İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, miras terekesi temsilcisinin dışlanması ve usulsüz genel kurul nedeniyle genel kurul kararının iptali davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı vekili, müvekkili tereke temsilcisine şirket genel kurul toplantısı için usulüne uygun tebligat yapılmaması, temsilcinin katılımının ve oy kullanma hakkının haksız yere engellenmesi, bu durumun toplantı ve karar nisaplarını sakatlaması, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin kendi ibra ve mali haklarına ilişkin konularda oy kullanmasının Türk Ticaret Kanununa aykırı olması gerekçeleriyle genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunu ileri sürerek açtığı genel kurul kararının iptali davasında, ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi üzerine bu ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03.02.2026 tarihli ara karar.
NUMARASI:████████ E.
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 03.02.2026 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının █████/2025 tarihinde yapıldığını, davalı şirket hissedarlarından muris ...'in davalı şirkette 2.140.██████.700.000 oranında pay sahibi olduğunu, 14.06.2022 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ..., ..., ... ve ...'in kaldığı, murisin terekesinin temsili noktasında mirasçılar arasında anlaşma sağlanamaması üzerine bir kısım mirasçıların talebi üzerine İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dava dosyası nezdinde terekeye temsilci atanması için dava açıldığını, mahkemenin 08.05.2025 tarih, █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla muris ...'in tereke menfaatlerinin korunması bakımından terekesine müvekkili ...'ın temsilci olarak atanmasına karar verildiğini, temsilciye ve murisin mirasçılarına iadeli taahhütle mektupla yapılması gereken genel kurulun yapılacağı gün ve gündeme ilişkin bildirim yapılmadığını, tereke temsilcisinin iki gün önce toplantı yapılacağını öğrendiğini, tereke temsilcisinin şirketin bilançolarını mali raporlarını incelemek için şirket merkezine gittiğini, ancak kendisine izin verilmediğini, şirketin genel kurul gündemine dair bilgi talep edildiğini, ancak bu taleplerinin davalı yetkilisince “tereke temsilciliğine ilişkin kararın henüz kesinleşmediği” gerekçesiyle hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, oysa miras ortaklığına temsilci olarak atanan kişinin görevi, ilgili kararın temsilciye tebliğ edildiği andan itibaren başladığını, mirasçılara ne herhangi bir tebligat yapılmadan, bilgi paylaşımı sağlanmadan gerçekleştirilecek genel kurul işlemlerinin usul ve şekil yönünden sakat olacağını ve alınacak kararların hukuka aykırılık taşıyacağını TTK'nın 447/1. maddesi uyarınca, pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran genel kurul kararlarının batıl olduğunu, murisin payının temsil edilemediğini, toplantı ve karar nisaplarının oluşmadığını, genel kurulca yönetim kurulu üyelerinin ibrası, kendilerine TTK'nın 395 vd. maddeleri uyarınca faaliyette bulunmalarına izin verilmesi ve mali hakları konusunda alınan kararların da aynı zamanda yoklukla da malûl olduğunu, muris ...'in tereke temsilcisinin genel kurul toplantısına alınmayarak oy hakkından mahrum edilmesi nedeniyle genel kurulda alınan tüm kararlarların batıl olduğunu, bunun yanında, genel kurulun yönetim kurulu üyelerinin ibrası, kendilerine TTK'nın 395 vd. maddeleri uyarınca faaliyette bulunmalarına izin verilmesi ve mali hakları konusunda alınan kararları aynı zamanda yoklukla da malûl olduğunu, anonim ortaklıkların genel kurullarında toplantı ve karar yeter sayılarının oluşmaması, alınan kararların yokluk veya butlan ile malul olması sonucunu doğurduğunu, bunu hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceğini, gündemin (6) numaralı maddesinde 2022-2023 yılları faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, (9) numaralı