Danıştay 4. Daire, mermer ocağı kapasite artışı projesi için verilen ÇED gerekli değildir kararının çevresel, hidrojeolojik ve planlama uyumsuzlukları nedeniyle iptal edilen davanın temyiz incelemesini yürütüyor.
Özet: Mermer ocağı kapasite artışı ve patlatma ilavesi projesine verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının, Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) hidrojeolojik ve çevresel etkileri yeterince açıklayamaması, yüzey ve yeraltı sularına olabilecek etkileri göz ardı etmesi, hava kirliliği modellemesindeki eksiklikler, patlayıcı madde tasarımının bilime uygunsuzluğu, 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli imar planlarına uyumsuzluğu, tarım alanlarına mesafeyi yanıltıcı beyan etmesi ve faaliyet sonrası rehabilitasyon ile yaban hayatı önlemlerinin yetersizliği gibi çok sayıda önemli eksiklik ve aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ...VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, Demre ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... adına kayıtlı ... işletme ruhsat numaralı ve ... erişim numaralı sahada işletilen mermer ocağında yapılması planlanan "II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Üretimsel Kapasite Artışı ve Patlatma İlavesi" projesi ile ilgili olarak verilen ... tarih ve E-... belge numaralı ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştayın bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu proje ilgili hazırlanan PTD (Proje Tanıtım Dosyası) raporunda anlatılan jeolojik ve hidrojeolojik özelliklerin bölgenin özelliklerini yeterince açıklamadığı, yüzey ve yeraltı sularına olabilecek etkilerin göz ardı edildiği, bu konuya ilişkin önlemlerin ve taahhütlerin yeterli olmadığı, proje kapsamında açık ocak madenciliğiyle sahadan sıyrılma, kazma, delme, patlatma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak yol açma, yükleme ve taşıma etkinliklerinin yapılacağı, dağ, yamaç vb. oluşumların yok edileceği ve çukurlar açılacağı, oluşturulacak pasa, stok, şantiye ve malzeme depolama sahalarıyla yüzey topoğrafyasının değiştirileceği, tüm bunların yüzey ve yeraltı sularına zarar verme potansiyeli bulunduğundan projede kamu yararı bulunmadığı, dava konusu mermer ocağı ile ilgili hidrojeolojik baskı ve etkilerin PTD raporunda yeterince incelenmediği, bu nedenle projenin çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemler ve bu doğrultuda verilen taahhütler yönünden yeterli olmadığı; model girdisi olarak hesaplanan kütlesel emisyon debilerinin eksik hesaplanmış olması, toplam kirlenme değerinin bulunmamış olması, kuzeye doğru dağılması beklenen kirleticilerin modellemede güneye doğru yayılmış olması, proje kaynaklı kirleticilerin öngörülmesine olanak sağlanmaması nedenleriyle PTD'nin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği açısından uygunsuz olduğu, proje tanıtım dosyasının patlayıcı madde tasarımı ile ilgili kısımlarının mermer madenciliği bilim ve pratiğine uygun olmadığı, dava konusu projeye ilişkin hazırlanan PTD'de ilgili projenin 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan hükümlerine uygunluğunun değerlendirilmediği, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının 9.6.4 nolu plan hükmünde yer alan “Planlama bölgesi bütününde, hangi kullanımda kaldığına bakılmaksızın, orman mülkiyetinde olan ve Orman Genel Müdürlüğü'nce tahsisi yapılan alanlar, gerekli izinler ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görüşünün alınması kaydı ile tahsis süresi dahilinde tahsis amacına uygun olarak kullanılabilir. Bu kapsamdaki alanlara ilişkin 20 hektardan büyük alanlar için bu planda gerekli değişiklik yapılır.” koşuluna göre dava konusu proje ile ilgili olarak 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında bir düzenleme yapılmamış ve/veya önerilmemiş olunması, bu konunun PTD'de değerlendirmeye alınmamış olunması hususlarının PTD'nin bir eksikliği olarak görüldüğü, bu nedenle hazırlanan nihai PTD'nin 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına, planlama ilkelerine ve şehircilik esaslarına uygunluk göstermediği, PTD'nin 1/25.000 ölçekli nazım imar planını değerlendirmemesi, orman alanları ve maden ocaklarına yönelik plan hükümlerine yer vermemesi ve bu kullanımlara yönelik bir değerlendirmeyi içermemesi nedenlerine dayalı olarak PTD'nin planlama ilkelerine ve şehircilik esaslarına uygunluk göstermediği, PTD'de ÇED sahasının tarım arazisine uzaklığının 340 m olarak belirtildiği, ancak proje sahasının kuzeybatısında komşuluğunda olan ve 43 metre mesafede konumlanan tarım arazilerinin bulunduğu, bu haliyle PTD'de tarım alanlarına olan mesafeye yönelik yapılan değerlendirmenin yanıltıcı olduğu, bu tespitin 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli imar planlarının plan kararlarıyla da çeliştiği, dolayısıyla dava konusu projeye yönelik olarak hazırlanan PTD'nin şehir planlama disiplini kapsamında imar planlarıyla uyumlu bir şekilde hazırlanmadığı, dolayısıyla şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygunluk göstermediği, dava konusu alanla ilgili hazırlanan PTD raporunda; mermer ocağı ve çevresindeki orman alanında yapılması planlanan