İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklı Yüklenici Alacağı, Karşı Davada İş Sahibinin Fazla Ödeme ve Eksik/Ayıplı İş İddiaları ile Birleşen Davada Fatura İtirazını İçeren Ticari Uyuşmazlık Temyizi.
Özet: Yüklenici, başlangıçta ruhsat sorunları nedeniyle kesintiye uğrayıp farklı bir konumda yeniden inşa edilen büyükbaş hayvancılık tesisi projesindeki tamamladığı işler karşılığında bakiye alacak talep ederken, iş sahibi, yükleniciye yapılan fazla ödemeler ile ayıplı ve eksik iş bedellerinin tahsilini karşı dava ile talep etmiş, ek olarak yüklenicinin icra takibine dayanak gösterdiği faturaların geçersiz olduğunu iddia ederek borçlu olunmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı istemiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2022/8 E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı-birleşen davada davalı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde davacı-karşı davalı-birleşen davada davalı vekili Avukat... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Asıl davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 28.07.2010 tarihli inşaat sözleşmesi ile müvekkili yüklenicinin, davalıya ait büyükbaş hayvancılık tesisinin yapımını üstlendiğini, inşaatın büyük oranda (%40-50) tamamlandığı bir aşamada mahkeme kararı ile işin durdurulduğunu ve ruhsatların iptal edilmesi ile edimin ifasının imkânsız hale geldiğini, böylelikle sözleşme ilişkisinin sona erdiğini, bu durumun oluşmasında başlangıçta var olan ruhsatlara ve davalı iş sahibinin isteklerine göre hareket eden müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davalı iş sahibi, mahkeme kararı gereği projeyi arazisinin mevzuata uygun diğer köşesine inşa ettirmek istediğini ve işi yeniden müvekkiline verdiğini, önceki sözleşmenin edim imkânsızlığı nedeni ile sona erdiğinden, müvekkilinin yeni inşaatı sona eren sözleşme hükümleri ile bağlı kalmadan yaptığını, yaptırdıkları delil tespiti üzerine alınan bilirkişi raporunda, müvekkili tarafından gerek ilk sözleşme ve gerekse ikinci sözleşme kapsamında yapılan işlerin toplam bedelinin 1.686.020,00 TL olarak tespit edildiğini, davalı iş sahibinin müvekkiline 788.900,00 TL ödeme yaptığını, bu durumda bakiye iş bedeli alacağının en az 897.120,00 TL olduğunu, ayrıca delil tespit raporundaki bazı hesapların da hatalı olduğunu, alacağın eksik hesaplandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirli hâle gelen 897.120,00 TL alacağın ve yapılan inşaatla ilgili hesaplanmayan ya da eksik ve hatalı hesaplanan tutarın tespiti ile bu tutardan şimdilik 10.000,00 TL alacağın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2.Karşı davada davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde; sözleşmede iş bedelinin KDV dahil 900.000,00 TL olarak belirlendiğini, buna karşılık davacıya fazladan 400.700,00 TL ödenerek toplam 1.300.700,00 TL ödeme yapıldığını, fazla ödemenin davalıdan tahsili gerektiğini, ayrıca hem müvekkili tarafından hem de davacı tarafından yaptırılan delil tespitinde eksik ve ayıplı işlerin tespit edildiğini, davalının yaptırdığı delil tespiti üzerine alınan raporda da bunların giderilmesi için gerekli olan bedelin 81.320,00 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 81.132,00 TL eksik ve ayıplı iş bedeli ile 50.000,00 TL fazla ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline, asıl davada davacının taleplerinin kısmen ya da tamamen haklı görülmesi durumunda müvekkilinin karşı davada talep ettiği alacakları ile takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.3. Birleşen davada davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenicinin 06.04.2015 tarihinde düzenlediği iki adet faturaya dayalı olarak, işlemiş faizi ile birlikte müvekkili hakkında toplam 459.899,99 TL'nin tahsilli için icra takibine giriştiğini, söz konusu faturaların tamamen gerçek dışı olduğunu, faturaların keşide edildiği tarih itibariyle davalı yüklenicinin herhangi bir imalatı bulunmadığını, müvekkili ile herhangi bir iş ilişkisi içinde olmadığını, zira bu faturalardan dört beş sene önce büyükbaş hayvan tesisi yapımı işi ile ilgili taraflar arasında devam eden davalar bulunduğunu, dolayısıyla bu davalar devam ederken davalının yeni bir imalat yapmasının mümkün olmadığını savunarak, müvekkilinin söz konusu takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötü niyetli olması karşısında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP1. Asıl davada davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; inşaatın yapıldığı parsele komşu parselde süt ürünleri tesisinin bulunması ve her iki çitliğin birbirine bu kadar yakın olmasının sağlık açısından tehlike arz etmesi nedeniyle Sulh Hukuk Mahkemesince ihtiyati tedbir yoluyla inşaatın kısa bir süreliğine durdurulduğunu, daha sonra parsel maliklerinin anlaşması ile söz konusu sakıncayı bertaraf etmek amacıyla tesisin arazinin başka bir noktasına yapılmasına karar verildiğini, dolayısıyla 28.07.2010 tarihli ilk sözleşme kapsamında edimin ifasının imkânsız hale geldiğinden bahsedilemeyeceğini, sözleşme ilişkisinin sona ermediğini, yapılacak işin bedelinin sözleşmede 900.