maddesinde 2024 yılı faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, (10) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395., 396., 489., 490., 491., 492., 493. ve 494. maddeleri çerçevesinde faaliyette bulunabilmeleri için izin verilmesi konusunda karar alınması, (12) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine 2025 yılı için verilecek mali hakların tespiti hususlarının bulunduğunu, TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibi yönetim kurulu üyeleri oy kullanmalarının hukuken mümkün olmadığını, bu kişilerin sahip oldukları oylar ile toplantıya katılması engellenen ...'in terekesi ile ... terekesine ait oylar biraraya getirildiğinde, söz konusu kararların alınması için gereken karar nisabının oluşmayacağını, bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin ibrası, kendilerine TTK'nın 395 vd. maddeleri uyarınca faaliyette bulunmalarına izin verilmesi ve mali hakları konusunda alınan kararlar, aynı zamanda, yoklukla da malül olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrası, kendilerine TTK'nın 395 vd. maddeleri uyarınca faaliyette bulunmalarına izin verilmesi ve mali hakları konusunda alınan kararlar, aynı zamanda TTK'nın 445 vd.maddeleri uyarınca iptale de tabi olduğunu ileri sürerek, 18.06.2025 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların butlan ile malûl olduğunun tespitine, mahkemece butlan isteminin yerinde görülmemesi halinde, genel kurul gündeminin; (6) numaralı maddesinde 2022-2023 yılları faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, (9) numaralı maddesinde 2024 yılı faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, (10) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395., 396., 489., 490., 491., 492., 493. ve 494. maddeleri çerçevesinde faaliyette bulunabilmeleri için izin verilmesi, (12) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine 2025 yılı için verilecek mali hakların tespitine ilişkin kararlarının iptaline, ayrıca genel kurulda alınan tüm kararların TTK'nın 449.maddesi uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; miras ortaklığına atanan tereke temsilcisinin terekeyi temsil etme yetkisi mahkeme tarafından yapılan atama işleminin kesinleşmesi ile başladığını, genel kurul toplantısının yapıldığı █████/2025 tarihi itibari ile davacının tereke temsilcisi olarak atandığına dair kararı kesinleşmediğini, müvekkili şirketin genel kurulu için yapılan çağrının TTK'nın 414. maddesine uygun bir şekilde yapıldığını, davacı tarafından tereke temsilcisi atandığına dair bildirim müvekkili şirket yapılmadığını, pay sahiplerinin genel kurul kararlarını iptalini dava edebilmeleri bazı koşullara bağlandığını TTK'nın 446.maddesi hükmüne göre, toplantıda hazır bulunup da kararı olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağı geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasını, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın, çağrının usulü dairesinde yapılmadığının, gündeminin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin toplantıya katıldığını ve bunun karara etkili olduğunu iddia edenlerin iptal davası açabileceklerini, TTK'nın 446. maddesi hükmü gereğince iptal davası açabilecek olanların toplantıya katılan ve toplantıya katılmayan pay sahipleri olarak iki kısma ayrılması gerektiğini, toplantıya katılmayan pay sahipleri, genel kurul davetinin usulsüz yapılmış olması, toplantı gündemin gereği gibi ilan edilmemiş olması ve yetkisiz kişilerin genel kurula katılması ile toplantıda alınmış olan kararlara etki etmesi, durumunda iptal davası açabileceğini, müvekkilinin şirket genel kurulunda alınan kararlardan hiçbirinin TTK'nın 447. maddesi hükmü gereğince butlan nedeni ile geçersizliği ileri sürülebilecek kararlardan olmadığını, müvekkilinin şirket genel kurulu TTK 418.maddesinde düzenlenmiş olan toplantı nisaplarına uygun olarak