Erzurumda kooperatif üyeliğinin tespiti, tapu iptali ve tescil talebiyle açılan dolandırıcılık iddialı davanın istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların bir yapı kooperatifinden daire satın alırken üye olduklarını sanmalarına rağmen, davalıların hileli işlemlerle kendilerini yap-sat usulüyle mağdur ettiğini, kooperatif üyeliği tespiti, tapuların iptali ve kendi adlarına tescili taleplerini ele almaktadır; davalılar ise davanın daha önce reddedilerek kesin hüküm teşkil ettiğini, kooperatifin mali zorluklar nedeniyle acil satışlar yaptığını ve davacıların kooperatifi kurtarmak için ek ödeme yükümlülüğü gerektiren üyelik tekliflerini reddettiğini savunmuştur.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025 (Karar)NUMARASI : 2021/...Esas, 2025/...KararDAVA : Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Tapu İptali ve TescilKARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin belirli tarihlerde.... ili... İlçesi ... Mahallesi ... Bulvarında yer alan ... Yapı Kooperatifinden kurucu üyesi ve de başkanı olan ... ve ...ile gerekli satım sözleşmelerini karar defterine kaydını yapmak suretiyle gerçekleştirdiklerini ve kooperatiften daire satın aldıklarını, müvekkillerinin kooperatif üyesi olmak koşulu ile satın almış olduklarını zannederken davalıların hileli işlemleri neticesinde satış işlemi kooperatif üyeliği şeklinde değil de yap-sat işlemi olarak gerçekleştirdiklerini, kooperatif üyelerini de yakın akrabaları arasından gösterdiklerini, müvekkillerinin davalılardan defalarca kooperatif üyesi olduklarına dair belgeleri kendilerine ibraz etmeleri istenmiş olmasına rağmen hiçbir suretle ibraz edilmediğini, son olarak müvekkillerinin oturdukları evlere bilirkişi incelemesi için mahkeme görevlileri ve bilirkişiler gelince bir şeylerin ters gittiğini anlayarak Bayındırlık il Müdürlüğüne başvurarak kooperatife dair belgeleri incelemek istediklerini ve yaptıkları incelemede kooperatifte herhangi bir üyeliklerinin olmadıklarını gördüklerini, müvekkillerinin yönetimden maliki oldukları dairelerin tapuları istediklerini ancak davalı kooperatifin kurucu üyesi ve başkanı olan ... ve ...nin müvekkilerine bir dava açıldığını ve bunun neticesinin beklendiğini bu davanın kesinleşmesine müteakip tapularını alabileceklerini beyan ettiklerini, yapılan yargılamanın şu anda Erzurum.. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/...Esas sayılı dosyası kapsamında görüldüğünü, bu dosyada mahkemece gayrimenkule biçilecek değer kooperatife ödenmek sureti ile gayrimenkul üzerinde bulunan binanın da mal sahibine ait olacağını, bu durumda davalıların kooperatif yönetimine de sahip olduklarından müvekkillerin hakkı olan bu parayı tahsil edecek ve müvekkillerine herhangi bir ödeme yapmayacaklarını, tüm bu nedenlerle Erzurum ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/...Esas sayılı dosyasında verilecek karar ile davalıya ödenecek bedel hakkında dava sonuçlanana kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin üyeliklerinin tespit ve tesciline, üyeliğe dayanak dairelerin mülkiyetlerinin müvekkilleri lehine tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinde kooperatif üyeliğinin tespiti konulu davanın 2018/...Esas numaralı dosya ile görüldüğünü, Uyap siteminde davacıların yine davacı, müvekkilin davalı olarak göründüğü, konusu aynı olan bu davanın esasten reddedildiğini, ilgili hükmün maddi anlamda kesin hüküm olduğunu, ayrıca söz konusu davalı kooperatifin 2003 senesinde kurulduğunu, davacıların daire satın aldığı taşınmazın inşaatının ise 2004 senesinde 6 katlı inşaat ruhsatı ile başlandığını, 2005 senesinde...belediyesince inşaatın durdurulduğunu, bu süreçte yargılama yüzünden inşaatın ilerleyemediğini ve kooperatif borçlanmaya başladığını, 2009 senesinde Danıştay'ın kararı kooperatif lehine geldiğini ve yarım kalan inşaata 2009 senesinde tekrar başlandığını ve inşaatın 2010 senesinde sonlandığını, kooperatifin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle dairelerin yaklaşık yüzde 75'ine tekabül eden kısmının 18.000,00 TL. ve 30.000,00 TL. arasında acil nakit ihtiyacı sebebiyle 2004 senesinden itibaren satılmaya başlandığını, dairelerin yaklaşık yüzde 25'inin ise 40.000,00 TL. ve 