Kredi teminatı olarak inançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescili ile sözleşme ihlali sonucu oluşan zararın tazmini ve cezai şart talepli yargılama süreci.
Özet: Dava, kredi temini amacıyla inançlı işlemle devredilen taşınmazın, inançlı devralan davalı tarafından kredi borcu ödenmeden üçüncü bir kişiye satılması üzerine açılan tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesi, inanç sözleşmesine aykırı davranan ilk davalının iyi niyetli olmayan satışını tespit ederken, taşınmazı sonradan satın alan ikinci davalının iyi niyetli olduğunu belirlemiş ve tapu iptali talebini reddederek, inanç sözleşmesini ihlal eden ilk davalıdan Türk Borçlar Kanununun 182/3 maddesi uyarınca cezai şart miktarını indirerek davacıya tazminat ödenmesine karar vermiş, bu karar istinaf mahkemesince de onanarak davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkiline ait 509 parsel sayılı taşınmazın kredi temini amacıyla davalı ...’a devredildiğini, davalı tarafından çekilen 100.000,00 TL kredinin 65.000,00 TL’sinin davacıya verildiğini, kalan 35.000,00 TL’sinin ise davalı ... ve dava dışı ... tarafından kullanıldığını, taraflar arasında düzenlenen 22.12.2017 tarihli sözleşmede kredi borcunun ödenmesinden sonra taşınmazın davacıya devredileceğinin, gereği yapılmadığı takdirde 750.000,00 TL cezai şartın faiziyle birlikte ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ilk kredi taksiti olan 33.000,00 TL’nin davacı tarafından yatırıldığını, ancak daha sonra davalı ...’ın taşınmazı davacının teyzesinin oğlu olan diğer davalı ...’a sattığını, davalı ...’ın kötü niyetli olup taşınmazı geri vermek için para talep ettiğini ileri sürerek taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde sözleşme uyarınca fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 TL’nin 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili; taşınmazın satışa çıkarıldığının köyde duyurulduğunu, müvekkilinin kendi evine 50 metre mesafede olan taşınmazı üzerine ev yapmak üzere satın almak istediğini, 125.000,00 TL satış bedelinin bir kısmının elden bir kısmının ise banka aracılığıyla diğer davalı ...’a ödendiğini, taraflar arasındaki protokolü bilmesi mümkün olmayan müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, davacı ile müvekkilinin akraba olmasına karşın sık görüşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; müvekkilinin çekilen krediden hiçbir menfaat elde etmediğini, imzalanan sözleşmenin gerçek iradeyi yansıtmadığını, kredi borcunun ödenmemesi halinde taşınmazı satabileceğinin konuşulduğunu, kredi tutarının tamamının davacı hesabına yatırıldığını ve taksitlerin davacının oğlu ... ve arkadaşı ... tarafından yatırılacağının kararlaştırıldığını, farklı bir kredi borcu için de müvekkiline 10.000,00 TL ödeneceği sözünün verildiğini, müvekkilinin banka borcu için 30.000,00 TL ödeme yapan ... ’ın davaya konu kredi borcunun ilk taksiti olan 42.000,00 TL’yi ödeyemediğini ve kendisinden ödeme talep ettiğini, banka tarafından takibe başlanacak olması nedeniyle müvekkilinin arkadaşı ...’e borçlanarak 30.000,00 TL taksit ödemesi yaptığını, ancak kalan 12.000,00 TL ... tarafından ödenmediği gibi müvekkiline de bir ödeme yapılmadığını, bu konudaki girişimlerin sonuçsuz kaldığını, kalan 12.000,00 TL’nin de yine müvekkili tarafından borçlanılarak ödendiğini, zararı gitgide artan müvekkilinin taşınmazı satarak borcu kapatmaya karar verdiğini, davacı ile akraba olduğunu bilmeksizin taşınmazı diğer davalı ...’a 125.000,00 TL karşılığında sattığını, kredi borcunun davalı ... tarafından kapatıldığını, kalan kısmın ise müvekkiline elden ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalı ...’ın taşınmazı satarak kredi borcunu kapatmasının inançlı işleme ilişkin sözleşmenin ihlalini teşkil ettiği, 5 yıl vadeli kredinin ilk yılında taşınmazın satılmasının iyi niyetli olmadığı, davalı ...’ın kredinin kendine düşen kısmını bizzat ödemediği, tanıklar kredinin yardım amaçlı çekildiğini beyan etse de protokolün asıl olduğu ve aksinin tanıkla ispat edilemeyeceği, kredi borcunun davalı ...’ın ödemesiyle kapatıldığı, ... ve ... arasındaki protokol hükümleri ve tanık beyanları dikkate alındığında davalı ...’