Vekalet görevinin kötüye kullanılması ve hile iddialarıyla açılan tapu iptali tescil davasında, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki esaslı çelişki üzerine temyiz süreci.
Özet: Bu hukuki evrak, miras bırakanın taşınmazlarının hileli devri iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davası ile vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile müdahalenin meni taleplerini içeren birleştirilen davayı konu almaktadır; ilk derece mahkemesi hile davasını aktif husumet yokluğundan usulden reddederken, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle birleştirilen davayı kabul etmiş, ancak bölge adliye mahkemesi, vekaletnamenin hileyle verilmediği ve vekilin görevini kötüye kullandığının ispatlanamadığı tespitiyle ilk derece kararını kaldırarak asıl davayı usulden, birleştirilen davayı ise esastan reddetmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtaya taşınmıştır.

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K...BİRLEŞTİRİLEN (████████ E.) SAYILIİLK DERECE MAHKEMESİ: Şarkışla 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Asıl dava hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, müdahalenin men'i, olmazsa bedel istemlerine ilişkindir.Asıl davada davacı ...; davalı ile arasında alacak verecek ilişkisinden dolayı husumet olduğunu, murisi ...'un 2 62... parsel sayılı taşınmazının ölmeden önce hile ile davalı ...'ye devredildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.Birleştirilen davada davacılar vekili; davacıların murisi ...'un Almanya'da yaşadığı için Sivas ilindeki taşınmazlarının intikâl ve sair işlerini yürütmek üzere Sivas'ta yaşayan yeğeni davalı ...'u 2003 yılında vekil tayin ettiğini, vekil ...'un vekalet görevini kötüye kullanarak murisin 2 62... , 1 40... ve 1 48... parsel sayılı taşınmazlarını kendi annesi olan davalı ...'ye satış yoluyla temlik ettiğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescilini, davalıların taşınmazlara müdahalesinin men'ini, olmazsa bedelin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; zamanaşımının dolduğunu, davalı ...'un tapu maliki olmayıp pasif husumeti bulunmadığını, davacı ... ile murisin Almanya Mahkemelerinde boşandığını ancak kararın Türkiye'de tanıma ve tenfizinin yapılmadığını, asıl davada ...'nın tek başına aktif dava ehliyeti olmadığını, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil ile müdahalenin men'i talebinin aynı anda istenemeyeceğini, murisin ...'a ve davalılara olan borçları, davalıların evin yapımında olan maddi ve manevi katkıları nedeniyle dava konusu taşınmazları davalı kardeşi ...'ye sattığını, satış işiyle uğraşmamak için de verdiği vekâletnamenin kullanıldığını, satış bedelinin murise ödendiğini, murisin ölene kadar da evde kardeşi davalıyla kaldığını belirterek asıl ve birleştirilen davaların reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; asıl dava yönünden davacı ... dışında murisin başka mirasçıları da bulunduğundan asıl davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine; birleştirilen dava yönünden, murisin 01.10.2003 tarihli vekâletname ile taşınmaz satış yetkisini içerecek şekilde davalı yeğeni ...'u vekil tayin ettiği, davalı ...'un da murise vekâleten dava konusu taşınmazları annesi olan davalı ...'ye satış suretiyle 7.000,00 TL bedelle devrettiği, murisin ekonomik durumunun iyi olduğu, taşınmaz satma ihtiyacı bulunmadığı, taşınmazların keşfen belirlenen değerleri ile satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu, dava konusu satışın davacı ...'nın davalı ...'nin oğlu hakkında başlattığı icra takibinden sonra gerçekleştiği, davalı vekil ...'un bu kapsamda vekâlet görevini kötüye kullandığı, vekille işlem yapan davalı ...'nin de vekil ...'un annesi olup iyiniyetinin kabul edilemeyeceği ve birlikte hareket ettikleri gerekçesiyle birleştirilen davanın kabulüne, taşınmazların davalı ... adına tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline, taşınmazlara davalılar tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine dair kararın isabetli olduğu, davacı ...'nın veraset ilâmına göre murisin mirasçısı olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin derdestlik ve davacı ...'nın dava ehliyeti olmadığına dair istinaf itirazlarının reddine, birleştirilen dava yönünden ise murisin davalıya satış yetkisini de içeren vekâletname verdiği, vekâletnamenin hile ile verildiğinin tanık beyanlarından anlaşılamadığı, dinlenen davacı tanıklarının tamamının murisin akıl sağlığının yerinde olduğunu ve vekâletnamenin satış yetkisi içerdiğini murisin bildiğini doğruladıkları, böylece davalı vekil ...'un vekil eden murisin talimatı dışına çıkarak vekâlet görevini kötüye kullandığı iddiasının ispatlanamadığı, davalıların kullanımı mülkiyet hakkına dayandığından el atmasının önlenmesi talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle asıl davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine, birleştirilen davanın esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 10.04.2025 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince asıl davanın usulden reddine dair verilen kararı istinaf etmeyen davacı ...'nın Bölge Adliye Mahkemesince verilen usulden ret kararını da temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine, davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazının reddine karar verilerek asıl dava bakımından verilen hüküm onanmış; birleştirilen davada davacıların temyiz itirazlarının incelenmesinde, murisin satış yapılması için vekil olan davalı ...'a verdiği herhangi bir talimatın bulunmadığı, murisin oturduğu taşınmaz dahil dava konusu taşınmazlarını bilgi ve talimatı dışında el ve işbirliği içinde hareket ettiği annesine satan ve murise herhangi bir bedel ödemeyen davalı ...'un vekalet görevini kötüye kullandığı, temlik alan ...'nin vekil ile anne oğul olmaları karşısında vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bildiği veya bilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı yazılı kararı ile; asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dava bakımından ise bozma kararındaki gerekçe benimsenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R- Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Birleştirilen davada aşağıda yazılı bakiye 25.547,10 TL temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, asıl davada alınması gereken onama harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.