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, davacının edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, eksik bıraktığı işlerin dahi bedelini talep ettiğini, işlerin bir kısmının üçüncü kişilere yaptırıldığını, sözleşme kapsamında yer alan işler için ilave bedel talep edilemeyeceğini, müvekkili tarafından davalıya 1.300.700,00 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, asıl davanın reddini istemiştir.2. Karşı davada davalı yüklenici vekili davanın reddini istemiştir.3. Birleşen davada davalı yüklenici vekili, takibin dayandığı faturalardan birinin sözleşmeye konu olmayan tel çit ve saha hafriyat işlerinden kaynaklı alacağa, diğer faturanın ise davacının yaşadığı villanın imalat ve tadilat işlerinden kaynaklı alacağa ilişkin olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 04.02.2015 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile imalatın asıl davada davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından hazırlatılan plan ve projelere göre, asıl davada davacı-karşı davalı yükleniciye verilen talimatlarla yapıldığı, hal böyle olunca kısmi imkansızlığın ortaya çıkmasında iş sahibinin kusurlu olduğu, işe ilk başlanılan bölümde yapılan imalatlarla ilgili yüklenicinin sözleşmede belirtilen birim fiyatlar üzerinden talepte bulunabileceği, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı üzerine arazinin farklı bölümünde yapılmaya başlanılan ikinci imalatla ilgili olarak yüklenicinin ilk sözleşmeye bağlı olduğunu kabul etmenin haksızlık olacağı, bu nedenle yüklenicinin, ikinci imalatta maliyet farklılıkları nedeniyle ortaya çıkan fiyat farklarını da talep edebileceği, bu husus nazara alınarak yapılan hesaplama sonucunda yüklenicinin taşınmaz üzerinde yaptığı imalatın bedelinin 1.100.595,37 TL olarak tespit edildiği, buna karşılık iş sahibinin 1.300.700,00 TL ödeme yaptığı, dolayısıyla asıl davada yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağı bulunmadığı, karşı davada iş sahibinin 29.933,73 TL eksik ve ayıplı iş bedeli alacağı bulunduğu, ayrıca yükleniciye fazla ödemede bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 29.933,73 TL eksik ve ayıplı iş bedeli alacağının ve taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL fazla ödemeden kaynaklı alacağın karşı davalı yükleniciden tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2015 tarihli kararına karşı asıl davada davacı-karşı davalı yüklenici vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 26.10.2016 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla, taraflar arasında düzenlenen 28.07.2010 tarihli sözleşme uyarınca yüklenicinin, iş sahibinin gösterdiği arsa üzerinde inşaata başladığı, ancak komşu parsel sahibinin açtığı dava nedeniyle inşaatın durdurulduğu, daha sonra arsanın başka bir bölümünde projeye göre inşaatın yapılmasının taraflarca kabul edildiği, mahallinde yapılan keşiflerde ilk inşaat bölümünün yarım kaldığı, yeni kısımda başlayan inşaatın ise tamamlandığı, iş sahibince her iki yapının da kullanıldığının saptandığı, mahkemece tamamlanan binanın, sözleşme birim fiyatlarına fiyat farkı uygulanmak suretiyle bedeli hesaplanmış ise de, aradan geçen süre ve yeni bir arsa bölümünde (yeni konumda) inşaat yapıldığı gözetildiğinde davacı yüklenicinin önceki sözleşme fiyatları ile bağlı olduğunun kabul edilemeyeceği, kaldı ki ilk başlatılan inşaat da tamamlanmamış olmasına rağmen davalı iş sahibince kullanılmakta olduğundan sözleşme kapsamında yapılan bu yerin fiyatının sözleşme fiyatları ile varsa yapılan fazla imalâtın yapım tarihindeki piyasa fiyatları ile (Mülga 818 sayılı Yasanın 413. maddesi hükmünce), yeni yapılan binanın ise fiyatı taraflarca belirlenmediğinden mülga 818 sayılı BK'nın 366. maddesi hükmünce yapıldığı tarihteki piyasa fiyatları ile hesaplanması, böylece bulunacak toplam imalât bedelinden (usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek) toplam ödeme tutarı 1.300.700,00 TL'nin mahsubu ile asıl ve karşı davanın buna göre sonuçlandırılması gerektiği, hükme dayanak raporda bu hususlar gözetilmediği gibi davacı yüklenicinin teknik nitelikteki itirazları da alınan ek raporda cevaplandırılmadığı, bu durumda, mahkemece