55.000,00 TL. üzerinden maliklere satıldığını, kooperatif yöneticilerinin yapılan inşaatta kendilerine ait dükkan yada dairesi bulunmadığını, davacıların 2010 senesinde biten inşaata, sözleşmeye uygun ifa tam olarak gerçekleşmediği halde, aynı dairenin çok kişiye satıldığı kaygısıyla dairelere taşındıklarını, 2010 senesinde kooperatifin satacak dairesi kalmadığını, bu aşamada daire sakinlerinden yardım istendiğini ve kooperatifi borçtan kurtarmak ve söz verilen yapısal işlemleri tamamlamak, iskana başvuru için gereken harçları toparlamak için 2010 senesinde hükümet komiseri başkanlığında genel kurul yaparak, daire satın alan kişileri kooperatife üye yapmak, üyelere getirilen ek ödeme yükümlülükleriyle kooperatifi tamamlayıp, kooperatife iskanı alıp borçtan kurtarmaya çalışıldığını, davacıların kooperatifin borç durumu ve ek ödeme yükümlülüklerini durunca genel kurulda gergin bir ortam yaratılmış; yalnızca ev sahibi olduklarını, kooperatifin borçlarının kendilerini ilgilendirmediğini, delil olarak sunulan su doğalgaz elektrik gibi faturalara bir diyecekleri olmadığını, faturaların davacıların kendi dairelerinde kullanıp ödedikleri bedeller olduğunu dava dilekçesinde bahsedilen karar defterinin ise apartmana ait yönetim karar defteri olduğunu, kooperatife daire satın almakla üye olunamayacağının kooperatifler kanunu 8. Maddede anlatıldığını, davacıların üye olarak kooperatife girmiş olsaydılar yönetim kuruluna; anasözleşme hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile başvurabileceklerini ancak dava dilekçesinde böyle bir başvurudan bahsedilmediğini, yine ödendiği belirtilen aidatların apartman aidatı olduğunu, kooperatife yalnızca satın almak için ödenmiş olan toplu daire ücreti verildiğini, bu ücretlerin birkaç malik tarafından hem miktar hem süre olarak düzensiz taksitlerle ödendiğini, birçok maliğin tek seferde ödeme yaparak daire satın aldıklarını, genel kurul kararlarını iptal gibi aktif katılım hakları bulunmaktayken yaklaşık 10 sene boyunca bunları kullanmayı düşünmediklerini, Erzurum .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/...Esas numaralı dosyasında kooperatifin tasfiye edilme ihtimalinin duyulması, tasfiye bedelinin raporlarla az çok belli olması ile beraber davacıların kooperatif üyesi olduklarını iddia etmeye başladıklarını, tüm bu nedenlerle dayanaksız ve kötü niyetle açılmış davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Bu haliyle, 13.01.2023 günlü bilirkişi raporu ile de saptandığı üzere, davacıların davalı kooperatife bir kısım ödemelerde bulunup haricen daire satın aldıkları sabit olmakla birlikte kooperatif üyeliği için Kooperatifler Kanunu'nun 8. maddesinde belirtilen üyelikle ilgili başvuruyu yaptıklarına ve başvuruların kooperatif tarafından kabul edildiğine dair dosya kapsamında bir bilgi ya da belge bulunmadığından; esasen davacıların usulüne uygun şekilde başvuru yaptıklarına ve üyelik kayıtlarının yapıldığına dair bir iddiası da bulunmayıp üye olacakları zannı ile dairelerin satın alındığı iddia edildiğinden ve fakat salt daire satın alınması ile üyelik ilişkisinin kurulması hukuken mümkün olmadığından her bir davacı yönünden (... dışındakiler) ayrı ayrı olmak üzere üyeliğin tespit ve tescili istekli davanın esastan reddi cihetine gidilmiştir (1. hüküm fıkrası). Davadaki tapu iptali ve tescil isteği bakımından;Dosya kapsamından ve aşamalarda dosyaya katılan tapu kayıtlarının tetkikinden, tapu kaydının iptali ve davacılar adına tescili talep edilen taşınmazın, dava ve hüküm tarihi itibariyle "arsa" niteliğinde olduğu, ana taşınmaz üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyetinin kurulu olmadığı ve tamamının dava dışı İsmet oğlu ... adına tapuda kayıtlı olduğu; eş deyişle, dava ve hüküm tarihi itibraiyle davalı kooperatif adına kayıtlı olmadığı anlaşıldığından davadaki tapu iptali ve tescil istekli davanın pasif dava ehliyeti dava şartı noksanlığına dayalı olarak usulden reddi cihetine gidilmiştir (2. hüküm fıkrası).Bu arada, davadaki tapu iptali ve tescil isteği bakımından dava dilekçesinde davacı olarak isimleri yer alan ..., ... ve ... tarafından 30.12.2024 günlü celse ara kararına dayalı olarak harç ikmali yapılmamış olduğundan adı geçenler yönünden davadaki tapu iptali ve tescil isteği bakımından 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinin atfı ile 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosya işlemden kaldırılmış ve ayrı ayrı dosyalarda değerlendirme yapılmaması için adı geçenlerce davada ileri sürülen her iki talep bakımından da (Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Tapu İptali ve Tescil) dosya tefrik edilerek mahkememizin 2025/...Esas sırasına kaydedilmiştir.Davacı ... 