Tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın iki kez bozma kararı sonrası, kadastro tespiti ve zilyetlik iddiasıyla açılan mirasçıların talebi hak düşürücü süreden reddedildi.
Özet: Taraflar arasında tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada, hazinenin de müdahil olduğu uzun süren yargılama neticesinde, bir önceki Yargıtay bozma kararı uyarınca kadastro mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi sonrası asliye hukuk mahkemesinde yeniden görülen davada, taşınmazın bir kısım payı yönünden tapulama tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş; Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Davacılar vekili; İzmir ili, Urla ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 291 parselin 26.09.1975 tarihinde düzenlenen tapulama tutanağına göre eski tapu kaydına istinaden ... ve ... adlarına tespit edildiğini, bu tespite ... tarafından 17.02.1977 tarihinde süresi içerisinde itiraz edildiğini, itiraz üzerine İzmir Tapulama Müdürlüğünün 31.08.1978 tarihinde vermiş olduğu komisyon kararı ile 291 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının ..., 1/2 payının ise ... adlarına tesciline karar verildiğini, komisyon kararının 766 sayılı Kanun'un 28/4. maddesi gereğince itiraz edene ve lehine tespit yapılan kişilere tebliğ edilmesi gerektiğini ancak bu güne kadar komisyon kararının tebliğ edilememesinden dolayı taşınmazın malik hanesinin boş kaldığını, esasında ...'ın bu taşınmazı 1954 yılında satın aldığını, ölünceye kadar fiili zilyedi olduğunu ve tasarrufunda tuttuğu ve ölümünden sonra mirasçılarının da aynı şekilde zilyetliklerini devam ettirdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davacılar adına eşit paylarla tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Yargılama sırasında Hazine; taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olan kısmın Hazineye ait olduğunu ve tespit maliki ...’nün mirasçı bırakmaksızın ölmesi nedeniyle mirasının Devlete geçtiğini ileri sürerek davaya katılmıştır.Urla Kadastro Mahkemesinin 2009/4 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararı ile; taşınmaza revizyon gören Kasım 1943 tarih ve 19 sıra numaralı tapu kaydının iskanen oluştuğu, miktar fazlasının Hazineye ait olduğu, davacılar muris ...’ın Tapulama Müdürlüğüne 17.02.1977 tarihi dilekçesi ile taşınmazın 1/2 ... payına yönelik itiraz ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 291 parsel sayılı taşınmazın 936,72 metrekare yüz ölçümü ile fen bilirkişi tarafından düzenlenen 21.10.2014 tarihli rapor ve eki haritada mavi renk ve (A) harfiyle gösterilen 176,72 metrekare yüz ölçümündeki bölümün Hazine adına, aynı rapor ve eki haritada kırmızı renkli gösterilen 760 metrekare yüz ölçümündeki bölümün tamamı 506880 pay kabul edilmek suretiyle 2534 40... ’ar pay ile davacı ... mirasçıları adına, 253440 payın ...'nün mirasçı bırakmadan ölmesi nedeniyle 126720 payının Hazine adına, 126720 payının ise miras payları oranında ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiştir.Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; ...'ye ait pay yönünden tespit kesinleştiğine göre Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, Mahkemece davacıların ... adına tespit edilen paya yönelik davaları yönünden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak ...’ye ait pay yönünden görevsizlik kararı verilerek dosyanın Urla 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile dava konusu ...'ye ait pay yönünden taşınmazın kadastro tespitinin 08.03.1977 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin birinci fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ilâ 444. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 ilâ 444. maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tabi olup dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi halinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ilâ 360. maddelerindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. Hemen belirtilmelidir ki, eldeki davada Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.05.2019 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında temyize konu ... payı yönünden işin esası hakkında herhangi bir karar verilmediği, yalnızca görev yönünden denetim yapılmış olduğu açıktır. Bozma sonrası verilen kararın tarihinin ise 27.03.2024 tarihi olduğu dikkate alındığında, eldeki davaya ilişkin verilen kararın ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, ''İstinaf'' kanun yoluna tabi olduğu anlaşılan dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi halinde temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesi gerekmektedir. -K A R A R -Açıklanan sebeplerle;Dosyanın Urla 1. Asliye Hukuk Mahkemesine TETKİKSİZ İADESİNE, 23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.