açıklanan hususlarla ilgili keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar asıl davada davacı-karşı davalı yüklenici yararına bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2017 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; önceki kararın hukuka uygun olduğu, davacı yüklenicinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da 06.01.2015 havale tarihli ek rapor ile ayrıntılı şekilde irdelendiği gerekçesiyle verilen direnme kararına karşı, asıl davada davacı-karşı davalı yüklenici vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2022 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; mahkemece HMK’nın 266. ve 281. maddelerinde düzenlenen usule göre yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden mahallinde yapılacak keşif sonucu rapor alınarak eksik ve kusurlu işler de gözetilmek suretiyle projesine ve yasal mevzuata uygun olarak gerçekleştirilen imalâtlardan sözleşme kapsamında olup da sonradan tedbir kararıyla durdurulan inşaatın sözleşme fiyatlarıyla, varsa yapılan fazla imalâtın mülga BK’nın 413. maddesine göre işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile bedelinin hesaplattırılması; sonradan sözlü anlaşma uyarınca yapılan ikinci binanın fiyatının ise akdî ilişkinin kurulduğu ihtilâfsız olup, bedelde uyuşmazlık bulunduğu ve taraflarca iş bedelinin belirlenmediği dikkate alınarak mülga BK'nın 366. maddesi hükmünce yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre saptanması ve bu şekilde bulunacak tüm imalât bedelinden davalı-karşı davacı iş sahibince ödenen 1.300.700,00 TL'nin mahsubu ile hasıl olacak sonuca göre asıl ve karşı davada karar verilmesi gerekirken; birinci ve ikinci inşaatın yapımında aradan geçen süre ve arsanın başka bölümünde yeni bir binanın yapıldığı gözetilmeksizin, davacı-karşı davalı yüklenicinin ilk sözleşmede yazılı fiyatlarla bağlı olduğu kabul edilerek tamamlanan binanın bedelinin sözleşme birim fiyatlarına fiyat farkı uygulanarak belirlenmesi ile sonuca varan bilirkişi raporunun hükme esas alınması uygun olmadığı gibi, davacı-karşı davalı yüklenicinin 13.06.2014 tarihli asıl rapora yönelik teknik mahiyette olan itirazlarının 06.01.2015 havale tarihli ek raporda denetime elverişli biçimde karşılanmamasına rağmen, anılan ek rapora göre hüküm kurulmasının da doğru olmadığı, bu durumda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki belge ve delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin yerinde olmadığı belirtilerek, direnme kararı bozulmuştur.3. Asıl ve karşı davada yapılan yargılama sürerken, 18.09.2025 tarihinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında yüklenci tarafından iş sahibine karşı açılan menfi tespit davasının, asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.4. İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2023 tarih ve 2022/8 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile bozma kararı doğrultusunda yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, yüklenicinin 28.07.2010 tarihli sözleşmeye göre yaptığı imalatın bedelinin 387.058,74 TL, sonradan sözlü anlaşma uyarınca arazinin başka yerinde yapılan ikinci imalatın bedelinin ise 793.195,45 TL olduğu, sonuç olarak toplam imalat bedelinin 1.180.254,19 TL olarak tespit edildiği, buna karşılık iş sahibinin 1.300.700,00 TL ödeme yaptığı, iş sahibinin ödemesinin yüklenicinin imalat bedeli alacağından fazla olduğu, asıl davada yüklenicinin bakiye iş bedeli talebinin yerinde olmadığı; iş sahibi tarafından açılan karşı davada imalatlardaki nefaset bedelinin 15.000,00 TL, eksik iş bedelinin ise 14.933,74 TL olarak belirlendiği, ayrıca asıl davada yapılan inceleme ile iş sahibinin fazladan ödeme yaptığı tespit edildiğinden bu yöndeki talebin de haklı olduğu; yüklenicinin birleşen davaya konu icra takibindeki 411.879,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklı alacağının asıl davadaki imalatla ilgili olduğu, bu fatura yönünden yüklenicinin ayrıca bir alacağı bulunmadığı, iş sahibinin bu tutara ilişkin menfi tespit isteminin yerinde olduğu, takipteki 37.170,00 TL tutarındaki faturanın ise iş sahibinin evinin tadilatı ile ilgili olduğu, faturaya konu işlerin yapıldığı ve yüklenicinin bu fatura tutarı kadar iş sahibinden alacaklı olduğu anlaşılmış ise de asıl davada yapılan hesaplamaya göre iş sahibinin halen yükleniciden fazla ödeme nedeniyle alacağı bulunduğu anlaşıldığından, birleşen davada iş sahinin takipteki alacağın tamamına yönelik menfi tespit isteminde haklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 29.933,73 TL eksik ve ayıplı iş bedeli alacağı ile taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL