Mirasçılarca açılan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali, tescil ve bedel davasında hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle verilen ret kararı.
Özet: Davacıların kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel talepli davasında, murislerinin taşınmazdaki hissesini geçmişte satmış olduğu, tapulama tespitlerinin kesinleşmesinden itibaren başlayan 10 yıllık hak düşürücü sürenin ve terditli bedel talebi için de zamanaşımı süresinin dolduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararı ışığında davanın makul sürede açılmadığı gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının istinaf incelemesi sonucunda esastan reddedildiği anlaşılmaktadır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacılar; Haziran 1944 tarihli, cilt no 63 sahife ya da sıra no 40, yevmiye no 08.07.19 55... olan 735 44... yüz ölçümlü taşınmazın murisleri ...’ye ait olduğunu, anılan tapunun revizyon gördüğü 1 ada 13 parsel sayılı taşınmazda murislerinin payı olmadığını, murisin ortak olduğu kişilerin Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı davasını açtıklarını ve davanın kabulüne karar verildiğini, kendilerinin bu durumdan yeni haberdar olduklarını, davalılar adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu, murislerinin taşınmazı 08.07.1955 tarihinde 12 nolu tapu ile satın aldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tesciline, mümkün olmazsa bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
... mirasçıları olan davalılar; 3402 sayılı Kanun’un 12/3 hükmü uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, yolsuz tescil için kadastro tutanağına aykırı bir şekilde tescil oluşturulması gerektiğini, davacıların kadastro öncesi nedene dayandıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; TMK’nın 1007. maddesi uyarınca açılacak davalarda uygulanan 1 ve 10 yıllık zamanaşımının geçtiğini, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını, İdare yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; 12.03.2024 UYAP tarihli bilirkişi ek raporu beşinci sayfasında davacıların dayandığı taşınmazların 1974 yılında yapılan tapulama çalışmalara sırasında ... köyü 13 parsel ve 64 63... parsellere revizyon gördüğü, tapulama tespitlerinin kısmen 03.11.1975 kısmen de 16.11.1978 tarihlerinde kesinleştiği, eldeki davanın en geç 16.11.1988 tarihinde açılması gerekirken 18.09.2020 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların tutunduğu kök murislerine ait Haziran 1944, cilt no: 63 sahife veya sıra no:40, yevmiye no: 08.07. ... no: 12, sayfa:92 08.07.1955 sıra:27 cilt no:34 sayfasında kayıtlı bulunan taşınmazın, 13.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda beyan edildiği üzere 08.07.1955 tarih, cilt no:63, sayfa no:40, 12 sıra nolu tapu kaydında; hissedarlarından ... dışındaki hissedarların tümünün davacılar murisi ile birlikte adlarına kayıtlı hisselerini 06.08.1971 tarih ve 1146 yevmiye numarası ile yapmış oldukları satış neticesinde oluşan 06.08.1971 tarih, 106 cilt, 1 sayfa, 18 sıra nolu tapu kaydının geldi kaydı 08.07.1955 tarih, cilt no:63, sayfa no:40, 12 sıra nolu tapu kaydını göstermekte ise de sehven 08.07.1955 tarih, cilt no:63, sayfa no:40, 12 sıra nolu tapu kaydında bu hisse satışına ilişkin gitti kaydı olan 06.08.1971 tarih, 106 cilt, 1 Sayfa, 18 sıra nolu tapu kaydının işlenmemiş olduğu, bu nedenle davacılar murisinin hissesinin bizzat kendisi tarafından satılmış olmasına rağmen 06.08.1971 tarih, 106 cilt, 1 sayfa, 18 sıra nolu tapu kaydında hissesi varmış gibi gözüktüğü, davacılar ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı, dayanak zabıt kaydının da Büyükçekmece ilçesi (Eski Çatalca ilçesi), ... köyü 13 parsel ve 64 63... nolu parsellere revizyon görüp kayıt malikleri adına tahdit ve tespit edildiği, yapılan tahdit ve tespitlerin kesinleşerek tapuya tescil edildiği, akabinde bu taşınmazlar ile komşu taşınmazlarda ... Belediye Başkanlığınca yapılan ve 28.02.1997 tarih ve 1429 yevmiye numarasında imar uygulaması ile oluşan imar ada ve parseller olarak tescil gördükleri, kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde tapu malikine husumet yöneltilerek dava açılması gerektiği, terditli tazminat talebi yönünden 1978 yılında yörede yapılıp kesinleşen arazi kadastrosunda davacıların murisi adına söz konusu zabıt kaydına dayalı olarak herhangi bir tapu kaydı oluşmadığı, tapunun hukuki değerini yitirdiği 1978 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bir an için davacıların zabıt kaydına dayalı olarak tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilse bile Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli █████████ kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi kapsamında dava açılabilmesi imkanı yönünden Anayasa Mahkemesi'nin belirtilen hak ihlali kararı nazara alındığında, eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!