudan ya da borçlular adına ödenen, iş bu protokolün 3.3 maddesinde anlatılan süreçte ... ve/veya .... Şti. adına yürütülen icra takip ve davalar/yasal işlemler nedeniyle kendi adlarına yapmış oldukları ödemelerden kaynaklı iş bu protokol kapsamıyla sınırlı alacaklarının, alacaklı ... ile ...'in 09.07.2024 tarihinde kendi aralarında imzalamış olduğu sözleşme gereğince ...'nun, ...'den olan alacağına mahsuben ... tarafından borçlulardan tahsiline açıkça muvafakat etmektedirler." düzenlemesi; 3.5. maddesinde, "... ve alacaklı ... arasında imzalanan 09.04.2024 tarihli sözleşme uyarınca ... iş bu protokolün 3.4. maddesi gereğince gerek kendi gerekse ortağı olduğu ... Şirketi nam ve hesabına yapılan ödemeler bu ödemelerden kaynaklı dava ve takiplerden kaynaklı ödemeler ve borçlularla olan diğer işlemlere ilişkin vergisel yükümlülükler nedeniyle 448.246 USD’yi ...’nun da muvafakatı ile 15.04.2026 tarihine kadar yedinde tutacak olup bu kapsamda yapacağı tüm ödemelerden sonra bakiye kalması halinde bu bakiyeyi ...’nun da muvafakatı ile 15.04.2026 tarihinde ...’a ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. ... iş bu madde kapsamında yapılacak ödemelerin ... yerinde tutulan tutarı aşması halinde aşan tutarlardan kendisinin sorumlu olacağını kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi bulunmaktadır.Yukarıda belirtilen hükümlere göre bu Protokolün konusu, dosyamızda alacaklı olan ... ve ortağı ile yöneticisi olduğu üç şirketin ...'na olan borçların tespiti ve ödeme esaslarının düzenlenmesidir. Protokolün asıl borçlusu ... olduğu Protokolün 3.1, 3.2, 3.3 ve 3.4.maddelerinde açıkça belirlenmiştir. İhtiyati hacze dayanak Protokolün 3.5. maddesinde ise ... ile alacaklı ... arasında imzalanan 09.07.2024 tarihli sözleşme uyarınca ...'in bu protokolün 3.4. maddesi gereğince kendisine ve ortağı olduğu şirket nam ve hesabına yapılan ödemelerden bir takım yükümlülüklerin düşmesi sonucu ...'nun muvafakati ile 15.04.2026 tarihine kadar borçlunun elinde tutulacağı, yapılacak ödemelerden bakiye kalması halinde bu kişinin muvafakati ile ...'a ödeneceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, bu maddede kayıtsız şartsız bir borç miktarı bulunmayıp, bir takım yükümlülükler nedeniyle aleyhine ihtiyati haciz istenen ...'in elinde kalan paranın, alacaklının muvafakati ile ihtiyati haciz isteyene ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu hâliyle belirtilen borç şarta bağlı bir borçtur. Bu nedenle vergisel yükümlülükler ve muvafakate ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki delillerden şartın gerçekleştiği ve ...'in vadesi gelmiş bir borcunun bulunduğu anlaşılmamaktadır. Şarta bağlı ve miktarı bilinmeyen alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğinden, borçlu vekilinin 22.04.2026 tarihli ihtiyati hacze yönelik itirazının kabulü gerekirken, bu itirazın reddedilmesi usule ve yasaya aykırı bulunduğundan, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın reddine dair verdiği 30.04.2026 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, ve neticede itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 ve 265/son maddeleri uyarınca ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın reddine dair verdiği 30.04.2026 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-İİK'nın 265. maddesi uyarınca borçlunun itirazının kabulü ile borçlu hakkında ilk derece mahkemesince verilen 22.04.2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına,2-İş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 10.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin, esas hakkındaki dava veya takipte haklı olması kaydıyla, ihtiyati haciz talep eden alacaklıya tahmiline,3-İhtiyati haciz talep eden alacaklının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise talebi hâlinde ihtiyati hacze itiraz edene iadesine, b-Borçlu tarafından yapılan 1.683,10 TL başvuru harcı giderinin, esas hakkındaki dava veya takipte haklı olması kaydıyla, ihtiyati haciz talep eden alacaklıya tahmiline,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine derhal gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 18.06.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.