fazla ödemeden kaynaklı alacağın karşı davalı yükleniciden tahsiline, birleşen davanın kabulü ile davacı iş sahibinin dava konusu icra takibi nedeniyle davalı yükleniciye borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.5. İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2023 tarihli kararının, asıl davada davacı-karşı davada ve birleşen davada davalı yüklenici tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 18.02.2025 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl ve karşı dava dosyalarında verilen kararlar "Temyiz" kanun yoluna tabi ise de birleşen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyasının karar tarihinin 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra olması ve bu dosyada verilen kararla ilgili daha önce Yargıtay denetiminin de bulunmaması nedeniyle, birleşen davada verilen kararın ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle, dava dosyasının birleşen davada istinaf incelemesi yapılmak üzere iadesine karar verilmiştir.6. Bölge Adliye Mahkemesinin, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl davada yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı iş sahibinin davacı yükleniciye 120.445,81 TL fazla ödeme yaptığının tespit edildiği, birleşen davaya konu icra takibindeki 411.879,00 TL tutarındaki faturaya konu alacağın asıl davada tespit edilen imalat bedeli alacağı ile ilgili olduğu, yüklenicinin bu fatura nedeniyle ayrıca bir alacağı bulunmadığı, 37.170,00 TL tutarındaki faturaya konu alacağın iş sahibinin evindeki imalatla ilgili olduğu, bu imalatın yapıldığı ve yüklenicinin bu fatura tutarı kadar iş sahibinden alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de asıl davada yapılan incelemede iş sahibinin fazla ödeme nedeniyle yükleniciden 120.445,81 TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından, bu tutarın mahsubu halinde yüklenicinin birleşen davaya konu icra takibinde iş sahibinden alacağı bulunmadığının anlaşıldığı, bu itibarla davacı yüklenicinin birleşen davada menfi tespit isteminin kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl davada davacı-karşı davada ve birleşen davada davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin bozma kararına ve Hukuk Genel Kurulu kararına uygun olmadığını, saha içi hafriyat işlerinin görmezden gelindiğini, hesaplamaların hatalı olduğunu, HGK kararı gereği ikinci sözleşmeye göre yapılan işin bedelinin piyasa fiyatlarına göre belirlenmesi gerektiğini, oysaki ilk sözleşmede 473.336,3 TL olan ahır binasının bedelinin, aradan 8 ay sonra yapılan ikinci sözleşmeye göre 376.408,45 TL olarak hesap edildiğini, aynı durumların sağımhane ve doğumhane için de geçerli olduğunu, bilirkişi heyetinin bu imalatların temelleri ile birlikte yapıldığının farkında olmadığını, aradan 8 ay geçtikten sonra fiyatları ucuzlattığını, ikinci inşaatta yapılan gübre çukurunu, saman deposunu, kafa kilitlerini, padok demirlerini yok saydığını, ikinci hafriyat ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını, aradan geçen zaman içinde malzeme fiyatlarının çok arttığını, bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı olarak verdikleri itiraz dilekçelerinin dikkate alınmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedeli alacağının tahsili, karşı dava eksik ve ayıplı işler bedeli ile fazla ödemenin tahsili, birleşen dava ise menfi tespit istemlerine ilişkindir.1. Asıl ve karşı davada İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik temyiz itirazları hakkında yapılan incelemede;Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Asıl ve karşı davada temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve karşı davada verilen kararlara karşı, davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Birleşen davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Birleşen davada temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkkemesi kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, birleşen davada verilen karara karşı davalı yüklenici vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, asıl davada davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan asıl ve karşı davada verilen İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2023 tarih ve 2022/8 Esas, ████████ Karar sayılı kararının ONANMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan birleşen davaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunmadığından davalı yararına duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Asıl ve karşı dava yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, birleşen dava yönünden ise kesin olmak üzere, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.