Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, haksız fiilden kaynaklanan araç hasarı, değer kaybı ve kazanç kaybı tazminat davasının ticari dava niteliğini incelemektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticari aracının, %100 kusurlu bulunan davalının karıştığı bir trafik kazasında hasar görmesi, değer kaybetmesi ve ticari kazanç kaybına uğraması üzerine Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca davalıdan talep ettiği tazminat davasını özetlemekte; mahkeme ise haksız fiilden kaynaklanan bu talebin, Türk Ticaret Kanununun ticari dava tanımları ışığında, mutlak, nispi veya belirli bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren dava kategorilerine girip girmediği ve dolayısıyla davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanında olup olmadığı hususunda hukuki değerlendirmeler yapmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; zarar gören müvekkilinin yerleşim yerinin .../... olduğunu, Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkiline ait aracın, ticari araç niteliğine haiz olduğundan bu davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, 22.09.2025 tarihinde ...'ye ait sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın %100 kusurlu bir şekilde müvekkiline ait ... plakalı aracın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, mezkur kazada davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, zira kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şeklinin incelendiğinde karşı araç sürücüsünün öncelikle Karayolları Trafik Kanunu 84/L maddesi ve diğer trafik kuralları hükümlerini ihlal ettiğini ve %100 asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonrasında alınan ekspertiz raporuna göre müvekkiline ait araçta hasar bedelinin meydana geldiğini, aynı zamanda aracın değer kaybetmesi nedeniyle değer kaybı alacağı doğduğunu, ayrıca müvekkiline ait ticari faaliyet gösteren ticari aracın kullanılamaması nedeniyle kazanç kaybı (mahrumiyet bedeli) alacağı mevcut olduğunu, bu nedenlerle kusurlu olarak müvekkilinin aracının hasarlanmasına neden olan davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 49 vd. hükümleri uyarınca ve Karayolları Trafik kanunu ilgili hükümleri uyarınca müvekkilin aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve mahrumiyet (kazanç kaybı) bedelini tazmin etmekle yükümlü olduğunu, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinden alacaklarının tazmini için işbu davanın açıldığını, bu nedenlerle şimdilik 10,00 TL hasar bedeli, 10,00 TL değer kaybı, 10,00 TL kazanç kaybı (mahrumiyet) bedelinin hasar tarihi olan 22.09.2025 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi bulunmamaktadır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...'nin İTO kaydının ve aktif vergi kaydının bulunmadığı görülmüştür. Davalının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.█████/2026Katip ... ¸e-imza Hakim ...¸e-imza