Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında istinaf kesinlik sınırı ret kararının Yargıtay tarafından HMK ve Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca kanun yolu denetimine tabi olduğu kararı.
Özet: Bu hukuki belge, mirasbırakan muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin ret kararı sonrası davacıların istinaf talebinin kesinlik sınırı nedeniyle bölge adliye mahkemesince reddedilmesi üzerine, temyiz incelemesinde, alt mahkemelerin bir kararın kesin olduğuna dair değerlendirmelerinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda, üst kanun yolu mahkemeleri tarafından denetlenebileceğini ve bu ret kararlarının kaldırılarak esasın incelenebileceğini belirten hukuki dayanakları ortaya koymaktadır.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar; muris babaanneleri ...'un, adına kayıtlı 1 30... parsel sayılı taşınmazı torunu olan davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin kendisiyle çoğunlukla davalı ...'ün ilgileniyor olması ve gelecekte de kendisine davalı ...'ün bakması beklentisi karşılığında taşınmazını davalıya devrettiği, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya emek de olabileceği, açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın muristen davalı ...'e satışının muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanan değeri üzerinden aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacıların miras paylarına 9.859,50'şer TL'nin isabet ettiği, anılan değerin karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırı olan 40.000,00 TL'nin altında kaldığı, bu nedenle istinaf isteğinin kesin karara yönelik olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasının mümkün olmadığı zira İlk Derece Mahkemesi tarafından kararın verildiği tarih olan 25.03.2025 tarihinde anılan düzenlemenin yürürlükte bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvuru dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 366. maddesinde; "Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 3 49... . maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.", aynı Kanun'un 346. maddesinde ise; "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Bunun yanında; Anayasa Mahkemesinin ██████████ bireysel başvuru numaralı ve 29.09.2021 tarihli kararının ilgili kısmı "...6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi yollamasıyla 346. maddesine göre ilk derece/bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen kararlarla ilgili istinaf/temyiz dilekçesi verme hakkı mevcut olup bu dilekçelerin reddi hâlinde bu kararlara karşı istinaf/temyiz yoluna başvurulabilmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay da ilk derece/istinaf mahkemesi kararlarında kararın kesin olduğu belirtilmiş olsa bile kararın istinafa/temyize tâbi olduğunu tespit ettiğinde ilk derece/istinaf mahkemelerinin dilekçenin reddine ilişkin kararlarını kaldırarak esas yönünden inceleme yapmaktadır (bkz. §§ 18-20)...34. Bu noktada ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğu hususunda yaptığı tespitin yargı denetimi dışında olmadığının, bunlara karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğunun altı çizilmelidir. Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri ilk derece ve istinaf mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlara karşı istinaf/temyiz dilekçesi sunulmasını ve bu dilekçenin reddi hâlinde dilekçe ret kararına karşı kanunlarda öngörülen süre içinde üst kanun yoluna müracaat edilmesini mümkün kılmaktadır. Böylelikle üst kanun yolu mercii bir alt derece mahkemesinin kararın kesinliğine dair tespitinin usul kanunlarına uygun olup olmadığını inceleyecek ve alt derece mahkemesinin değerlendirmesini isabetli görmediği takdirde dilekçe ret kararını kaldırarak kanun yolu isteminin esasını inceleyebilecektir..." şeklindedir.
O halde; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçesinin reddine dair kararı, İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olduğu gerekçesiyle verilen bir karar olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi yollamasıyla uygulanan 346. maddenin açık hükmü gereğince, temyiz incelemesine tâbi niteliktedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen kararında da vurgulandığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararının kesin olduğu hususunda yaptığı tespit, yargı denetimi dışında olmadığından, bu karara karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesi mümkündür.
Yukarıda belirtilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere, miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlara karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2 hükmü uyarınca istinaf yoluna başvurulamaz. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bununla birlikte, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla keşfen saptanan değeri üzerinden her bir davacının 1/8 miras payına 9.859,50 TL isabet etmekle, anılan değerin dava tarihi (2019) itibarıyla istinaf kesinlik sınırı olan 4.400,00 TL'nin üzerinde olduğu, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin kararının doğru olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemecesince, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında istinaf incelemesi yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!