Bankanın konkordato sürecindeki çeke ibraz tarihi yazmama sorumluluğu ile davacının hukuki yolları tüketme zorunluluğu üzerine istinaf kararı.
Özet: Davacı, konkordato sürecindeki keşideciye ait ileri tarihli çekin ibrazında bankanın ibraz tarihini yazmamasını gerekçe göstererek bankadan alacak talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bankanın konkordato mahkemesi kararlarına uygun hareket ettiğini, bu nedenle kusur atfedilemeyeceğini ve davacının çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tüketmeden bankayı dava edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Bankacılık işleminden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşideci .... A.Ş., muhatabı ...bank A.Ş. ... Şubesi, Seri nosu ..., keşide tarihli █████/2018, bedeli 100.000 TL olan çeki █████/2018 tarihinde keşideciden teslim aldığını, keşidecinin ... A.Ş. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile konkordato talebi ile geçici mühlet talebinde bulunduğunu, yapılan incelemede █████/2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, ve ayrıca şirketin tüm iş ve işlemlerinin konkordato komiser onayına tabi tutulduğunu, alacağa konu çekin müvekkiline ileri tarihli olarak verildiğini, oysa ki İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile komisere verilen onay görevinin █████/2018 tarihinden itibaren geçerli olduğunu, çekin bir ödeme aracı olup, çekte keşidecinin esasen müracaat borçlusu olduğunu, çekte esas borçlunun muhatap banka olduğunu, banka çekin kendisine ibrazı ile çek kanununda belirli işlemleri yapmaya mecbur olduğunu, çek kendisine ibraz edilen bankanın çekin arka yüzüne ibraz tarihini yazmak zorunda olduğunu, bu durumda çekin arkasında ibraz tarihinin olmaması hamilin müracaat hakkını ortadan kaldırmak olduğunu, ancak ...bank A.Ş. ...Şubesi Seri nosu ... keşide tarihi █████/2018 bedeli 100.000 TL olan çekin ibraz edilmesine rağmen ibraz tarihinin yazılmadığını, şöyleki TTK m 808 hükmüne göre hamilin müracaat hakkını kullanabilmesi için çekin ibraz tarihinin yazılması gerektiğini iddia ederek, çek bedeli olan 100.000 TL nin keşide tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile sorumlu davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; yetki kuralının kamu düzeninden olduğunu, ilk derece ve temyiz aşamasında resen gözönünde tutulması gerektiğini, davacının banka aleyhine açtığı davayı Genel Müdürlük Bankanın merkez teşkilatı olduğundan ve ana statüsü uyarınca bankanın merkezinin bulunduğu İstanbul Mahkemelerinde açması gerektiğini, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini bu nedenlerden dolayı banka açısından haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usuli itirazları yönünden bu itirazın kabul edilmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas, ████████ Karar ve 12.04.2019 tarihli kararı ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilerek dosya, yetkili mahkemeye gönderilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Banka somut olayımızda İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı █████/2018 tarihli kararı sonrası ibraz edilen çekin arka yüzüne şerh düşüldüğü bu haliyle bankanın mezkur mahkeme kararı gereğince yazılı olarak kendisine verdiği talimata uymuş ve yasal olarak üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Bu nedenle bu olaydan dolayı bankaya herhangi bir kusur izafe etmek mümkün değildir. Zira benzer konuya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamında; "Mahkemece, çekin ibraz tarihinin başvuru sırasında yazılmaması halinde bunun daha sonra talep üzerine tamamlanmasının mümkün bulunduğu, ancak davacı tarafından bu yönde talepte bulunulmadığı, bununla birlikte davacının çek borçlularına karşı