Danıştay 3. Daire, intifa hakkı ödemelerinin gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde olmaması nedeniyle gelir (stopaj) vergisi kesintisine tabi tutulmaması kararını onadı.
Özet: Bir şirket aleyhine, intifa hakkı sahiplerine yaptığı ödemeler için Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesi uyarınca stopaj kesintisi yapmadığı gerekçesiyle salınan gelir (stopaj) vergisi ve tekerrür nedeniyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına karşı açılan davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, intifa hakkı tesisinin kiralama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği ve intifa hakkı bedelinin kira bedeli kabul edilerek yapılan tarhiyatın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle cezalı vergileri kaldırmıştır. Danıştay, temyiz istemlerini reddederek bu kararı onamış, böylece intifa hakkı ödemelerinin gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde olmadığı ve stopaja tabi tutulamayacağı yönündeki önceki kararları kesinleştirmiştir. Ayrıca, davacının vekalet ücretiyle ilgili temyiz talebi de reddedilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) ... Anonim Şirketi 2-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacının, intifa hakkı sahiplerine yaptığı ödemeler için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin (5) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kesinti yapmadığından bahisle adına 2019 yılının Ocak ila Ağustos dönemleri için ikmalen salınan gelir (stopaj) vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İntifa hakkı tesisi ile kiralama işleminin kuruluşundan sona ermesine kadar konusu üzerinde taraflara tanıdığı hakların ve yüklediği borçların, sona erme şartlarının, sona erme biçimlerinin, üçüncü kişilerle olan ilişkiler yönünden doğurduğu sonuçların, sözleşmeye uygulanacak mevzuatın birbirinden farklı olması nedeniyle intifa hakkı tesisinin kiralama işlemi olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, Gelir Vergisi Kanunu'nun "Gayrimenkul Sermaye İradının Tarifi" başlıklı 70. maddesinde intifa hakkı bedelinin belirtilmediği dolayısıyla intifa hakkı bedelinin bir nevi kiralama bedeli olarak kabulü yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle cezalı vergiler kaldırılmıştır.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca birleştirilen davalar için ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken bu usule aykırı şekilde tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından, intifa hakkı karşılığı yapılan ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı niteliğinde olduğu ve stopaja tabi tutulması gerektiğinden, uyuşmazlık konusu tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. Davacı tarafından, kıyas yoluyla vergilendirme yapılamayacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Vergi Dava Dairesi Kararının vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, davalı idare temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz istemlerinin reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : █████/2020 tarih ve 30996 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.Anılan Tarife'nin "Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücret" başlıklı 8. maddesinde, bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda her dava için ayrı ücrete hükmolunacağı düzenlenmiştir.Devam eden ve geçmişteki yıllara ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde de aynı madde başlıkları ve numaralarıyla aynı yönde düzenlemelere yer verilmiştir.İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağına ilişkin kural dikkate alındığında, hakkında tesis edilen ve aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açmayı tercih etmeyen davacılar tarafından açılan davaların yargı merci tarafından tek bir dosyada birleştirilmesi, bu davaların tek bir dava olarak telakki edilmesine imkan vermemektedir.Birleştirilen dava dosyalarında, davaların tekemmül ettirilerek nihai karara bağlanana kadar olan süreçteki usul işlemleri bir dosya üzerinden ortak yürütülmekle birlikte, yargılama sonunda, birleştirilen her davanın konusu ve talepler hakkında ayrı ayrı hüküm kurulduğu göz önünde bulundurulduğunda, birleştirilen davaların birbirinden ayrı ve bağımsız davalar olarak kalmaya devam ettiği açıktır.Açıklanan nedenlerle vekille takip edilen ve ilk derece mahkemelerince tek dosyada birleştirilerek karara bağlanan davalarda kanun gereğince ilgili taraf lehine takdir olunacak vekâlet ücreti bakımından, birleştirilen her bir dava için ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davacı temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.