faaliyetlerde alınacak önlemlerin, faaliyet sonrası yapılacak rehabilitasyon çalışmalarının ve alternatif yaban hayatı alanlarının oluşturulması hususlarının yeterince incelenmediği, bu konuda teknik ve bilimsel çalışmalar yapılması gerektiği, bu nedenle projenin çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için alınması gerekli önlemler yönünden yeterli olmadığı, davaya konu proje ile planlanan faaliyetlerin yapılacağı alanın, büyük bir çoğunluğunun verimli kızılçam orman alanı olduğu, orman ekosistemlerinin hem ekolojik olarak devamlılığı, hem de habitatların parçalanmaması, yaban hayatı türlerinin barınma üreme ve beslenme faaliyetlerinin devamlılığı için çevresiyle birlikte değerlendirildiğinde, alanın orman bütünlüğü açısından iki veya daha fazla orman ekosistemini birbirine bağlayan bir ekolojik koridor olma özelliğinin olduğunun anlaşıldığı, keşif esnasında ve dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılan inceleme neticesinde; faaliyetlerin yapılacağı alanın büyük bir çoğunluğunun verimli kızılçam meşceresi olduğu, alanda çok sayıda ağaç kesileceği, orman ekosistem bütünlüğünün bozulacağı, bozulan orman alanlarının rehabilite edilmesinin ormancılık disiplini açısından çok daha zor olacağı, alanda madencilik faaliyetleri sonrasında orman örtüsünün tamamen kaldırılacağı, işletme faaliyetinin bitiminden sonra alanda rehabilitasyon çalışmaları yapılacak olsa da sahanın mevcut orman ekosistemine, canlı yaşamına onarımı mümkün olmayan zararlar vereceği, yapılacak faaliyetlerin hem orman ekosistemine hem de çevreye olumsuz etkilerinin olacağı, her ne kadar dava konusu alan kapsamında tarımsal kullanım olarak belirtilen alan işletme alanı ile kıyaslandığında nispeten küçük bir alan olarak değerlendirilse bile, çevre arazilerin taşıdığı tarımsal potansiyel nedeniyle mermer ocağının neden olabileceği çoklu etkilere maruz kalınacağı, her bölgenin topografik ve iklimsel özelliklerinin farklı olduğu, ancak toprak ve su kirliliği, tozlanma ve hava kalitesi, erozyon ve toprak sağlığının bozulması yönünden gerekli incelemelerin spesifik durumlar için detaylı olarak yapılmadığı; tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu proje ile ilgili olarak verilen ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-)Davalı idare tarafından; Proje Tanıtım Dosyasında çevresel etkilerin kapsamlı ve detaylı olarak incelendiği, olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlerin çevre mevzuatı çerçevesinde öngörülen modelleme çalışmaları ile desteklendiği, hazırlanacak olan rehabilitasyon projesinin Orman Bölge Müdürlüğüne sunulacağının ve sonrasında rehabilitasyon çalışmalarının gerçekleştirileceğinin taahhüt edildiği, toz ve patlatma konusundaki hesaplamaların Bakanlık kılavuzlarında yer alan formüllere göre hesaplandığı, dolayısıyla Proje Tanıtım Dosyasının yeterli ve uygun olduğu, yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin gereken düzeyde bilgi ve belgeye dayandırıldığı, proje faaliyete geçmeden önce alınması gereken tüm izinlerin ve işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirileceği, öte yandan, toprak ve su kirliliği, tozlanma ve hava kalitesi, erozyon ve toprak sağlığının bozulması yönünden bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ile ilgili analiz ve deneysel sonuçlara ait verilerin sunulması ve bu belgeler kapsamında proje tanıtım dosyasında açıklanan bilgilerin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, eksikliklerin gözleme dayalı bilgilerle değil somut belgelerle ortaya konulması gerektiği, bu haliyle, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının hukuka uygun olduğu, iptal yönünde verilen Mahkeme kararının ve dayandığı gerekçenin ise hukuken isabetli olmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.2-)Davalı idare yanında müdahil tarafından; █████/2023 tarihli bilirkişi raporu ile Danıştay bozma kararından sonra alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu arasında çok fazla çelişki olması sebebiyle kararın bozulması ve farklı bir bilirkişi heyeti tarafından keşif yapılarak rapor düzenlenmesi gerektiği, bilirkişilerce yapılan değerlendirmelerin ihtimallere dayandığı ve hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, değişen vaziyet planının incelenmediği, maden mühendisi görüşlerinin dosyaya daha önce sunulan patlatma videosu ile örtüşmediği, ayrıca toplam kirlenme değeri bulma zorunluluklarının olmadığı, kaldı ki davanın süresi geçtikten sonra açıldığı, ayrıca davacı belediyenin hangi menfaatinin ihlal edildiğinin de belli olmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Antalya ili, Demre ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... adına kayıtlı ... işletme ruhsat numaralı ve ... erişim numaralı sahada işletilen mermer ocağında yapılması planlanan "II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Üretimsel Kapasite Artışı ve Patlatma İlavesi" projesi ile ilgili olarak verilen ... tarih ve E-... belge numaralı ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararı ile bozulduğu, anılan bozma kararında "1- Uyuşmazlık konusu davada yaptırılan bilirkişi incelemesinde yer alan Orman Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmenin, orman mühendisliği bilimi açısından yetersiz olduğunun, projenin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin önlenmesi amacıyla alınan önemlerin yeterliliği hususunda bilimsel ve teknik veriler içermediğinin görüldüğü; 2- Orman varlığına ilişkin değerlendirme yönünden, dava konusu proje ile aynı bölgede yapılması planlanan bir başka mermer ocağı projesi hakkında verilen ÇED Gerekli Değildir kararına karşı açılan davada (... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında), düzenlenen █████/2023 tarihli Bilirkişi Raporundaki değerlendirme ile temyize konu karara dayanak alınan bilirkişi raporundaki değerledirme arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği; 3- Dava konusu Mahkeme Kararının dayanağı olan bilirkişi raporunu hazırlayan heyetin içinde Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisine yer verilmediğinin görüldüğü; 4- Yine Mahkeme Kararına dayanak Raporda; gerek Orman Mühendisi bilirkişi, gerekse Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından proje alanında ve projenin etki alanında, delice zeytin ağaçlarının bulunduğu tespitine yer verilmiş olmakla birlikte; yapılmak istenen projeden kaynaklı çevresel etkilerin, zeytinlerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının tespitinin yapılmadığı, 3573 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde, projenin; 3 km mesafede bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı ortaya konulacak şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği" belirtilerek, aralarında jeoloji/hidroloji mühendisi bilirkişi olacak şekilde, üniversite öğretim üyeleri arasından seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı; işbu bozma kararı üzerine Mahkemece bozma kararına uyularak, düzenlenen bilirkişi raporu incelendikten sonra dava konusu işlemin iptal edildiği anlaşılmaktadır.Öte yandan, İdare Mahkemesince, her ne kadar Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararına uyularak, söz konusu bozma kararında açıklanan ve yukarıda belirtilen hususlardan üçü dikkate alınmış ve bu hususlarda yeniden inceleme yapılarak karar verilmiş ise de, bozma kararında "3573 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde, projenin; 3 km mesafede bulunan zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı ortaya konulacak şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiğinin" belirtilmiş olmasına rağmen, bu hususun temyize konu kararda ve bu karara esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmediği görülmüştür.Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen temyize konu karardaki diğer iptal gerekçelerine katılmakla birlikte, bozma kararında, proje ve proje etki alanında bulunan zeytin ağaçları ile ilgili belirtilen husus yönünden inceleme yapılmadığından, eksik incelemeye dayanılarak verilen temyize konu kararın belirtilen husus yönünden ek rapor alındıktan sonra yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.(XX) KARŞI OY : Dava, Antalya ili, Demre ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ... adına kayıtlı ... işletme ruhsat numaralı ve ... erişim numaralı sahada işletilen mermer ocağında yapılması planlanan "II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Üretimsel Kapasite Artışı ve Patlatma İlavesi" projesi ile ilgili olarak verilen ... tarih ve E-... belge numaralı ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açılmıştır.Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince karara esas alınan bilirkişi raporunda, Maden mühendisi bilirkişisi tarafından, proje tanıtım dosyasının patlatma ilavesi ile ilgili kısımlarının mermer madenciliği bilim ve pratiğine uygun olmadığı kanaatine ulaşılmış ise de, Proje Tanıtım Dosyası incelendiğinde, patlatma ilavesinin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğunun anlaşıldığı; bununla birlikte, kararda belirtilen, kütlesel emisyon debilerinin eksik hesaplanmış olması, dava konusu proje ile ilgili olarak 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında bir düzenleme yapılmamış ve/veya önerilmemiş olunması, bu konunun PTD'de değerlendirmeye alınmamış olunması hususlarının iptal gerekçesi olamayacağı; yine kararda, proje sahasına 43 metre mesafede konumlanan tarım arazilerinin bulunduğu, bu haliyle PTD'de tarım alanlarına olan mesafeye yönelik yapılan değerlendirmenin yanıltıcı olduğu belirtilmiş ise de, Google Earth üzerinden yapılan incelemelerde söz konusu tarım arazilerinin görülmediği ve bilirkişiler tarafından saptanan diğer eksiklikler ve bu eksikliklerin oluşturacakları risk ve etkiler değerlendirildiğinde, Proje Tanıtım Dosyasında çevresel etkilerin kapsamlı ve detaylı olarak incelendiği, olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlerin ve verilen taahhütlerin yeterli olduğu anlaşıldığından, dava konusu "II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı Üretimsel Kapasite Artışı ve Patlatma İlavesi" projesi ile ilgili olarak verilen ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz istemi kabul edilerek, Mahkeme kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile Dairemiz kararına katılmıyorum.