Adana BAMda cinsel istismar ve tehdit iddialarıyla bedelsiz olduğu savunulan kambiyo senetleri üzerinden yapılan istirdat davasında ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki belge, davacının, reşit olmadığı dönemde veya hile ile imzalatıldığını iddia ettiği iki senede dayanarak yapılan icra takipleri sonucunda ödediği tutarların iadesi amacıyla açtığı istirdat davasında, ilk derece mahkemesinin, davacının senetlerin düzenlendiği tarihte reşit olduğu ve hile iddialarını kesin delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davasını reddettiğine dair karara yapılan istinaf başvurusunun incelenme sürecini yansıtmaktadır.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBaşkan :Üye :Üye : Katip :İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : ...NUMARASI : ... Esas - ... KararDAVACI : ...DAVALI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVA : İstirdat İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ :█████/2026KARAR YAZIM TARİHİ :█████/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli ve ... Esas- ... Karar sayılı kararı aleyhine kararı aleyhine davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dilekçeye göre; davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... sayılı dosyaları ile davacı aleyhine kambiyo takibi yapılmıştır. ... sayılı dosyada 393.079,00 TL, ... sayılı dosyada 324.072,00 TL ödeme yapılmıştır. Her iki takip aşağıda belirtilen iki bonoya dayalı yapılmıştır. Davacının annesi ile birlikte yaşadığı evin alt katına 2006 yılında ... ile ... kiracı olarak girmiştir. 15 yaşlarında olduğu dönemde davalı ..., davacıya cinsel davranışlarda bulunmuş ancak davacı ona eşcinsel olduğunu ve kadınlardan etkilenmediğini söylemiştir. Bundan sonraki dönemde davalının eşi ..., davacı ile birçok kez livata yoluyla ilişkide bulunmuştur. Davalı ..., ergenlik dönemini yaşayan davacıyla ilgileniyor görüntüsü sergileyerek ona kredi kartı çıkartmak bahanesiyle boş senetler imzalatmış sonra da bundan ailesine bahsederse eşiyle yaşadığı eşcinsel ilişkiyi ailesine bildirmekle tehdit etmiştir. Ağustos 2009 yılında davalı hakkında hoş olmayan söylentiler çıkınca kiracı olarak oturdukları evden çıkıp Silifke ilçesine yerleşmişlerdir.Davalı taraf, ... tarihinde... ve ... tarihinde de ... sayılı kambiyo takibini başlatmıştır. Davacı tarafından davalı ve eşi hakkında aşağıda belirtilen şikayet/suç duyuruları yapılmış ancak tamamında takipsizlik kararı verilmiştir. Davacının annesi ...’ın ... tarihinde vefatıyla davacıya 100’ün üzerinde taşınmaz miras olarak kalmıştır. Bu taşınmazlara haciz konulması üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip borcu... tarihinde 393.079 TL ve ... sayılı takip borcu ... tarihinde 324.072 TL ödenerek kapatılmıştır.Davalı taraf ev hanımıdır. Herhangi bir geliri ve işi yoktur. Davalının eşi de bir işçidir. Bonoların düzenlendiği tarihte senet düzenlenmesini gerektirecek hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Bonolar davacının reşit olmadığı düzenlenmiştir. Bonolarda, imza ve düzenleme tarihi ile diğer yazılar farklı kalemlerden çıkmıştır. Bonoların düzenlendiği tarihte davacı ...’da üniversite öğrencisidir ve... tarihinde ... Bankası ATM’den para çektiğine ilişkin kayıt bulunmaktadır. Tüm bu nedenlerle bonoların geçersiz/bedelsiz olduğu ileri sürülerek her iki takip dosyasında ödenen tutarların ödeme tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce yapılan arabuluculuk sürecinde davalıya yapılmış usulüne uygun bir bildirim bulunmadığını, bu nedenle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan davanın usulden reddi gerektiğini, dava, hak düşürücü ve zamanaşımı süresinden sonra açıldığından bu nedenle de reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin tamamının kurgu olduğunu, davalı hakkında yapılan tüm şikayet/suç duyurularında takipsizlik kararı verilmiş ve bu kararlara karşı itiraz yoluna başvurulmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Davalı vekili hak düşürücü süre veya zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur. İİK 72/7 maddesine göre istirdat davasının açılması ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Somut olayda bu süre dolmadan arabuluculuk sürecine başvurulduğundan hak düşürücü süre geçmemiştir. Davalı vekilinin zamanaşımı savunması ise soyut görülmüştür. Davacı