İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu vefat eden eşin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, trafik kazası sonucu eşini kaybeden davacının, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleriyle başlattığı dava sürecindeki ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; davacının eşinin kusursuz olduğunu iddia ettiği kazada, davalılar çeşitli savunmalarla (yetki itirazı, kusur oranları, zaman aşımı, sigorta ödemeleri ve müterafik kusur gibi) davanın reddini talep etmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 15.06.2023NUMARASI : █████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : TazminatKARAR TARİHİ : 12.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2026 İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2023 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı .... vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.11.2013 tarihinde davalı sürücü .... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın .... Fabrikası önüne geldiğinde yol çalışması nedeni ile daraltılan yolda hızını düşürmesi gerekirken düşürmeyip, .... plakalı kamyondan dökülen zeytinyağı prinasının yolu kaygan hale getirmesinden dolayı, duramayıp müvekkilinin eşi ..... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu, müvekkilinin eşinin olay yerinde yaşamını yitirdiğini, ölen desteğin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davalıların kusurlu olduğunu, ölüm nedeni ile müvekkilinin destekten yoksun kaldığını, davalılardan ..... A.Ş.'ye yapılan başvuru sonucunda 33.032,50-TL DYK tazminatı ödendiğini, diğer sigorta şirketinin ödeme yapmadığını, yapılan ödemenin müvekkilinin zararını karşılamadığını, müvekkilinin eşinin ölümünde dolayı manevi acı çektiğini” beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile mahkemece ileride belirlenecek DYK tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın █████/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, taleplerin dayanağı olarak gösterilen olay hakkında Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası ile yürütülen yargılamanın dava tarihi itibariyle derdest olduğunu, davada verilen kararın taraflarca temyiz edildiğini, davacının diğer davalı ... A.Ş.'den destekten yoksun kalma tazminatını tahsil ettiğini açıklamadığını, destekten yoksun kalma tazminatının önceden belirlenmiş bir tutar olmadığını sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan bir maddi zarar olduğunu, kusur durumuna ilişkin olarak ortada birbiri ile çelişkili çok sayıda bilirkişi raporu mevcut olduğunu, temyiz dilekçelerindeki hususların yerel mahkemedeki yargılama sırasında hiç tartışılmadığını kusur durumunun çok daha farklı bir oranda değişmesi ihtimalinin yüksek olduğunu, açıkladığı nedenlerle; yetki itirazının kabulünü, dosyanın yetkili Bayındır Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen █████/2013 tarihli kazaya karıştığı belirtilen .... plakalı aracın müvekkilinin nezdinde █████/2013 - █████/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 71780270 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitlerinin kişi başı 250.000,00-TL olduğunu, dava öncesinde dava konusu kaza sebebiyle müvekkiline başvurulduğunu müvekkili tarafından 8954552 numaralı hasar dosyası açıldığını, ....'in vefatı nedeniyle █████/2016 tarihinde 33.032,50-TL ödeme yapıldığını, ödemeye esas alınan hesap raporunda hesaplama yöntemi olarak PMF tablosu ve %0 teknik faiz dikkate alındığını, hesap raporuna esas alınan kusur oranının %75 olduğunu, davacılar tarafından ....'in vefatı sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğini, öncelikle davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları hususunun tespit edilmesi gerektiğini, yapılacak hesaplamada müteveffanın müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, kazada zarar gören kişilerin emniyet kemeri kullanmamasının müterafik kusur teşkil ettiğini, açıkladığı nedenlerle; yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların tüm belge ve delillerini taraflarına tebliğe çıkartmak zorunda olduklarını bu nedenle cevap ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, davacının açtığı davanın zaman aşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, trafik kazası sonucu müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı bulunduğunu, davanın kazanın oluşmasına kendi kusuru sonucu sebebiyet vermiş bulunan müteveffanın mirasçısı tarafından ikame edildiğini, davanın kusur durumu dikkate alınarak reddinin gerektiğini, mahkeme nezdinde ikame edilen davada ispat külfetinin davacıda bulunduğunu, bu kapsamda müteveffanın davacıya destek olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, açıkladığı nedenlerle; davanın reddini, davacının müteveffanın kendisine destek olduğu hususunun ispatını, ölüm nedeniyle SGK'dan herhangi bir gelir elde edilip edilmediğinin sorulmasını, kazaya karışan aracın kusur durumunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Davanın trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat isteğine dayandığını, kazanın Bayındır ilçesi hudutlarında meydana geldiğini, nitekim kaza nedeniyle Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyasında müvekkili de dahil her üç davalının sanık olarak yargılandığını, dosyanın halen Yargıtay aşamasında olduğunu, davalı olarak gösterilen sigortalar dışındaki davalıların adresinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi Bayındır ilçesinde olduğunu, ortak yetkili mahkemenin Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin kazaya karıştığı iddia edilen .... plakalı kamyonun maliki olduğunu, ceza dosyasındaki ifadelerinde de belirttiği gibi kazaya karışan kamyona prina sarılmadan gerekli tedbirleri aldığını, sarıldıktan sonra da kontrol ettiğini, kamyon yola çıktığında etrafında hiçbir sızıntı görmediğini, sorumluluk hukuku bakımından müvekkile ile kaza arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, müvekkiline adam çalıştıran olarak kusur atfedilmesini istemediklerini, müteveffa ....'in kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi kazadan doğan bütün maddi zararlarını davalı .... A.