Danıştay Üçüncü Daire, asıl borçludan tahsil edilemeyen kamu alacağının kanuni temsilciden tahsili için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle yapılan temyiz başvurusunu reddederek bölge idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davacı, kanuni temsilcisi olduğu şirketten tahsil edilemeyen 2011, 2012, 2015 ve 2016 yıllarına ait kaçak sigara ve pişmanlık beyanlı vergi borçları gibi kamu alacaklarının tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme emrinin iptali için açtığı davada, bölge idare mahkemesinin şirketten alacağın tahsil edilemediği ve temsilcinin belirli dönemlerde sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen reddine ilişkin kararını temyiz etmiştir; ancak Danıştay, alacağın asıl borçludan tahsili ve zamanaşımı iddialarını yeterli bulmayarak bölge idare mahkemesi kararını hukuka uygun görmüş ve temyiz istemini reddederek kararı onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulunun bozma hükmü uyarınca davayı yeniden inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri Anonim Şirketi’nden alınamayan 2011, 2012, 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının, █████/2015 ile █████/2016 tarihleri arasında kanuni temsilci olduğu, dava konusu ödeme emrinin 110 ila 113 ve 117 ila 119 satırlarında yer alan 2016 yılının Şubat dönemine ait kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirilmesinden kaynaklanan kamu alacağına ilişkin olarak asıl amme borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin █████/2017 tarihinde, 95 ve 96. satırlarında yer alan 2015 yılının Ocak-Aralık dönemine ait pişmanlık hükümlerinden faydalanılmak suretiyle beyan edilen verginin yasal süresinde ödenmemesinden kaynaklanan kamu alacağına ilişkin olarak asıl amme borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ise █████/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda, yapılan mal varlığı araştırmasında tespit edilen iki araç üzerine haciz konulmasına karşın alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin belirtilen kısmı yönünden dava reddedilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsili gerektiği ve alacağının zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA2575 sayılı Danıştay Kanununa 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde uyarınca hüküm veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulca işin gereği görüşülüp düşünüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,3.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X)-KARŞI OY :213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde, "tahsil edilemeyen amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketten alacağın tahsiline ilişkin işlemlerin usulüne uygun yürütülmesi suretiyle yapılan malvarlığı araştırması neticesinde, şirkete ait iki adet araç bulunduğu anlaşıldığından, bu değerlerin paraya çevrilmesi suretiyle vergi borçlarının ne kadarının tahsil edilemeyeceğinin belirlenmesinden sonra, kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenebilecektir. Bu bakımdan, ödeme emri içeriği alacak nedeniyle asıl amme borçlusu şirketin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığının kabulü suretiyle düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, temyize konu kararın, yukarıda açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.