toplanmış alınan kararların karar nisaplarına uygun olarak alındığını, TTK'nın 395-396 maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesinin nedeni şirketin faaliyette bulunduğu adresin yönetim kurulu üyelerinin adına kayıtlı olduğundan olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince 03.02.2026 tarihli ara kararda özetle; "...Davacının ihtayati tedbir talebinin; iptal konusu Genel Kurul Kararlarının niteliği ve mevcut delil durumu itibarıyla yerinde görülmediğinden, ayrıca telafisi ağır zarar ihmali ve yaklaşık ispat şartı sağlanmadığından reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. "gerekçesiyle,davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı tereke temsilcisi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı tereke temsilcisi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK m.447/1-a kapsamında pay sahipliği haklarının engellenmesi nedeniyle genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması hususunda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, ...’in mirasçıları olan ..., ..., ..., ... ve ... ..., miras intikallerini usulüne uygun biçimde gerçekleştirdiğini, u doğrultuda davalı şirket tarafından ...’in şirketteki payı mirasçıların miras hisseleri oranında pay defterine işlendiğini, mirasçıların 13.12.2023 tarihli olağanüstü genel kurula pay sahibi sıfatıyla katıldıklarını, itirazsız şekilde oy kullandıklarını, buna rağmen davalı şirket, tamamen kötü niyetli biçimde ve herhangi bir hukuki dayanağı bulunmaksızın yönetim kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2024/4 sayılı kararı ile, miras taksim sözleşmesi ibraz edilmediği gerekçesiyle daha önce yapılmış olan pay defteri kaydını iptal ederek muris adına “tereke” kaydı oluşturduğunu, davalının yönetim kurulu kararı, ...’in bir kısım mirasçıları tarafından açılan dava sonucunda, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin █████/2024 tarih, ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile TTK’nın 391. maddesi uyarınca açıkça batıl olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini, kararda açıkça; mirasçıların pay sahibi sıfatıyla genel kurula katıldıkları, intikal işlemine itiraz edilmediği, bu nedenle aralarında fiili ve rızai bir miras taksiminin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, yönetim kurulunun kendiliğinden silme işlemi yapmasının hukuka aykırı olduğu hususlarının belirtildiğini, davalı şirketin istinaf başvurusunun da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin █████/2025 tarih, █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile esastan reddedildiğini, bu şekilde davalının önce mirasçıların pay sahipliği haklarını tanıyıp genel kurula katılımlarına izin verdiğini, ardından kötü niyetli olarak pay defteri kayıtlarını sildiğini, akabinde mirasçıların terekeye temsilci ataması nedeniyle bu kez tereke temsilcisinin genel kurula katılımını engellediğini, süreklilik arz eden hak ihlallerinin, TTK m.447/1-a kapsamında pay sahipliği haklarının açıkça ortadan kaldırıldığını gösterdiğini, İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.05.2025 tarih, █████████ E., ████████ K.sayılı kararıyla ...’ın tereke temsilcisi olarak atandığını davalının yönetim kurulunun 12.05.2025 tarihli kararla 2022-2023-2024 olağan genel kurullarını 18.06.2025 saat 14:00’te şirket merkezinde yapmaya karar verdiğini, çağrının 30.05.2025 tarihli ...’de ilan edildiğini, tereke temsilcisine ya da mirasçılara iadeli taahhütlü çağrı yapılmadığını, sadece gazete ilanı olduğunu, davacının toplantıdan bir gün önce (17.06.2025) ... Noter yetkilisiyle şirkete gidip 2022-24 faaliyet raporlarını, bilançoları, gelir tablolarını ve pay defterini incelemek istediğini, şirket yetkilisi ...'in ''pay defterinde adınız yok, tereke temsilciliği kararı kesinleşmedi, toplantıya alıp almamaya sonra bakarım, oy hakkınız kesinlikle