TTK’nın 644. maddesine dayalı olarak dava açma hakkının bulunduğu halde buna ilişkin tüm yasal yolları tüketmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, çekin bankaya ibraz edildiğinde, ibraz tarihinin yazılmaması eksikliğinin daha sonra tamamlanmasının mümkün bulunmamasına göre, mahkemenin bu gerekçesi doğru olmamakla birlikte, çek hamilinin ibraz tarihi yazılı olmayan çek nedeniyle çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tükettikten sonra alacağını tahsil edememesi durumunda davalı bankadan bunu isteyebileceği, ancak davacı tarafından tüm yasal yolların henüz tüketilmeden davalı banka hakkında açmış olduğu davanın yerinde olmadığı, bu durumda, mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir." şeklindeki gerekçelere yer verilerek çek hamilinin ibraz tarihi yazılı olmayan çek nedeniyle çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tükettikten sonra alacağını tahsil edememesi durumunda davalı bankadan bunu isteyebileceği, ancak davacı tarafından tüm yasal yolların henüz tüketilmediği, bu husus da ise dava dilekçesinde; "keşideci şirket konkordato hükümlerine başvurduğunu bu nedenle aciz halinde ve/veya borca batık durumda olduğunu, şirketten iş bu bedeli tahsil imkanı da yok denecek kadar azaldığını bu nedenle zarara uğradığı" şeklindeki beyanları ile ifade edildiği, davacının davalı bankaya karşı talepte bulunabilmesi için keşideciye aynı zamanda davacının akidi olan kişiye karşı akdi ilişkiye dayalı olarak alacağını tahsil yoluna gitmesi veya görülen konkordato davasına müdahillik talebinde bulunması bunu da mahkememize ispatlaması gerekirken davacı tarafından tüm yasal yolların henüz tüketilmeden davalı banka hakkında açmış olduğu davanın yerinde olmadığı, bu durumda mahkememizce sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek..." gerekçesiyle, sabit olmayan ve aynı zamanda henüz koşulları zarar unsuru gerçekleşmeyen davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Müvekkili şirketin keşidecisi ...,... AŞ şirketinden muhatap davalı bankanın 31.07.2018 tarihli 100.000,00 TL bedelli olan çeki 26.03.2018 tarihinde keşideciden teslim aldığını, keşidecinin İstanbul Anadolu 2. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile konkordato talebi ile geçici mühlet talebinde bulunduğunu ,02.07.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini ayrıca şirketin tüm iş ve işlemlerinin konkortado komiser onayına tabi olduğunu, alacağa konu çekin müvekkiline ileri tarihli olarak verildiğini, Konkordato dosyasında komisere verilen onay görevinin 02.07.2018 tarihinden itibaren geçerli olduğunu, çekin bir ödeme aracı olduğunu, çekte keşidecinin esasen müracaat borçlusu olduğunu, çek kendisine ibraz edilen bankanın çekin arka yüzüne ibraz tarihini yazmak zorunda olduğunu, ibraz tarihinin olmamasının hamilin müracaat hakkını ortadan kaldırmak olduğunu ancak davalı bankanın çek ibraz edilmesine rağmen ibraz tarihini yazmadığını, TTK 808 hükmüne göre hamilin müracaat hakkını kullanabilmesi için çekin ibraz tarihinin yazılması gerektiğini, bu nedenlerle çek bedeli olan 100.000,00 TL'nin keşide tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava edildiğini, mahkemece davanın reddedildiğini, davalı bankanın çeki açıkça geçersiz hale getirmiş olduğunu, sorumluluğunun bulunduğunu, davalı bankanın İstanbul Anadolu 2. