Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteminde, eski noter sözleşmesi ve zilyetlik iddialarına karşılık mirasbırakan zilyetliğine dayalı savunmanın ardından davanın reddi kararı.
Özet: Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, davacı, 1962 tarihli noter satış sözleşmesiyle edindiği taşınmazların hatalı olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptaliyle kendi adına tescilini talep etmiş; davalılar ise taşınmazların kendi murislerine ait olduğunu ve kadastro öncesinde uzun süreli zilyetliklerinin bulunduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesi ise davacının iddialarını yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarıyla ispat edememesi ve taşınmazların kadastro öncesinde tespit maliklerine ve onların mirasçılarına ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İnebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Asıl ve birleştirilen dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2007 yılında yapılan kadastro sonucu Kastamonu ili, Bozkurt ilçesi, ... köyünün 1 78... ve 1 78... parsel sayılı ve 2636,18; 376,11 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1 78... sayılı parsel ..., 1 78... sayılı parsel ... adına tespit edilmiştir. Kadastro tutanakları 02.10.2007-01.11.2007 tarihleri arasında askı ilanına alınarak askı ilan süresi içerisinde tespite itiraz davası açılamaması nedeniyle 02.11.2007 tarihinde kesinleştirilerek tespit malikleri adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı, asıl davada; dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazı 18.01.1962 tarihinde dava dışı ...’den noter satış sözleşmesi ile devir ve temlik aldığını, taşınmaza uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyet olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hatalı olarak davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacı, birleştirilen davada; dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazı 18.01.1962 tarihinde dava dışı ...’den noter satış sözleşmesi ile devir ve temlik aldığını, taşınmaza uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyet olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hatalı olarak davalıların mirasbırakanı ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ...; ...’ün kızkardeşi olduğunu, dava konusu taşınmazı ... ile ikiye böldüklerini, ...’e düşen yerin ...’ın arazisine bitişik olan yer olduğunu, davacı ...’nin kızkardeşi ...’ye düşen yeri kızkardeşinden noter senedi ile satın aldığını, 2007 yılında kadastro çalışmalarında adına tescil edilen dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın kızkardeşi ile yaptıkları anlaşma sonucu kendisine düşen yer olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalılar; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın murisleri ...'na ait olduğunu, onun ölümü ile de kendilerine intikal ettiğini, kendilerinin müştereken bu taşınmazı kullanmakta olduklarını, murisleri ... ile kendilerinin zilliyetliğinin 60 yılı aşkın olduğunu, bu taşınmaz üzerinde davacıyı ve eşinin kardeşini zilliyet ederken, ekip biçerken görmediklerini, ... Noterliğinin 18.01.1962 tarih ve ... yevmiye numaralı gayrimenkul zilliyetliğinin devir ve temliki sözleşmesinde bahsi geçen taşınmazın dava konusu edilen 1 78... parsel sayılı taşınmazla bir ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1 78... parsel sayılı taşınmazın tamamının birleştirilen dosya davalılarının murisi olan ...'na ait olduğu ve kadastro tespit tarihinden geriye 20 yılı aşkın süreyle mirasçılarının taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduğu, davacının bu taşınmazın tamamı ya da bir kısmına yönelik zilyetliğinin hiçbir zaman söz konusu olmadığı, 1 78... ve 8 parsel sayılı taşınmazların ise ...'nun kardeşi olan ve asıl davanın davalısı ...'in annesi ... ...'a ait olduğu, ... ... ve ...'nun, öncesinde bütün olan ve kendi murislerinden intikal eden 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazları taksim edip malik sıfatıyla zilyetliklerini sürdürdükleri, ... ...'ın kendine isabet eden 1 78... parselin dere boyundan bir kısmını sağlığında davacının eşi olan ... 'ın babasına satıp zilyetliğini devrettiği, 1 78... parselin geriye kalan ve 7 parsel ile sınır olan kısmını ise uhdesinde tutarak bu alanı kızı ...'e, 1 78... parseli ise davalı kızı ...'e paylaştırma suretiyle bıraktığı ve zilyetliğini devrettiği, ...’ün 1 78... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan ve payına düşen alanı ... Noterliğinin 18.01.19 62... yevmiye nolu gayrimenkul zilyetliğinin devir ve temliki sözleşmesi ile davacı ...'a sattığı, ...'ın satın aldığı yer ile eşi ... 'ın babasından intikal eden alanın bir bütün halinde şu anki 1 78... parseli oluşturduğu ve parselin tamamının ... oğlu ... adına tespit ve tescil gördüğü, davacı tarafından satın alındığı iddia edilen alanın 1 78... parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde davacının eşi adına tespit ve tescil edildiği, dava konusu 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tarihinden önce davacı tarafından kullanılmadığının mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanları ile anlaşıldığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 116,60 TL, birleştirilen dava yönünden 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!