Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu cismani zarar gören yolcu davacının sigorta şirketlerinden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf incelemesi, 09.04.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda %31 oranında kalıcı sakatlık yaşayan davacının, uğradığı cismani zarar ve manevi ıstırabın giderilmesi amacıyla sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen 40.000 TL manevi ve ıslah dilekçesiyle 3.334.441 TLye yükseltilen maddi tazminat (daimi iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri) talebinde bulunduğu; davalılardan sigorta şirketinin ise yetkisizlik, kusursuzluk iddiası, zorunlu belgelerin sunulmaması, müterafik kusur ve hatır taşımacılığı indirimi gerekliliği, faiz başlangıç tarihi ile bazı taleplerin teminat dışı olduğu savunmalarıyla davanın reddini istediği bir tazminat davasına ilişkindir.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024 (Karar)NUMARASI : 2022/... Esas, 2024/...KararDAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'nin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile sürücü ...'un sevk ve idaresinde bulunan ve davacının yolcu konumunda olduğu ... plakalı aracın 09.04.2020 tarihinde çarpışması neticesinde meydana gelen kaza sonucunda müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, olay nedeniyle Erzurum CBS'nin 2020/... Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını ancak kimsenin şikayetçi olmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin olay nedeniyle hastahanede kaldığını ve tedavi gördüğünü, müvekkilinin %31 oranında malul kaldığını, buna dair raporu dosyaya sunduklarını, kazaya karışan ... plakalı aracın ... (...) Sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu ve ilgili sigorta şirketine müvekkilinin iş gücü kaybı dolayısıyla müracaat ettiğini ve sigorta şirketi tarafından dosyasının açıldığını, kazaya karışan diğer ... plakalı aracın ... ...Sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu ve ilgili sigorta şirketine müvekkilinin iş gücü kaybı dolayısıyla müracaat ettiğini ve sigorta şirketi tarafından dosyasının açıldığını, arabuluculuk için toplantı yapıldığını ancak ... Sigorta'nın toplantıya katılmaması nedeniyle görüşmelerin sonlandırıldığını, ... ...Sigorta şirketi ile yapılan arabuculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla müvekkilinin yaşamış olduğu acı ve korkunun telafi edilebilmesi ve hayatını idame etmekte zorlanan müvekkilinin işlerini ifa ederken fazla efor sarf edecek olması hususları dikkate alınarak 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini, maddi tazminat yönünden ise bu aşamada tazminat tutarının belirsiz olup alınacak bilirkişi raporları sonrası ıslah etme hakları saklı tutulmak kaydıyla 50,00 TL daimi iş görmezlik, 50,00 TL geçici iş görmezlik, 50,00 TL bakıcı ve tedavi giderleri olmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 3.3346.441,00-TL olarak arttırdığı görülmüştür.CEVAP:Davalı ... ...Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunan İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu sebeple davanın yetkisizlikten reddinin gerektiğini, davacı tarafınca meri kanun gereği müvekkili şirkete başvuruda bulunulmadığını ve zorunlu belgelerin taraflarına sunulmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar gereğince ... plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından bu husus açısından da tazminat ödemesi gerçekleştirilemeyecek olup davanın reddinin gerektiğini, dosyada her halükarda kusur oranlarının hukuka ve hakkaniyet uygun olarak belirlenebilmesi dosyadan adli tıp kurumun trafik ihtisas dairesinden kusur bilirkişi raporu tanzim edilmesi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerine dair zararına ilişkin tazminat taleplerinin tedavi gideri kapsamında olup tedavi gideri taleplerinin trafik sigortası yeni genel şartları gereği teminat dışı olduğunu, davacılara SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mezkur kazada davacının müterafik kusuru mevcut olup, tazminat hesabından müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, yine hesaplanan tazminattan hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, kazazede/davacı sigortalı araçta para ile taşınan yolcu olmadığını, kazaya karışan araca tamamen kendi rızası ve isteğiyle, herhangi bir karşılık olmaksızın bindiğinin ifade tutanaklarından anlaşıldığını, faiz başlangıcının ancak dava tarihi olarak kabul edilebileceğini ve uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini beyanla davanın reddini, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline bırakılmasını talep etmiştir.Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu ilk oturum tutanağından da açıkça müvekkili şirketinin arabuluculuk görüşmelerine katıldığını ve yargılama giderlerinden sorumlu olamayacağının anlaşıldığını, 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesin doğrultusunda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın █████/2020 tarihinde gerçekleşen kazadan 2 yıldan daha fazla süre geçtikten sonra müvekkili sigorta şirketine başvurduğunu ve █████/2022 tarihinde dava açtığını, 2 yıllık dava açma süresi geçmiş davanın zamanaşımı sebebiyle reddini talep ettiklerini, davacı tarafın müvekkili şirkete yaptığı başvuruda motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile belirlenen belgelerin tamamını sunmadığından geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini ve bu şartı sağlanmadığından davanın reddinin gerektiğini, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/... soruşturma sayılı dosyasında KYOK kararı verildiğini ve bu kararda müvekkili sigorta şirketi sigortalısı araç şoförünün herhangi bir kusuru olmadığının açıkça gösterildiğini, mahkeme tarafından kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla; sigortalısının kusuru oranında sorumlu olan müvekkil sigorta şirketinin de sorumluluğunun tespiti açısından tüm dosyanın ve savcılık / ceza davası evraklarının da eklenerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesin'e gönderilerek kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereği geçici iş göremezlik zararı, sağlık giderleri teminatına alındığını, sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığının açıkça belirtildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin ... plakalı aracın sürücüsü olduğunu, 09.04.2020 tarihinde ... plakalı araca çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, davacı ...'in bu kazada ... plakalı aracın yolcusu konumunda olduğunu, yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkemenin kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili yönünden davanın mahkememizde açılmasının HMK'ya aykırı olduğunu, bu sebeple görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiğini, trafik kazası tespit tutanağının hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, 09.04.2020 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde hatalı bir yaklaşım ile müvekkiline hukuka aykırı bir kusur oranı verildiğini, müvekkilinin...Kaymakamlığı bünyesinde şoför olarak çalıştığını ve usta bir şoför olduğundan kavşağa yaklaşırken hızını azalttığını, diğer davalı araç sürücüsünün ise hızlı bir şekilde bir anda yola çıktığından müvekkilinin aniden frene basmış ancak kazanın olmasını engelleyemediğini, bu durumun yolcu olan tanıklarının dinlenmesi durumunda ispatlanabileceğini, sağlık kurulu raporunun Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden alınması gerektiğini, davacı tarafın böyle bir rapor ibraz etmediğini, 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesin doğrultusunda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kaza tespit tutanağında diğer davalı ...'un asli müvekkilinin tali kusurlu olmasına rağmen aynı miktarda manevi tazminat istendiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların kaza dolayısıyla uğradıkları tüm zararları karşılayacak şekilde zarardan sorumlu olanın sigorta şirketi olduğunu, bu halde müvekkilinden maddi tazminat istenmesinin yasal olmadığını, 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesin doğrultusunda zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Cumhuriyet Savcılığı veya maluliyet raporu alınması aşamasında müvekkilinin taraf olmadığı için bu aşamalarda keşiflere veya alınmış kusur veya maluliyet oranlarına ilişkin bilirkişi raporlarına müdahalesi ya da delil bildirmesi veya itirazının mümkün olmadığını, kaza