İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, gemi yangını kaynaklı eşya taşıma tazminatı davasında verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir gemi yangınında araçları ve yükleri zayi olan davacının, uğradığı 29.520 Euro ile diğer zararların tazmini talebiyle açtığı davada, gemi ve gemi sahibinin kusuruna dayanmasına karşılık, davalının Türk Ticaret Kanunu madde 1062/II uyarınca mutlak sorumsuzluk veya 1976 Londra Konvansiyonu ve konişmento hükümleri gereğince sınırlı sorumluluk savunmasını yaptığı bir istinaf dosyasının özetidir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eşya taşımadan kaynaklananTaraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ait olup Türkiye limanları ile İtalya'nın ... limanı arasında ... taşımacılığı yapan ... gemisi 02.02.2008 tarihinde ... Limanından İtalya'nın ... limanına seyir halinde iken 06.02.2008 tarihinde Adriyatik denizinde içinde bulunan müvekkili şirkete ait ... ve ... plakalı çekici dorse ile dorsede bulunan yükler, gemide bulunan muhtelif şirketlere ait çekici ve dorseler ile birlikte gemide çıkan yangın sonucu tamamen yandığını ve zayi olduğunu, gemide meydana gelen olay sonrasında gemi mürettebatı ve araç sürücüleri gemiyi terk etmeye muvaffak olduğunu ve gemiden yapılan çağrı üzerine o bölgede bulunan ve seyir halinde olan ... adlı Yunanistan bandıralı feribot tarafından kurtarıldığını, kazaya müteakip gerek ... Limanı Sahil Güvenlik Birimi tarafından toplanan belgeler ve gerekse geminin çekilerek getirildiği ... Liman makamlarının derlediği belgeler ve bilgiler gemide yanan müvekkiline araç ve yüklerin zayiinden tamamen gemi ve gemi sahibinin sorumlu olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin yanan ... gemisinde ... plakalı çekici ve ... plakalı dorse ile dorselerde bulunan yükler yanarak zayi olduğunu, müvekkilinin dorselerinin yanması sonucunda araçlar kasko sigortalı olduğundan araç bedellerinin bir kısmı kasko sigortacımızdan tahsil edildiğini, ancak araçlar için kaskodan tahsil edilen meblağ bu araçların hadise tarihindeki piyasa değerlerinin altında kaldığından ve sigorta şirketi ödemeyi yangın tarihindeki döviz kuru üzerinden yaptığından müvekkilinin 11.270 Euro bir kaybı doğduğunu, diğer taraftan bu yangın sebebi ile müvekkili şirketin kaskodan tahsil tarihine kadar 4 aylık 12.000 Euro navlun ve kâr kaybı, 2.500 Euro araçlarda bulunan ekipman ve şoförün zati eşyaları ile araçta bulunan yakıt ve 3.750 Euro bu sefere ait olup tahsil edilemeyen navlun olmak üzere toplam yük hariç davalıdan tahsili istenilen 29.520 Euro bir kaybı/ zararı bulunduğunu beyanla Mahkemece tespit edilecek hususlar sonucunda davanın haklılığının tespiti ile bu deniz sergüzeşti sonucu doğan zararların davalıdan tahsili ile dava tarihinden itibaren alacağa ticari faiz (Euro faizi) uygulanmasına ve mahkeme masrafları ite avukatlık ücretlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle;Müvekkili ... A. Ş.'ne ait “...” isimli ... gemisi, ... (İstanbul-Türkiye) / ... (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde ... Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangın 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda müvekkilinin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı olduğunu, Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcu 3.907.800.- Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı - ... / ... -...) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırı, 1 SDR = 1.8761 YTL, 3.907.800.- SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.maddedeki parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluğunun 100.00 TL (eski birim) ile sınırlandığını, davanın dava miktarı ve talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, TTK 1062/2’deki savunmaları kabul görmemesi halinde (kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkemece bu aşamadan sonra ████████ Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra █████/2021 tarihli karar ile; "... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir.İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2023 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile; "... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR █████ sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur.Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra ████████ nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Böylelikle bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2023 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı son bozma ilamı ile, eldeki dosyaya konu olan ... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararların tahsili için davalı gemi donatanı hakkında açılan iş bu davanın anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin gemide yanarak zayi olan araç ve sair zararların giderimi için davanın ikame edildiğini, gemi yangını ile ilgili olarak kara yolu taşıma araçlarında yüklü olan emtia sahipleri, bunların sigortacıları tarafından kara yolu taşımacılarına ve donatana, kara yolu taşımacılarından da bu yangının geminin yola elverişsizliği sebebiyle önlemeyene donatana karşı çok sayıda dava açıldığını, mahkeme tarafından ████████ Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapıldığını, karar düzeltme taleplerinin halen derdest olduğunu, buna karşılık mahkeme bekletici mesele yapılan dosya kesinleşmeden istinafa konu dosyada donatanın sorumsuzluğuna ve davanın reddine karar verildiğini, bekletici mesele yapılan dosyada davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine mahkemece direnme kararı verildiğini, YHGK tarafından hükmün bozulduğunu ve mahkemenin 03.07.2024 tarihli kararı ile bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiğini, kararın HMK 226.madde hükmüne aykırı olduğunu, 16 yıllık yargılama sürecinin bir hak ihlalinden ibaret olduğunu, adil yargılanma hakkının açık ve ağır şekilde ihlal edildiğini iddia ederek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, deniz taşıması sırasında gemide çıkan yangın sonucunda yanan araç, araçlarda bulunan yükler, yakıt ve ekipmanlar ile navlun kaybına dair zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirketin ... ve ... plakalı dorseyde bulunan emtiaların ... Limanından deniz taşımacılığı yapan davalı ... İşletmelerine ait ... gemisi ile yola çıktığı, geminin Hırvatistan açıklarında iken 06.02.2008 tarihinde çıkan yangın sonucunda araçların ve davacı şirketin taşımasını üstlendiği tüm malların yanarak kullanılmaz hale geldiği, davacı şirket tarafından 25.01.2009 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dava dışı .... Şirketi tarafından aynı taşımada gemide yüklü bulunan dorse ve çekicilerin tamamının yanarak zayi olduğu iddiası ile davalı şirket hakkında █████████ Esas sayılı dosyasında dava açtığı, mahkemenin 27.01.2011 tarih, ████████ E. ve ███████ K. sayılı kararı ile geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen tır araçlarının birinde yangın çıktığı, gemide ... kuralları gereği bulunması gereken tüm sertifika ve teçhizatın tam olarak bulunduğu, personelin de eğitimli görülmesine rağmen yangına yapılan tüm müdahalelerin başarısız kaldığı, olayda 6762 sayılı TTK'nın 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulama yeri olmadığı, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalının mutlak sorumsuzluğu nazara alınarak, gerek gemi adamlarının teknik kusuru, gerekse idari kusuru nedeniyle davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarih █████████ ESas, █████████ Karar sayılı kararı ile 18.07.2011 tarih, █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararıyla davacının bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlarını karşılamak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, mahkemenin 19.12.2013 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile; dava konusu gemide çıkan yangının sebebinin tespit edilemediği, bilirkişilerin ayrı ayrı geminin teknik unsurlarının, yangına ilişkin tüm donanımının kurallara uygun olduğunu dile getirmiş olmasına rağmen yola elverişliliğin hukuki bir kavram olduğu, ispatının yolculuğun başlangıcında var olan belgelerle sınırlı olmayacağı, dava konusu gemi... gemisi olup yükünün yakıt dolu araçlar olması nedeniyle yangın riski en üst seviyede bulunduğundan alınacak tedbirlerin de en üst düzeyde olması gerektiği, 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere geminin denize elverişli olması gerektiği gibi yakıtı, yükleme hali ve gemi adamlarının da yeterli olması gerektiği, mürettebat beyanlarından yangınla mücadelede basiretsizlik gösterdiklerinin anlaşıldığı, mürettebatın görevini dağılıma uygun yerine getirip getirmediğini gösterir röle cetvelinin elde edilemediği, yangında hasar almayan makina dairesinde olması gereken makine defterinin de bulunmadığı, yangında yaşanan paniğin yangının büyüklüğü, birden başlaması veya insani zaaflarla (can korkusu vs.) izah edilemeyeceği, geminin uluslararası yeterlilik belgeleri tam ise de 6762 sayılı Kanun'un 1019 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki kurtuluş beyinesinden yararlanmak konusundaki ispat külfetinin taşıyana ait olduğu, taşıyanın ilgili makamlardan alınan belgeleri sunmuş olmasının birer karine teşkil etmediği, bu sebeple dava konusu ... gemisinin yola elverişli olmadığının kabulü gerektiği, Londra Konvansiyonu'nun ilgili maddeleri uyarınca davalının sorumluluğunun sınırlı