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosya kararına göre işlem tesis etmediğini, söz konusu kararda şirketin yönetim ve karar organlarının tüm iş ve işlemlerinin komiser onayına tabi tutulması şeklinde bir karar olsa da davalı bankaya bu kararı yorumlama yetkisi tanınmadığını, davalı bankanın iş bu çekin ibrazı ile komiserin onayının varlığına dair sözleşmesel ilişkide bulunduğu şirketten komiser onayının olup olmadığının dahi araştırılmadığını, davalı bankanın iddia ettiği üzere çekin mühlet kararından sonra keşide edilmediğini, çekin ibrazı, ödenmesi, karşılıksız işlemine tabi olmasının komiser onayına tabi olmadığını, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporlarının hatalı olup hükme alınamayacağını, eksik araştırma ile verilen kararın hatalı olduğunu, usulü kazanılmış hak oluştuğunu, 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna davalı tarafın itiraz etmediğini, aleyhine hususları kabul ettiğini, davalı yönünden rapor kesinleşmiş olduğunu, kanunda çeke ilişkin olarak gösterilen ibraz sürelerinin çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, sonuç olarak ibraz süresinde çekin ibraz edilmemesi veya ibraz edilse bile muhatap banka ödemez ve bunun üzerine de ibraz süresinde protesto çekilmezse müracaat hakkının kaybedildiğini, cezai tatbikat imkanında ortadan kalktığını iddia ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, bankanın çek hukukundan kaynaklanan sorumluluğu kapsamında çek bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı .... AŞ şirketinin davalı bankanın ... Şubesindeki çek hesabından 31.07.2018 tarihinde davacı şirket adına 100.000,00 TL bedelli çek keşide ettiği, çekin davacı şirketçe bankaya ibraz edildiği ve banka tarafından İstanbul Anadolu 2. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyada 02.07.2018 tarihli kararı ile keşideci şirket yönetim organlarının tüm işlemlerinin geçici komiser kurulu onayına tabi tutulmuş olduğu ve geçici komiser kurulu onayı bulunmadığı gerekçesiyle çekin işleme alınmasının mümkün olmadığına dair şerh düşüldüğü konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, dava dışı keşideci şirket hakkında konkordato kapsamında verilen geçici mühlet kararı ile birlikte konkordato aşamasındaki tedbir ve muhafaza tedbirlerinin konkordato sürecindeki keşideci şirkete ait çekin ibrazı halinde davalı banka tarafından çek hakkında ödemede bulunulmaması ve keşidecinin hesabı ile ilgili olarak herhangi bir şerh konulmamış olmasının ve alınan bilirkişi raporları ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı keşideci ... AŞ şirketi tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulduğu, talep tarihinin 28.06.2018 olduğu, mahkemece 02.07.2018 tarihli tensip ara kararı ile üç aylık geçici mühlet kararı verildiği, 02.10.2018 tarihinden itibaren sürenin iki ay uzatıldığı, mahkemenin ████████ Esas, █████████ Karar ve 30.11.2018 tarihli kararı ile talebin reddine dair hüküm tesis edildiği, İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin ███████ Esas, ████████ Karar ve 14.03.2019 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına , İİK 289/2.fıkrası gereğince 02.12.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bir yıl kesin mühlet verilmesine dair yeniden karar oluşturulduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 03.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı... A.Ş tarafından düzenlenen tahsilat makbuzu dikkate alındığında, dava dışı çek keşidecisi ... A.Ş'nin çek keşide edip alacaklı ... A.Ş'ye teslim işlemini 26.03.2018 tarihinde gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte çekin düzenleme tarihinin 31.07.2018 olarak dercedilmesi suretiyle fiili ifanın (ödemenin) vadelendirildiği kanısının edinildiği, bu yönüyle bakıldığında; çekin gerçek keşide tarihinin konkordato geçici mühlet verilmesi tarihinden (02.07.2018) önce olduğunun anlaşıldığı, bankanın ödeme yükümlülüğü çek tutarı ve hesapta bulunan para tutarı ile sınırlı olduğu, hesapta yeterli paranın bulunmaması halinde bankanın lehtara (veya hamile karşı) çek bedelini karşılamak gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, bunun istisnası, çek bedelinin hesapta bulunduğunu garanti eden bloke çek uygulaması olduğu, diğer her türlü durumda bankanın hesapta bulunan tutarı ödemekle yükümlü olduğu, hesapta bulunan tutarın çek bedeline yeterli olmaması halinde karşılıksız işlemi yapıldığı ve sadece çek yaprağı başına üstlendiği yasal yükümlülük bedelini ödediği, çek üzerinde tedbir bulunması veya keşideci hakkında geçici mühlet kararı verilmiş olmasının çek tutarının karşılığının hesapta bulundurulması gereğini etkilemediği, diğer bir ifadeyle, somut olaydaki gibi çek bedelinin ödenmesinin komiser onayına tabi olduğu durumlarda dahi çekin karşılığının hesapta bulunup bulunmadığının bankaca tespiti ve karşılığının bulunmaması halinde karşılıksız işlemi yapılması gerektiği kanısında olduğu, nitekim geçici mühlet verilmesine ilişkin mahkeme kararında çekin karşılıksız işlemine tabi tutulmasının önlenmesi yönünde bir kısıtlama kararı verilmediğinin görüldüğü, dolayısıyla, somut olayda yetkili hamil tarafından çekin ibraz edilmesi üzerine muhatap davalı bankanın ibraz tarihini çekin arka yüzüne dercetmesi, hesapta karşılığının bulunup bulunmadığını kontrol etmesi ve karşılığı bulunmuyorsa karşılıksız işlemine tabi tutması uygun olacağı, çekin ibraz tarihinin çekin arka yüzüne dercedilmemiş olmasının çekin tahsil kabiliyetini veya geçerliliğini etkilemeyeceği kanısında olduğu, çek bedelinin karşılığının hesapta bulunması halinde ise bankanın ödeme yapıp yapamayacağı değerlendirilirken öncelikle çekin gerçek keşide tarihinin dikkate alınmasının uygun olacağının düşünüldüğü, bu itibarla, somut olayda çekin keşide tarihinin 02.07.2018 tarihli geçici mühlet kararından önce olduğu dikkate alındığı, dolayısıyla, yönetim ve karar organlarının iş ve işlemleri kapsamında sayılabilecek çek keşidesi işleminin, komiser onayı gerekliliğinin başladığı 02.07.2018 tarihinden önce gerçekleştiği dikkate alındığında, somut olaydaki çek için bu onayın aranmasının gerekmeyeceği, ancak çekin ödenmesi işleminin 02.07.2018 tarihinden sonraya tekabül etmesi (vadesi 31.07.2018) nedeniyle komiser onayı kapsamında kabul edilebileceği, komiser onayı gerektiği için çek bedelinin ödenmemesi uygun görüldüğünde yetkili hamilin konkordato alacağı ortaya çıkacağı, muhatap bankanın vekaleten ödeme yaptığı gerçeği ışığında;davalı bankanın konkordato geçici mühlet kararını gerekçe göstererek çek bedelini yetkili hamile ödememesi halinde yetkili hamilin çek bedelini bizzat bankanın malvarlığından talep etmesinin uygun olmayacağı kanısında olduğu, zira banka asıl borçlu konumunda olmayıp, çek keşidecisinin hesabındaki tutarı bir nev'i vekaleten hamile ödemekte olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; bankanın dava dışı keşideci ile aralarında yaptıkları çek sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğu gereği talep etme haklarının bulunduğunu, muhatap bankanın çek bedelini yetkili hamil olan müvekkili şirkete ödememesi sebebiyle sorumlu olacağını ve çek bedelini bizzat bankadan talep etme haklarının bulunduğunu, bilirkişi raporunda yer alan çekin ibraz tarihinin çekin arka yüzüne dercedilmemiş olmasının çekin tahsil kabiliyetini veya geçerliliğini etkilemeyeceği kanısında olunduğu ile muhatap davalı bankanın konkordato geçici mühlet kararını gerekçe göstererek çek bedelini yetkili hamile ödememesi halinde çek bedelini bizzat bankanın mal varlığından talep etmesinin uygun olmayacağı kanısındayız şeklindeki değerlendirmeye itiraz ettiklerini belirterek ,davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 04.