sonrasında kusuru belirleyen tutanak ve bilirkişi aracılığı ile alınmış raporlarda belirlenmiş kusur oranlarına itiraz ettiklerini, tanıkların dinlenmesi ve mahkemece mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile yeniden tespit talep ettiklerini, davacının maluliyetinin tüm tedavi belgelerinin celbi ile Adli Tıp Kurumundan maluliyet oranı konusunda rapor aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkili ve yakınlarının kendilerinin karıştığı bir kaza olmasından ve bir yaralanmanın olmasından dolayı üzüntü duyduklarını ve davacının hastanede kaldığı süre boyunca kendisine ve ailesine maddi manevi yardımda bulunduklarını, bu nedenle davacının soruşturması sırasında şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, davacının araç yükleme boşaltım işi yaptığını, müvekkilinin aracına kendi işi için gittiği yerde yüklediği malları indirip para kazanmak amacıyla bindiğini ve bir şekilde hatır taşımacılığının söz konusu olduğunu ve eğer tazminata hükmedilecekse bu durum dikkate alınarak hakkaniyete uygun indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafça maddi tazminat isteminin yanı sıra manevi tazminat istemi hakkaniyet sınırları üzerinde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile uygun olmayan, zenginleşmeyi getirecek ölçülere ulaştığından, manevi tazminat talebi haksız talep olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 30.12.2024 tarihli hükümle; "...Dava, trafik kazasından kaynaklı haksız fiil hukuksal nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.I- USUL (Görev ve Zamanaşımı İtirazı) YÖNÜNDENDavanın trafik kazasından kaynaklı oluşan zararın giderilmesi istemli tazminat davası niteliğinde olduğu; husumetin, zarar veren gerçek kişilerle birlikte ZMMS şirketlerine de yöneltilmiş olduğu ve bu haliyle uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1483 ve devamı maddeleri uyarınca sayılan hususlardan doğduğu ve ticari nitelikte olduğu anlaşılmakla davaya mahkememizce bakılmış; görev dava şartına yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir.Yine, davanın haksız fiile dayalı tazminat istemini içermesi bakımından her ne kadar zararın doğduğu tarih ile davanın açıldığı tarihi arasında iki yıldan uzun bir süre geçmiş ise de; dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesi uyarınca; tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ceza kanunlarındaki zamanaşımının uygulanması gerektiğinden ve dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, taksirle yaralama eyleminden ve bu yönüyle cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklanması nedeniyle burada ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden bir kısım davalılarca ileri sürülen zamanaşımı itirazları yerinde görülmeyip davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.II- ESAS YÖNÜNDEN6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, bedensel zarar halinde meydana gelen maddi zararın çeşitleri ve neleri kapsadığı anılan Yasa'nın 54. maddesinde sayılmıştır.Aynı yasanın devam eden 56/1. maddesine göre ise, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayan, failden uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir ve hâkim de, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Yukarıda açıklanan kurallara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;Dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, savcılık soruşturma dosyası içeriği, aşamalarda dosyaya katılan ATK raporları ve dinlenen tanık beyanları itibariyle 09.04.2020 günü davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ve davalı ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ... ...Sigorta Anonim Şirketi tarafından ZMMS poliçeli ... plaka numaralı araç ile davalı ...'nin sevk ve idaresindeki, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından ZMMS poliçeli ... plaka numaralı aracın karşılıklı trafik kazasına karışmaları sonucunda davacının yaralanmış olduğu anlaşılmaktadır.Meydana gelen olayda tarafların kusur durumlarının tespiti bakımından mahkememizce yürütülen tahkikat kapsamında aşamalarda dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu ... Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 16.02.2023 günlü bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda ... plaka numaralı araç sürücüsü davalı ...'un %80 (Yüzdeseksen) oranında kusurlu olduğu, ... plaka numaralı araç sürücüsü davalı ...'nin ise %20 (Yüzdeyirmi) oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiş olmakla denetime elverişli şekilde hazırlandığı görülen rapor dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.Tarafların kusur durumları bu şekilde saptandıktan sonra davacı yararına hükmedilebilecek tazminat yönüyle yaralanmasının niteliği bakımından dosya yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve bu şekilde dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu ....İhtisas Kurulunun 27.12.2023 günlü raporuna göre dava konusu olay nedeniyle davacının, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında tüm vücut engellilik oranının %59 (yüzdeellidokuz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı; ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği mütalaa edilmiş olmakla denetime elverişli şekilde hazırlandığı görülen rapor dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.Son olarak, davadaki maddi tazminat isteği yönünden hesaplama yapılması için dosya aktüerya hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve bu suretle dosyaya kazandırılan 28.04.2024 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporuna göre dava konusu kazada davacının yararlanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatının 21.537,63 TL. olarak; daimi iş gücü kaybı tazminatının 3.315.976,27 TL. ve bakıcı giderinin ise 8.927,10 TL. olarak hesaplanmış olmakla denetime elverişli şekilde hazırlandığı görülen rapor dosya kapsamına uygun görülerek mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.Buna göre, davadaki maddi tazminat isteği bakımından mahkememizce hükme esas alınan 28.04.2024 günlü aktüerya bilirkişi raporuna göre değerlendirme yapılıp davacı yararına 21.537,63 TL. geçici iş gücü kaybı tazminatı, 3.315.976,27 TL. daimi iş gücü kaybı (maluliyet) tazminatı ve 8.927,10 TL. bakıcı giderinden kaynaklı tazminat olmak üzere toplam 3.346.441,00 TL. maddi tazminata hükmedilmiş ve hükmedilen tazminatlardan poliçe limitleri dahilinde yalnızca davalı sigorta şirketleri sorumlu tutulmuştur (1. hüküm fıkrası). Zira, dava dilekçesindeki talep sonucuna göre davadaki maddi tazminat isteği yalnızca davalı sigorta şirketlerine yöneltilmiş olup davalı gerçek kişilerden sadece manevi tazminat talep edilmiştir. Bununla birlikte davacı vekilince dosyaya sunulan 27.05.2024 günlü bedel artırım dilekçesinde dava dilekçesindeki talep sonucundan farklı olarak maddi tazminat için artırılmış miktarın tamamı tüm davalılardan talep edilmiş; terditli olarak da başta gerçek kişilerden maddi tazminat talep edilmemiş olması nedeniyle bunun mümkün olmayacağının değerlendirilmesi halinde artırılan miktarın tamamının poliçe limit sorumluluğu dahilinde davalı sigorta şirketlerinden tahsiline karar verilmesi istenmiştir.Ne var ki, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olması ve ortada davanın tam ıslahına yönelik 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesindeki unsurları taşıyan yeni bir dava dilekçesi sunulması şeklinde usulünce yapılmış bir başvuru bulunmayıp "ıslah" adı altında dosyaya sunulan 27.05.2024 tarihli dilekçenin mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine esas bedel artırıma yönelik bir dilekçe olması, aksi düşünülse dahi kısmi ıslah yolu ile sonradan davaya taraf eklenmesinin hukuken mümkün olmaması nazara alınarak başta maddi tazminat talebinde bulunulmayan davalı gerçek kişilere yönelik 27.05.2024 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebinde de bulunulmasının usul ve yasaya uygun olmayacağı değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle hükmedilen maddi tazminattan yalnızca davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu olması gerektiği inanç ve kanaatiyle bu yönde hüküm tesis edilmiştir.Bir diğer yönüyle, davalı sigorta şirketlerince geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin sigorta teminatı kapsamında olmadığı ileri sürülmüş ise de; talep edilen zararların cismani zarara ilişkin olmasına ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 