olacağı, davalının gemi adamlarının yetersizliğinin, yangına karşı mücadeledeki başarısızlığının, başlangıçtaki elverişsizliğinin zamanında keşfedilememesinin sebeplerini izah edememiş olduğu, kendisinin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin bir kusuru olmadığını ispat edemediği, davalı donatan/taşıyanın zararı tazmine yükümlü olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1072 nci maddesi uyarınca 25.557 euro navlun talebinin reddi gerektiği, davacının kâr kaybını kanıtlayamadığından bu kalem yönünden tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 430.144,00 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2015 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile; dosya içinde mevcut raporların teknik bilirkişileri tespitlerinde dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğunun bildirildiği yine aynı raporlarda gemi adamlarının yangına müdahalede yetersiz kalıp kalmadıkları konusu değerlendirilirken dava konusu ... gemisi gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları belirtildikten sonra gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının “yangın”ın denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilip bu tür olaylarda kusur izafe edilirken hadisenin nispiliği kavramı göz önüne alınarak değerlendirmek gerektiği, gemi adamlarının eğitildikleri ve tatbikatını yaptıkları şekilde tamamen insani duygular ile ani gelişen bu olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmalarının geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağının belirlendiği, tüm bu hususlar nazara alınmadan teknik uzmanlık gerektiren somut uyuşmazlıkta hukukçu bilirkişilerden alınan rapora itibar edilerek davalıya ait geminin, yolculuğun başında yola elverişli bulunmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, karar davalı yararına bozulmuştur. Bununla birlikte davacı tarafın navlun bedelinin iadesi talebinin konişmentoda yer alan kayıtlar da dâhil iddia ve savunmalar tam olarak değerlendirilmeksizin salt kanun madde numarası belirtilerek gerekçesiz şekilde reddedilmiş olması davacı yararına bozma sebebi yapılmış olup tarafların sair temyiz itirazları incelenmediği, mahkemenin 27.04.2016 tarih, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; gemi adamları ile ilgili düzenlenen yeterlilik belgeleri yani sertifikaların davalı donatanın gemi adamlarını seçmede ve denetlemede kusursuz olduğuna yalnızca karine teşkil edeceği, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin birinci fıkrasına göre tazminat talebinde bulunanın donatanın kusurlu olduğunu ispatlamak hakkına sahip olduğu, ... gemisinde 25-30 dakika içerisinde geminin yanması ile sonuçlanan yangın olayına gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanılması, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymemesi, maske takmaması ve yanında bir mürettebat bulundurması, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçilmediği tüm bu hususların Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamında işaret edildiği şekilde "...gemi adamlarının tamamen insani duygular ile ani gelişen olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmaları..." olarak değerlendirilemeyeceği, aksine başta ikinci kaptan olmak üzere gemi adamlarının yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları, buna bağlı olarak da yangına en hızlı şekilde ve en doğru yöntemle müdahale edememeleri nedeni ile meydana gelen zararda davalı donatan-taşıyanın şahsi- ticari kusurlu olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki sorumsuzluk hükmünden faydalanamayacağı, dolayısıyla da davacının zararından sorumlu olduğu, dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun ön yüzünde "..." kaydının yer aldığı, sözkonusu ibarenin Türkçe karşılığının "gemi ve/veya yük zayi olsa da navlun ödenecektir" şeklinde olup konşimentonun arka yüzünde de bu hususun ayrıntılı şekilde açıklandığı, 6762 sayılı Kanun'un 1072 inci maddesine göre yükün zayi olması hâlinde navlunun ödenmeyeceği, peşin ödenmiş ise iadesinin emredici bir hüküm olmayıp aksi yönde mukavele düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile Mahkemenin 19.12.2013 tarihli kararında direnilmesine karar verildiği; direnme kararının temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.10.2018 tarih, ███████-624 Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile; bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına kurul çoğunluğu tarafından karar verildiği; bozma üzerine Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararı doğrultusunda 17.03.2021 tarih, ████████ E. ve ████████ K. sayılı kararı ile ... gemisinin ... şirketi tarafından verilen olası yangına