Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davasında davacının imza inkarı nedeniyle borçlu olmadığına dair ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı aleyhine başlatılan ticari icra takibi neticesinde açılan menfi tespit davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almakta olup; davacı, borçlu olmadığını ve dayanak senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi, zaman aşımı itirazını reddetmekle birlikte, Adli Tıp Kurumundan alınan uzman raporu doğrultusunda, takibe konu senetlerdeki borçlu imzaları ile davacının mukayese imzaları arasında herhangi bir ilgi veya irtibat bulunamadığını tespit etmiştir.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025 (Karar)
NUMARASI : 2022/...Esas, 2025/... Karar
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'in 2005 yılında ... isimli kişi tarafından Ağrı ...Cad. N ....adresinde bulunan taşınmazı kiralayarak eczane olarak işletmek ve 3 aylık süre içerisinde yeğenine eczane ruhsat devri yapmak üzere ikna edilerek eczanenin açılışının yapıldığını, ancak bahsettiği akrabasının aradan geçen zamana rağmen gelmediğini, müvekkilini sürekli oyalanmak suretiyle eczanenin karını ...'ya borçlarını ise müvekkiline yüklenmek suretiyle bir işleyiş başlatıldığını, müvekkilinin 2008 yılında bu devrin yapılmayacağını idrak ettiğinde faaliyetlerine son verdiğini, maddi-manevi zararı olmasına rağmen ...’nın kârları alarak resmi yetkili sıfatıyla borçları kendisine yüklediğini fark ettiğini, kendisiyle görüşme sağladığında ise bu kadar yıllık hukukları olduğunu, akrabasının devralacağını, borçları ödeyeceğini beyan ettiğini, davalı tarafın 2008 yılında başlattığı icra takibinin takipsiz kaldığını, 2008 yılından bu yana birkaç kez yenilendiğini, davalının müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yaptığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığı gibi hiç bir fatura, çek, bono da imzasının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle, Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takibinin durdurulmasına, zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takibinin iptaline, davanın asli dosya borçlusu ...’ya ihbarına, neticeten müvekkilinin borcu olmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili █████/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Erzurum...İcra Müdürlüğünün 2022/...Esas sayılı takibinde dayanılan asıl alacak olan 276.100,79 TL gösterildiği, başlangıçta ve davanın tüm aşamalarında müvekkilin davalıya borcu bulunmadığını, icra dosyası son kapak hesabının 1.525.245,97 TL olduğundan dava değerinin 276.100,79 TL'ye ilaveten 1.249.154,18 TL artırılarak ıslahı ile müvekkilin borçlu olmadığı bedelin 1.525.245,97 TL olarak tespitine, davalı haksız olarak icra takibinde bulunduğundan % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava dilekçesinde ısrarla ... tarafından kandırıldığını belirterek borcunun olmadığını iddia ettiğini ancak davacının iç işleyiş ile alakalı şahsi münasebetleri müvekkil firmayı bağlamamakta olup davacının müvekkil firmaya borcu bulunmadığını, söz konusu borca ilişkin davacı tarafından verilen senede ilişkin taraflarınca 11.07.2008 tarihinde takip yapıldığını, yapılan takip neticesinde borçludan tahsilat yapılamadığını ve yıllar süren bir icra takibine sebebiyet verildiğini, icra takibi devam ederken dosyanın 03.06.2014 yılında yenilenerek 2014/... Esas numarasını, 12.05.2022 tarihinde yenilenerek 2022/...Esas numarasını aldığını, davacı tarafından açılan davanın davacının borcunun olmadığına dair menfi tespit davası olduğunu ancak davacı tarafın her ne kadar bu taleple dava açmış olsa da dava dilekçesinde borcunun olduğunu ikrar ettiğini, bu durumda davacının müvekkil firmaya borcunun olduğunu kabul ettiğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu şahıs ile içerisinde bulunduğu iç ilişkisinin hiçbir şekilde müvekkil firmayı bağlamadığını, bu nedenlerle müvekkil aleyhine açılmış mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafça davacı aleyhine Erzurum....İcra Müdürlüğü'nün 2022/...Esas sayılı dosyası icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça takibe dayanak senetlerdeki imzanın kendisine ait olmaması nedeniyle menfi tespit talebinde bulunulduğu, davacı tarafça öncelikle olarak takibe konu alacağın zaman aşımına uğradığı iddia edilmiş ise de davalının icra dosyasında yaptığı yenilemeye yönelik tarihler dikkate alındığında zaman aşımının söz konusu olmadığının tespit edildiği, mahkememize dayanak senetlerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırıldığı, düzenlenen raporda inceleme konusu senetlerde atılı borçlu imzaları ile ... ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin bildirildiği, ATK raporuna itiraz edilmesi üzerine emsal Yargıtay içtihatları uyarınca üniversitelerin grafoloji alanında uzman öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırıldığı, düzenlenen raporda takibe konu senetlerdeki imzanın davacının el ürünü olmadığına dair kanaat bildirildiğinin anlaşıldığı, mahkememizce ayrıntılı ve de gerekçeli olan işbu raporun hükme esas alınarak davacının işbu senetlere istinaden başlatılan icra takibinden imzanın kendisine ait olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespit edildiği, davacının kötü niyet tazminatı talebinde bulunduğu, somut olayda davacının senetlerde keşideci davalının ise lehtar olarak göründüğü arada ciranta bulunmadığı görüldüğünden davalının senetlerdeki imzaların davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, davalı tarafın aşamalarda senetlerin önceden imzalanmak suretiyle kendisine teslim edildiğine dair bir iddiasının da bulunmadığı görülmekle davalının kötü niyetli olarak takip başlattığının kabulü ile (Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin 2023/... Esas ve 2024/...Karar sayılı ilamı ve İstabul Bölge Adliye Mahkemes...Hukuk Dairesi'nin 2020/... Esas ve 2021/... Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır) takibe konu asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olup davacı tarafça her ne kadar ıslah dilekçesi sunularak icra dosyasındaki kapak hesabı doğrultusunda borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de eldeki davanın kısmi dava olarak açılmadığı, dava değerinin dava dilekçesinde sehven hatalı yazılması nedeniyle mahkememizce icra dosyasında belirtilen borç tutarı üzerinden 3 numaralı celsenin 1 numaralı ara karar ile maddi hata düzeltilerek eksik harcın tamamlatıldığı ve kaldı ki menfi tespit davasının niteliği itibariyle kısmi dava olarak açılmasının da mümkün olmadığı anlaşılmakla sunulan ıslah dilekçesi yok hükmünde kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş" gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2022/...esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibe konu asıl alacağın %20'si olan 49.742,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ısrarla ... tarafından kandırıldığını belirterek borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacının iç işleyişle alakalı şahsi münasebetinin müvekkili firmayı bağlamadığını, davacının borcunun bulunduğunu, dava dilekçesinde borcunu ikrar ettiğini, dosya içeriğinde bulunan raporlarda her ne kadar imzanın borçluya ait olmadığı iddia edilmiş ise de bilirkişinin raporunu hazırlarken grafoloji biliminin gereklerine uygun hareket etmediğini, raporun objektif ve denetime elverişli olmadığını, bu haliyle Yargıtay kriterlerine uygun olmadığını, davacı tarafın davasını kısmi dava şeklinde açmadığından davayı ıslah yoluyla artıramayacağını, yapılan ıslahın açıkça yasaya aykırı olduğunu, ıslah edilen miktar üzerinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedindeki imza inkarına dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Erzurum.... İcra Müdürlüğü'nün 2022/...Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığı iddiasıyla eldeki davayı açmış, dava dilekçesinde bir kısım iddialarla birlikte davacının hiç bir fatura, çek ve bonoda imzasının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Erzurum ...İcra Dairesi'nin 2022/...Esas sayılı dosyasında; alacaklı ... Deposu Tic. A.Ş. tarafından, borçlu .... ... aleyhine 28 adet bonoya dayalı olarak 248.710,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 296.100,79-TL alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada alınan ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin ... nolu raporunda, inceleme konusu senetlerde atılı imzalar ile ... ...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgili ve irtibat tespit edilemediği görüşü bildirilmiş, █████/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da toplam 28 adet senedin ön yüzündeki ...Ecz. ...'e atfen atılmış olan imzalar ile mevcut karşılaştırma belgelerindeki davacıya ait imzalar arasında şekilsel benzerlik mevcut olmadığı gibi başlatılış ve sonlandırılış özellikleri, tersim biçimi, genel hacim, kısımların oranları, genel doğrultu ve eyim, hız, işlerlik ve baskı derecesi değişiklikleri bakımından önemli derecede farklılıklar bulunduğu bildirilmiştir.
Tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının bir takım farklı iddiaları bulunmakla birlikte takibe dayanak senetlerdeki imzaları da inkar ettiği, mahkemece yargılama sırasında alınan ATK raporu ve bilirkişi heyet raporunda takibe dayanak senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığının kesin bir şekilde bildirildiği, ATK raporu ve bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, takip konusu senetlerdeki imzaların davacıya ait olmaması nedeniyle davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davacı vekili tarafından yargılama aşamasında ıslah dilekçesi sunulmuş ise de, menfi tespit davalarında davacının borçlu olup olmadığının dava tarihi itibariyle ele alınacak olup, davacının icra takibi sonrası açtığı eldeki davada ödeme emrindeki miktar bakımından harç ikmal ettiği (eksik harcın yargılama aşamasında tamamlattırıldığı), bu durumda davacının yargılama aşamasında kapak hesabı üzerinden yaptığı ıslahın yerinde olmadığı, mahkemece benzer doğrultuda karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 20.226,64-TL karar harcından peşin alınan 4.715,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.511,14-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!