92. maddesinde teminat dışında sayılmamasına; talep edilen zararların 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi kapsamında SGK'nın sorumlu olduğu zararlar kapsamında bulunmamasına göre davalı sigorta şirketlerinin buna ilişkin itiraz ve savunması yerinde görülmemiştir. Maddi tazminat bakımından hükmedilen faiz yönüyle; haksız fiillerden kaynaklanan zararın avans faizi ile talebi, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kazada zarar gören yahut sigortalı için ticari iş mahiyetinde olması durumunda mümkündür. Tazminatın, meydana gelen kazanın tarafları açısından "ticari iş" olmaması durumunda, sırf tazminatın sigorta şirketinden talep edilmesi nedeniyle faiz "avans faizi" olarak talep edilemez. Bu ilke nazarında UYAP sistem üzerinden temin edilip dosya arasına alınan araç kayıtlarına göre zarara neden olan ve davacının içinde bulunduğu ... plaka numaralı aracın cinsinin kamyon olduğu; kazaya karışan diğer ... plaka numaralı aracın cinsinin ise kamyonet olduğu ve her iki aracın da kullanım şeklinin "yük nakli" olduğu anlaşılmakta ise de her ikisinin de kullanım amaçlarının "hususi" nitelikte olması; ve tüm dosya kapsamına göre davacının ticari amaçla taşıma kapsamında araçta bulunmadığı da gözetildiğinde ortada avans faize hükmedilmesini gerekli kılan yasal bir neden olmadığı değerlendirilerek (Aynı yönde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ██████████E. ve █████████ K.) hükmedilen maddi tazminatlar yönüyle yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; davacı vekilinin maddi tazminat yönüyle avans faize hükmedilmesi yönündeki talebi yerinde görülmemiştir.Yine, dosya kapsamına katılan ... ...Sigorta Anonim Şirketi hasar dosyasına göre davacı tarafça adı geçen sigorta şirketine 13.07.2021 tarihinde başvuru yapılmış olduğu ve adı geçen sigorta şirketi tarafından bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu halde adı geçen davalı sigorta şirketi, başvuru tarihine göre 8 (sekiz) iş günü sonunda temerrüde düşmüş olacağından anılan sigorta şirketi bakımından 26.07.2021 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir. Diğer davalı ... Sigorta Anonim Şirketi bakımından ise, anılan sigorta şirketince dosyaya sunulan cevap dilekçesindeki açıklamaya göre davadan önce anılan sigorta şirketine başvurulmuş olduğu anlaşılmakla birlikte ne zaman başvurulduğu dosya kapsamında belirgin olmadığından; 04.11.2024 günlü celse ....numaralı ara karar ile davacı vekiline davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ne zaman başvuru yaptıklarına dair başvuru evrakını ve hangi tarihte tebliğ edildiğine dair tebligat evrakını dosyaya ibraz etmeleri ve buna ilişkin yazılı beyanlarını sunması için 1 (Bir) haftalık kesin süre verilmiş; ve davacı vekilince dosyaya sunulan 05.11.2024 günlü dilekçe ile anılan sigorta şirketine yapmış oldukları başvuruya ilişkin barkod alıntısının ellerinde olmadığı ancak sigorta şirketince 09.07.2021 günlü başvuru dilekçesine ekli 06.08.2021 günlü cevap verildiği bildirilmiş olduğundan ve buna ilişkin dosyada başkaca bir kanıt da bulunmadığından anılan sigorta şirketinin cevap tarihi tebliğ tarihi kabul edilerek bu tarihten 8 (sekiz) iş günü sonrası olan 19.08.2021 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.Yine, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olması nedeniyle sonradan artırıma konu edilen kısımlar bakımından da aynı tarihlerden itibaren faize hükmedilmiştir.Hatır taşıması savunması yönünden; "hatır taşıması" hukuki niteliği itibariyle def'i (6098 sayılı TBK md. 51); müterafik kusur ise itiraz (6098 sayılı TBK md. 52) niteliğinde olduğundan "hatır taşıması" ileri sürülmedikçe re'sen dikkate alınması hukuken mümkün değildir. Bununla birlikte müterafik kusur, koşulları var ise ileri sürülmese dahi re'sen tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerekir.Bu çerçevede, somut uyuşmazlıkta hatır taşıması savunmasında bulunulmuş olduğundan mahkememizce bu husus tahkikata konu edilmiş olup, dosya kapsamındaki bilgilerle tam bir kanaate varılamadığından 6100 sayılı HMK'nın 169. maddesi uyarınca re'sen davacının isticvap edilmesine karar verilmiştir.Bu doğrultuda, yukarıda yer verilen ve 04.11.2024 günlü