ın iyi niyetli 3. kişi olduğu, protokolde cezai şart olarak 750.000,00 TL öngörülmüşse de TBK'nın 182/3. maddesi gereğince bu koşulun taşınmaz bedeline indirildiği, davacıya 98.497,00 TL kredi ödemesi ve protokole göre 50.000,00 TL ödeme yapılması nedeniyle bunların mahsup edildiği gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, cezai şart bedelinin tahsiline ilişkin terditli talebin kısmen kabulü ile 257.042,00 TL’nin 100.00,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle, bakiyesinin faizsiz olarak davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davalı ...’ın sözleşmeyi yapma amacının kendisinin şahsi borcunun bir kısmının ödenmesi olduğu,davalı ...’ın davacı ve sözleşme tanıklarına ihtar dahi çekmeden ve henüz kredi vadesi gelmeden taşınmazı satma yoluna giderek inanç sözleşmesine aykırı davrandığı, davalı ...’ın beyanları ile ödeme belgelerinin örtüştüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairece; “... davacının maliki olduğu 509 parsel sayılı taşınmazın 22.01.2018 tarihinde 24.000,00 TL bedelle davalı ...'ya devredildiği, aynı tarihte davalı ... tarafından kullanılan 100.000,00 TL kredi nedeniyle taşınmaza ipotek konulduğu, çekilen kredinin 5 yıl vadeli olup kredi taksitlerinin 17.12.2018-17.01.2023 tarihleri arasında ödenmesinin planlandığı, daha sonra davalı ...'ın taşınmazı 14.05.2019 tarihinde diğer davalı ...'e 84.000,00 TL bedelle devrettiği, davalı ...'ın davalı ...'ın hesabına 15.05.2019 tarihinde toplamda 86.400,00 TL para gönderdiği, kredi borcunun ilk iki taksitinin ödendiği ve borcun 15.05.2019 tarihinde kapatıldığı, hazırlanan bilirkişi raporuna göre taşınmazın rayiç değerinin sözleşme tarihinde 283.534,00 TL olduğu, 22.12.2017 tarihli ''İki Taraflı anlaşma Protokolüdür'' başlıklı sözleşmenin davacı ve davalı ... arasındaki inançlı işlemin yazılı belgesi olduğu, sözleşmenin içeriğine göre 50.000,00 TL paranın davalı ... tarafından davacıya ödendiği ve sözleşmeyi geçersiz kılacak herhangi bir neden ileri sürülemediğine göre davada ileri sürülen inançlı işlem iddiasının sabit olduğu anlaşılmıştır. Taşınmazın sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde davacıya iade edilmediği; diğer yandan, davacının akrabası ve komşusu olan davalı ...'ın taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı ilişkiyi bilen veya bilmesi gereken konumda olduğu dikkate alınarak iyi niyet savunmasının dinlenemeyeceği, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gözetilerek davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...“ gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak tapu iptali ve tescil isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece; “Mahkemece öncelikle davacı ile davalı ... arasında imzalanan 22.12.2017 tarihli sözleşme gereğince davacının borç miktarının tespit edilmesi, bundan sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gözetilerek davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabul edilmesi gerekirken, bu husus hiç değerlendirilmeden doğrudan davacının tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, öncelikle davacı ile davalı ... arasındaki borç miktarının ve borcun davalı ...’ya ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, ödenmediğinin saptanması halinde TBK'nın 97. maddesi uyarınca davacıya borç para miktarını Mahkeme veznesine depo etmesi için süre verilmesi, depo edilmesi halinde tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, değinilen yön üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle karar bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın inançlı işlem gereği davalı ...’a devredildiği, davacının akrabası ve komşusu olan son kayıt maliki ...’ın taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı ilişkiyi bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, davacının ödemesi gereken 183.566,30 TL‘nin davacı tarafça mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle iptal -tescil isteği yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle 06.03.2025 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu dava konusu taşınmazın 3 21... parsel ve 36 09... parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 20.776,77 TL’şer temyiz harçlarının temyiz eden davalı ... ve davalı ...’den ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.