vekili her iki bononun davacının reşit olmadan düzenlendiğini ve geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davacı taraf ...doğumludur. Her iki bononun tanzim tarihi itibariyle davacı 18 yaşını ikmal etmiş durumdadır. Bonoların üzerlerinde belirtilen tanzim tarihinden önce düzenlendiği yönünde; yazılı belge, ikrar, mahkeme hükmü gibi kati bir delil sunulmamıştır. Bu nedenlerle ispatlanmayan bu iddia sabit görülmemiştir. Davacı vekili her iki bononun davacıya kredi kartı çıkartılacağı hilesiyle imzalatıldığını ve geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davacı taraf bu konuda delil sunmamıştır. Soruşturma dosyalarında davalıya ait ifade tutanaklarında bu iddiayı sabit gösteren bir ikrar bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ispatlanmayan bu iddia sabit görülmemiştir. Davacı vekili, davacıya hileyle bonoların imzalatılmasından sonra davacının yasal yollara başvurmasının veya bu durumu yakınlarına anlatmasının eşcinsel ilişkisinin açıklanacağı tehdidiyle engellendiğini ileri sürmüştür. Davacı taraf soruşturma dosyaları haricinde bu konuda delil sunmamıştır. Soruşturma dosyalarında davalıya ait ifade tutanaklarında bu iddiayı sabit gösteren bir ikrar bulunmamaktadır. Yapılan soruşturmalar sonucunda hiçbirinde ceza davası açılmasını gerektirecek bir durum görülmemiştir. Sonuç itibariyle ispatlanmayan bu iddia yerinde görülmemiştir. Davacı vekili bonolardaki imza, düzenleme tarihi ile diğer yazıların farklı kalemlerden yazılmış olması nedeniyle bonoların geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK 778 ve 680 maddeleri uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bononun aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulduğu iddiasının yazılı belge ispatlanması gerekmektedir. Davacı taraf, bononun açık bir şekilde tanzim edildiği ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası konusunda yazılı bir delil sunulmamıştır. Bonolarla ilgili açılan bir ceza davası bulunmamaktadır. Bu iddiaları doğrulayan bir ikrar da yoktur. Bu nedenlerle bu iddia ispatlanmamış kabul edilmiştir. Davalı taraf iki adet bonoya dayalı olarak takip ve tahsilat yapmıştır. Her iki takip, kıymetli evrak niteliğindeki bonoya dayalıdır. Kıymetli evrak; içerdiği hak, senetle birlikte ileri sürülebilen ve devredilen belgelerdir. Alacağı kıymetli evraka dayanan tarafın temel ilişkiyi ispat zorunluğu bulunmamaktadır. Kıymetli evraka karşı somut davada olduğu gibi imza itirazı dışında ileri sürülen iddiaları ispat yükü borçlu tarafa düşmektedir. Somut olayda yukarıda ayrıntıları belirtildiği üzere davacı taraf takip dayanağı bonolara karşı ileri sürdüğü geçersizlik veya bedelsizlik iddialarını yasal delillerle ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlık zorunlu ara buluculuğa tabi olmasına rağmen davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davalının toplantıya katılmadığını, bu nedenle anlaşma sağlanamadığını, sürece katılmamasında kusuru olmadığını iddia ederek verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER :Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :Dava, istirdat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, kıymetli evraktan kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5/A maddeleri ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca zorunlu arabulucuk dava şartına tabi olduğu konusunda tereddüt yoktur.İstinafa konu uyuşmazlık, reddedilen eldeki davada yargılama giderleri ile bu kapsamda vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin taraflardan hangisinin yükümlü olduğu hususlarında toplanmaktadır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun18/A maddesinin onbirinci fıkrası, eldeki davanın açıldığı ve ilk derece mahkemesince karara bağlandığı tarih itibariyle "(11)Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmünü içermekteyken, Anayasa Mahkemesi'nin █████/2024 tarihli ve ████████ Esas-███████ Karar sayılı kararıyla anılan fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” ibaresi ile aynı fıkranın ikinci cümlesi iptal edilmiştir.Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrası, 14 Kasım 2024 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 7 Kasım 2024 tarihinde kabul edilen 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. Maddesi yönünden yayını tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle "6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin onbirinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur." ibaresi “bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.” şeklinde değiştirilmiş, 11.fıkranın ikinci cümlesindeki "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.” kısmı ise iptal edilmiş olup, "Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilir." hükmü getirilmekle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun18/A maddesinin onbirinci fıkrasının son hali "(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/███████-███████ md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, davacının dava tarihinden önce olmak üzere... tarihinde ... Başvuru Dosya Numarası üzerinden yapmış olduğu arabuluculuk başvurusu üzerine yürütülen arabuluculuk faaliyeti sonucunda ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabululuk Numaralı ve ... tarihli Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı'nın düzenlendiği, son tutanakta ... tarihinde düzenlenen ilk oturuma ilişkin olarak davalı ...'ın "... Mah... Sk. No:.... İç Kapı No:... -.../ ..." adresine ... Barkot No ile taahhütlü olarak davet mektubu gönderildiği, ancak davet mektubunun iade edildiği, bunun üzerine davalının MERNİS adresi olan "... Mah... Sk. ... Sitesi. No:.... İç Kapı No:... -.../ ..." adresine taahhütlü davet mektubu gönderilmek üzere oturumun ... tarihine ertelendiği, ... tarihli ikinci oturuma davacı vekilinin katıldığı, davalının adresine taahhütlü gönderilen davet mektubunun adresin kapısına yapıştırılıp PTT'de bekletildiği, ancak davalı tarafından davet mektubunun alınmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun18/A maddesinin onbirinci fıkrasında, dava ve ilk derece mahkemesindeki karar tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan düzenlemeye göre, aleyhine açılan istirdat davası reddedilen davalının, yargılama giderleri ile bu kapsamda vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulabilmesi için arabuluculuk faaliyetine ilişkin ilk oturuma mazeretsiz olarak katılmamış olması gerektiği, somut olayda davalının ... tarihli ilk oturuma davet edildiğine ilişkin taahhütlü davet mektubunun kendisine tebliğ edilemediğinden bilatebliğ iade edildiği, kendisine usulüne uygun ilk oturum davetiyesi tebliğ edilemeyen davalının bu oturuma mazeretsiz olarak katılmadığından da söz edilemeyeceği gözetilmek suretiyle, davacının davası reddedildiğine göre, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, aleyhine açılan dava reddedilen davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ve arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yargılama giderleri ile bu kapsamda vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretinin davalıya yüklenmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu sebeplerle yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun haklı olduğundan HMK'nun 353. maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, aleyhine açılan dava reddedilen davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ve arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına karar verilmesi karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli ve ... Esas- ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,4-Davanın REDDİNE,5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00.TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 12.247,15.TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.515,15.TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE,6-6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,7-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesap olunan 113.572,65.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,9-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden;1-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 179,90.TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE,2-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 492,00.TL istinaf başvurma harcı, tebligat gideri ve 192,00.TL posta gideri olmak üzere toplam 684,00.TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca peşin alınan ve kullanılmayan gider avansının ilk derece mahkemesine İADESİNE,5-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katipe-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır