Bir ticari şirketteki genel kurulun ortaklara yönelik maaş ve taşınmaz kira kararlarının iptali davasında süresizliğe ilişkin itirazı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacı bir ortağın, davalı şirketin 23.08.2024 tarihli genel kurulunda alınan, kendisine maaş ödenmezken diğer ortaklara maaş ödenmesi ve şirket taşınmazlarının kullanımı için kira ve gider talep edilmesi gibi kararların, kötü niyetle alındığı, kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olduğu iddiasıyla iptalini talep ettiği davayı ele alırken, davalı şirket ise davanın yasal 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunmaktadır.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025 (Karar)NUMARASI : 2024/...Esas, 2025/.... KararDAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %33 hissesinde ortaklığı bulunnduğunu, davalı şirketin, müvekkili ve diğer iki kardeşi tarafından kurulduğunu, yine aynı ortaklar tarafından ... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi kurulduğunu, müvekkilinin bu şirkette de %33 hisseye sahip olduğunu, davalı firma aleyhine Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, sonradan kurulan ... Hırdavat Kırtasiye Kozmetik Tekstil Gıda Ticaret Sanayi Ltd Şirketi aleyhine de Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... esas sayılı dosyası ile şirketin feshi ve ortaklıktan çıkma davası açıldığını, 23.08.2024 tarihinde saat 14:00'da alınan karar ile diğer ortaklara 55.000,00 TL maaş ödemesi yapılacağı, müvekkili adına ise herhangi bir maaş kararı bulunmadığını, 23.08.2024 tarihinde yine saat 14:00'da alınan karara göre ise davalı firmaya ait olan ve ortaklar tarafından kullanılan taşınmazlar için, elektrik su doğalgaz aidat borçlarının artık ortaklar tarafından ödenmesi, ve bu ilgili taşınmazlar için karar tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 20.000,00 TL kira bedelinin alınması, ödenmemesi halinde tahliye işlemlerine başvurulacağı karaları alındığını, ilgili karara dair de müvekkiline ihtarname keşide edildiğini ayrıca müvekkilinin kullandığı ...plakalı aracın iade edilmesinin istendiğini ancak alınan yönetim kurulu kararlarında böylesi bir madde yer almadığını, ihtarnamede aracın iadesine dair bir genel kurul kararı da sunulmadığını, alınan her iki kararın da basiretli bir tacir feraseti ile alınmamış kararlar olduğunu, şirket müdürlerinin intikam saikiyle hareket ettiklerini, mahkememizde ikame edilen şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasından önce, davalı şirketin, kuruluşundan bugüne hem maaş konusunda hem de ortaklara tanınan imkanlar hakkında en ufak bir karar alınmadığını, her üç ortağın da şirket bünyesinde çalıştığını ve her üç ortağın da giderleri ortaklara verilen maaşlarla karşıladıklarını, şirketin tasfiyesi ve ortaklıktan çıkma davasında belirttikleri üzere şirket yöneticilerinin şirketin menfaatini koruma gibi bir çabaları bulunmadığını, müvekkilinin anılan genel kurula katılmadığı gibi şirketin böyle bir genel kurulunun olduğundan haberdar dahi olmadığını, şirketin diğer iki ortağının bilerek isteyerek şirketi zarara uğratma çabası içine girdiklerini, şirketten her ay 55.000,00 TL toplamda 110.000,00 TL giderin çıkmasının şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, ortaklık hukukunda aynı hukuki konumda bulunan pay sahiplerinn, aynı nimete sahip ve aynı külfete tabi olması gerektiğini, tüm bu sebeplerle, 23.08.2024 tarihli Genel kurulda alınan kararların kanuna ve esas sozlesme hukumlerine iyiniyet esaslarına aykırılık teskil ettiğini, TMK. madde 2’de dürüstlük kuralının, hukukumuzda genel bir hüküm olarak devamlı karşımıza çıktığını, alınan kararlar için müdürler kurulunun, genel kurula dair herhangi bir karar almadıkları gibi, genel kurula çağrı yöntemindeki usullerin hiçbirine uygun hareket etmediklerini beyanla 23.08.2024 tarihinde hukuka aykırı olan her iki genel kurul kararlarının iptaline, genel kurul kararlarının tedbiren yürütülmesinin geriye bırakılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın davayı hak düşürücü süre olan 3 aylık süre içerisinde açmadığını, limited ortaklık genel kurul kararlarına karşı iptal davasının, TTK.m.622’nin atfıyla TTK.m.445/1’e göre genel kurulun kararı aldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde açılabileceğini, Yargıtay'ın bir kararında anonim ortaklık genel kurul kararlarının iptali davasının üç aylık dava süresi içerisinde açılması gerektiğini, bu sürenin yapılan göndermeler nedeniyle limited ortaklıklarda da geçerli olduğunu içtihat ettiğini, yönetim kurulu kararları açısından ana kuralın, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm olmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanması ve kararları toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alması olduğunu, böylece 3 kişiden oluşan bir yönetim kurulu en az 2 kişi ile toplanıp en az 2 kişi ile karar alabileceğini, davacı taraf alınan kararların TTK'nın 357. Maddesi eşit işlem ilkesi gereği batıllığında söz etmiş ise de müvekkillerinin █████/2024 tarihli şirket ortaklarına maaş bağlanması kararını her üç ortak içinde düşünmüş akabinde davacı tarafa alınacak kararları şifahen bildirdiğini, davacı tarafın hiçbir şekilde itiraz etmediğini, yine █████/2024 tarihili diğer kararın ise ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi ...Sitesi .. Blokta bulunan müvekkil firma yetkililerinin kullanıma tahsis edilmiş taşınmazların elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerinin kullanan ortaklar tarafından ödenmesi ve bahse konu gayrimenkullere kira ödenmesine ilişkin olup eşitlik ilkesi ve şirket menfaatleri doğrultusunda alınan bir karar olduğunu, alınan genel kurul kararlarının hepsinin firma lehine alınmış olup davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir usulsüzlük içermediğini, alınan kararların ortaklığın işlemlerine, kanuna ve dürüstlük kurallarına uygun alınmış olup şirket menfaatlerinin güvence altına alındığını, davacının işbu davayı açma hakkı bulunmadığını beyanla davanın öncelikle usulden reddine, aksi takdirde haksız ve mesnetsiz davanın reddiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 27.01.2025 tarihli hükümle; "...Dava, limited şirket genel kurul kararının iptali isteğine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 622. maddesinde anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına veya iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Nitekim 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlerle ilgili 445. maddesinde, 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine göre ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği belirtilmiş; aynı Yasa'nın 446/1-b maddesinde ise, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılmaya yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri belirtilmiştir. Yine 6102 sayılı TTK'nın 617. maddesinde, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, olağan genel kurul toplantısının her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılacağı, şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılacağı, genel kurulun toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılması gerektiği, şirket sözleşmesi ile bu sürenin uzatılabilip on güne kadar da kısaltılabileceği, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin (Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç) kıyas yoluyla limited şirketler hakkında da uygulanacağı, her ortağın kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebileceği belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen ilke ve kurallar çerçevesinde somut uyuşmazlık ele alındığında;Dava konusu 23.08.2024 tarihli genel kurul kararı bakımından, davada aranan üç aylık hak düşürücü sürenin son gününün resmi tatile denk gelmiş olması ve davanın, takip eden ilk çalışma gününde açılmış olması nazara alınarak davalı tarafın hak düşürücü süre itirazı yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamına ve 06...2024 havale tarihli Ticaret Sicili Müdürlüğü yazısına göre davalı şirketin 3 ortaktan oluştuğu, davacı ile birlikte dava dışı ... ve .... isimli kişilerin de davalı şirkette ortak olarak yer aldıkları görülmektedir. Davalı şirketin 23.08.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacı dışındaki ortaklara yapılacak maaş ödemesine dair karar alındığı, bu genel kurul kararının davacı dışındaki diğer ortaklar tarafından imzalandığı ve toplantı tutanağında davacıya çağrı yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce davalı şirkete müzekkere yazılarak şirket ana sözleşmesinin, dava konusu genel kurul toplantı tutanaklarının, çağrı listesinin, ortaklara yapılan çağrı belgelerinin, gündem tutanağının, hazirun listesinin ve oy kullanma tutanakları ile tüm eklerinin okunaklı ve onaylı birer suretinin mahkememize gönderilmesi istenilmesine ve yapılan sorgulamada yazının teslim edildiğinin anlaşılmasına rağmen mahkememizce istenen hususlara davalı temsilcilerince kayıtsız kalındığı gibi cevap dilekçesindeki savunmaya göre de, çağrının şifahi olarak yapıldığı beyan edilmiş olmakla mahkememizce başkaca bir araştırmaya girişilmemiştir.Oysa, yukarıda yer verilen ilke ve kurallara göre limited şirket genel kurul toplantısının yapılabilmesi için öncelikle usulüne uygun şekilde çağrı yapılması gerekmektedir.Nitekim, 6102 sayılı TTK'nın 617. maddesinde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılarak yapılacağı ve toplantı gününden en az onbeş gün önce çağrının yapılması gerektiği belirtilmiştir.Yine, 6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi gereğince toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. Buna göre, dava konusu iptali istenen genel kurul toplantısı yönüyle, 6102 sayılı TTK'nın 617. ve 414. maddesinde açıklanan usule uygun bir çağrı yapılmadığı anlaşılmaktadır. Çağrısız genel kurul toplantısının yapılabilmesi için ise bütün ortakların toplantıda hazır bulunmuş olması gerekmektedir ki (6102 sayılı TTK md. 617/3 uyarınca kıyasen md. 416) somut uyuşmazlıkta tüm ortakların hazır bulunmadığı ortadadır.Bu haliyle, somut uyuşmazlıkta dava konusu 23.08.2024 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin müdürler tarafından usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı gibi, genel kurul toplantısında ortak olan davacının da hazır bulunmadığı; buna göre davalı şirket genel kurulunun çağrısız olarak toplandığı anlaşılmakta olup, çağrısız toplantıya ilişkin yasada aranan şartlar da gerçekleşmemiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesindeki açıklamalarına göre, dava konusu toplantılardan önce davacıya şifahi olarak çağrı yapıldığı ve davacının bu kararlara itiraz etmediği savunulmuş ise de, ortada, yukarıda açıklanan ve Kanun'un aradığı şekilde yapılmış bir çağrı bulunmadığından davalı tarafın savunmasına hukuken bir değer verilmemiştir.Bu haliyle, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesinin atfı ile aynı Yasa'nın 446/1-b maddesine göre davacı bu davayı açabilecek kişilerden olup, aynı Yasa'nın 617/1-2 ve 414. maddelerinde öngörülen usule göre davacıya çağrı yapıldığına dair dosyada bir kanıt bulunmadığı ve 6102 sayılı TTK'nın 416. maddesi kapsamında çağrısız genel kurul koşulları da oluşmadığından dava konusu ortaklar kurulu kararı yok hükmündedir (Aynı yönde, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E. ve █████████ K.; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E. ve█████████ K.). Hâl böyle olunca, dava konusu genel kurul kararının emredici yasa hükümlerine aykırı olması nedeniyle hükümsüzlüğün tespiti ile iptaline karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan gerekçeye ve hüküm sonucuna göre iptali istenen dava konusu 23.08.2024 tarihli kararın, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik davacının ihtiyati tedbir isteği de yerinde görüldüğü..." gerekçesiyle "...Davanın KABULÜ ile;1-Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil numaralarında kayıtlı ... ortaklar kurulunca alınan 23.08.2024 tarihli kararın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜN TESPİTİ ile alınan kararın İPTALİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararlarının hepsinin firma lehine alındığından davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir usulsüzlük içermediğini, yapılan toplantıların bilgisinin toplantı öncesi davacı tarafa şifahen bildirildiğini, davacının bu kararlara herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi şerh de koymadığını, davacı tarafın hak düşürücü süre olan 3 aylık süre içerisinde davayı açmadığını, davacı tarafın alınan kararların TTK'nın 357. maddesi eşit işlem ilkesi gereği batıllığında söz etse de müvekkili şirket ortaklarına maaş bağlanması kararını her üç ortak içinde düşünüldüğünü akabinde davacı tarafa alınacak kararları şifahen bildirildiğini ve davacı tarafın hiçbir şekilde bu duruma itiraz etmediğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 445. maddesi kapsamında açılan limited şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;1-) TTK'nın 445. Maddesinde Genel kurul kararlarının İptal sebepleri " (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 446. Maddesinde ise İptal davası açabilecek kişilere" ilişkin" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi gereğince de toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacaktır. 2-) Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediğinin, ihtilafın doğru olarak tanımlandığının, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.