celsede alınan isticvap beyanına göre davacının, davalının işini görmeye gitmek üzere araçta bulunduğu, davacının isticvap beyanının aksine dosyada başkaca bir kanıt bulunmadığı ve buna göre ortada "hatır taşıması" yönünde bir olgu bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira, hatır için yolcu taşımadan söz edebilmek için, somut olayın özelliğine göre ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması, eş deyişle taşımada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez.Yine, davacının müterafik kusur anlamına gelen bir eylemi olduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmamasına göre tazminatta bu yönüyle de bir indirime gidilmemiş; davalı ... ...Sigorta A.Ş.'nin cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü üzere davacının emniyet kemerini takmadığı iddiası soyut kalıp kanıtlanamamıştır. Son olarak davacı vekilince başta ileri sürülen davanın ihbarı talebinden, aşamalarda 04.11.2024 günlü celsede vazgeçilmiş olmakla mahkememizce bu kapsamda bir işlem yapılmamıştır.Davadaki manevi tazminat istemi bakımından ise;Yukarıda değinildiği üzere, 6098 sayılı TBK'nın 56/1. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayanın, failden uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilip, bu halde zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceğinden ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu hadisede davacının bedensel bütünlüğünün zedelenmiş (yaralanmış) olması karşısında davacı yararına 6098 sayılı TBK'nın 56/1. maddesi uyarınca manevi tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilerek manevi tazminata da hükmedilmiş; ve hükmedilen manevi tazminattan yalnızca davalı gerçek kişiler sorumlu tutulmuştur (2. hüküm fıkrası).Ne var ki, dava dilekçesinde manevi tazminat isteği başta gerçek kişiler arasında bölünerek her bir davalı gerçek kişiden ayrı ayrı 20.000,00'er TL. olacak şekilde talep edilmiş iken devamında müştereken ve müteselsilen tahsil talebinde de bulunulmuş olduğu ve bu haliyle talebin çelişki içerdiği değerlendirilmekle 04.11.2024 günlü celse .... numaralı ara karar doğrultusunda ve 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca bu hususa için açıklayıcı dilekçe sunulması ve talebin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklanması için davacı vekiline süre ve imkan tanınmış; davacı vekilince buna ilişkin dosyaya sunulan 05.11.2024 günlü dilekçe ile dava dilekçesindeki "müştereken ve müteselsilen" ibaresine sehven yer verildiği, talep sonuçlarının her bir davalıdan ayrı ayrı 20.000,00'er TL. tahsil edilmek üzere toplam 40.000,00 TL. olduğu beyan edilmiştir.Kural olarak, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı TBK’nın 61. ve 62. maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanun'un 162. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. Yine, 2918 sayılı KTK'nın 88/1. maddesinde, trafik kazası nedeniyle üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişinin tazminatla yükümlü bulunması halinde bunların müteselsil olarak sorumlu olacakları öngörülmüştür. Genel kural böyle olmakla birlikte davacı, zararının müştereken ve müteselsilen tahsilini talep edebileceği gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi █████████ Esas ve █████████ Karar; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi █████████ Esas ve ██████████ Karar).Hâl böyle olunca, mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda, davacı tarafça açıkça müştereken ve müteselsilen tahsil talebinden vazgeçilmiş olması nazara alınarak talep sonucu ile uyumlu olacak şekilde davalı gerçek kişilerden ayrı ayrı tahsil cihetine gidilmiştir.Davalı gerçek kişilerin kusur oranları farklı olmasına rağmen her bir davalı gerçek kişi bakımından aynı miktarda tahsil cihetine gidilmesinin nedeni ise;Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, manevi tazminatın miktarı belirlenirken, manevi tazminatı gerektiren eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar nazara alınmalıdır. Bununla bağlantılı olarak, manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para, bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı ve gerekenin ötesinde bir miktar öngörülerek zenginleşmeye de yol açmamalıdır. Somut