Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile ipoteğin terkini istemli davada, davacının kendi rızasıyla devrettiğini beyan etmesiyle istinaf başvurularının esastan reddedilmesi.
Özet: Baba tarafından kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili ile birleştirilen davada ipoteğin terkini talebiyle oğlu aleyhine açılan davada, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında oğlu adına tespit ve tescil edildiği iddiasına karşılık, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve yerel bilirkişi ile tanık beyanları doğrultusunda davacının taşınmazı kendi rızasıyla oğluna verdiğinin anlaşılması üzerine ilk derece mahkemesinin asıl ve birleştirilen davaların reddine ilişkin kararı, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi ile onanmış olup, bu kararın usul hukuku açısından gerekçelendirme yükümlülüğü bağlamında denetime tabi tutulduğu anlaşılmıştır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, ipoteğin terkini istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda, Zonguldak ili, Ereğli ilçesi, ... köyünde yer alan 1 57... parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit ve tescil edildiği, tespitin 16.12.2002 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Asıl davada davacı; dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olmasına rağmen kadastro çalışmalarında davalı oğlu adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın mülkiyetini ya da zilyetliğini davalıya devretmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; birleştirilen davada, dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu, bunun için asıl davayı açtığını, taşınmaza davalı lehine ipotek tesis edildiğini ileri sürerek ipoteğin terkinine ve tapunun adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davalı ...; dava konusu alacağı .... Noterliğinin 24.02.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemi ile temlik aldığını, asıl davanın Konya 6. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takibi ile ipoteğin paraya çevrilmesini engellemeye yönelik olduğunu, ipotek tesis edildiğinde taşınmazda takyidat bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, asıl davaya da müdahale talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın, asıl davada müdahale talebinde bulunan ve birleştirilen davada davalı olan ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; toplanmış tüm delillere göre tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenip çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller tartışılarak ve değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, HMK’nın 297/2 hükmüne aykırı şekilde deliller tartışılmadan, sonuç ve hukuki sebepleri içermeyen, gerekçesiz, denetime elverişsiz şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişiler ve tutanak mümzilerinin davalının maddi durumu iyi olmadığı için dava konusu taşınmazdaki evin davacı tarafından davalı adına yapıldığı, ev yapıldıktan sonra davalı tarafın dava konusu taşınmazdan yararlandığı, davalının dava konusu taşınmazı kullanımı kadastrodan sonra 20 yılı geçmediği, dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının kendisine ait taşınmazların bir kısmını erkek çocukları arasında paylaştırdığı, yapılan paylaşım sonrası da davacı tarafın erkek çocuklarının kendi adına düşen taşınmazları kullanmaya başladığı, davacının keşifte dava konusu yeri kendi rızası ile davalıya verdiğini beyan ettiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenilen tanık ve yerel bilirkişilerin ağırlıklı beyanlarına göre dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazın öncesinde davacı tarafa ait olduğu, kadastro tespitinden önce davalı ...’ye verildiği, davacı ...’in keşifte dava konusu yeri kendi rızası ile davalıya verdiğini ve oğluyla arasında herhangi bir ihtilaf olmadığını beyan ettiği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hükmün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün hangi hususları kapsaması gerektiği açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasının (c) alt bendine göre hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir.
07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklamaya yer verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere bir mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın birleştirilen davanın davalısı tarafından istinaf edildiği, asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen davanın davalısının asıl dava yönünden fer'i müdahil olduğu ve ancak kararı asıl davada davalı ile birlikte istinaf edebileceği, İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli kararının asıl davanın davalısı tarafından istinaf edilmediği ve kabul kararının asıl dava yönünden kesinleştiği hususunun göz ardı edilmesi ve birleştirilen dava yönünden İlk Derece Mahkemesince, Anayasa'nın ve HMK’nın aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verilmiş olması isabetsizdir.
Hâl böyle olunca, asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, birleştirilen dava yönünden de yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!