Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen alacak davasında, eser sözleşmesinden kaynaklı ayıplı/eksik ifa iddialarıyla yapılan ödemelerin iadesi ve davalıların tacir sıfatının tespiti.
Özet: Davacı şirketin, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında davalıların ayıplı ve eksik iş yapması nedeniyle oluşan zararların tazmini, hatalı imalatların yıkım bedellerinin tahsili, ödenen 400.000 TLnin iadesi, işin tamamlanmamasından kaynaklanan kar mahrumiyeti ve gecikme cezası talepleriyle açtığı alacak davasında; davalılar kusursuz olduklarını, işi eksiksiz teslim ettiklerini ve bilirkişi raporunun hatalı olduğunu savunmuş olup, mahkeme sunulan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davalıların dava tarihi itibarıyla tacir olma koşullarını taşımadığını belirlemiştir.

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Karar

Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : ALACAK
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde açılan alacak davasının yapılan yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili ; Taraflar arasında 29.10.2023 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında hatalı ve yarıda bırakılan işlere rağmen davalı ... tarafından müvekkili şirkete düzenlenen 31.10.2023 tarihli 870.000.00 TL tutarlı faturaya istinaden 01.11.2023 tarihinde 300.000,00 TL, 07.11.2023 tarihinde 100.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, .... D. İş sayılı dosyasında eksik işlerin tespit ettirilerek davalılarca sözleşmenin ayıplı ve eksik ifasının tespit edildiğini belirterek, öncelikle ayıplı olarak gerçekleştirilen imalatın yıkım masraflarının tespiti ile davacı müvekkiline verilmesi ile tüm ödemelerin iadesine ilişkin şimdilik 100,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, talebin kabul edilmemesi halinde müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen ödemelerden davalılarca yapılan hatalı/ ayıplı ve eksik imalat bedelinin tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, işin tamamlanmamasından dolayı uğranılan zarar ve eseri kullanamamasından kaynaklanan kar mahrumiyetleri ve fiili zararlara karşılık şimdilik 100,00 TL'nin son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, sözleşmenin 21. maddesi uyarınca yüklenicinin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshinden kaynaklı HMK 109. uyarınca şimdilik 100,00 TL gecikme cezası ve bekletme tazminatının son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile .... D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit masraflarının ve vekalet ücretinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.500,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
YANIT :
Davalılar vekili ; Dava konusu işin imalatında müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, müvekkillerine 100.000,00 TL ve 400.000,00 TL haricinde başka bir ödeme yapıldığını, tespit raporunun hatalı olduğunu, iş verenin kendi çıkarları için fatura itiraz süresi dolana kadar müvekkilini oyaladığını ve fatura iptal davası açmasını engellediğini, müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin tamamen sözleşmeye ve projeye uygun imalat yaparak binayı teslim ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
-29.10.2023 tarihli sözleşme,
-31.10.2023 tarihli 870.000,00 TL bedelli fatura,
-Ödeme dekontları,
-.... D. İş sayılı dosyası,
-Arabuluculuk tutanağı,
-Bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davadaki talep, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davalıların üstlendiği işleri sözleşme hükümlerine uygun şekilde ve süresinde yerine getirmediği iddiası ile yapılan imalatların kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile, yıkım için gereken giderin ve fesih aşamasına kadar davalılara yapılan ödemelerin geri alınması, talepleri kabul görmez ise davalıların yaptıkları işteki ayıp-eksik bedelinin belirlenip davalılardan tahsili, eksik ayıplı işlerin tamamlanması için geçecek sürede işyeri kullanılmadığı için oluşan zarar, sözleşmenin 21. maddesi uyarınca süresinde teslim yapılamadığı için oluşan zarar ile tespit giderlerinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davalıların tacir olup olmadıklarının denetlenmesi için bağlı oldukları .... kayıtları olup olmadığı konusunda yazılan yazılara cevaplar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan ve dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargı kararlarına uygun olup, denetime açık olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilen rapora göre, davalılardan ...'un 30.11.2020 tarihi sonrasında mükellefiyetinin bulunmadığı, diğer davalı ...'nın 2023 ve 2024 yılları 2. Sınıf tacir şeklinde İşletme Hesabı esasına göre dijital ortamda tuttuğu ticari defterlerinin usulünce düzenlenmekle sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davalı ... tarafından davacı şirkete düzenlenmiş olan dava konusu 31.10.2023 tarihli 870.000,00.-TL bedelli e-faturanın davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, davalı ...'nın 2022 ve 2023 yıllarında 1. Sınıf tacir olma zorunluluğu bulunan toplam satış ve hasılat hadlerine 2 dönem arka arkaya ulaşamamış olması sebebiyle 2. sınıf tacir statüsüne tabi şekilde olan mükellefiyetinin 31.12.2023 tarihi itibariyle sona erdiği, bu hali ile davalıların tacir sayılma koşullarını taşımadıkları kabul edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde nisbi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nisbi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen dikkate alınması gerekir.
Davadaki talep Türk Ticaret Yasasında düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi, uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemede ticaret mahkemelerinin açıkça görevli oldukları belirtilmediği için uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı kabul edilmiştir.
Davadaki talep eser sözleşmesi ile ilgili olup, bu konudaki düzenlemenin Borçlar Yasasında yer aldığı, uyuşmazlığın Türk Ticaret Yasasında düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi, uyuşmazlık ile ilgili yasal düzenlemede de ticaret mahkemelerinin açıkça görevli oldukları belirtilmediği için uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı kabul edilmiştir.
Uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabulü için, davanın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.
Somut olayda davacı şirketin tacir olduğu tartışmasız olup, davalı gerçek kişiler yönünden yapılan araştırma sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile davalıların elde ettiği gelir itibarı ile tacir sayılma ölçütlerini taşımadığı, bu hali ile davanın nispi ticari dava olarak ta kabulünün mümkün olmadığı, bu hali ile ticaret mahkemeleri görevli olmayıp, uyuşmazlık için genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli oldukları kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5, HMK'nin 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-) Davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
3-) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-) (a) HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
(b) Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde HMK'nin 20/1-son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve yargılama giderlerinin verilecek ek kararda hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ....Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ... Hakim ...
e - imzalıdır e - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!