Adana BAM 9. Hukuk Dairesi, gabin hukuki sebebine dayalı tazminat davasında edimler arası oransızlık ve müzayaka halinin değerlendirildiği istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: Bu hukuki belge, davacının İngiltereye yapılan ıslak mendil taşımacılığı hizmeti için başlangıçta anlaşılan fiyattan daha yüksek bir bedelin, davalının gabin (aşırı yararlanma) yaparak talep ettiğini ve müvekkilinin liman masrafları gibi acil durumlar nedeniyle bu fazlalığı ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği tazminat davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesinin davayı reddetmesi üzerine davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmış olup, bu kapsamda evrak, aşırı yararlanma kavramının hukuki unsurlarını, özellikle edimler arasında açık bir orantısızlık bulunması ve bu durumun taraflardan birinin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesi gerekliliğini incelemektedir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████KARAR TARİHİ : █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ ESAS ████████ KARAR DAVACI : ... - ...VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... - ...VEKİLLERİ : Av. .... DAVANIN KONUSU : TazminatİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026.... Asliye Ticaret (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nin ████████ esas ████████ karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Dava, gabin hukuki sebebine dayalı tazminat davasıdır.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İngiltere'ye ihraç edilen ıslak mendil emtiasının Gaziantep'ten ... Limanına, oradan da İngiltere'ye taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, taşımanın konteyner başına 2.250,00-GBP bedel ile yapılacağı hususunda tarafların anlaştığını, emtianın yüklendiğini ve yola çıktığını, ancak davalının konteyner başına 2.550,00-GBP bedel üzerinden fatura düzenlediğini, müvekkilinin işbu faturaya itiraz ettiğini, ancak yükün alıcısına zamanında teslim edilmesi ve bekleme durumunda oluşacak liman masrafları sebebiyle müvekkilinin müzayaka halinde işbu fatura bedelini ödemek zorunda kaldığını belirterek gabin hukuki sebebiyle davalıya fazladan ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, davalı vekili ise anlaşmanın konteyner başı 2.550,00-GBP üzerinden yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Neticede ilk derece mahkemesi tarafından yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Edim ile karşı edim arasında bir oransızlık (nispetsizlik) bulunduğu, çok düşük olan karşı edim için, çok yüksek bir edim veya bunun aksine çok yüksek bir karşı edim için, düşük bir edim taahhüt olunduğu takdirde aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilir.(Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, İstanbul, 1976, s. 380)Ancak, edimler arasında mevcut olan her açık oransızlık aşırı yararlanmayı meydana getirmez. Zira sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri gereğince, taraflar sözleşmenin şartlarını dolayısıyla edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Kanun, bu konuda edimler arasında bulunması gereken denge ve oran hususunda objektif bir ölçü koymuş değildir. Yalnız, taraflardan biri karşı tarafın içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanarak onu sömürmek isteyebilir. İşte aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlık, taraflardan birinin diğerinin içinde bulunduğu durumdan yararlanmak suretiyle gerçekleştirilmelidir. Kanun koyucu TBK md. 28'i (mülga BK md. 21) düzenlemekle sözleşmede zayıf olan tarafa, edimler arasındaki değer ilişkisini gözden geçirme ve şartları gerçekleşmişse aşırı yararlanmaya dayanarak sözleşmeyi iptal etme ya da edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme imkânı vermiştir.(Fikret Eren; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2024, s.478)Türk Hukuk Lûgatında da gabin (aşırı yararlanma); Karşılıklı edimler içeren bir sözleşmede, edimler arasında açık bir orantısızlık varsa, bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden yararlanılarak gerçekleştiği takdirde zarar gören durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını öbür tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği; zor durumda kalmada ise durumun ortadan kalkmasından başlayarak bir yıl içinde, her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir" şeklinde ifade edilmiştir.(Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 90)Bu durumda aşırı yararlanma (gabin) durumunun varlığını kabul için gerekli koşullar iki tanedir. Bunlar edimler arasında aşırı oransızlık ve karşı yanın özel durumundan yararlanmadır. Şu hâlde, sadece aşırı oransızlık yetmez. Aşırı yararlanmada edimler arasındaki oransızlığın karşı yanın şahsında var olan durumların istismarından doğmuş olması gerekir. Objektif unsur olarak edimler arasındaki aşırı oransızlık (nispetsizlik) aşikâr olmalı, işten anlayan herkesin gözüne çarpacak yükseklikte bulunmalıdır. Bu hususu saptarken hâkim, edimin sözleşmenin yapıldığı andaki objektif değerini esas almak zorundadır. Subjektif unsur olarak aşırı oransızlığın (nispetsizliğin), karşı yanın özel durumundan bilerek yararlanma sonucu doğması gerekir. Karşı yanın özel durumu, onun darda kalması (müzayakası), hafifliği (hiffeti) veya tecrübesizliği hâlinde ortaya çıkar. Bu hâller yasada sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan aşırı yararlanmanın varlığından söz edebilmek için darda kalma, hafiflik ve tecrübesizliğin birlikte bulunmasına gerek yoktur, bu hâllerden bir tanesinin gerçekleşmesi bile öbür koşullar da varsa yetişir.(Tunçomağ, s. 381-383)Zarar görenin darda kalması hâli (müzayakası), zor durumda kalması, sıkıntılı olma parasızlık anlamındadır. Bu durum ekonomik (maddi) veya şahsi nedenlerden kaynaklanabilir. Gabinde müzayaka, maddi olabileceği gibi, manevi de olabilir. Gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de zor durumda kalma hâlinde olabilirler. Kanun maddesinde amaçlanan düşüncesizlik (hiffet) bir kişinin genel karakter olarak hafif düşünce ve yapıda olmasını değil, somut olayda yapılan sözleşme yönünden özen göstermeme ve düşüncesizlik hâlini ifade eder. Bu itibarla zarar gören tarafın, belirli bir konuda eksik yetenekli olması veya uzağı görememesi, yaptığı sözleşmenin sonuçlarını gereği gibi düşünememesi mülga BK'nın 21. maddesi anlamında düşüncesizliktir. Tecrübesizlik (deneyimsizlik) zarar gören kişinin genel hayat ve iş tecrübelerindeki noksanlığını ifade eder. Burada sömürülen tarafın genel bir tecrübesizliği değil, sadece yapılan sözleşmeye ilişkin yeterli bilgi ve deney noksanlığı söz konusudur. Diğer taraftan gabinden söz edebilmek için karşı tarafın, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ve tecrübesizliğinden bilerek yararlanmış olması, açık nispetsizliğin bu yararlanma başka bir ifadeyle sömürme kastı sonucu bulunması gerekir. Eğer taraf, bu zaaftan yararlanma fikriyle hareket etmemişse diğer unsurlar gerçekleşmiş olsa bile gabinden (aşırı yararlanmadan) söz edilemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 2023/6-906 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da benimsenmiştir. Gabinin varlığı zarar görene öngörülen hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek Kanun'da öngörülen haklarını kullanmak amacıyla dava açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı verir. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/1-399 Esas, ████████ Karar sayılı kararı)Hemen belirtilmelidir ki, gabin davasında öncelikle edimler arasında aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar görenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani subjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir. Objektif unsurun tespitinde edimlerin kıymeti sözleşmenin kurulduğu ana göre belirlenir. Gabinin objektif unsurunun tespiti, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılır.(bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/6-906 Esas, ████████ Karar sayılı kararı)Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Tacir olmanın hükümleri başlıklı 20/2. maddesindeki Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır, düzenlemesine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 18/2. maddesinde de yer verilmiştir. Bu hüküm tacire belli durumlarda daha önce taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya tacirin daha geniş bir sorumluluk altına sokulması şeklinde, külfet niteliği taşımaktadır. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, objektif bir özen ölçüsü getirmekte olup, tacirin aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni gösterme yükümlülüğüdür. Tacirin özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranması, üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması zorunludur. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, mahkemece ... Deniz Ticaret Odasından gelen yazı cevabına göre davacının iddia ettiği taşıma bedeli ile davalının talep ettiği taşıma bedeli arasında açık bir oransızlık bulunmadığı, bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1)-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL maktu istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,4)-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,6)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince dava değeri göz önüne alınarak kesin olmak üzere karar verildi.█████/2026 ...Başkan... ¸e-imzalıdır...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Katip... ¸e-imzalıdır