Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında, murisin kadastro tespitinden sonra ölümü sebebiyle hak düşürücü süre uygulanmaksızın esasın incelenmesi gerekliliği.
Özet: Davacının, babasının davalıya muvazaalı şekilde devrettiğini iddia ettiği taşınmazın tapu kaydının iptali ve miras payı oranında adına tescili talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, bölge adliye mahkemesi ise aktif husumet yokluğu gerekçesiyle usulden red kararı vermiştir; ancak Yargıtay, murisin kadastro tespitinden sonra ölmesi nedeniyle kadastro öncesi nedenlere dayalı uyuşmazlıklarda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını ve işin esasına girilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş, bozmaya uyan bölge adliye mahkemesi taşınmazın kadastroda haricen satış nedeniyle davalı adına tescil edildiğini, tapu kayıtlarında ise resmi bir satış bulunmadığını tespit etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölköy Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; davalının, ablasının eşi olduğunu, Ordu ili, Gölköy ilçesi, ... köyü 2 65... parsel sayılı taşınmazın babalarına ait olduğunu, davacıya mirasen kaldığını ancak davalı adına tapusunun olduğunu çok sonradan öğrendiğini, davalının, babasının bilgisizliğinden ve cahilliğinden yararlanarak dava konusu yeri aldığını belirterek miras payı oranında tapu iptali ile kendi adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06.01.2023 tarihli açıklama dilekçesinde; davanın, muris muvazaası nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının miras payı/hissesi oranında davacı adına tesciline karar verilmesi istemli olduğunu belirtmiştir.
Davalı; açılan davanın haksız olduğunu, dava konusu yeri davacının babasından para karşılığında satın aldığını, yıllardır kendisinin kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dosya içeriğinden; kadastro sonucu, Ordu ili, Gölköy ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 2 65... parsel sayılı taşınmazın, tapu kaydı ve haricen satış nedeniyle davalı adına tespit edildiği, tespite itiraz edilmeksizin 15.07.1997 tarihinde kesinleşerek, tespit gibi tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın davacının babası tarafından kadastro tespitinden önce davalıya satıldığı, bu satıştan sonra taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın 1982 tarihinde haricen davalı ...'a satımından dolayı kadastro sırasında adına tescil edildiği, kadastro tespitinin 15.07.1997 tarihinde kesinleştiği, kadastro öncesi davalıya tapuda yapılmış herhangi bir satış bulunmadığı, bu nedenle muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği, davacının iddiasının kadastro öncesi sebebe dayandığı, kadastro tespit tarihi ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, ancak tapu kayıt maliki olan davalının muris ... 'nun terekesine karşı üçüncü kişi durumunda olduğu, terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçının diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilecekse de 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açmasının hukuken mümkün olmadığı, mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı davanın diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak olmadığı, davada muris ... 'nun diğer mirasçılarının davada davacı olarak yer almadığı, davacının açmış olduğu dava açısından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, dolayısıyla açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılması suretiyle yeniden hüküm kurularak davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; "... yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde murisin kadastro tespitinden önce ölmesi halinde kadastro öncesi nedene dayanılmış olacağı, somut olayda murisin kadastro tespitinden sonra öldüğüne göre 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı gözetilmek suretiyle işin esasına girilerek inceleme ve araştırmanın yapılması, dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak alınan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, muris tarafından davalıya yapılan temlikin ne şekilde yapıldığının ortaya konulması, tarafların iddia ve savunmaları ile tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, söz konusu taşınmazın kadastro sırasında tapu uygulanarak tespit gördüğü ancak edinme sebebine göre davacının kök murisi aynı zamanda tapu maliki olan ... oğlu ... 'nun hissesinin tespit malikine haricen satışı nedeniyle Kadastro Kanunu'nun 13/1-B-b maddesi gereğince tespit yapıldığı, tespitte uygulanan tapu kayıtlarında kök muris tarafından davalıya yapılmış resmi bir satışın bulunmadığı, bu haliyle somut olayda muris muvazaası koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!