Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi, kooperatifin konut teslim ve eksik imalat borcunu yerine getirmemesiyle oluşan ilamdaki alacağın enflasyon kaynaklı değer kaybına dayalı munzam zarar talebini inceliyor.
Özet: Davacı, davalı kooperatiften aldığı konutların eksik teslimi veya hiç teslim edilmemesi üzerine önceki bir mahkeme kararıyla kazandığı alacağın, kooperatifin kusurlu gecikmesiyle geçen uzun süre zarfında güncel piyasa değerine göre ciddi biçimde değer kaybetmesi nedeniyle uğradığı aşan (munzam) zararın tazmini için ek tazminat talebinde bulunmuş; ilk derece mahkemesi ise, alacağın günümüz değerine uyarlanması ve gecikmeden kaynaklanan munzam zararın tespiti istemiyle açılan davanın reddine karar vermiştir.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025 (Karar)
NUMARASI : 2024...Esas, 2025/...Karar
DAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı Kooperatifin üyesi olarak .... İli, ... İlçesi, ... (...) Mahallesi ...nolu arsa üzerine yapılı kooperatif binasının ... blok .... kat .. ve ....nolu... konutu satın aldığını, konutlardan .... nolu konutun eksik imalat yapıldığı, diğer teslim edilmesi gereken zemin kat ... nolu dairenin teslim edilmemesi nedeni ile eksik imalat ve teslim edilmeyen konut bedeli için Erzurum ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.10.2012 Tarih ve 2011/.... Esas - 2012/..Karar sayılı Alacak İlamı ile 106.825,68 TL konut bedeli ve 6.026,06 TL eksik imalat bedeli olmak üzere toplam 112.851,74 TL'nin dava tarihi bulunan 13.10.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine hükmedildiğini, bu dosya da alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin davalı kooperatiften 3+1 konut ve aynı evsaftaki konutun %4,40 oranında eksik imalat bedeli hesaplaması yapıldığını, davacının alacak ilamına konu brüt 202 m2'lik 3+1 yeni konutun Dava tarihi itibari ile bugünkü tahmini piyasa değeri 4.000.000.-TL olduğunu, aynı evsaftaki dairenin %4,40 oranında tahmini eksik imalat bedeli 176.000.-TL olduğunu, karara İstinaden Erzurum... İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas (yenilemeden önce 2013/....Esas) sayılı takip dosyasının dava tarihi itibari ile UYAP otomasyonundan çıkarılan dosya hesabı raporuna göre davacının alacağının 140.774,29 TL takip başlangıcı ve 133.736,25 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 274.510,54 TL olduğunu, davacının alacağı gerçek alacak değerinin 1/16'sına, başka bir anlatımla ilama konu 1 adet konut ve 1 adet konutun eksik imalatın 16 kat eksik değerini oluşturduğunu, 6098 sayılı Türk B.K.'nun "Aşkın Zarar" başlıklı 122.md.si "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." olduğunu, davalı kooperatif konut sayısından fazla kooperatif üyeliği kaydı yaptığını, edimini kötü niyetle yerine getirmediğinden ağır kusurlu olduğu kesin hükümle sabit olduğunu, davacının alacağa konu kesinleşmiş ilam içeriği ve hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinden de anlaşılacağı üzere bedelini ödediği konuttan davalı kooperatifin kusuru ile uzun yıllar mahrum kaldığı ve temerrüt faizi uygulaması ile alacağına karşılığı olan konutun 1/16'sını karşıladığı ve bu şekilde ilam içeriğinden de sabit olarak anlaşılacağı üzere zararının kesin delille sübuta erdiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, aşkın zararın (munzam zararın) tüm unsurları oluştuğunu, 6100 sy.lı HMK 107/1.md.sine göre belirsiz alacak olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000 TL munzam (...) zarar alacağının, davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm dosya kapsamı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/...Esas, 2022/... Karar sayılı ve █████/2022 tarihli yukarıda içeriği özetle belirtilen kararı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı kooperatiften 2 adet konut satın alındığı, satın alınan konutlardan birinin teslim edilmemesi diğerinin ise eksik imalat ile teslim edilmesi nedeniyle Erzurum ....Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2012 tarihli ve 2011/....Esas, 2012/....Karar sayılı kararı ile toplam 112.851,74 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, anılan karara müteakip davacı tarafından Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2013/... E. sayılı (yenilenen esas numarası 2017/.... dosyası ile icra takibi başlatıldığı, dava dilekçesinde davacının takibe alınan konut bedeli ve eksik imalat alacağının dava tarihinin üzerinden 14 yıl, takip tarihi olan 2013 yılından 2024 tarihine kadar 11 yıllık zaman diliminde borçlu kooperatifin haksız şekilde edimini ifa etmemesi sureti ile gecikmeden doğan aşkın (munzam) zararın tespit edilerek (alacağın günümüz karşılığına uyarlanması) ve günümüz şartlarına uyarlanmış alacağın Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas (yenilemeden önce 2013/... Esas) sy.lı takip dosyası alacağına ilave edilerek ödenmesi ve tahsili amacı ile munzam zarar talebinde bulunduğu, davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddianın, geç ödeme nedeniyle kendisinde bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle (konut fiyatlarındaki yükseliş) paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönünde olduğu, başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığı, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulunun da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatı olduğu, bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun da gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı olamayacağı, dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, hâl böyle olunca TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, burada kanıtlanacak olguların; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu, ancak basit yargılama usulüne tabi olan eldeki davada davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine " gerekçesiyle davanın reddine,
karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kooperatife yapılan tebligatta... isimli son görev yapan yönetim kurulu üyesinin görev süresinin dolduğu ve yasal temsilcinin bulunmadığı yönünde yazılı beyan dikkate alınarak davalı kooperatifi temsil için kayyım atanması ve kayyım huzuru ile yargılama yapılması gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kesinleşmiş yargı ilamı ile davacının davalı kooperatiften sözleşme ile satın aldığı yeni yapılmış konutun teslim edilmemesi nedeniyle alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davacının 14 yıllık ödenmeyen alacak nedeninin davalı kooperatifin aynı konutu birden fazla şahsa kötü niyetli olarak satması ve başka bir şahsa teslim etmesi nedenine dayalı olduğunu, kesinleşmiş ilamla borcun nedeninin konut bulunduğu ve bu günkü gecikme faizleriyle karşılığının davacının teslim edilmeyen konut değerinden mukayese edilmeyecek derecede aşkın zarar teşkil ettiğini, bu nedenle zararın ispat edilemediğine dayalı red gerekçesinin yerinde olmadığı, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kesinleşen mahkeme ilamından kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle uğranılan aşkın zarar (munzam zarar) alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde;
"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." düzenlemesi bulunmaktadır.
Emsal nitelikteki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2022 tarihli ve ████████ E. ████████ K. sayılı ilamında;
"...Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (...., ...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ... Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
21.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
22. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
23.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
24.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
25.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
26.Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
27.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz ...s. 816).
28.Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
29.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının eksik imalat ve teslim edilmeyen konut nedeniyle davalı aleyhine açtığı dava da, Erzurum.... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/... Esas 2012/...Karar sayılı ilamı ile toplam 112.851,74 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verildiği, Erzurum ....İcra Müdürlüğü'nün 2017/.... (öncesi 2013/... Esas) sayılı icra takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, sıra cetveli düzenlendiği ve alacağın halen tahsil edilemediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın oluştuğunu açık ve somut bir biçimde ispatlamalıdır. Ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zarar olgusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm delillerin ortaya konulması gereklidir. Bu kapsamda davacı tarafından kanıtlanması gereken olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Davacı, yukarıda açıklandığı şekilde bir zarar olgusunu ileri sürüp kanuni çerçevede ispatlayamamıştır. Bu itibarla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!