Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası, kefalet sözleşmesinin el yazısı şartı eksikliği nedeniyle geçersizliği iddiasını ele alıyor.
Özet: Bu menfi tespit davası, davacının kefil sıfatıyla taraf olduğu ve imzasıyla oluştuğu iddia edilen genel kredi sözleşmesine bağlı kefalet sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanununun kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirtme şartına uymadığı gerekçesiyle geçersizliğinin ve davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılmıştır; davalı banka ise sözleşmenin geçerli olduğunu, davacının bizzat imza attığını, borcun teminatı olarak taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, borcun devam ettiğini ve davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: ███████ Esas - ████████ Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
...
DAVA : Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
G.K. YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan, Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde; aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
I) DAVA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı müvekkili hakkında, dava dışı ...'ın kefili sıfatıyla, davalı .... Şubesi ile imzalandığı iddia edilen █████/2016 tarihli kredi sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğu; söz konusu 275.000,00.-TL bedelli kredi sözleşmesinin, müvekkilinin onayı ve imzası olmaksızın 100.000,00.-TL daha artırıldığı; davaya konu kefalet sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 583/1. maddesinde belirtilen, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla belirtmesi şartını taşımadığı, bu hususun sunulan uzman raporu ile de desteklendiği ve bu nedenle geçersiz olduğu; bu geçersiz sözleşmeye dayanılarak ... Esas sayılı dosyası (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Esas numarasını almıştır) üzerinden icra takibi yapıldığı ve müvekkilin malvarlığına hacizler konulduğu beyan edilmiş olup; █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine; müvekkili ... işbu sözleşme nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine; anılan sözleşmeye dayanılarak yapılan ...Esas sayılı dosyaları ile diğer icra takiplerinde borçlu olmadığının tespitine; haksız işlemler nedeniyle maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına; icra takiplerinin haksız olması nedeniyle, alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
II) CEVAP :
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; müvekkili bulunan banka ile kefil davacı arasında ipotek tesisine ilişkin resmi senet ve bu senedin dayanağı olan Genel Kredi Sözleşmesinin akdedildiği; davacının hem GKS'de hem de ipotek resmi senedinde, dava dışı asıl borçlu ...'ın kredilerine 530.000,00.-TL bedelle sınırlı olmak üzere müşterek müteselsil kefil olduğu; █████/2016 tarihli GKS'ye davacının bizzat imza attığı ve eşinin de muvafakat ettiği; davacının, borçların teminatı olarak kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerine 530.000,00.-TL bedelli ipotek tesis ettirdiği ve bu resmi senette de ...tüm borçlarına kefil olduğu; borcun ödenmemesi üzerine temerrüt ihtarı gönderildiği, hesabın kat edilerek yasal takibe geçildiği; davacı ve asıl borçlu aleyhine ... Esas sayılı dosyası üzerinden ise ilamsız icra takibi başlatıldığı; davacının her iki takipte de imza itirazında bulunmadığı ve takipten 6 yıl sonra bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu; ipotekli taşınmazın satıldığı, borcun bir kısmının tahsil edildiği ve bakiye için rehin açığı belgesi düzenlendiği, borcun halen devam ettiği beyan edilmiş olup; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
III) DELİLLER :
... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası.
... Arasında Akdedilen █████/2016 Tarihli Genel Kredi Sözleşmesi.
... Arasında Akdedilen █████/2016 Tarihli Kredi Genel Sözleşmesi ve Müşteri Kabul Beyanı.
...Yevmiye Numaralı Vekaletnamesi (... Tarafından Verilmiş).
...Tarafından, ...Nolu Bağımsız Bölüme İlişkin Olarak .... Lehine Düzenlenen █████/2016 Tarihli İpotek Belgesi ve Ek Resmi Senet.
...Yevmiye Numaralı İpotek Belgesi ve Eki Resmi Senet.
... Tarafından Düzenlenen ve Borçlular ... Gönderilen █████/2018 Tarihli Kat İhtarnamesi.
...Esas Sayılı İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip Dosyası Kapsamında; ... Taşınmaz Kaydına İİK ... Şerhi İşlendiğine Dair █████/2018 Tarihli Yazısı █████/2018 Tarihli Taşınmaz Açık Artırma İlanı.
█████/2023 Tarihli Uzman Raporu (Davacı Tarafından Sunulan).
