İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan rekabet yasağı ve cezai şart içeren sözleşme hükmünün geçerliliğine yönelik itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: İşveren tarafından eski işçisine karşı, iş sözleşmesindeki bir yıllık rekabet yasağına aykırılık iddiasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talepli davada, ilk derece mahkemesinin, işçinin ekonomik varlığını kısıtlayıcı ve tek taraflı olduğu gerekçesiyle rekabet yasağına ilişkin cezai şart hükmünü geçersiz kabul ederek davayı reddetmesi üzerine, işverenin, çalışanın kritik bilgilere erişimi nedeniyle rekabet yasağının korunması gereken bir menfaat olduğunu ve anayasal hak ihlali oluşturmadığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurduğu hukuki durum incelenmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalının söz konusu itirazının iptaline karar verilmesini ve davalının takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına çarptırılmısını talep ettiklerini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas Sayılı dosyasında borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına yaptığımız itirazın iptaline yönelik haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle " davalının █████/2009 tarihinde davalı şirket nezdinde işe başladığı █████/2020 yılına kadar çalıştığı, █████/2009 tarihli " İş Sözleşmesi" nin 11. sayfasının "14 Rekabet Yasağı" başlıklı maddesinde ''Bayan Çalışan, sözleşme döneminde, doğrudan ya da dolaylı olarak Şirketle rekabet halinde olan veya Şirketle herhangi bir şekilde doğrudan ya da dolaylı olarak iş ilişkisi içerisinde olan ve Şirketle rekabet edebilecek olan bir alanda faaliyet gösteren herhangi bir şirket veya kişi adına veya hesabına doğrudan ya da dolaylı olarak hareket etmeyecektir. Aynı şekilde, Bayan çalışan, İş Sözleşmesi süresince anılan özelliklere sahip bir şirket kurmayacak, satın almayacak, ortak olmayacak veya herhangi bir şekilde bu alanda faaliyet göstermeyecektir. Çalışanın, rekabet yasağı hükümleri, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 sene boyunca devam edecektir.'' hükmü bulunduğu, davalının, davacı şirketteki işinden kendi isteğiyle █████/2020 tarihinde ayrıldıktan sonra, █████/2020 tarihinde davacı ile aynı faaliyet alanında işe başladığı, ihtilafa konu iş sözleşmesinde ise davacı işverenin davalının yükümlüğüne benzer ya da başka şekilde herhangi bir edim yükümlülüğü altına girmediği, davalı uzun yıllar yaptığı işte uzmanlaşmasının makul olduğu, başka bir alanda çalışmasının zorlanamayacağı, aksi durumda yaşamak, geçinmek için çalışmak ve gelir elde etmek zorunda olan işçinin ekonomik olarak mahvına sebebiyet verileceği, bu bakımdan tek taraflı özellikle işçi aleyhine cezai şart öngören hizmet akdinde sözkonusu cezai şarta ilişkin hükmün sonuç doğurmayacağı yani geçerli kabul edilemeyeceği Yargıtay uygulaması ile yerleşik hale gelmiş olduğu da dikkate alındığında davanın tarafları arasında yapılmış olan hizmet akdindeki cezai şart hükmüne ilişkin maddenin geçerli olmadığı vicdani kanaati ile davacının itirazın iptali talebinin reddine" şeklinde karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı yanın davacı şirket nezdinde 07.01.2009 - 19.07.2020 tarihleri arasında ürün müdürü olarak çalıştığını ve son brüt ücretinin 14.600 TL olduğunu, davalı yanın her ne kadar SGK’dan temin ettiği yazıya dayanarak 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca iş akdini sona erdirdiğini beyan ettiğini, ancak çalışma arkadaşlarına başka bir iş bulduğunu ve bu nedenle davacı şirketten tazminatlarını alarak ayrılmak istediğini ifade ettiğini, akabinde davacı şirketin rakibi konumunda olan ... firmasında işe başladığının anlaşıldığını ve bu hususun ispatı bakımından SGK kayıtlarının celbinin talep edildiğini, davalı yan tarafından imzalanan 07.01.2009 tarihli iş sözleşmesinde rekabet yasağının açıkça düzenlendiğini, sözleşmenin 14. maddesinde çalışanın sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl boyunca şirketle rekabet edemeyeceğinin, aksi halde sözleşmenin ihbarsız ve tazminatsız