10.03.2025 günü ve fakat son duruşmanın icrasından sonra harç ikmali yapmış olmakla yatırmış olduğu harç, mahkememizin 2025/...Esas sayılı dosyasına aktarılmıştır.Belirtilen nedenlerle davacılar ..., ... ve ...'in isimlerine yukarıda karar başlığında yer verilmeyip adı geçenlerin talepleri yönüyle işbu dosya üzerinden bir hüküm tesis edilmemiştir.Son olarak, dava dilekçesinde bahsi geçen ve aşamalarda beklenilmesi talep edilen Erzurum ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/...Esas sayılı dosyasının tetkikinde; görülmekte olan davanın arsa sahibi ile eldeki dosya davalısı kooperatif arasında "kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi" isteğine yönelik olduğu, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshedilmiş olduğu, yapılan temyiz denetimi sonucunda Yargıtay tarafından hükmün bu kısmının onanmış olduğu ve fakat tasfiye ile ilgili rapor aldırılıp tasfiye ile ilgili de karar verilmesi için hükmün bozulmuş olduğu, mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bozma gereklerine göre işlem yapılıp tekrar karar verilmiş olduğu ve dosyanın halen Yargıtay'da temyiz incelemesinde olup kesinleşmemiş olduğu anlaşılmakla anılan dosyadaki hüküm sonucunun eldeki davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olmadığı değerlendirildiğinden anılan dosyanın kesinleşmesi mahkememizce bekletici sorun yapılmamıştır.Davacı ... bakımından ise;UYAP sistem üzerinden temin edilip dosyaya katılan nüfus kaydına göre adı geçenin 04.06.2020 tarihinde vefat etmiş olduğu, davanın ise 07.10.2021 tarihinde açıldığı, buna göre adı geçenin dava tarihi itibariyle taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla -dava sırasında vefat etmeyip davadan evvel vefat etmiş olduğundan mirasçılarının muvafakatinin alınması yönünde bir işlem yapılmaksızın- ... adına vekaleten ileri sürülen tüm talepler yönüyle (Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Tapu İptali ve Tescil) aktif dava ehliyeti dava şartı noksanlığına dayalı olarak davanın usulden reddi cihetine gidilmiştir (3. hüküm fıkrası).Neticeten;Mahkememizce yürütülen tahkikat sonucunda dosya kapsamına kazandırılan ve yukarıda tartışılan delillere göre davalı kooperatife üyeliğin tespiti ve tescili isteğinin her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı esastan reddi; tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı usulden reddi; ve davacı ... yönünden davadaki tüm talepler yönüyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "1-Davalı kooperatife üyeliğin tespiti ve tescili isteğinin, her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı REDDİNE,2-Tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı USULDEN REDDİNE,3-Davacı ... yönünden davadaki tüm talepler yönüyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri tarafından yönetimden maliki oldukları dairelerin tapularının istendiğini, ancak davalı kooperatifin kurucu üyesi ve başkanı olan ... ve ...nin müvekkillerine bir dava açıldığını ve bunun neticesinin beklendiğini, bu davanın kesinleşmesine müteakip tapularını alabileceklerini beyan ettiklerini, ancak müvekkillerinin yaptıkları araştırmada bu davanın mal sahibi tarafından kooperatif aleyhine açılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi davası olduğunu öğrendiklerini, Erzurum .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/...Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan bu dosyanın şu an hali hazırda Yargıtay'da olup kesinleşmediğini, müvekkillerinin söz konusu dairelerde ikamet etmeye başladıkları tarih itibari ile kooperatif üyesi gibi işlem yaptıklarını, toplantılara katıldıklarını, aylık aidatları düzenli olarak ödediklerini, mahkemece her ne kadar gerekçeli kararda yazılı başvuru olmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de; yazılı başvuru eksikliğinin şekli bir eksiklik olduğunu, aidat ödeme, arsa tahsisi, genel kurula çağrılma gibi fiili işlemlerin ortaklık ilişkisinin kurulmasına yeterli olduğunu, kaldı ki Kooperatifin uzun süre sessiz kalmasının zımni kabul anlamına geldiğini, dolayısıyla dürüstlük kuralı gereği müvekkillerinin kooperatife üyeliklerinin inkâr edilemeyeceğini, Kooperatifler Kanunu’nda üyelik başvurusunun yazılı yapılmasının gerektiği düzenlenmiş olsa da, uygulamada yazılı başvuru yapılmamış olsa bile fiili üyelik ilişkisi ve kooperatifin zımni kabulü varsa bu durumun üyeliğin tespiti için yeterli kabul edilebildiğini, müvekkillerinin kooperatife fiilen üye yapıldığını, aidatlarını düzenli şekilde ödediklerini, kooperatifin sosyal ve idari faaliyetlerine dâhil edildiklerini, genel kurullara çağrılmış ve üyelik yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, bu durumun kooperatifin müvekkillerini zımnen üye olarak kabul ettiğinin açık göstergesi olduğunu, yazılı başvurunun usuli bir eksiklik olduğunu, üyelik ilişkisinin fiilen kurulmuş olmasının esas alınması gerektiğini, kooperatifin müvekkillerinin üyelik taleplerini açıkça veya zımnen kabul ederek çeşitli işlemler yaptığını, uzun süre bu üyeliğe itiraz etmediğini, Kooperatifin kendi kusuru ile yazılı üyelik başvurusunu almaması veya bunu belgelendirmemesinin üyelik ilişkisinin inkârına gerekçe olamayacağını, bu durumun TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, mahkemenin bu kuralı gözetmeden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin █████/2021 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında kooperatif vekiline üye kayıt defteri ve üyelerin ödemelerinin takip edildiği kayıtların ibraz edilmesi için süre verildiğini, ancak davalı tarafın mahkemeye sunduğu beyandan özetle üye kayıt defterinin sadece var olduğu, kullanılmadığı, kayıp olduğu için mahkemeye sunulamadığının görüldüğünü, davalıların kanundan doğan yükümlülükler çerçevesinde tutulması zorunlu olan üye kayıt defterlerini tutmamalarının müvekkillere karşı hileli hareketler ile kooperatif faaliyetleri sırasında görevleri esnasında gerçekleştirdikleri dolandırıcılık faaliyetini kanıtlar nitelikte olduğunu, davalı kooperatif yetkililerinin müvekkillerini hileli faaliyetler ile kooperatifin faaliyeti sırasında aldattığını, müvekkillerini kooperatife üye yaptıklarını söyleyip müvekkillerin mal varlıklarının zarara uğramasına, mağdur olmalarına sebep olduklarını, Erzurum...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/...Esas sayılı dosyası kapsamında gayrimenkule biçilecek değerin kooperatife ödenmek suretiyle gayrimenkul üzerinde bulunan binanın da mal sahibine ait olacağını, iş bu durumda davalı olan kooperatifin yönetime de sahip olduğundan müvekkillerin hakkı olan bu parayı tahsil edeceğini ve müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmayacağını, müvekkillerinin kooperatif üyesi olarak görünmedikleri için herhangi bir talepte bulunamayacaklarını ve ömür boyu biriktirmiş oldukları paralar ile satın aldıkları dairelerinden tahliye edilerek evlerini kaybetme ihtimallerinin doğacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ve tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerinin kooperatiften daire satın aldıklarını, müvekkillerinin kooperatif üyesi olmak koşulu ile satın almış olduklarını zannederken davalıların hileli işlemleri neticesinde satış işlemi kooperatif üyeliği şeklinde değil de yap-sat işlemi olarak gerçekleştirdiklerini, iddia ederek müvekkillerinin üyeliklerinin tespit ve tesciline, üyeliğe dayanak dairelerin mülkiyetlerinin müvekkilleri lehine tespit ve tesciline karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, 1-Davalı kooperatife üyeliğin tespiti ve tescili isteğinin, her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı reddine, 2-Tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca her bir davacı için (... dışındakiler) ayrı ayrı usulden reddine, 3-Davacı ... yönünden davadaki tüm talepler yönüyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116.50-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 17.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.