müdahale talimlerinde yapılanın, yangına önce hortum ile müdahale şayet bu yolla yangın söndürülemez ise yağmurlama sisteminin çalıştırılması şeklinde olduğu, gemi adamlarının da aldıkları bu eğitime uygun şekilde gemideki yangına öncelikle hortum döşeme suretiyle su püskürterek söndürmeye çalıştıkları; ancak bunda başarılı olunamaması üzerine daha sonra yağmurlama (...) sistemini devreye sokarak yangına müdahale etmek istedikleri, gemi adamlarının yağmurlama sistemini kullanmakta geç kaldıkları, gemi adamlarının yolculuk sırasında karşılaşılabilecek deniz tehlikelerinden olan yangına karşı etkili ve doğru müdahale edebilecek talim ve eğitimleri almadıkları, bu konuda ... kurallarının ... hükümlerinin yerine getirilmediği, gemi kaptanı tarafından yangının öğrenilmesinden itibaren 15-16 dakika sonra müdahale edilmeye başlanıldığı, kaptanın yangın mahalline giderken yangın elbisesi giymediği, maske takmadığı ve bu durumun dumana maruziyeti artırarak müdahaleyi yetersiz kıldığı, yanında yetersiz sayıda (bir kişi) mürettebat bulundurduğu, gemideki yangının söndürülmesinde hızlı sonuç verecek bir sistem olan yağmurlama sistemi bulunduğu halde bunun çalıştırılamadığı ve ilk etapta da bu yola başvurulmadığı, hortumla yangına müdahale sürecinde de hortumdan ilk etapta gelen dumanın suyun tazyike kavuşmasından sonra kesileceği öngörülemeyerek bu yolla da yangınla mücadeleden vazgeçildiği, gemi adamları ile ilgili yapılan bu tespitlerin geminin başlangıçtaki yola elverişsizliği ile ilgili olduğundan 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince taşıyanın kişisel kusuru olarak kabul edilmesi gerektiği, yine ... gemisinin ... yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hâli ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, yangında zayi olan 11 adet dorse ve çekicinin bedelini tazmin etme yükümlülüğünün doğduğu, bu bedelin 430.144,00 TL olduğu, davacının kâr kaybı zararını ispatlayamadığı, konişmentoda yer alan " ..." ( gemi ve veya yük zayi olsa dahi navlun ödenecektir) kaydına göre davacının ödediği navlunu geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın Londra Konvansiyonu hükümleri uyarınca hesaplanan sınırlı sorumluluk hükümleri uyarınca kısmen kabulüne karar verildiği; Bu son kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar ve 23.02.2023 tarihli ilamı ile; "...İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçe ile dava konusu geminin yola elverişli olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir. 6762 sayılı Kanun'un 817 nci maddesinin birinci fıkrası denize elverişli gemiyi tanımlarken ikinci fıkrası "Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası,gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımlarından yapacağı yolculuğun (Tamamıyla anormal tehlikeler hariç) tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli vasıfları haiz bulunduğu taktirde 'Yola elverişli' sayılacaktır." hükmüne haizdir. Aynı zamanda Kanun'un 1019 uncu maddesi de taşıyanın, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan sorumlu olacağını düzenlemiş ve devamla "... meğer ki; tedbirli bir taşıyanın sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun." demek suretiyle taşıyanın hangi hallerde sorumluluktan kurtulacağını da düzenlemiştir. O halde somut uyuşmazlıkta her iki kanun maddesi birlikte değerlendirilerek gemi adamlarının sayısal ve nitelik olarak yeterliliği bakımından geminin yola elverişli olup olmadığı ve buradan varılacak sonuç ile taşıyanın mutlak sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği tartışma konusudur. Bir başka deyişle Mahkeme kabulü ve tarafların iddia, savunmaları dikkate alındığında gemi adamlarının yangına eğitimli- talimli olup olmadıkları, buna rağmen müdahalede, mücadelede yetersiz kalmalarının taşıyanın mutlak sorumluluğunu gerektiren bir "yola elverişsizlik" sonucunu doğurup doğurmadığı uyuşmazlık noktasıdır.Taşıyanın gemi adamlarının kusurlarından ne suretle sorumlu tutulacağı, bu husustaki karine ve ispat yükünün incelenmesine gelince, 6762 sayılı Kanun'un 1062 nci maddesinde zararın geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya yangının neticesi olduğu takdirde taşıyanın yalnız kendi kusurundan mesul olduğu belirtilmiştir. Maddede belirtilen taşıyanın kendi kusuru kavramı ancak geminin başlangıçtaki elverişsizliği şeklinde ortaya çıkabilir. Örneğin geminin elektrik donanımının bozuk olduğunu bile bile taşıyanın gemiyi yeni bir sefere çıkarması şahsi kusurunun olduğuna delalettir. Bu bakımdan önemli olan nokta taşıyanın gemide mevcut olan eksikliği bilmesi ya da bilmesinin gerekmesidir. Dolayısıyla tedbirli bir taşıyanın normal şartlar altında bilemeyeceği bir kusurun yolculuk başlangıcında bulunması kendisinin sorumluluğunu gerektirmemektedir.İddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR █████ sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle, davalı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün bozulduğu; Mahkemenin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiği, bu son kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar ve 08.07.2025 tarihli ilamı ile onanmış olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda taraflar arasında, olayların gelişimi, yargılama süreci hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının sorumluluğu bakımından incelemenin yeterli olup olmadığı, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun bulup bulunmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilip giderilmediği ve ilk derece mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Mahkeme tarafından ████████ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele sayılmasına karar verilmiştir. HMK'nın 165. maddesinde bekletici sorun düzenlenmiştir. Bir davada hüküm verilebilmesi görülmekte olan başka bir davanın sonuçlanmasına bağlı ise mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemeye karar verir.Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK'un 295.maddede ve hüküm tarihinde ise yürürlükte bulunan HMK'nın 204 maddede; ilamların ve resmî senetlerin ispat gücü düzenlenmiştir.HMK'da pilot dava şeklinde bir düzenleme olmamakla birlikte yasal düzenlemenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekecektir. HMK'nın 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi yer almaktadır. Aynı olaya dair farklı dava dosyalarında farklı ve çok sayıda inceleme ile bilirkişi raporları alınması gereksiz gider yapılmasına neden olmakla birlikte farklı mahkemelerden farklı kararlar çıkması da ihtimal dâhilinde olacaktır. Bu durum ise farklı mahkemelerin birbiri ile çelişkili kararlar vermesinden dolayı adil yargılanma hakkını ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal sonucunu yaratacaktır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından █████████ başvuru numarası ile 06.11.2015 tarihli kararında bu hususa ayrıntılı olarak yer verilmiştir.Somut olayda, aynı gemi kazası sonucunda meydana gelen zarardan dolayı açılan birden fazla dava dosyası söz konusudur.Tüm dosyalarda kazanın meydana gelmesinde taşıyıcının sorumluluğunun olup olmadığının belirlenmesi öncelik arz edecektir. Mahkemece aynı kaza nedeni ile taşıyıcının sorumluluğuna dair görülmekte olan dava sonucunun bekletici mesele yapılması, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ilkelerine uygun düşmektedir. Karar sonucunun beklenilmesinde adil yargılanma ilkesi de göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Aynı konuda farklı kararlar verilmesi hukuk güvenirliliğini zedeleyecektir. Ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecektir. Emsal nitelikteki bekletici mesele sayılan dosyada verilen karar ile davalı deniz taşımacısının kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı belirlenmiştir. Anılan dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri ve karar gerekçeleri hüküm vermeye elverişli olup, eldeki dosyada kusur ve sorumluluk incelemesinin yeniden yapılmasını gerektiren bir olgu ileri sürülmediği gibi kesinleşen karara esas alınan bilirkişi raporlarında varılan sonucu etkileyecek yeni bir delil de ileri sürülmediğinden, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik görülmemiş, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi erekmiştir.Eldeki uyuşmazlığa konu taşıma, multimodal bir taşıma olup, eşya yüklü kara taşıma aracı, yük indirilmeksizin yani yükle birlikte... gemisine bindirilmiş, geminin deniz yolculuğu sırasında çıkan yangında eşya ve kara taşıma aracı yanarak tamamen zayi olmuştur. Bu durumda CMR'nin 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığa konu taşıma, CMR hükümlerine tabi olup davalının sorumluluğu, zararın meydana geldiği taşıma aşamasındaki sorumluluk kurallarına göre belirlenmelidir. Hasar deniz taşıması aşamasında meydana geldiğinden, gerek deniz taşımacısının gerekse kara taşımacısının sorumluluğu, deniz taşıma hükümlerine göre belirlenmelidir. Yukarıda açıklandığı üzere, deniz taşıması aşamasında davalı deniz taşımacısının bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili, bekletici mesele sayılan dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı istinaf etmiş ise de beklenen dosyadaki son bozma kararı bağlayıcı niteliktedir. Kaldı ki bozma sonrası verilen davanın reddine dair karar da Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğinden, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.