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı bankanın konkordato kararını gerekçe göstererek ödeme yapmamış olmasının uygun olup olmadığı hususunun hukuki değerlendirme kapsamında mahkemenin takdirinde olduğu, kök raporda çekin gerçek düzenleme tarihinin konkordato kararından önce olduğunun belirtildiğini, buna göre çekin konkordato kararından önce tedavüle çıktıktan sonra konkordato kararından etkilenmemesi hususunun belirtildiğini, çekin ibraz tarihinde herhalde davalı bankanın yetkili hamile ödeme yapmakla yükümlü olduğu tutarın keşidecinin banka hesabında bulunan para tutarı ve çek yaprağı başına yasal yükümlülük bedeli kadar olması gerektiği ifade edilmiştir.Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Dava konusu çekin keşide tarihi 31.07.2018'dir. Dava dışı keşideci şirket hakkında 02.07.2018 tarihli ara karar ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında üç aylık geçici mühlet verilmiştir. İİK 287.maddede; geçici mühlet düzenlenmiştir. İİK 287/3.fıkrada; mahkemenin geçici mühlet kararı ile birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirileceği ifade edilmiştir. Aynı maddede; geçici mühletin İİK 291 ve 292.maddelerine kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddedeler kesin mühlete dairdir. İİK 294.maddesinde; kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçları, 297.maddesinde ise kesin mühletin borçlu bakımından sonuçları düzenlenmiştir. Somut davada, dava dışı keşideci şirket konkordato dosyasında borçlu olan şirkettir. İİK 297.maddede; borçlunun komiserin nezareti altında işlerine devam edebileceği, mühlet kararı verilirken veya mühlet içinde mahkemenin bazı işlemleri geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebileceği belirtildikten sonra ikinci fıkrada; borçlunun mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemeyeceği, kefil olamayacağı ve ivazsız tasarruflarda bulunamayacağı vb hususlara yer verilmiştir. Dava dışı borçlu keşideci tarafından çekin, geçici mühlet kararı sonrasında ve yasanın emredici düzenlemesi kapsamında konkordato komiserinin atanması aşamasından sonra düzenlendiği ve bu konuda komiserin görüşünün alınmadığı anlaşılmaktadır. İİK 297/1.fıkrada yer alan borçlunun komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir düzenlemesinin değerlendirilmesi neticesinde, davacı adına keşide edilen çekin komiserin nezareti haricinde geçici mühlet süresi içerisinde gerçekleştirilmiş olduğu tartışmasızdır. Konkordatoda alacaklılar arasında eşitlik esastır.Geçici mühlet kararı sonrasında alacaklılardan biri yararına gerçekleştirilmiş olan kazanımın konkordato müessesine uygun düşmeyeceği aşikardır. Yasal düzenlemeler kapsamında da geçerliliği tartışmalıdır. Diğer taraftan, konkordato ile düzenlemelerde açıkça çeke dair bir hususa yer verilmemekle birlikte, bilindiği üzere çek bir ödeme vasıtasıdır. Konkordato başvurusunda bulunan borçlu, konkordato başvuru tarihine kadar olan tüm alacak ve borçlarını mevzuatta belirtilen şekilde düzenlediği projeye ekleyerek mahkemeye bildirmekle mükelleftir. Başvuru sonrasında borçlandırıcı bir işlem olan çek keşide edilmesi mümkün değildir. TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin bölümünde çek düzenlenmiş olmakla birlikte 5941 sayılı Çek Kanunu da mevcuttur. TTK 780.maddede; çekin şekil unsurlarına yer verilmiştir. Muhatap ise TTK 782.maddede düzenlenerek Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatabın ancak bir banka olabileceği ifade edilmiştir. TTK 783/2.fıkrada; düzenleyenin muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde muhatabın bu tutarı ödemekle yükümlü olduğu ifadelerine yer verilmiştir. TTK 795.maddesinde; çekin görüldüğünde ödeneceği, buna aykırı bir kaydın yazılmamış hükmünde olduğu belirtilmiştir. Ödeme için ibraz ise 796.maddede yer verilmiştir. Aynı yasanın 811.maddesinde; mücbir sebepler başlığı