Ş.'den tahsil ettiğini, sigorta tarafından ödenen bu tazminatın dışında hiçbir alacağı mevcut olmadığını, müteveffanın önceki evliliğinden olan çocukları olduğu düşünüldüğünde ikinci eş durumundaki davacının sigortadan aldığı 33.032,50-TL'lik maddi tazminatın bütün alacağını fazlasıyla karşıladığını, davanın taksirli bir olaydan haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğunu, bu durumda istenen manevi tazminatın tarafların ekonomik ve sosyal durumları karşısında son derece fahiş olduğunu, açıkladığı nedenlerle; yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza davasında müvekkilinin tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, davacının zararının sigorta tarafından ödendiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; █████/2013 tarihinde gerçekleşen kazada prina dökülmesi nedeniyle kayganlaşan yolda sürücü ....'ın %25 oranında, prinanın dökülmesine sebep olan kamyon sürücüsü .... ve malik ...'un %75 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ....'in kusursuz olduğu, davacı ....'in müteveffanın eşi olup destek ilişkisinin bulunduğu, aktüerya bilirkişi raporuna göre davacının bakiye destekten yoksun kalma zararının 44.997,93 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 44.997,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketlerinden dava tarihinden, bireysel davalılardan ise kaza tarihi █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ....,.... ve ....'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... vekili, davalı .... A.Ş. vekili, davalı ..... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında (%25) ve bakiye poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, dava öncesi █████/2016 tarihinde 33.032,50 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyle sorumluluğun sona erdiğini, kaza tarihi itibarıyla PMF-1931 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini, ıslah edilen kısım için faizin ıslah tarihinden başlatılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazada kusursuz olduğunu, %25 kusurlu kabul edilse dahi tazminatın tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, davacının zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, kaza yılı 2013 olduğu için PMF-1931 tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımının dolduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ..... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza davasında müvekkilinin tali kusurlu bulunduğunu, hukuk mahkemesinde ise prinanın dökülmesine sebep olan kişilere %75 kusur verilerek muğlak ibare kullanıldığını, kaza tarihi itibarıyla PMF-1931 tablosunun uygulanması gerektiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile ZMMS poliçesi kapsamında ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD' nın █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebi yönünden her hangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51. maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zararlar" başlıklı 54. maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55. maddenin 1. fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır" hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir. Destekten yoksun kalma zararı TBK’nın 53. maddesinde yer almaktadır. Yasal düzenlemede "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:1. Cenaze giderleri.2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” denilmek suretiyle destek zararları sayılırken “özellikle şunlardır” demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK’nın 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun kalma tazminatı” denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin mal varlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin mal varlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır” şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2005 tarihli ve 2005/4-648 E., ████████ K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve █████████ E - █████████ K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve █████████ E. - ██████████ K. )6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.Zarar görene dava tarihinden önce ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimlerinin uygulanmasına karar verilmiş olması halinde ise hesaplanan bu bedel ile,(hatır taşıması uygulanacak ise bundan yalnızca taşımanın gerçekleştirildiği aracın tazminat sorumlularının faydalanabileceği de gözetilerek) davalı taraflarca ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.(Yargıtyay 17. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2020 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar Sayılı ilamı) Davalılar .... vekili ve .... vekilinin kusur durumuna ve ceza mahkemesi kararı ile çelişkiye yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi uyarınca, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde alınan kusur raporları da hukuk mahkemesini bağlamaz. Her ne kadar hukuk mahkemesi hakimi, ceza hakiminin kusura ilişkin değerlendirmesiyle bağlı değil ise de ceza mahkemesinde kabul edilen kusur dağılımıyla farklı bir kusur dağılımı benimsenecek ise bunun kabul edilebilir ve makul bir gerekçe ve değerlendirmeye dayanması gerekmektedir. Somut olayda ilk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden ve Karayolları Fen Heyeti üyelerinden teşekkül ettirilen bilirkişi heyetinden alınan kusur raporları dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve gerekçelidir. Kazanın meydana gelmesinde yola prina dökerek kayganlaşmasına sebebiyet veren kamyon sürücüsü .... ile işleten ....'un %75 oranında, kaygan yola rağmen hızını yol şartlarına uydurmayan diğer araç sürücüsü ....'ın %25 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ....'in ise atfı kabil kusurunun bulunmadığı yönündeki tespitler yerinde olup ceza yargılaması sırasında mahkemenin kabulünde olan maddi vakılara aykırı bir değerlendirme bulunmadığı, kusur yönünden ise mahkemece çelişkiyi giderecek nitelikte bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiği anlaşıldığından taraf vekillerinin kusur dağılımına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı taraf vekillerinin kendi kusur oranlarının üzerinde kalan zarardan sorumlu tutulamayacaklarına yönelik itirazları yönünden; TBK'nın 61. ve 62. maddeleri uyarınca, zarar verenler dış ilişkide zarar görene karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, tazminatın tamamından sorumludurlar. Davalıların iç ilişkideki kusur oranları rücu davasında değerlendirilecek olup, davacının zararın tamamını müteselsil borçlulardan talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalılar ... vekilinin ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesi ile TBK'nın 72. maddesi uyarınca, haksız fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir cezayı gerektiren bir eylem olması halinde, tazminat davasında da bu ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Somut olayda ölümle sonuçlanan kazada eylemin taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğu ve bu suç için TCK'nın 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinin öngörüldüğü gözetildiğinde, kaza tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren 15 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 24.10.2016 tarihinde açılan dava ve 20.03.2023 tarihinde yapılan ıslahın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından bu yöndeki itirazlar reddedilmiştir. Davalılar vekillerinin hesap tablosuna ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamalarında TRH-2010 Yaşam Tablosu ile %10 artırım ve %10 iskonto esasına dayanan progressive rant yönteminin uygulanması bilimsel verilere ve ülkemiz gerçeklerine en uygun hesaplama yöntemi olarak kabul edilmektedir. Kaza tarihi itibarıyla PMF-1931 tablosunun uygulanması gerektiğine yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı .... A.Ş. vekilinin poliçe limiti, kusur oranı ve ödeme defi yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 88. ve 91. maddeleri ile ZMMS Genel Şartları uyarınca, kazaya sebebiyet veren araçların ZMMS sigortacıları da, zarar gören üçüncü kişiye karşı dış ilişkide müştereken ve müteselsilen sorumlu olup; sigorta şirketinin sorumluluğu, kendi sigortalısının kusuru ile sınırlı olmayıp, poliçe limiti dahilinde zarar gören üçüncü kişinin uğradığı zararın tamamını kapsar. Davalı .... A.Ş.'nin sigortalısı sürücü ....'ın %25 oranında kusurlu olması, sigorta şirketinin dış ilişkideki müteselsil sorumluluğunu sınırlamaz; sigorta şirketi poliçe teminat limiti dahilinde zararın tamamından diğer müteselsil borçlularla birlikte sorumludur. Davalı .... A.Ş.'nin dava öncesi 18.01.2016 tarihinde yaptığı 33.032,50 TL'lik ödeme, bilirkişi tarafından güncellenerek hesaplanan toplam zarardan mahsup edilmiş ve geriye 44.997,93 TL bakiye zarar kalmıştır. Kalan bu bakiye zarar poliçe teminat limiti kapsamında olduğundan, davalı ..... A.Ş.'nin bakiye tazminatın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ..... A.Ş. vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalılar .... ve .... vekillerinin manevi tazminat tutarlarına ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK █████/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda, davacı yararına hüküm altına alınan 10.000,00-TL manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi ile mevcut dosya durumu dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunduğundan aksi yöndeki davalı taraf istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Bu durumda, davalı .... vekili, davalı .... A.Ş. vekili, davalı .... vekilinin istinaf başvurularında ileri sürdükleri itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... vekili, davalı ....A.Ş. vekili, davalı .... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... yönünden istinaf karar harcı olan 3.756,91 TL'den peşin alınan 939,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.817,68 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ..... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 3.073,80 TL'den peşin alınan 768,45 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.305,35 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı .... yönünden istinaf karar harcı olan 3.756,91 TL'den peşin alınan 939,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.817,68 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.