Yargıtay kararı: Hakem kararı HMK hükümlerine göre ilam vasfındadır ve İİK 177/4 maddesi uyarınca doğrudan iflas takibine konu edilebilir.
Özet: Yargıtay, istinaf mahkemesinin tahkim hakem kararını ilam niteliğinde belge kabul ederek doğrudan iflas talebini usulden reddetmesini hatalı bulmuştur; zira Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca hakem kararları, ilam niteliğinde belge değil, doğrudan ilam vasfındadır ve İcra ve İflas Kanununun 177/4. maddesi gereği ilama müstenit alacakların icra emriyle istenip ödenmemesi halinde olduğu gibi, tahkim kararına dayalı alacaklar da doğrudan doğruya iflas sebebi sayılabilir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından, İstanbul Tahkim Merkezi’nin 15.05.2023 tarihinde verilen hakem kararına dayalı ilamlı icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin kendisine icra emrinin tebliğine rağmen dosya borcunu ödemediğini, icra dosyasının kesinleştiğini ve halen derdest olduğunu ileri sürerek davalı şirketinin İİK'nın 177/4. maddesi hükmü uyarınca doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının bahsettiği ilamlı icra takiplerinin dayanağı kurumsal tahkim merkezlerinin hakem heyetlerinin kararı olduğunu, bu kararlar ilam olmayıp ilam niteliğinde bir belge olduğunu, kamu düzeni ile sıkı sıkıya bağlı olan iflas hükümlerinde açıkça ilamdan söz ettiği için ilam niteliğindeki bir belgeye dayalı olarak iflas talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilama dayalı alacağının ödenmediği, ilama müstenit alacağın, icra emri ile istenildiği halde ödemenin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilam mahiyetini haiz belgelerin İİK'nın 38. maddesi uyarınca ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu ancak İİK'nın 177/4. maddesinde ilam niteliğindeki belgeden değil ilamdan bahsedildiği, hakem kararının ise ilam değil ilam niteliğinde belge olduğu, iflas hukuku kamu düzenine ilişkin olduğundan ilam niteliğini haiz belgeye dayanarak doğrudan iflas davası açılamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle yeniden karar verilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hakem yargılaması sonrası verilen kararının ilam niteliğinde olduğunu, davanın reddinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK’nın 177/4. maddesine dayalı iflas istemine ilişkindir. Doğrudan doğruya iflas hallerinin düzenlendiği İİK’nın 177. maddesi gereğince, bu maddede belirtilen hallerin bulunması halinde evvelce takibe gerek kalmaksızın borçlunun iflası istenebilir. Bunlardan birisi de ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemesidir. Her ne kadar, istinaf incelemesinde takibe konu belgenin ilam niteliğinde olmayıp ilam mahiyetine haiz belge niteliğinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin kabulü ile karar kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, İİK’nın 38. maddesinde ilam mahiyetine haiz belgeler arasında hakem kararları sayılmamıştır. HMK’nın tahkime ilişkin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde tahkim yargılamasında verilen hakem kararı ilam mahiyetinde belge olmayıp doğrudan ilam vasfındadır. HMK’nın 439/4. maddesinde açık bir şekilde, hakem kararına karşı iptal davası açılmasının kararın icrasını durdurmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle HMK hükümlerine göre yapılan yargılama neticesinde verilen hükümlerin kesinleşmesi veya mahkemeden icra edilebilir olduğuna dair şerh alınmasına da ihtiyaç olmaksızın doğrudan İİK hükümlerine göre icraya konu edilmesi mümkündür. Aynı şekilde bir ilam olarak İİK’nın 177. maddesi gereğince doğrudan iflasa konu olabileceği konusunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu hususlar dikkate alındığında kararın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.