olayın özellikleri itibariyle tarafların kusur durumu, hukuki niteliği itibariyle manevi tazminatın bir ceza olmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları şeklindeki olgular ile meydana gelen olay sonucunda ortaya çıkan sonuç birlikte değerlendirildiğinde ve davacının maluliyet oranı nazara alındığında %20 kusurlu kabul edilen davalı ... bakımından dahi talep edilen 20.000,00 TL. uğranılan manevi zararla uyumlu olup; %80 kusurlu kabul edilen diğer davalı ... bakımından ise taleple bağlı kalınmış olması nedeniyle her iki davalı bakımından ayrı ayrı 20.000,00'er TL. olmak üzere tahsili cihetine gidilmiştir. Eş deyişle, kazada %80 kusurlu olduğu anlaşılan davalı ... bakımından kusur durumu ve davacının yaralanmasının niteliği nazara alındığında aleyhine daha yüksek bir miktarda manevi tazminata hükmedilebilecek iken mahkememiz, adı geçenin 20.000,00 TL. ile sorumlu tutulması yönündeki talep sonucu bakımından 6100 sayılı HMK'nın 26/1. maddesi hilafına davacının talep sonucunu aşamamış; manevi tazminatın mahiyeti itibariyle matematiksel bir hesap yapmaktan kaçınılmıştır. Dolayısıyla manevi tazminat takdirinde eşit bir takdirde bulunulmayıp, tam kabul değerlendirmesi yapılmış ve usul hukuku kaideleri nedeniyle eşit bir sonuç çıkmıştır.Son olarak, davalı ... ve davalı ... bakımından haksız fiil (olay) tarihi itibariyle borç muaccel olup bu tarih itibariyle temerrüde düşmüş olduklarından hükmedilen manevi tazminatlar yönünden haksız fiil (kaza) tarihi olan 09.04.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir..." gerekçesiyle "...Davanın KABULÜ ile;1-09.04.2020 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacı yararına belirlenen 21.537,63 TL. geçici iş gücü kaybı tazminatı, 3.315.976,27 TL. daimi iş gücü kaybı (maluliyet) tazminatı ve 8.927,10 TL. bakıcı giderinden kaynaklı tazminat olmak üzere TOPLAM 3.346.441,00 TL. maddi tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından poliçe limiti olan 410.000,00 TL. ile sınırlı olmak üzere ve 19.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalı ... ...Sigorta A.Ş. bakımından ise poliçe limiti olan 360.000,00 TL. ile sınırlı olmak üzere ve 26.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,2-Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL. manevi tazminatın, 20.000,00 TL.'sinin davalı ...'dan ve 20.000,00 TL.'sinin davalı ...'den olmak üzere ve haksız fiil (kaza) tarihi olan 09.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, adı geçen davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere müvekkilinin dava konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, Adli Tıp tarafından belirlenen orandan daha fazla oranda malul kalan müvekkilinin gerçek maluliyetinin söz konusu oranın üstünde olduğunu, bu nedenle düşük olarak belirlenen maluliyet oranının hükme esas alınmasının hatalı olup müvekkilinin hakkını zedelediğini, hükme esas alınan raporda bilirkişice asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, müvekkilin alacağının asgari ücretten daha yüksek bir ücret ile yapılması gerektiğini, faiz türü ve başlangıç tarihlerinin, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin hatalı belirlendiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminatın belirlenmesi kendileri yönünden kesin karar oluşabileceğinden maddi tazminat hesabına itiraz ettiklerini, kusurun ve zararın belirlendiği raporlara karşı itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, kazanın olduğu yerin yerleşim yeri içinde trafik kontrolünün yapıldığı bir kavşak olduğunu ve hız limitinin 50 km olduğu, hız limiti %50'nin üzerinde hızla ilerlerken hiç fren izi olmadan kaza yapılması durumunda kusurun yalnızca %20 olmasının mümkün olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hatır taşımacılığı yapıldığının mahkemece dikkate alınmayarak hakkaniyet indirimi yapılmadığını, davacı isticvap sorgusunda müvekkili için çalıştığını onun isteği ile arabaya bindiğini söylediğini, oysa davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, hatır taşımacılığından başka kaza sonrası müvekkili ve müvekkilinin yakınlarının davacıya yardım edip yanında olmalarının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminatın belirlenmesi kendileri yönünden kesin karar oluşabileceğinden maddi tazminat hesabına itiraz ettiklerini, geçici iş göremezlik süresince çalışmamasına rağmen %100 malul gibi aylık ücretinin tamamını alan malulun bakıcı giderlerini de almasının hakkaniyete uygun olmadığını, bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik tablosu ve geçmiş dönem tablosunda görüleceği üzere gün bazlı hesaplama yapıldığını, bu hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, ay bazlı hesaplama yapılması gerektiğini, ATK kusur raporunda davada dinletilen tanık beyanları göz önünde bulundurulmadan kusur oranı belirlendiğinden hatalı kusur raporuna göre aktüer raporunun da hukuka aykırı olduğunu, hatır taşımacılığının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu davalı ... Sigorta'nın zorunlu sigortacısı, davalı ...'un sürücüsü konumunda olduğu ... plaka sayılı araçla davalı ... Sigortanın zorunlu sigortacısı diğer davalı ...'nin sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması suretiyle meydana gelen trafik kazasında davacının uğradığı cismani zarara bağlı 6098 sayılı TBK 54 ve 56. maddeleri kapsamında açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;1-) Davalı ... ve ... vekilince hükmedilecek maddi tazminatın kendileri yönünden kesin karar niteliği taşıyabileceği ve muhtemel menfaatlerinin etkilenebileceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesince hükmedilen maddi tazminata ilişkin istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de dava konusu uyuşmazlıkta maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinden talep edildiği ve maddi tazminat hükmünün talep doğrultusunda bu minvalde oluşturulduğu, davalılar ... ve ... aleyhine maddi tazminata hükmedilmemiş olmakla iş bu dosya nezdinde oluşturulacak kararın kendileri açısından kesin ve bağlayıcı nitelikte olacağından bahsedilmeyeceği, en nihayetinde Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/...Esas sayılı dava dosyasının derdest durumda olup tarafların iddia ve savunmaları taraf oldukları dava dosyasında değerlendirilebileceğinden davalı ... ve ... vekilinin "maddi tazminata dair" istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.2-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kaza nedeniyle davacıda oluşan maluliyet durumuna ilişkin kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dahilinde rapor tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ... ATK Trafik İhtisas Dairesinden taraflara izafe edilecek kusur oranının yüzdelik dilimine ilişkin düzenlenen raporun kaza tespit tutanağı ve dosya muhteviyatıyla uyumlu olup hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmediği, tazminat alacağına dayanak nitelikteki tüm evrakların eksiksiz olarak toplanmış olduğu, meydana gelen kazada hatır taşıması def'inin ve resen tartışılması gereken müterafik kusur durumunun neden kabul görmediğine yönelik gerekçede etraflıca tartışılan sebeplerin toplanan deliller muvacehesinde dosya kapsamıyla uyumlu ve yeterli olduğu, kazaya karışan araçların kullanım şeklinin "hususi kullanıma" matuf olması nazarında hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesine ve faiz başlangıç tarihlerinin yazılı olduğu üzere belirlenmesinde ve yargılama giderlerinin takdirinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, manevi tazminatın tam kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekillerinin (manevi tazminata yönelik) istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekillerinin (manevi tazminata yönelik) istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı ... ve ... vekilinin "maddi tazminata dair" istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 3- Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,4- İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 2.732,40-TL karar harcından peşin alınan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,5- İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 2.732,40-TL karar harcından peşin alınan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,6- İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,8- Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,9- Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.