Hazine Adına Kayıtlı Kadastro Dışı Manastır Taşınmazının Cemaat Vakfı Tarafından İbadethane Olarak Zilyetlikle Kazanımı ve Tapu İptali Tescili.
Özet: Bu hukuki metin, hazine adına kaydedilen bir taşınmazın, kadastro öncesi manastır olarak kullanıldığı iddiasıyla bir cemaat vakfı tarafından zilyetlik yoluyla tapu iptali ve tescil talebini incelemektedir. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri, vakfın niteliğini ve ibadet maksadıyla zilyetliğini esas alarak talebi kabul etmiştir. Yüksek mahkeme ise, vakıfların malik sıfatıyla zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarını, bunun vakıf amacı ile bağdaşıp bağdaşmadığını ve cemaat vakıflarının 1936 beyannamelerinin tescil için vakfiye yerine geçip geçemeyeceğini derinlemesine irdeleyerek emsal teşkil eden hukuki değerlendirmeler yapmaktadır.

MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi,... köyü çalışma alanında bulunan 3 74... parsel sayılı taşınmaz, belgesizden Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacı Vakıf; taşınmazın manastır olarak istifade edilmek suretiyle zilyet edildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.Davalı ...; davacının iddia ettiği zilyetliğin ve terk iradesinin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacı Vakfın niteliğinin ve taşınmaz iktisabına ilişkin şartların belirlenmesi, ardından taşınmaz üzerinde davacı yararına kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı hava fotoğraflarından istifade edilmek suretiyle yöntemince belirlenmesi gereğine değinen kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın iddiaya konu bölümünün ibadet maksadıyla zilyet edildiği, taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 21,43 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı Vakıf adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı Vakfın cemaat vakfı niteliğinde olduğu ve taşınmaz iktisabına ilişkin yasal engel bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın ibadethane maksadıyla kullanıldığı ve davacı yararına kazanım koşullarının oluştuğunun yöntemince belirlendiği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 101. maddesinde tanımlandığı gibi,vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere vakıflar, sosyal ve siyasal yaşam içinde bir sivil toplum örgütü olarak öngörülmüştür.Cemaat Vakıfları ise tümü padişah fermanı (buyruğu) ile diğer bir deyişle emri mahsusa ile kurulmuş olup vakfiyeleri bulunmamaktadır. Bu fermanlar genel bir içerik taşımamış, belli ve muayyen yer ya da yerlere hasredilmiştir. Söz konusu irade, cemaatlerin kuruluş zamanı itibariyle dini ve hayri işlevlerini özgürce yerine getirmelerine olanak tanıma şeklinde anlaşılmıştır. 13.06.1935 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 2762 sayılı Vakıflar Yasası'nın kabul edilmesiyle cemaat vakıfları mülhak vakıf olarak ayrı birer tüzel kişilik kazanmıştır. Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddelerinde kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz mal edinme koşulları düzenlenmiş olup tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malın, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi yahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edileceği anılan maddelerde düzenlenmiştir. Vakıflar, belli bir amaca özgülenen ve o amacın gerçekleşmesi için yeterli mal topluluklarıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde kazandırıcı zamanaşımı ile edinme için temel koşul “malik” sıfatıyla zilyetliktir. Zilyetlikle mal edinme başkasına ait bir taşınmazın belli bir zaman dilimi içerisinde eylemli olarak malik olma niyetiyle ele geçirilmesi işlemidir. Zilyetlikle kazanmada zilyedin iyi niyetli olması da gerekmemektedir. Başkasına ait olan bir malın ele geçirilerek bu şekilde kullanılması vakfın amacı ve vakıf fikri ile bağdaşmaz. Yöneticilerin de vakfa ait olmayan bir taşınmazı vakıf adına kullanmaları vakfa malik sıfatıyla zilyetlik ve kazanma sağlamayacağı gibi vakfın hizmet verdiği tebanın zilyetliği de vakfın iktisabına elverişli değildir. Yöneticiler vakfedilen malları yönetmekle yükümlü olup onlar tarafından vakfeden kişi veya kişilerin gerçek arzularına aykırı şekilde işlem yapılması, bundan vakıf yararına sonuç çıkarılması vakıf düşüncesi ve ilkesi ile çelişir.Gerek Vakıflar Genel Müdürlüğü uygulamasında gerekse Yargıtay içtihatlarında cemaat vakıflarının vakfiyeleri olmadığından, bunların verdiği 1936 beyannameleri vakfiye olarak (yani vakfiye yerine geçen belge) kabul edilmekte ve belli koşulların varlığı halinde vakıf mallarının vakıf kütüğüne kaydedilmesi ve tescilleri yapılarak tapu verilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, bu hükmün işlerlik kazanması için beyanname verilmesi gerekmektedir. Beyanname, tek taraflı irade açıklaması olup vakıfların taşınmazlarını beyannamede bildirmiş olmaları yasal bir zorunluluktur. Süresinde verilen beyannameler, vakfın vakfiye yerine geçen belgesi olarak kabul edilmiş olup bu taşınmazların ilgili vakıf tüzel kişiliği adına kanun hükmü uyarınca tescil olunacağı ihtilafsızdır. Bu hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.05.1974 tarih, 1971/2-820 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında da değinilmiştir.Açıklanan nedenlerle, cemaat vakıflarının 1936 beyannamelerinde belirtilen ve ayrıca vasiyet, bağış, satın alma yolu ile elde edilen taşınmazlar dışında yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince zilyetlikle taşınmaz edinmesi olanaklı değildir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.05.2002 tarih, ███████-159 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında da açıkça belirtilmiştir. Tüm bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; Mahkemece yazılı gerekçelerle dava konusu taşınmazın çekişmeli bölümünün ibadet maksadıyla kullanıldığı ve davacı Vakıf yararına bu suretle zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, yukarıda değinildiği üzere öncelikle davacı Vakfın niteliğinin tayini gerekirken, Mahkemece Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından bu hususta gönderilen yazı cevabı ile yetinilmiş, vakfın kuruluşuna dair tüm kayıt ve belgeler temin edilip gerekirse bu hususta ehil bilirkişi marifetiyle niteliği tespit edilmemiştir. Bundan ayrı, cemaat vakıflarının 1936 beyannamelerinde belirtilen ve ayrıca vasiyet, bağış, satın alma yolu ile elde edilen taşınmazlar dışında yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince zilyetlikle taşınmaz edinmesi olanaklı olmadığı halde davacı Vakfın 1936 beyannamesi verip-vermediği, beyanname verilmiş ise çekişmeli taşınmazın bildirilip bildirilmediği araştırılıp belirlenmeden sonuca gidilmiştir.Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için davacı Vakfın kuruluşuna ait tüm kayıtlar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde tutulan belgelerin tamamı temin edildikten sonra vakfın niteliğinin belirlenmesi hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, davacı Vakfın kayıtlı cemaat vakıflarından olduğunun tespiti halinde 1936 beyannamesi verip-vermediği, beyanname verilmiş ise çekişmeli taşınmazın bildirilip bildirilmediği hususu kayıtlarla saptanmalı, cemaat vakıflarının 1936 beyannamelerinde belirtilen ve ayrıca vasiyet, bağış, satın alma yolu ile elde edilen yerler dışında taşınmaz iktisabının mümkün olmadığı gözetilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.