...Tarafından Düzenlenen █████/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu.
IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... ("davacı" olarak anılacaktır) tarafından, davalı ....'ye ("davalı banka" olarak anılacaktır) yönelik açılan "Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası" olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın konusunun; ...Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ... Esas numarasını almıştır) başlatılan icra takibi ile ilgili olarak; taraflar arasında akdedildiği belirtilen Genel Kredi Sözleşmesine bağlı kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde aranan el yazısı şartını taşımaması nedeniyle geçersiz olup olmadığı; anılan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca ve bu Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak açılan icra takibine konu edilen 357.409,70.-TL alacaktan sorumlu olup olmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı” hususunda yapılan incelemede; 6102 Sayılı TTK.'nın 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu; 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır .
c) Menfi Tespit Davasının Hukuki Nitelendirmesi :
Menfi Tespit Davası; davalı tarafından varlığı iddia edilen bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığının" veya "mevcut bulunan bir alacağın, ödeme, ibra, takas vb. bir nedenle sona erdiğinin" tespiti için açılan davadır.
Menfi Tespit ve İstirdat Davalarını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "Menfi Tespit ve İstirdat Davaları" başlıklı 72. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir:
"(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını isbat için menfi tesbit davası açabilir.
(2) İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(4) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(5) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6) Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7) Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
(8) Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lâzım gelmediğini ispata mecburdur."
Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere borçlu, açacağı menfi tespit davası kapsamında; daha önce kendisi hakkında başlatılmış icra takibinde "ödeme emrine itiraz etmemiş" veya itiraz etmekle birlikte "itirazı yerinde görülmemiş" olması sebebiyle icra takibinin kesinleşmesi halinde dahi, "maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını" ileri sürebilecektir.
Bu anlatımdan hareketle; kendisine yönelik açılan bir icra takibinde, ödeme emrini tebellüğ eden bir borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece takip hukuku bakımından sonuç doğuracak; alacaklı tarafından açılacak itirazın iptali davasında veya borçlu tarafından sunulacak menfi tespit taleplerinde ispat yükünün yer değiştirmesine sebebiyet vermeyecektir.
Söz konusu (menfi) tespit talebinde bulunan borçlunun, icra takibinin devamı esnasında alacaklıya karşı açacağı dava, "menfi tespit davası"; bununla birlikte "ödemesini gerçekleştirdiği meblağın kendisine ödenmesi" için alacaklıya yönelik açacağı dava ise "istirdat davası" olarak tanımlanacaktır. Belirtilen bu açıklamalardan hareketle ve 2004 Sayılı İİK.'nın 72/6. maddesi uyarınca; menfi tespit davası olarak açılan bir davada, herhangi bir sebeple borcun ödenmesi halinde de, davaya "istirdat davası" olarak devam edilecektir.
Menfi tespit davasında; "alacağın varlığını" iddia eden tarafın "davalı" olması nedeniyle, ispat yükü de kural olarak davalıya (alacaklıya) düşmektedir. Bununla birlikte genel kural olarak uygulanan bu durum; borçlunun, taraflar arasında herhangi bir "hukuki ilişkinin mevcut olmadığını" iddia ettiği durumlara münhasır olup; "mevcut bir hukuki ilişkinin, herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle alacağın son bulduğunun" (alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu; alacağın ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiği vb) iddia edildiği durumlarda ispat yükü; alacağın son bulduğunu iddia eden davacı borçluya geçmektedir.
d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki kefaletinin, TBK m. 583'teki el yazısı şartını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle genel kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının sözleşme uyarınca ve sözleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davacının hem Genel Kredi Sözleşmesine hem de ipotek resmi senedine kefil olarak imza attığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesinin talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede, taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;
i. Dava konusu Genel Kredi Sözleşmesinin kefalet bölümünde, kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve kefalet türüne ilişkin kısımların, davacının kendi el yazısı ile yazılıp yazılmadığı ve bu nedenle kefaletin geçerli olup olmadığı,
ii. Anılan Genel Kredi Sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti şartlarının oluşup oluşmadığı;
iii. Davacının; anılan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlu olup olmadığı,
iv. Davacının; anılan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca başlatılan ... Esas sayılı dosyasına (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... Esas numarasını almıştır) konu borçtan sorumlu olup olmadığı,
iv. Davalı bankanın başlattığı icra takibinde kötü niyetli olup olmadığı ve davacı lehine %20 icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı.
hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır.
d.1) Bilirkişi İncelemesi :
Mahkememizce, menfi tespit konusu Genel Kredi Sözleşmesi üzerinde yazı incelemesi gerçekleştirilmesi hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
i. ...Tarihli Bilirkişi Raporu :
Anılan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesinin 19. sayfasındaki "Taşınmazın Maliki/Malikleri" ve 20. sayfasındaki "Müteselsil Kefil/Kefiller" hanelerinde bulunan el yazılarının, davacı ...'un mukayese el yazıları ile benzerlikler gösterdiği ve ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı hususları rapor edilmiştir .
Anılan bu rapora ilişkin olarak davacı vekili tarafından sunulan █████/2024 tarihli dilekçe kapsamında, "raporun uyuşmazlığın esası olan ve TBK m. 583 uyarınca el yazısıyla yazılması zorunlu olan kefalet miktarı, tarihi ve türü gibi unsurları incelemediği, bu yönüyle eksik olduğu" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir . Davalı vekili tarafından sunulan █████/2024 tarihli dilekçede ise, rapordaki tespitler doğrultusunda davanın reddi talep edilerek rapora karşı bir itirazda bulunulmamıştır .
Mahkememizce; davacı vekili tarafından sunulan itirazın değerlendirilmesi amacıyla ek rapor alınması cihetine gidilmiştir.
ii. .... Tarafından Düzenlenen █████/2025 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu :
Anılan ek rapor kapsamında; Genel Kredi Sözleşmesinin 19. ve 20. sayfalarında yer alan ve davacının adı, soyadı, T.C. Kimlik Numarası ile adresini içeren el yazılarının, mukayese örnekleriyle yapılan karşılaştırmada, ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı; buna karşın, sözleşmenin çeşitli sayfalarında bulunan ve kefalet limiti, tarihi, türü ve kefilin eşinin rızasına ilişkin bölümlerdeki yazıların, mukayese örnekleriyle yapılan karşılaştırmada, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden farklılıklar gösterdiği ve bu yazıların ... eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı hususları rapor edilmiştir.
İşbu ek rapora karşı davacı vekili tarafından; "rapordaki tespitlerin davalarının haklılığını ortaya koyduğu" yönünde beyan dilekçesi sunulduğu; davalı vekili tarafından ise herhangi bir itiraz veya beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan █████/2024 tarihli ilk bilirkişi raporu kapsamında, uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynayan ve TBK m. 583 uyarınca kefilin bizzat el yazısıyla yazması gereken unsurların incelenmemiş olduğu; bununla birlikte █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporu kapsamında ise, ilk raporda incelenmeyen ilgili kısımların münferiden ele alınmış olduğu; bu itibarla, Mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun, uyuşmazlığın teknik boyutunu aydınlatmış olduğu ve bu doğrultuda bilirkişi incelemesinde, herhangi bir eksiklik ve/veya çelişki kalmadığı anlaşıldığından, hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılarak, ek/yeni rapor alınması cihetine gidilmemiştir.
d.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme :
Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; yürütülen yargılama, toplanan deliller, taraf beyanları ve özellikle ... tarafından tanzim edilen █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davadaki temel uyuşmazlığın, davacının .... ile dava dışı ... arasında akdedilen █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olup olmadığı hususu olduğu ve davacı tarafından, üç aşamalı talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. Bu aşamalar; Genel Kredi Sözleşmesinin bütün olarak geçersizliğinin tespiti; işbu sözleşme uyarınca kefil sıfatıyla borçlu olmadığının tespiti ve sözleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti aşamalarıdır.
Uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizce öncelikle, kefalet sözleşmesinin geçerliliği incelenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde belirtilen "(1) Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. (2) Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. (3) Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." hükmü, kefili koruma amacı güden, emredici nitelikte bir hüküm olup; kefalet sözleşmesinin geçerliliğini sıkı şekil şartlarına bağlamaktadır. Bu şartlar, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi gibi unsurların kefilin "kendi el yazısı" ile belirtilmesini zorunlu kılar. Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere söz konusu şartlar; "geçerlilik şartı" niteliğindedir ve noksanlığı, kefaletin geçersizliği yaptırımına tâbi olacaktır.
Mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporu; dava konusu "sözleşmenin kefalet bölümünde", kanunen kefilin el yazısıyla yazılması zorunlu olan kritik unsurların (kefalet limiti, tarihi, türü vb.) davacının eli ürünü olmadığını hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koymuş olup; söz konusu tespit doğrultusunda, davacının kefaletinin TBK m. 583'teki emredici şekil şartlarını taşımadığı ve bu nedenle geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu temel tespit doğrultusunda davacının 3 aşamalı talepleri değerlendirildiğinde; kefalet sözleşmesinin geçersiz olması, davacının bu sözleşmeden doğan bir borcunun hukuken mevcut bulunmadığı anlamına gelmekte ve bu doğrultuda, davacının hem "Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlu bulunmadığı", hem de "işbu sözleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibinde borçlu bulunmadığı" anlaşılmaktadır. Davalı bankanın, "davacının icra takibi aşamasında imzaya itiraz etmemiş olmasını" ileri sürmesi, borcun esasına ilişkin bu durumu değiştirmemektedir; zira menfi tespit davası, "borcun maddi hukuk anlamında mevcudiyetinin tespiti" amacına hizmet etmektedir.
Bununla birlikte; davacı tarafından ileri sürülen "dava konusu genel kredi sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti" talebi ise; hükümsüzlük yaptırımının, sözleşmenin sadece davacının kefaletine ilişkin bölümüyle sınırlı olması; kefaletin, asıl borç ilişkisine bağlı fer'i nitelikte bir teminat sözleşmesi olması ve kefaletin geçersiz olmasının, asıl borçlu ... ile davalı banka arasındaki kredi ilişkisini ve bu kapsamda düzenlenen genel kredi sözleşmesini geçersiz kılmayacağı (sözleşmenin asıl tarafları arasındaki hukuki ilişki varlığını sürdürdüğü) hususları birlikte dikkate alınarak; sözleşmenin tamamının geçersizliğine hükmedilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan hususlar doğrultusunda; davanın kısmen kabulüne dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1) Davanın KISMEN KABULÜNE,
Bu doğrultuda;
a) Davacı ...'un, ... müşteri numaralı ... adına düzenlenmiş, kefil olarak ...'un gösterildiği, 28 sayfadan oluşan █████/2016 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine,
b) Davacı ...'un, ...Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ...Esas numarasını almıştır) icra takibine konu alacak ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine,
c) ... Esas sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ..... Esas numarasını almıştır) icra takibine konu alacak miktarı olan 357.409,70.-TL'nin %20’si oranına mukabil 71.481,94.-TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3) Karar ve İlâm Harcı :
a) Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 36.204,30.-TL harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL. peşin harç ve 8.623,48.-TL. tamamlama harcı olmak üzere toplam 9.051,08.-TL. harcın mahsubu ile bakiye kalan 27.153,22.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 427,60.-TL peşin harç, 8.623,48.-TL tamamlama harcı, 427,60.-TL başvurma harcı ve 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 9.539,48.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
5) Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan posta ve tebligat giderinden ibaret toplam 940,50.-TL yargılama giderinin (Mahkememizce reddine karar verilen "sözleşmenin geçersizliği ile ilgili talepte toplam sözleşme bedelinin", kabulüne karar verilen "toplam kefalet bedelinin" bir kısmı olmaması nedeniyle; yargılama giderlerinin, kabul kararı şeklinde hesaplanması suretiyle); davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca ... bütçesinden karşılanan 3.120,00.-TL. arabuluculuk ücretinin (Mahkememizce reddine karar verilen "sözleşmenin geçersizliği ile ilgili talepte toplam sözleşme bedelinin", kabulüne karar verilen "toplam kefalet bedelinin" bir kısmı olmaması nedeniyle; yargılama giderlerinin, kabul kararı şeklinde hesaplanması suretiyle); davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
6) Vekâlet Ücreti :
a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 357.409,70.-TL. üzerinden) takdir edilen 57.185,55.-TL. vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
b) Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen "sözleşmenin geçersizliği ile ilgili talepte toplam sözleşme bedeli" olan 350.000,00.-TL'nin dikkate alınması suretiyle), takdir edilen 56.000,00.-TL. vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. █████/2025
....
¸ ¸
Gerekçeli Karar

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!