Ödeme kaydedici cihaz satın alma sözleşmesinden doğan, ödenen ancak teslimi ve satışı yapılmayan ürünlerin bedel iadesi talebiyle ilgili ticari uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesinin ret kararının bölge adliye mahkemesince kaldırılmasına dair temyiz incelemesi.
Özet: Davacı şirket, ödeme kaydedici cihaz alım sözleşmesi kapsamında davalıya peşin ödediği ancak satışı gerçekleşmeyen özel üretim cihaz bedellerinin iadesini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve satışın davacının sorumluluğunda olduğunu belirterek davayı reddetmiş, ancak davacının istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin red kararını kaldırarak uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 07.03.2016 tarihli ödeme kaydedici cihaz satın alma sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak 6.049.619,72 TL peşin ödeme yaptığını, davalının sözleşme konusu cihazları müvekkili şirket tarafından bildirilen adreslere mutabık kalınan teslim süreleri içinde teslim etmek ve sonrasında abonelere satış işlemi yapılan cihazları irsaliye karşılığı teslim alarak abonelere ulaştırıp sözleşmeye uygun şekilde kurulum işlemini yerine getirmekle yükümlü olduğunu, sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından satışı yapılmayan ancak bedeli davalı tarafa ödenen 7441 adet sabit yazarkasa, 108 adet mobil aparat ve 1 adet pinpad'in toplam ücreti olan 5.757.423,56 TL'nin iadesine yönelik davalıya 10.03.2017 tarihli ihtarname gönderdiğini, bu kapsamda davalıya 31.05.2018 tarihli 5.757.423,56TL tutarında iade faturası tanzim edildiğini, ancak iade yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ileri sürerek sözleşmeden kaynaklı 5.757.423,56 TL asıl alacak tutarının ve asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusuru nedeniyle sadece 378 adet cihaz ve 3 adet mobil aparat satışı yapılabildiğini, bu nedenle bedel iadesi talebinin yerinde olmadığını, davacının talebi üzerine ürünlerin müvekkilinin deposunda muhafaza edildiğini, sözleşmenin sadece parası ödenip üretimi gerçekleştirilen 1. fazdaki cihazları içermediğini, 2. ve daha sonraki fazlardaki cihazların da alımının gerçekleştirileceği beklentisinin verildiğini, bu cihazların sadece davacı şirkete özel olarak üretildiğini, müvekkilin davacı tarafından onay ve kabulü yapılan ürünlerin tamamını ürettiğini, faturasını keserek GİB'de tutulan sicilde davacı adına tescilini yaptırdığını, üretilen ürünlerin müvekkilin deposunda kalması ve davacı tarafından satışı yapıldıkça müşterilere teslim ve kurulumunun yapılması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmeye göre satışını yapmak zorunda olduğu ürünleri satamadığı halde bedelinin iadesini talep ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 07.03.2016 tarihli ödeme kaydedici cihaz satın alma sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından davalıya 7819 adet sabit yazar kasa, 111 adet mobil aparat ve 1 adet pinpad siparişi verildiği, KDV dahil 6.049.619,72 TL miktarın ödendiği, sözleşme hükümleri ve alınan bilirkişi raporundaki teknik açıklamalar dikkate alındığında sözleşme konusu ve mevcut üretim karşısında sözleşmeye konu bu cihazların davacı dışında bir başka kişiye satılması mümkün olmayıp esasen aksine somutlaştırıcı bir beyan ve delil durumunun mevcut olmadığı, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği, satışın yapılmamasında kusuru bulunduğuna dair bir durumun tespit edilemediği, sözleşme hükümlerine göre cihazların teslim ve kurulumunun yapılması yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu, ancak pazarlama ve satışlarıyla ilgili bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının basiretli bir tacir olarak sözleşmenin ifa edilmeyebileceğini öngörmesi gerektiği, davacı şirketin satışı yapılamayan cihazlara ilişkin olarak herhangi bir çalışma ve çaba içerisinde olmadığı, sözleşmeye alacak talebine esas hususla ilgili kendi lehine bir hüküm koymadığından söz konusu cihazların bedelini davalıdan talep edemeyeceği, davacı şirketin sözleşmeye konu cihazların satımıyla ilgili davalıya atfı kabil bir kusur olmadığı halde cihazlar için ödediği bedeli davalıdan talep etmesinin sözleşme hukukuna aykırı olduğu, ayrıca davacının üzerine düşen yükümlüğü yerine getiren davalıdan bedel talep etmeyeceği noktasında davalıda haklı bir güven uyandırdığı, bu güven sonrasında kendi kusuruyla ortaya çıkan zarardan