feshedilebileceğinin ve çalışanın 1 yıllık brüt ücreti tutarında sorumlu olacağının düzenlendiğini, davacının ürün müdürü olarak çalıştığı dönemde müşteri çevresi, iş sırları ve teknik bilgiye sahip olduğunun açık olduğunu, işverenin çıkarlarının korunması amacıyla rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasının gerekli olduğunu, sözleşmede yer alan rekabet yasağının işçinin anayasal haklarına müdahale teşkil etmediğini, davacının müşteri çevresi, ürün bilgileri ve üretim sırlarına haiz olduğunu, ... firmasının davacı şirketin en büyük rakiplerinden biri olduğunu, davalının bu firmada benzer bir görevde çalışmaya başladığının ... hesabı üzerinden de anlaşıldığını, taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme gereği davacı şirketin davalıdan cezai şart talep etme hakkının bulunduğunu, davalının iş sözleşmesi ile cezai şartın ödenmesine ve alacaklarından mahsup edilmesine muvafakat ettiğini, bu kapsamda .... Noterliği’nin 30.07.2020 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, sonuç alınamaması üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, akabinde arabulucuya başvurulduğunu ve 30.12.2020 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, netice itibariyle davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı şirketin rekabet yasağı sözleşmesi gereği davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususun Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptalinin gerektiğini ve takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 444 ve devamı maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükmünün geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin bu yasağı ihlal niteliğinde bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, davalının davacı şirket nezdinde belirli bir süre çalıştığı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hükme yer verildiği, söz konusu hüküm uyarınca iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra belirli süreyle rekabet etmeme yükümlülüğü ve buna aykırılık halinde cezai şart öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya yaptığı işler hakkında önemli bilgi edinme imkânına sahip olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işveren açısından önemli bir zarar doğurma ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Aynı Kanun’un 445. maddesinde ise rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşürecek nitelikte olmaması gerektiği düzenlenmiştir.
Somut olayda, rekabet yasağı hükmünün süre bakımından sınırlandırıldığı, yer bakımından açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte tarafların faaliyet alanı ve çalışma koşulları dikkate alındığında yasağın İstanbul ili ile sınırlı olduğunun kabul edilebileceği, bu yönüyle şekli anlamda rekabet yasağına ilişkin koşulların kısmen sağlandığı anlaşılmaktadır.
Ancak rekabet yasağı kaydının geçerliliği bakımından belirleyici unsur olan işçinin müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin faaliyetleri hakkında önemli bilgi edinme imkânına sahip olup olmadığı hususunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının işyerindeki görev ve pozisyonu itibariyle işverenin müşteri çevresi veya üretim sırları hakkında rekabet yasağını haklı kılacak ölçüde bilgiye erişim imkânına sahip olmadığının anlaşıldığı, davalının yaptığı işin niteliği itibariyle işverenin rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek nitelikte stratejik bilgi ve verilere ulaşmasını gerektirmediği kanaatine varılmıştır. Bu durumda, rekabet yasağı kaydının geçerliliği için Kanun’da aranan temel şartların somut olayda gerçekleşmediği, dolayısıyla söz konusu rekabet yasağı hükmünün davalı bakımından bağlayıcı nitelik taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Rekabet yasağı hükmünün geçersiz olduğu kabul edildiğinden, bu hükme dayalı olarak cezai şart talep edilmesinin de mümkün olmadığı açıktır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
HMK’nın 355. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda, kamu düzenine aykırılık da bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!