ile TTK 811/1.fıkrada; kanunen belirli olan süreler içinde çekin ibrazı veya protesto edilmesi veya denk bir belirlemenin yapılması, bir devletin mevzuatı veya herhangi bir mücbir sebep gibi aşılması imkansız bir engel nedeniyle gerçekleştirilmemişse bu işlemler için belirli olan sürelerin uzayacağı ifade edilmiştir.Diğer taraftan dava dışı keşideci şirketin konkordato başvurusunda bulunmuş olması ve geçici mühlet tarihinden sonra çekin keşide edilmiş olması da göz önünde bulundurularak çek kanununun ilgili maddelerinin değerlendirilmesi önem arz edecektir. Buna göre 5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5/1. maddesinin; "..yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur." ve █████/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Kesin mühletin borçlu bakımından sonuçları" başlıklı 297/1. maddesinin "Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir." şeklinde belirtilen düzenlemeler ile, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin █████/2019 tarihli ve ██████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında, "7101 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi öncesi veya sonrasında; adi (mahkeme içi) konkordato (tasdiki) yargılamasını yapacak olan mahkemeye başvuran borçlu tüzel kişilerin yetkili temsilcilerinin, henüz konkordato talebi ile mahkemeye başvurmadan keşide ettikleri veya geçici mühlet kararı öncesinde keşide ederek alacaklıya teslim ettikleri, gerek ticari defter ve kayıtlarında gerekse konkordato projesinde yer alacak olan ileri tarihli (postdate) çeklerin, geçici mühlet kararı ile başlayıp konkordatonun tasdiki veya reddi ile sonuçlanan konkordato (tasdiki) yargılaması süreci içinde, bankaya ibrazında karşılıksız çıkması halinde, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesi kapsamında cezai sorumluluklarının devam edip etmeyeceğinin tespiti açısından; açılan ceza davasına bakmakla görevli ve yetkili icra ceza mahkemelerince; devam eden konkordato (tasdiki) yargılaması süreci, 5271 sayılı CMK'nin 218/1. maddesi gereği "bekletici sorun" yapılmak suretiyle, konkordato (tasdiki) yargılamasını yapan hukuk mahkemesince verilecek kararın sonucuna göre;
a-)Şayet çek hesabı sahibi tüzel kişi hakkında konkordatonun tasdikine karar verilirse; Bu süreçte yukarıda ana hatlarıyla yazılı olan borçlunun iyiniyetinin kesinleşmesi, alacaklıların tamamıyla anlaşma hükümlerine göre alacaklarını mahkemeye bildirmiş olmaları, bu alacak kalemleri arasında ileri tarihli çekin de yer alacak olması, borçlunun konkordato projesinin alacaklıların çoğunluğu ve mahkemece kabul görmesi, konkordatonun tasdikinin mühlet öncesinde keşide edilen çekin alacaklıları dahil tüm alacaklıları bağlaması ve konkordatonun kollektif bir tasfiye şekli olması gibi ilke ve sonuçlar karşısında; Konkordato tasdiki kararında, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinde unsurları yazılı suça konu çekin ödeme tarihi ve karşılıksız kalan bedelin, çek alacaklısını da bağlayacak şekilde yeniden belirlenecek olması, dolayısıyla açılan ceza davasında yargılanan kişilerin hukuki durumlarının kesinleşecek konkordato hükümlerine değerlendirilmesi gerekeceği, Konkordatonun tasdiki kararıyla birlikte kesinleşen konkordato anlaşmasına göre hüküm ve sonuçları yeniden belirlenen suça konu çekin, ibraz tarihinden sonra suçun konusunu oluşturan zorunlu unsurları sahip bir çek olmaktan çıkması, dolayısıyla tüzel kişi yetkilisi olan sanıkların cezai sorumluluğundan söz edilemeyeceği,
b-)Şayet çek hesabı tüzel kişi hakkında konkordatonun herhangi bir nedenle reddine karar verilirse;Bu sefer bekletici sorun kararının kaldırılmasıyla ceza yargılamasına devam edilerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 297. maddesine göre, konkordato komiseri atanmasıyla birlikte tüzel kişinin yetkili temsilcilerinin şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kendiliğinden ortadan kalkmayacağı, bununla beraber mahkemenin hangi işlerin şirket yöneticileri tarafından hangi işlerin komiser tarafından yapılacağına dair karar verme yetkisinin bulunduğu gözetilerek,
b-1-) Konkordato (tasdiki) yargılamasını yapan mahkemece, konkordatonun reddi kararına kadarki süreçte, şayet çek hesabını yönetimi, bu hesaba para aktarma, çek hesabı üzerinde tasarruf etme gibi yetkilerin şirket yönetim organından alınıp komisere verilmesi yönünde bir karar verilmişse ve bankaya ibraz edilen çek, komiserin yetkili olduğu dönemde karşılıksız çıkmışsa; bu durumda şirket yetkilisi gerçek kişilerin 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi gereği cezai sorumluluklarının devam etmeyeceğine,
b-2-) Konkordato (tasdiki) yargılamasını yapan mahkemece, konkordatonun reddi kararına kadarki süreçte, şayet çek hesabını yönetimi, bu hesaba para aktarma, çek hesabı üzerinde tasarruf etme gibi yetkilerin şirket yönetim organından alınıp komisere verilmesi yönünde açık bir karar verilmemişse; bu konudaki tüm yetkiler şirket yöneticilerinde olacağından, söz konusu kişilerin bu süreçte bankaya ibraz edilen ve karşılıksız çıkan çekten dolayı 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi gereği cezai sorumluluklarının devam edeceğine..." biçiminde açıklanmıştır. Somut olayda, her ne kadar davanın tarafları çekin lehtarı ve muhatap banka ise de çek hesap sahibi olan dava dışı keşidecinin konkordato talep etmiş olması nedeniyle yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerekecektir. Yukarıda belirtildiği üzere çek bir ödeme vasıtasıdır. Konkordato geçici mühlet süresi sonrasında keşide edilen çekin bankaya ibrazı ve muhatap banka tarafından karşılığının alacaklıya ödenmesi halinde konkordato ile ilgili borçlu ve alacaklıların haklarını koruyan hükümler uygulanamaz hale gelecektir. Her ne kadar konkordatoda açıkça çeke dair bir düzenleme mevcut değilse de çekin hukuki niteliği itibari ile söz konusu yasal düzenlemenin yorumlanarak değerlendirilmesi uygun düşecektir. Bu anlamda davalı banka tarafından yapılan işlemde bir usulsüzlük bulunmadığından ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere çekin ibraz tarihinin başvuru sırasında yazılmaması halinde bunun daha sonra talep üzerine tamamlanması mümkün bulunduğundan davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer taraftan, davalı tarafça her ne kadar bilirkişi kök raporuna itiraz edilmemiş ise de davacı aleyhine rapordaki hukuki görüşler usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Çünkü HMK 266.maddede ifade edildiği üzere mahkeme ancak çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Mahkeme tarafından bilirkişinin yapmış olduğu hukuki nitelemeler bağlayıcı olmayacağından davacı vekilinin aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir Ayrıca dava dilekçesine ekli tahsilat makbuz tarihi 26.03.2018 dir. Dava konusu çekin ,02.07.2018 geçici mühlet öncesinde doğan bir alacak için keşide edildiği anlaşılmaktadır. Temel ilişki konusu alacağın konkordato tabi bir alacak olduğu göz önünde bulundurularak, konkordato komiserlerine bildirilmek suretiyle projeye dahil ettirilmesi veya talebin reddi durumunda çekişmeli alacak olarak tespit edilecek alacağın projenin tasdiki durumunda tahsili yoluna gidilmesi mevcut iken bankaya karşı iş bu davanın açılmış olması da isabetsiz olmuştur. Davacı tahsil yollarını tüketmeden iş bu davayı açmıştır. Sonuç olarak, davalı muhatap banka tarafından çekin ibrazında yapılan işlemde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!