dolayı davalıdan bir hak talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; taraflar arasında ödeme kaydedici cihaz satın alınmasına ilişkin 07.03.2016 tarihli sözleşme imzalanmış olup, sözleşme bedeli, davacı tarafından peşin ödenen bedel miktarı, davalı tarafından davacıya teslim edilen toplam ürün miktarı, davacı tarafından müşterilere/abonelere satışı ve kurulumu yapılan ürün miktarı, kalan (davalıya iade edilmesi gerektiği iddia edilen) ürün sayısı ve peşin ödenen bedelden bu ürünlere isabet eden miktar hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davaya konu sözleşmenin 20. maddesine göre sözleşme 1 yıl süreli olup, davacı iş sahibi tarafından sözleşmenin uzatılması talep edilmedikçe bu 1 yıl sonunda kendiliğinden sona ereceği, davacı tarafça böyle bir uzatma talebinde bulunulmadığı ve 1 yıllık sürenin bitiminden sonra davalıya gönderilen 10.03.2017 tarihli ihtarnameyle işbu davaya konu olan (satışı yapılamayan) ürünlerin iade alınması ve bunlara ilişkin peşin ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, yine sözleşmenin 6.1. ve 6.2. madde ve bentlerine göre, her ne sebeple olursa olsun sözleşme sona erdiğinde, davacının zilyetliğine geçmiş olsalar bile, müşterilere/abonelere satılıp kurulumu (kabulü) yapılmayan tüm ürünlerin peşin olarak ödenen bedelleri davalı tarafça davacıya iade edilmek zorunda olduğu, bu kapsamında sözleşme maddeleri, tarafların tacir oluşu, sözleşme serbestisi ve ahde vefa gereğince, taraflar arasındaki davaya konu 07.03.2016 tarihli sözleşme ilişkisinin sözleşmenin 20. maddesi gereğince 1 yıllık sürenin bittiği 07.03.2017 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği ve yine sözleşmenin 6.1. ve 6.2. madde ve bentleri gereğince bu sözleşme ilişkisi kapsamında davacıya teslim edilen ürünlerden müşterilere/abonelere satışı yapılamayanların davalı tarafından iade alınarak bunlara ilişkin peşin ödenen bedellerin davacıya iadesi gerektiği, davalının, davacı tarafın 2. faz ve sözleşmenin devam ettirileceği hususunda kendisinde haklı beklenti ve inanç oluşturduğu iddiasının sözleşmenin 5.3.3. maddesindeki açık düzenleme karşısında dinlenemeyeceği, sözleşmenin 5.3. maddesinde düzenlenen davacı yükümlülükleri göz önünde bulundurulduğunda davacının ürünlerin satışı için gerekli emeği sarf etmediği iddiasının da işbu davadaki talebe bir etkisinin bulunmadığı, söz konusu maddede ve sözleşmenin diğer maddelerinde davacının böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığı, kalan ürünler için bedel iadesini öngören sözleşmenin 6.1. ve 6.2. madde ve bentlerinde de böyle bir istisna öngörülmediği, buna göre davaya konu (müşterilere/abonelere satışı yapılamayan) ürünlerin ihtilafsız olan peşin ödenen bedelleri toplamı olan 5.757.423,56 TL'nin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşme ve dava konusu ürünlerin davacı şirkete hükmen teslim edildiği hususunun dikkate alınmadığını, zilyetliğin devri ve teslimin gerçekleşmesi için, eşyanın aynen tesliminin gerekli olduğunu, ürünlerin müvekkilin deposunda muhafaza edildiğini, sözleşmenin 6. maddedeki satılamayan ürünlere ilişkin iade yükümlülüğünün ikinci faz kapsamında geçici kabulü yapılıp kesin kabulü yapılmamış olan ürünler için söz konusu olduğunu, tarafların iradelerinin tamamen buna yönelik olduğunu, her ne kadar sözleşmenin 6.2. maddesinin birinci fazda satışı gerçekleşen ürünler için uygulanması mümkün olmasa da, aksinin kabulü halinde dahi herhangi bir sözleşmede, tarafların ekonomik olarak çökmesine neden olacak, adalet ve nefaset kurallarına uymayan şartın geçersiz olduğunu, sözleşmede birinci faz için satışı gerçekleşecek cihazlar 9.444 adet olarak kesin olarak belirlendiğini, böyle net bir rakam belirlenmesinin açık bir alım garantisi olduğunu, davacı şirketin ürünlerin satışı için sarf etmesi gereken emek konusunda, TTK'nın 18/2. maddesini gözardı ederek sadece sözleşme'nin 5.3. maddesine göre değerlendirme yapmasının hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bir hukukî ilişkide bir kimse davranışı ile karşı tarafta esaslı bir güven uyandırdıktan sonra, artık bu davranışına ve uyandırdığı güvene aykırı tutum takınamayacağını, aksi takdirde onun bu tutumu hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğini, dava konusu cihazların Gelir İdaresi Başkanlığı'nda tescilli olduğu hususunun dikkate alınmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!