yok, evrak da veremem'' diyerek bunu reddettiğini, bu durumun ... Noter 17.06.2025 tarih, ... yevmiye no’lu tutanakla tespitli olduğunu, aynı gün noter ihtarnamesiyle şirkete; çağrı yapılmadığı, pay sahipliği haklarının ve tereke temsilciliği yetkisinin engellendiği, böyle yapılırsa yapılacak genel kurulun sakat olacağı ve sorumluluk doğacağı bildirildiğini, 18.06.2025 günü davacı ve vekili, tereke temsilcisi atama kararını ibraz ederek genel kurula gitmelerine rağmen; şirket avukatı ..., “karar bize tebliğ edilmedi, pay defterinde adınız yok, karar kesinleşmedi” diyerek toplantıya girmelerine izin verilmediğini, , bunun da .... Noter 18.06.2025 tarih, ... yevmiye no’lu tutanakla kayıtlı olduğu, ...Pay defterinden Anlaşılmaktadır ki, Şirket; ...’in paylarını, mirasçılar adına tek tek değil, pay defterinin 14. sayfasında “...” adına kaydettiğini, incelenen pay defterinde bireysel olarak “...” kaydına rastlanılmamıştır. İlanın 175. sayfasında ... A.Ş.’nin genel kurulunun 18.06.2025 tarihinde yapılacağı, gündemde 6–12 numaralı maddelerin yönetim kurulu ibrası, TTK 395–396 izinleri, mali haklar gibi konular olduğu yazılı olup; bu ilan TTK 414/1 uyarınca “genel nitelikte ilan” olarak yapılmış, ancak tereke temsilcilerine özel iadeli taahhütlü tebligat yapılmasına dair hiçbir bilgi içermediğini, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, dava konusu genel kurulun usule aykırı yapıldığını, pay sahipleri adına toplantıya katılma yetkisi bulunan tereke temsilcisinin toplantıya alınmayarak hem müvekkilinin hem de mirasçıların vazgeçilmez katılım ve oy haklarının engellendiğini, sonuç olarak, davalının, müvekkilinin tereke temsilciliği kararının kesinleşmediği gerekçesiyle, mirasçıları ise pay defterinde isimleri olmadığı gerekçesi ile genel kurula katılmasını engellediğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 423. maddesinde yer alan “Vasiliğe atanan kimse, vasilikten kaçınmış veya atanmasına itiraz edilmiş olsa bile, yerine bir başkası atanıncaya kadar vasiye ait görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.” şeklindeki hüküm uyarınca, vasi olarak atanan kişinin vasiliğine itiraz edilmiş olsa bile yerine bir başkası atanıncaya kadar vasiye ait hükümleri yerine getirmekle yükümlü olduğunu, terekeye temsilci atanmadan hiç bir gene kurul kararının alınamayacağını, genel kurulun toplantı ve karar nisaplarının hiç oluşmadığını, bu durumda alınan tüm kararlar –özellikle yönetim kurulu üyelerinin ibrasına, TTK’nın 395 ve devamı maddeleri uyarınca kendilerine izin verilmesine ve mali haklarının belirlenmesine ilişkin kararlar– yalnızca batıl değil, aynı zamanda yoklukla malul olduğunu,TTK’nın 436. maddesi uyarınca; pay sahibi bir kişinin kendisi, eşi, alt-üstsoyu veya bunların hâkimiyetindeki şirketlerle şirket arasındaki kişisel nitelikteki iş ve işlemlere ilişkin müzakerelerde oy kullanamayacağı; ayrıca yönetim kurulu üyelerinin de kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanmalarının kesin olarak yasak olduğu tartışmasızdır. Kanun gereği oydan yoksun kişilerin oy kullanmaları, bu oylar düşüldüğünde karar nisabının oluşmamasına yol açıyorsa, alınan kararların yoklukla malul olduğunun belirtildiğini, gündemin, (6) numaralı maddesinde 2022-2023 yılları faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, - (9) numaralı maddesinde 2024 yılı faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları hesaplarının kabulü ve yönetim kurulu üyelerinin ibrası, - (10) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395., 396., 489., 490., 491., 492., 493. ve 494. maddeleri çerçevesinde faaliyette bulunabilmeleri için izin verilmesi, (12) numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerine 2025 yılı için verilecek mali hakların tespiti hususlarında karar alındığını, TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibi yönetim kurulu üyeleri oy kullanmaları hukuken mümkün olmadığını, ilgili genel kurula katılım oranı %68,25 olup, katılmayan ya da hukuka aykırı şekilde katılımı engellenen payların oranı %31,75 olduğunu, yalnızca ... terekesinin tek başına %20 oranındaki payı bile karar nisabının sağlanmadığını gösterdiğini, ayrıca TTK'nın 436. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarına ilişkin oylamaya katılamayacakları halde, 2024 yılı yönetim kurulunun ibrasına ilişkin oylamada kullanılan toplam oyun %58,25’i yönetim kurulu üyelerine ait olduğunu,oy kullanmamaları gereken bu kişilerin yasaya aykırı şekilde oylamaya katılmaları nedeniyle, gerçekte ibra kararını kabul eden pay oranı yalnızca %10’da kaldığını, dolayısıyla TTK m.436 açısından hukuka aykırı kullanılan oyların yok hükmünde sayılması gerektiğini, huzur hakkının fahiş olduğunu, rekabete izin verilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 18.06.2025 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile TTK'nın 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine; istinaf başvurusu ise genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 03.02.2026 tarihli ara karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirketin 18.06.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısına alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, 6,9,10,12 numaralı maddelerinin iptaline, ayrıca, genel kurulda alınan tüm kararların TTK'nın 449.maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı tereke temsilcisi, davalı şirkette pay sahibi iken 14.06.2022 tarihinde vefat eden ...'in terekesine, İstanbul 19.SHM'nin 08.05.2025 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile temsilci olarak atanan tereke temsilcisidir. Mahkemece, 03.02.2026 tarihli ara karar ile genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Davalı şirketin, 18.06.2025 olağan genel kurul toplantı tutanağının ve hazirun cetvelinin incelenmesinde; davalı şirketin hissedarlarından ..., ..., ..., ...'in katıldığı, diğer hissedarlar ...,...(tereke), ... (tereke)'ın katılmadığı, cevap dilekçesinde davacı tereke temsilcisine çağrı yapıldığına dair savunmanın bulunmadığı, toplantıda 2022-2023 yıllarına ait finansal tabloların ve bilançonun okunduğu, 6.maddesinde oy birliği le kabul edildiği,6.ve 9.maddelerde yönetim kurulu üyelerinin oy birliği ile ibra edildiği, 10.maddesinde ''... A.Ş.’nin Şirket merkezi olarak kullanmış olduğu İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mah. ... adresinde bulunan taşınmaz, tapuda..., ..., ..., ... ve ... Terekesi adına kayıtlıdır. Söz konusu taşınmaz da YK Üyeleri de hissedar oldukları için TTK’nun 395 ve 396 maddeleri hükmü gereğince YK Üyelerine kira kontratı sözleşmesi imzalayabilmeleri için Genel Kurul tarafından yetki verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle TTK’nun 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde YK Üyelerine yetki verilmesi Genel Kurulun oyuna sunuldu ve YK Üyelerine TTK’nun 395 ve 396. maddeleriçerçevesinde faaliyette bulunabilmeleri hususunda izin verilmesine oy birliği ile karar verildi. '' şeklinde karar verildiği, 11.maddesinde kar payı dağıtımına karar verildiği, tereke payının ayrılmasına karar verildiği, 12.maddesinde yönetim kurulu üyeleri için huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, 13.maddesinde,...'in terekeye temsilci atanması kararının kesinleşmesinin beklenmesine oy birliği ile karar verildiği, 14.maddesinde şirket merkez adresinin değiştirildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi hâlinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı anlaşıldığından tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumunda talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tereke temsilcisi tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tereke temsilcisi tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!